Anasayfa / Ekonomi-Finans / 2014 Ekonomisi Yorum ve Analiz

2014 Ekonomisi Yorum ve Analiz




Hükümet 2014’te yüzde 4 büyüme hedefliyor ama tahminler yüzde 3-4 arasmda kalıyor. Yavaş büyüme yüzünden istihdam yeterince artmadığı için işsizlik oram yüzde 10 civarında olacak gibi görünüyor. Beklentiler yüzde 6-7 arasmda bir enflasyona işaret ediyor. Siyasi gerginlik yüzünden iki haftadır yükselişte olan faiz ve döviz kurunun 2014’te nasıl bir seyir izleyeceği belirsiz. Cari açığın milli gelirin yüzde 7’si civarmda olması bekleniyor. Bütçe açığının milli gelire oram yüzde 2 dolayına çıkabilir.

2014 ekonomisi

BUYUME

Türkiye ekonomisi üst üste iki yıl hızlı büyüdükten sonra 2012’de büyük bir ivme kaybetmiş ve sadece yüzde 2,2 büyüyebilmişti.

2013’te ise 2012’de gerileyen özel tüketim harcamalarının yeniden yükselişe geçmesi ve kamunun tüketim ve yatırım harcamalarına hız vermesi sayesinde biraz toparlandı. 2012’nin son iki çeyreğinde yüzde 1,5 dolayına inen büyüme oranı, 2013’ün ilk çeyreğinde yüzde 3’e çıktı, ikinci ve üçüncü çeyreklerde ise yüzde 4,5 civarında gerçekleşti. 2013’ün tamamındaki büyüme yüzde 4 dolayında çıkacak gibi.

Hükümet, 2014’te ekonominin yüzde 4 büyümesini hedefliyor. Fakat tahminler biraz daha düşük ve yüzde 3-4 arasında bir büyümeye işaret ediyor. Merkez Bankası’nın son Beklenti Anketi’nden 2014 için yüzde 3,9’luk büyüme beklentisi çıktı. CNBC-e’nin son anketinde 2014 için yüzde 3,7’lik büyüme beklentisi vardı. OECD, Türkiye’nin 2014’te yüzde 3,8 büyüyeceğini tahmin ediyor. IMF ile Dünya Bankası’nın büyüme tahminleri aynı ve yüzde 3,5 düzeyinde. En kötümser tahmin ise yüzde 3 ile Avrupa Komisyonu’na ait bulunuyor.

2014’te küresel ekonomideki büyümenin biraz hareketlenmesi bekleniyor. Bu da büyük ölçüde Avrupa’nın resesyondan çıkmasına bağlanıyor. En önemli ihracat pazarımız olan Avrupa’nın resesyondan çıkması, dış talebi arttırarak Türkiye’deki büyümeyi olumlu etkileyebilir. Fakat büyümenin önünde iki önemli risk var. Bu risklerden ilki, büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasında ortaya çıkan siyasi belirsizliğin iki seçimin yapılacağı 2014’te daha da yoğunlaşması olasılığı. İkinci riski ise ABD’nin merkez bankası olan Federal Reserve’in (FED) parasal genişlemeyi azaltmaya başlaması nedeniyle yabancı sermaye girişinin düşüşe geçmesi ihtimali oluşturuyor.

İŞSİZLİK ORANI

2010 ve 2011 yıllarındaki hızlı büyüme döneminde hızla düşen işsizlik oranı, bu ivmeyle 2012 yılında yüzde 9,2’ye kadar inmişti. Ancak ekonomideki yavaşlama yüzünden 2012’nin sonlarına doğru yükselişe geçmişti. Bu yükselişin 2013 yılında da süreceği belliydi. Nitekim mevsimsel düzeltilmiş işsizlik oranı temmuz ayında yeniden çift haneye çıktı ve halen de o düzeyde seyrediyor? 2013’ün ortalama işsizlik oranı yüzde 9,8 dolayında çıkabilir.

Hükümet 2014 yılında yüzde 9,4lük bir işsizlik oranı hedefliyor. Ancak hükümetin 2013 yılı gerçekleşme tahmini de yüzde 9,5 ve dolayısıyla 2014’te önemli bir düşüş değil yatay seyir bekliyor. Tahminler de genelde bu yönde bulunuyor. 2013 yılındaki işsizlik oranının yüzde 9,4 çıkmasını bekleyen IMF, 2014 için yüzde 9,5’lik tahmin yapıyor. 2013 yılı işsizlik oranının yüzde 9,4 olacağını tahmin eden OECD, 2014 için yüzde 9,6’lık öngörüde bulunuyor. Avrupa Komisyonu ise 2013 yılında yüzde 9,6 olmasını beklediği işsizlik oranının 2014’te yüzde 9,9’a çıkacağını tahmin ediyor.

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de işgücü piyasasına yeni katılanlara istihdam olanağı sağlanabilmesi için bile yüzde 5’in üzerinde büyüme gerekiyor. Oysa büyümenin 2014 yılında da bu eşiğin altında kalması bekleniyor. Bu nedenle 2014’te yüzde 10 civarında bir işsizlik oranıyla karşılaşmamız mümkün görünüyor.

ENFLASYON

Gıda fiyatlarındaki istikrarsız seyir 2013’te enflasyonda ani iniş ve çıkışlara yol açtı. Mayıs ayında FED’in parasal gevşemenin sonuna gelindiği sinyalini vermesinden sonra sermaye girişinin yavaşlamasıyla kurların yükselişe geçmesi de enflasyonu olumsuz etkiledi. 2012’yi yüzde 6 düzeyinde kapatan enflasyon, 2013’ün ilk ayındaki sıçramayla yüzde 7’nin üzerine çıktı. Bahar aylarında yüzde 6’lara indi ama yaz aylarında tekrar sıçrayıp yüzde 9’a dayandı. Tam bu durum endişe yaratmaya başlamışken yeniden düşüşe geçti. Neticede 2013 yılı yüzde 7 dolayında bir enflasyonla kapanacak gibi görünüyor. Bu oran yüzde 5’lik hedefin 2 puan üzerinde olduğundan kötü bir duruma işaret ediyor.

2014 yılının enflasyon hedefi yine yüzde 5 düzeyinde. Merkez Bankası, bu hedefe çok yakın ve yüzde 5,3’lük tahminde bulunuyor.

Fakat beklentilerde bu kadar iyimserlik yok. Merkez Bankası’nın enflasyon beklentisi çıktı. CNBC-e’nin son anketinde 2014 sonu için yüzde 6,6’lık enflasyon beklentisi vardı. Yurtdışındaki beklentiler biraz daha düşük ama onlar da Merkez Bankası kadar iyimser değil. 2014 sonu için IMF yüzde 6’lık, Dünya Bankası ise yüzde 6,2’lik enflasyon tahmini yapıyor.

FAİZ

eçen yılı yüzde 6 civarında kapatan gösterge tahvil faizi, mayıs ayında kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin notudığı sıralarda yüzde 5’in altına kadar inmişti. Ancak 22 Mayıs’ta FED’in parasal genişlemenin sonuna gelindiği sinyalini vermesiyle sermaye girişinde yavaşlama başlayınca işler tersine döndü. Bu gelişmeye önce döviz satım ihalelerine başlayarak direnmeye çalışan Merkez Bankası, bir süre sonra gecelik faizleri yükseltmek zorunda kaldı. Bunun üzerine piyasa faizlerindeki yükseliş hızlandı ve yüzde 9’u aştı. FED’in tahvil alımlarını azaltma karannı aldığı ve hükümetteki dört bakanın adının karıştığı büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun başladığı aralık ayının sonlannda ise gösterge faiz yüzde 10’un üzerine çıkmıştı.

Bu gelişmelerden önceki son beklentiler 2014 sonu için yüzde 9-9,5 arasında bir faize işaret ediyordu. Fakat bu iki gelişmeden sonra 2014’te faizin seyrini öngörmek çok zor hale geldi. Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun yarattığı siyasi kriz daha da büyürse piyasa faizleri çift hanede kalabilir. FED’in tahvil alımlarını azaltmasının sermaye girişinde korkulduğu gibi bir düşüşe yol açması da faizlerin daha da yükselmesine yol açabilir.

DOLAR KURU

2013 yılında ekonomiyi en çok korkutan gelişmeler döviz piyasasında yaşandı. 2013’ün başlarında 1,80 lira civarında seyreden dolar kuru, mayıs ayında FED’den gelen parasal gevşemenin sonuna gelindiği sinyaliyle sermaye girişinin yavaşlamaya başlaması nedeniyle yükselişe geçti, ilk etapta 1,90 liranın üzerine çıkan dolar kuru, ağustos ayı sonunda başlayan ikinci dalgada 2 lira eşiğini de aştı. Sonrasında 2 lira civarına oturan dolar kuru, FED’in tahvil alımlanm azaltma kararını nihayet alması ve patlayan büyük rüşvet ve yolsuzluk skandali nedeniyle aralık ayının sonlarında yine yükselişteydi. Biz bu yazıyı yazarken dolar kuru 2,15 liranın da üzerine çıkmıştı.



Bu gelişmelerden önceki beklentiler 2014 sonu için 2,08 lira civarında bir dolar kuruna işaret ediyordu. 2014 sonu için 2,20 liralık dolar kuru tahmini yapanlar da var ama çoğunluk siyasi gerginlik yatışınca kurların biraz gerileyeceğini düşünüyor. Tıpkı faizde olduğu gibi kurlarda da 2014’te neler olacağı şu anda oldukça belirsiz. Yurtiçindeki siyasi gerginliğin süresi ve şiddetiyle FED’in tahvil alımlarını azaltma kararının sermaye girişleri üzerindeki etkisi, 2014’te kurların seyrini belirleyecek.

İHRACAT

2012 yılında Türkiye’nin ihracatı 152,5 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2013 yılındaki ihracat da aşağı yukarı bu civarda olacak gibi görünüyor. Yılın ilk 10 ayındaki ihracat 124,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ekim ayı itibariyle son bir yıllık dönemdeki ihracat ise 150,9 milyar dolar düzeyindeydi. Yılın son iki ayında ancak geçen yılki düzeyi yakalayabilecek kadar bir ihracat artışı yaşanabilecek gibi görünüyor. Bu durumda da 2013’te ihracatın yerinde saydığı ortaya çıkıyor. Esasında 2012’de ihracatı şişiren ve 2013’te ise düşüren altın dış satımını bir tarafa bırakırsak durum öyle değil. 2012’de duraklayan altın dışı ihracat 2013’te biraz kıpırdanmış durumda. 2012’de altın dışı ihracat 139 milyar dolardı. 2013’teki altın dışı ihracat ise 148,5 milyar dolar civarında çıkacağa benziyor.

Hükümet 2014 yılında ihracatı 166,5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. En önemli pazarımız olan Avrupa’nın resesyondan çıkıyor olması bu hedefe ulaşılabileceğini düşündürüyor. Öte yandan 2013 yılında rekorlar kıran altın ithalatıyla bu alanda yine önemli bir stok oluştu. Bu altın stokunun dış satıma yönlendirilmesi 2014’te ihracatı yeniden şişirebilir.

İTHALAT

Türkiye’nin 2012 yılındaki ithalatı 236,5 milyar dolardı. 2013’ün ilk 10 ayındaki ithalat 207,1 milyar dolar oldu. Ekim ayı itibariyle son bir yıllık dönemdeki ithalat ise 247,9 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Son iki aydaki artışla 2013 sonunda ithalat 250 milyar dolar civarında çıkacak gibi görünüyor. Fakat 2013’te görülen bu artışın büyük bölümünün özellikle bahar ve yaz aylarında rekorlar kıran altın ithalatından kaynaklandığını belirtelim, ilk 10 aydaki altın dışı ithalat 194 milyar dolar. Ekim ayı itibariyle son bir yıllık dönemdeki altın dışı ithalat ise 233,9 milyar dolar düzeyinde. Altın dışı ithalat yıl sonunda 235 milyar dolar civarında olurken, altın ithalatı 15 milyar dolara yaklaşacak gibi görünüyor.

Hükümet, 2014 yılında ithalatın 262 milyar dolar olmasını bekliyor. Bu yüzde 5 gibi düşük bir ithalat artışına denk geliyor ve ekonomideki yüzde 4’lük büyüme hedefiyle uyumlu görünüyor.

Tabii büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının yarattığı siyasi gerginlik ekonomide bir krizi tetiklerse, ithalatta yükseliş değil düşüş de olabilir. Fakat şimdilik hesaplan normal şartlara göre yapmak daha doğru olur gibi görünüyor.

CARİ AÇIK

2012’de ekonomideki yavaşlamayla birlikte hızlı bir düşüş gösteren cari açık, milli gelirin yüzde 10’una yakın bir düzeyden yüzde 6,1’ine inmişti. 2013’te ise yeniden yükseldi ve bu yılı milli gelirin yüzde 7,5’% dolayında bir yerde kapatacağa benziyor. Ancak bu yükseliş ekonomideki büyümeden bağımsız olarak hareket eden altın dış ticaretinin aleyhimize dönmesinden kaynaklanıyor. Altın dış ticareti dışarıda bırakılırsa, 2012’de cari açığın milli gelire oranı yüzde 9,1’den yüzde 6,9’a inmişti. Bu düşüş 2013’te de sürdü. Altın hariç cari açığın milli gelire oranı 2013’ün sonunda yüzde 6,3 dolayında çıkabilir.

Hükümet, 2014 yılında milli gelirin yüzde 6,4’ü düzeyinde bir cari açık hedefliyor. Fakat beklentiler 2013’tekine yakın bir cari açık olacağı yönünde. IMF’nin 2013 yılı tahmini yüzde 7,4 iken 2014 tahmini yüzde 7,2 düzeyinde. OECD’nin 2013 yılı tahmini yüzde 7,1 ve 2014 yılı tahmini yüzde 7,2 seviyesinde. 2014 yılında ekonomide yine düşük bir büyüme olacağı için cari açıkta bir miktar düşüş olması mümkün görünüyor. 2013’te biriken altın stoku 2014’te ihracata yönlendirilirse, cari açıkta beklenenden daha fazla bir düşüş de görülebilir.

BÜTÇE AÇIĞI

Merkezi yönetim bütçesi 2012 yılında milli gelirin yüzde 2,1’i kadar açık vermişti. Ekonomideki toparlanmanın vergi tahsilatında yarattığı artış sayesinde 2013’te bütçe açığı düştü. Özelleştirme gelirlerindeki yükseliş ve faiz ödemelerindeki artışın düşük kalması da bütçe açığının düşmesinde rol oynadı. Ocak-kasım dönemindeki bütçe açığı sadece 1,2 milyar lira olarak gerçekleşti. Her yıl olduğu gibi aralık ayında bütçe açığında yükseliş olacak. Fakat 2012’de 28,8 milyar lira olan bütçe açığı, 2013’te yaklaşık 10 milyar lira daha düşük çıkacağa benziyor. Bu durumda bütçe açığının milli gelire oranı da yüzde 1,2 civarına inmiş olacak.

Hükümet 2014 yılında 33,2 milyar liralık bütçe açığı hedefliyor. Bunun hedeflenen milli gelire oranı ise yüzde 1,9 olarak hesaplanıyor. Beklentiler de aşağı yukarı bu civarlarda bulunuyor. 2014 yılında seçimler yüzünden kesenin ağzının açılacak olması bütçe açığını biraz yükseltebilir. Fakat hükümet bugüne kadar bütçe konusunda oldukça titiz davrandı ve yükseldiğini gördüğünde hemen önlem aldı. Eğer siyasi istikrar korunabilirse, hükümet 2014’te de bütçe açığının hedeflenenden daha fazla yükselmesine izin vermeyebilir.

DÜNYA EKONOMİSİ

Avrupa’nın resesyona girmesi nedeniyle küresel ekonomide 2012 başından beri yavaşlama vardı. Küresel ekonomideki yavaş büyüme 2013 yılında da devam etti. Tahminlere göre 2013 yılındaki küresel büyüme yüzde 3 dolayında çıkacak.

Ancak Avrupa’daki resesyon 2013’ün ikinci çeyreğinde sona erdi ve bu bölge yeniden büyümeye başladı. Her ne kadar 2013’ün tamamında bu bölgede yine küçülme çıkacak olsa da 20l4’te büyüme bekleniyor. IMF’nin tahminlerine göre, Avrupa’nın çekirdeği olan Euro Bölgesi, iki yıllık küçülmeden sonra 2014 yılında yüzde 1 büyüyecek.

Avrupa’nın resesyondan çıkması yanında dünya ekonomisinin lokomotifi olan ABD’nin de 2014’te biraz daha hareketlenmesi bekleniyor. IMF’ye göre, ABD’de 2013’te yüzde 1,6 olan büyüme 2014’te yüzde 2,6’ya çıkacak. Bu sayede 2014’te küresel ekonominin de toparlanacağı tahmin ediliyor. IMF, OECD ve Avrupa Komisyonu 2014 yılında küresel ekonominin yüzde 3,6 büyüyeceğini öngörüyor.

Küresel ekonomideki büyümenin hareketlenmesi ve bunun da en önemli pazarımız olan Avrupa’dan kaynaklanması, Türkiye ekonomisini olumlu etkileyebilir. Avrupa’ya ihracatımızın yükselmesi sayesinde dış talebin büyümeye katkısı artabilir.

ORHAN KARACA





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir