Anasayfa / Ekonomi-Finans / 2011’de parayı nereye yatırmalı?

2011’de parayı nereye yatırmalı?




Zorlu bir yılı geride bırakmak üzereyiz. 2010 şüphesiz ekonomi anlamda bir çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. ABD’nin yeni kurtarma paketini onaylaması, AB’nin borç krizi ve çıkış çabası, Asya bölgesindeki sıcak gelişmeler, Çin’in izlediği para politikaları vb. daha bir çok olay ekonominin gidişatına yön verdi.

Yurt içinde ise son bir ayda ekonomi otoriteleri tarafından alınan kararlar da yatırımcıların gelecek dönemlere ilişkin kararlarında belirleyici olmaya başladı. Merkez Bankası’nın dünya konjonktüründen farklı bir yol izlemesi piyasalarda tedirginlik yarattı. Bu senaryo değişikliği, önümüzeki dönemde yeni önlemleri de beraberinde getirecek gibi görünüyor.

ALIŞKANLIKLAR DEĞİŞECEK
Kasım öncesinde olağanüstü bir performans sergileyerek 70 bin seviyelerinin üzerine çıkarak tarihi rekor seviyelerini gören İMKB, alınan kararların ve kâr realizasyonlarının  etkisiyle yeni destek seviyeleri aramaya başladı. Faizler ise tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi. Değer kazanan TL ise son bir karç haftada tekrar değer kaybederken Dolar/TL kuru 1.55 TL civarında denge arayışına girdi.

İşte tam da bu noktada profesyonel yatırımcı bunu fırsat olarak değerlendirse de bireysel küçük yatırımcının kafası karıştı. Ezberlerin bozulduğu bir dönemden geçerken elde bulunan portföyler sorgulanmaya başlandı. Aynı zamanda gelecek yıl oluşturulacak yatırım sepetinin de nasıl olaması gerektiği merak edilir oldu. Eski alışkanlıkların terkedilmek zorunda olunduğu bir yıla girerken hangi yatırım araçlarının daha cazip ve yüksek getiri sağlayacağını sizler için araştırıp uzmanlarına sorduk.

NEREYE YATIRIM YAPMALI?
2011’de borsa yine yatırım açısından cazibesini koruyacak gibi görünüyor. Fakat bu, artık yatırım yaparken daha seçici olmanın bir dönemi de olacak. Yatırımcıların artık, hisse bazlı ve yüksek kâr dağıtabilecek şirketleri tercih etmesi gerekecek. Bankacılık hisseleri yanında sanayi hisselerinin de ön plana çıkmaya başladığı bir yıla da tanıklık edeceğiz. Uzmanlar, risk almak isteyen yatırımcılar için yüzde 50 hisse senedi portföyü öneriyor.

YILDIZI PARLAYACAK
Diğer yandan, yatırım fonlarının yıldızının parladığı bir yıl da görecek gibiyiz. Çünkü öyle fonlar varki İMKB’nin yıllık getirisinden daha fazla getiri sağlayabiliyor. Emtia fiyatlarındaki artışın süreceği yönündeki beklenti ise emtiaya dayalı fonları ön plana çıkarıyor. Uzmanlar özellikle bu fonlara dikkat çekiyor.

Ayrıca, riskten uzak durmak isteyenler için ana para korumalı fonlar ve B tipi fonlar öneriliyor.

Bazı uzmanlar ise özel sektör tahvillerinin, devlet tahvilinden daha yüksek getiri sunması sebebiyle tercih edilebilir olduğunu aktarıyor.

Dövizde yukarı yönlü hareket beklenirken bu enstrüman yatırım açısından çok da cazip bulunmuyor. Altın ise yükselişini sürdürecek ama oluşan balon her an patlamaya hazır. Bu yüzden kısa vadeli alım satımlar için kullanılabilir.

İŞTE YATIRIM ARAÇLARININ YILBAŞINDAN BERİ SERGİLEMİŞ OLDUĞU PERFORMANSLAR:

                    Yılbaşından itibaren
                              getiri (%)
İMKB 100*                    24,8
ABD Doları (TCMB)        3,5
Euro (TCMB)                 -5,7
Altın (ons)                     25,8
Gösterge Faiz               -18,8

*27 Aralık 2010 ilk seans kapanışı itibariyle

BU FON 2010’UN EN ÇOK KAZANDIRANI
Son yılların en çok kazandıranı gruplamasında ilk sırayı yüzde 50’nin üzerinde getiriyle Strateji Men A Tipi Değ. alıyor. Bu borsadan daha fazla bir getiriye işaret ediyor. Bu kapsamda konuyu Strateji Menkul Değerler A.Ş. Fon Yöneticisi Bülent Topbaş‘la görüştük ve tavsiyelerini dinledik. İşte Topbaş’ın HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ‘ne yaptığı değerlendirme:
“Türk yatırımcısı getiri açısından yeni bir döneme girdi. Herşeyden önce düşük getirili ortama alışmak gerekecek gibi gözüküyor.
Kamu maliyesi düzeldi ve fiyat istikrarı saglandi ama bu normalleşme süreci aslında global aşırı koşullar nedeniyle de cok hızlı gercekleşti.
Mesela ekonominin ısınmasına bağlı olarak Merkez Bankası’ndan faiz yükselişi beklenirdi ama Merkez Bankası finansal istikrarı yani global aşırı likiditeyi gözeterek beklenenin aksine faizleri daha da düsürmek yoluna gitti. Bu da yatırımcı için sıfır reel faiz demek ve normal koşullarda bu şartların TL’ye değer kaybettirmesi beklenir. Merkezin adimlarının ardından kaybettirdi de ama bütün dünyada likidite anlamında öyle aşırı bir dönem yaşanıyor ki Türkiye bu nominal faizlerle bile mali sağlamlıyla fon çekmeye devam da edebilir. Ama şunu söylemek lazım Merkez Bankası bu kararıyla TL’yi yurtdışı ve yurt dışı haber akışına çok duyarlı hale getirmiş oldu. Bu yüzden 2011’de TL’deki dalgalanma bandının yani volatilitesinin artacağını düşünüyorum. Yatırımcı bu artan volatiliteden para kazanabilir ama döviz yükümlülükleri olanların da bu açıdan daha dikkatli bir yıl geçirmelerini tavsiye ederim.



Özel sektör tahvilleri hacim olarak artmaya devam ediyor. Hazine kağıtlarının üstüne ilave bir getiri sağlıyorlar. Bu şirketler hakkında yatırım danışmanlığı almak kaydıyla özel sektör tahvilleri 2011’de iyi bir sabit getirili yatırım aracı olabilir.
Global yavaşlamaya ve Avrupa bölgesindeki sorunlara rağmen emtia ve hisse cazibesini yitirmeyecek bence. Bunun da sebebi global ölçekli negatif ya da sıfır faizin reel varliklara talebi arttirmasi olacak. Özellikle seçici portföy oluşturabilen hisse fonları yatırım sepeti icerisinde 2011de de iyi bir alternatif olabilir. Gayrimenkulde de yıllık yüzde 6.5 ve üzeri fırsatlar değerlendirilebilir.
2011 yatırımcı açısından zor bir yıl olacak. Yatırım sepetine reel getiri sağlamak için riskli varlıkları biraz artırmak sabit getirili yatırım araçarına alternatif yatırım ürünlerine yer vermek gerekiyor diye düşünüyorum”

“KÂR DAĞITACAK ŞİRKETLERE DİKKAT”
Global Menkul Değerler Strateji Müdürü Gökhan Uskuay ise 2011 yılının hisse senetleri piyasası açısından pozitif geçeceğini ifade ediyor. Uskuay’a göre, özellikle yılın ilk 6 ayının daha iyi geçecek. Ocak-Şubat aylarında bazı riskler var. Merkez Bankası’nın faiz kararı bu dönemde belirleyici olacak. AB’nin borç sorunu ise diğer önemli bir risk. Fakat bu riskin Türkiye’yi çok da etkilemeyecek.
Öte yandan, MB önlemlerini artırmaya devam ederse bankacılık hisselerine olan ilgi daha da azalabilir. Gökhan Uskuay, yılın ilk yarısında özellikle kâr payı dağıtacak şirketlerin izlenmesi gerektiğini tavsiye ediyor. Şirketler, temettü ödemelerini genelde mayıs ayı sonunda gerçekleştiriyor.
İlk 6 aydan sonra piyasalarda kâr realizasyonlarının görülebileceğini aktaran Uskuay, not artırımı ve seçimlerden sonra para girişinin artabileceğine de dikkat çekiyor. 2011’e yönelik projeksiyonlarını aktarırken İMKB’nin 75-82 bin seviyelerini test edebileceğini belirten Strateji Müdürü, dövizde çok fazla geri çekilme beklemezken agresif bir hareketin yaşanmayacağına işaret ediyor.
Altın fiyatlarının ise yükselmeye devam edeceğini öngören Uskuay, 2011’de dünyanın önde gelen bankalarının faiz artırımına gitmeyeceğini bu yüzden altına olan talebin artacağın söylüyor. Bu öngörüye karşılık “Altına yine de yatırım yapılmaz” diyen Gökhan Uskuay, “Oluşan bu fiyatlar bir balon. Bu balon 2011’de de devam eder. Fakat eninde sonunda patlayacak” diyor.
Yatırımcılara 2011’de oluşturabilecekleri portföy hakkında da önerilerde bulunan Uskuay, hisse senetleri konusunda seçici olunması gerektiğini belirtiyor. Gökhan Uskuay’a göre, risk almak isteyen yatırımcıların portföyleri yüzde 50 hisse senedi, yüzde 25-30 tahvil, geri kalan kısmı da likit varlıklardan oluşabilir.
Fakat 6 ay sonra risk algılamaları değişeceği için (seçim+not artırımı) bu portföy tekrar gözden geçirilmeli. Uskuay, bu dönemde sanayi şirketlerini önerirken, kâr payı dağıtımları yapacak şirketlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini kaydediyor. Uskuay ayrıca, temettü dağıtacak şirketleri takip edemeyenlerin bu yıl en çok kazandıran ilk üç fon arasında yer alan Global Menkul A Tipi Kar Payı Odaklı Hisse Senedi’ne yatırım yapılabileceğini belirtiyor.

“YÜZDE 50, YÜZDE 50”
Acar Yatırım Araştırma Müdürü Zeynel Balcı da 2011’in zor bir yıl olacağına dikkat çekiyor. Gelecek yıl emtiaya ve ana para korumalı fonlara olan talebin artacağına dikkat çeken Balcı, borsa dalgalı bir seyir izlese de bu dönemde hisse senetleri piyasasının cazibesini koruyacağını belirtiyor. Döviz cephesinde ise MB’nin alacağı kararların yine belirleyici olmaya devame edeceğini aktaran Balcı, küçük yatırımcıya döviz alım-satımı önermiyor. “Döviz profesyonellerin işi fakat bireysel yatırımcıya tavsiye etmiyorum” diyen Araştırma Müdürü, ilk 6 aylık dönemde doların 1.40 TL‘nin altına gelmesini beklemiyor fakat yukarı yönlü hareketler de görülebilir.
Altının hala güvenli liman olma özelliğini taşıdığını aktaran Balcı, “Hazine bonosu faizleri çok düşük, faiz artık cazip değil. Borsalar primli. Dolayısıyla altına olan ilgi devam edecek. Altına yatırım yapmak isteyen yatırımcıların kısa vadeli yatırımlara yönelmesini tavsiye ederim. Bu kapsamda altın için destek seviyeleri olan 1.360-1.315 dolar seviyelerinden alımlar yapılabilir. Bunun realizasyonu ise 1.415 dolar ve üzeri seviyelerde gerçekleşebilir” diyor.
Risk almak istemeyen yatırımcılar için B tipi fon ya da ana para korumalı fonları öneren Balcı, risk almayı tercih eden yatırımcılar için de A tipi fonlarını da önerirken şu oranları veriyor: Yüzde 50 hisse senedi, yüzde 50 döviz ve altın (likit varlıklar).
Önümüzdeki yıla ilişkin borsa hedef değerlendirmesi de yapan Balcı’ya göre endeks, seçim sonrası 95-100 binli seviyeleri test edebilir. Sadece hisse senetleri piyasasına yönelen yatırımcılar için ise kısa dönemli (1 aylık) pozisyonlar tercih edilebilir.  

 BİLAL EMİN TURAN
HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir