Anasayfa / Şirket Haberleri / 40 şirketi yarıya indirdi büyüme rekoru kırdı

40 şirketi yarıya indirdi büyüme rekoru kırdı




40 şirketi yarıya indirdi büyüme rekoru kırdı

İki yıl önce yönetim kurulu başkanlığı koltuğunu ablası Feyhan Kalpaldıoğlu’ndan devralan İdil Yigitbaşı’nın kurduğu yeni iş stratejisi, meyvelerini vermeye başladı. Yemden yapılanma ile birlikte şirket sayısı luzla düşürülerek, 40’tan 20’ye indirildi. Yaşar Holding İcra Başkam Mehmet Aktaş, “Ana işlerimize odaklandık.

Yıllık yüzde 15 büyüme rakamına ulaştık. Bu yıl da aynı performansı göstereceğiz” dedi.

Kuruluşu, 1927’ye Durmuş Yaşar’ın gemicilik ve boya malzemesi satışına dayanıyor. Oğul Selçuk Yaşar’ın öncülüğünde 1954’te boya üretimiyle atılım yapan Yaşar Holding, 20 şirket, 600 farklı ürün ve 3 milyar lira konsolide cirosuna sahip. 2001 krizinden sonra el konulan Yaşarbank nedeniyle sıkıntı geçiren Holding, yeni dönem stratejisiyle büyüme hamlesini sürdürüyor. Hatırlayacağınız gibi Onursal Başkan Selçuk Yaşar’ın büyük kızı Feyhan Kalpaklıoğlu başkanlık koltuğunu iki yıl önce kardeşi Idil Yiğitbaşı’na bırakmıştı.

Selçuk Yaşar’m isteği ile gerçekleşen bu nöbet devri, grubun yönetim anlayışında da değişim sürecini beraberinde getirmiş. 10 yıl önce 40 şirketi olan gnıbun bugün 20 şirketi var. Artık andıklan iş alanlarına odaklanma yolunu seçen Yaşar Holding, bu stratejinin meyvelerini de toplamaya başlamış. Son iki yıldır grubun yıllık ortalama yüzde 15 civarında bir büyüme yaşadığını ifade eden Yaşar Holding tcra Başkanı Mehmet Aktaş,

2012    yılında da yine bu seviyede bir büyüme öngördüklerini söylüyor. Bizleri İzmir Alsancak’taki holding binasında karşılayan Mehmet Aktaş, altı şirketi borsaya açık olan grubun yeni dönem hedeflerini anlattı…

Ekonomist: Geçen yılın şirketinizin ekonomik performansını değerlendirir misiniz, nasıl bir yıl geride kaldı?

Mehmet Aktaş: 2011 iyi bir yıl olarak geride kaldı. Türkiye ekonomisi son üç yıl üst üste yüzde 8 ile normal büyümesinin üstüne de çıkmış oldu. Eğer Euro alanı borç krizi sorununu çözebilirse Avrupa’daki gelişmeler ışığında ben Türkiye’nin bu yıl da büyümesini sürdüreceğini düşünüyorum. Hatta beklenen yüzde 4’ten bile daha fazla bir büyüme olabilir.

Dünyadaki şu an süren türbülan-sa bakılırsa gelişmekte olan ülkelere kaynak girişi devam edecek. Türkiye için bu avantaj. Bir de Türkiye potansiyeli ve genç nüfusuyla dinamik bir hava veriyor. Bu da büyümenin doğal bir refleks olduğunu gösteriyor. Büyümeden söz ediyorsunuz ama bir cari açık meselesi var.

Bunun büyüme üzerinde etkisi ne olacak?

Bu noktada da ciddi bir sanayi stratejisine ihtiyaç var. Sadece döviz kuru ve Merkez Bankası’nın politikalarıyla bu sorun aşılamayacak. Sorun yılları kapsayan yapısal bir sorun. Dünyadaki ekonomik koşullar ışığında kaynak girişi yavaşlarsa ekonomimiz biraz sıkıntılı bir döneme girebilir tabii. Ama ben Türkiye ekonomisinin doğal büyüme refleksinin devam ettiğini düşünüyorum. Türkiye nüfusunun yarısından fazlası 29 yaşının altında. Şimdi böyle bir toplumun büyümeye ihtiyacı var.

Çözüm nerede sizce?

Türkiye’nin bugünkü cari açık so-rununun önemli bir kısmı enerjiden geliyor. Burada yerli girdi çok önemli. Değer yaratan bir yapının kurulması gerekiyor. Cari denge dostu sektörlere önem verilmeli.

Cari denge dostu ve desteklenmesi gereken sektörler hangileri?

Tarımsal sanayi böyle bir alan mesela, ihracat fazlası veren sektörler bunlar. Ama aynı zamanda potansiyeline göre çok düşük kapasiteli. Bizim 40 yıldır öncüsü olduğunuz et süt su ve meyve suyu alanında özellikle de sütte yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama biz özellikle süt konusunda Türkiye’de şans görüyoaız. Bakınız biz özel sektör olarak yerli üreticiden süt aldık, işletmelere düzenli alım garantisi verdik ve üretim 9 milyondan 13.5 milyon tona çıktı.

Ne kadar zamanda bu oldu?

Son 10 yıl gibi bir zamanda oldu. Dünyanın en büyük 15’inci üreticisi konumuna geldik. Ama şimdi bunla-n işleyen markalar ve sanayi kuruluşları sadece 75 milyona yönelik üretim yaparsa bu sektörün uzun vadede istikrar kazanması kolay değil. Demek ki bu sektörlerin ihracatlarını da artırmak gerekiyor. Cari denge dostu bir sektörlerin ihracat yeteneklerini ve re-kabetçiliğini güçlendinnek gerekiyor.

Nasıl bir güçlendirmeye gidilmeli?



Bakın 16 milyon nüfuslu Hollanda’nın tarımsal sanayide 65 milyar Euro ihracatı var. Demek ki iyi bir strateji ile bu yapılabilir. Hollanda bu kadar büyük bir rakamı yapabiliyor-larsa bizim de bunu ihmal etmememiz gerekiyor.

Ne otomotiv ne elektronik sektörü gibi değil tarımsal alan. Katma değeri çok yüksek ithalata hiçbir ihtiyacı yok. O nedenle yeni teşvik sisteminin de cari açığı azaltacak alanlara yönelmesi çok önemli. Eskiden teşvikler yatırım ve istihdama yönelik olurdu. Bu sektörlerde cari açığı azaltacak sektörler öne çıkacak. Bu akıllıca bir strateji.

Teşvikten beklentiniz ne?

Aldığımız duyumlara göre yeni teşvikler için 6 ana sektör belirlenmiş. Tarımsal sanayi de bunun içinde. Bu irade iyiye işaret. 10 milyar dolarlık ihracat yapan bu sektör ben inanıyo-aım ki 100 milyar dolarlık bir potansiyele sahip. Zaten 500 milyar dolar ihracat söylemi için bu alanda 10 kat büyüme hedeflenmeli.

Teşvik sadece gizli potansiyeli açığa çıkarmalı. Verilecek olan destekleri sübvansiyon değil, verimliliği artıran, verilen desteği geri döndürecek bir nitelikte olması gerekir. Bugüne dek arz tarafında üreticiyi destekleyen bir teşvik sistemi varken bugün sanayicinin ihracat yapmasını öngören bir teşvik sistemi öngörülebilir. Söylemlerden bunu anlıyoruz. Bu kırsal kalkınmayı da destekliyor aslında. Biz yaptığımız bu sistemle süt aldığımız işletmelerde verimi arttırdık.İnek başına 12 litre olan verim, çalıştığımız sözleşmeli veteriner ve verdiğimiz eğitimlerle bugün 30 litreye çıktı.

Kırsalda kaç aileden süt alıyor Pınar markası?

İzmir’de 38 yıl önce hiç bir hayvancılık faaliyeti yokken, şimdi verimliliği en yüksek noktada. Eskişehir de de bu oluştu. Çok büyük markalar da aynı modeli takip etti. Toplumsal ve sosyal kalkınma modeli oldu bu. Nüfusun yüzde 25’i hala kırsal alanda. Modern ülkelerde bu yüzde 5’i geçmiyor.

Bu insanların kente göçleri istihdam olanaklarını da kısıtlıyor. O insanları bulundukları yerde üretken hale getiriyorsunuz. Değerin böliişiil-düğü bu sistemde biz katalizör durumdayız. Sadece bizimle çalışan 35 bin üretici var. Diğer markalan da düşünürsek 100 binlerle ifade edilebilir bu rakamlar.

Peki holdingin 2011 performansı?

Geçen yıl 55 milyon liralık ilave yatırımlar yaptık. Bu yatımlarla birlikte yıllık ortalama yüzde 15 büyüdük ve 3 milyar lira konsolide ciroya ulaştık. Bu cironun yüzde 75’i tarımsal sanayi, gıda ve içecekten elde ediliyor. Ana faaliyet alanımız bu. Bir de boya tabii ki. Orada da çok başarılı olduk. Sanayi, mobilya, otomotiv boyaları gibi çok çeşitli ürünler üretiyoruz ve toplam içinde yüzde 20 payı var. Enerji, turizm gibi ana faaliyet alanı dışındakiler ise yüzde 5.

Bu yıl nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?

Sözünü ettiğim gibi 2010 ve 2011’de yüzde 15 büyüdük. Bu yıl da yine yüzde 15’lik bir büyüme ön-görüyoruz. 6 bin 750 çalışan var. Bayiler ve lojistik alanı da katarsanız bu eko sistem sadece gıda ve içecek alanında 500 bin kişiyi aşar. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda ilave yatırımlarla doğrudan istihdamımız 7 bini geçecek gibi görünüyor. Geçen yıl 55 milyon liralık bir yatırım yaptık. Temel faaliyet alanlarında ek kapasite, modernizasyon ilave hat yatırımları oldu. Gıda ve tarımsal alanda oldu.

Yeni yatırım planında neler var?

Yatırımlarımız sürecek tabii. Farklı senaıyolara rağmen yine en az bir 50 milyon liralık yatırım tarımsal sanayi, gıda ve içecek alanına yatırımlarımız olacak.

Bir strateji değişimi yaşayan grubun yeni dönemde büyüme stratejisi ne?

Biz şirket satın alarak değil organik büyüme yolunu seçtik. Kendi fabrikalarımızı genişletip yeni yatırımlarla büyüme tercihimiz var. Şu an şirket satın alarak büyüme gibi bir stratejimiz yok. En azından beş yılda bir yapılan ve yıllık değerlendirmelerin yapıldığı stratejimizde bu yok. Yeni stratejiniz ne?

Şirket satın alarak değil, organik büyüme planlıyoruz. Bakınız bizim 10 yıl önce 40 şirketimiz varken, bugün verimlilik ilkesiyle 20’ye düşürdük bu sayıyı. Yeni şirket açmaktan ziyade bu şirketlerin ne yaptığı ve karlılıkları önemli. Faal olmayanlar kapatıldı, bazıları satıldı veya birleştirildi. Ve daha sağlıklı bir yapı oldu. Kendi sektörlerimizin içinde farklı kategorilere girebiliriz ama yeni bir alan yok şu an.

Büyüyen bir alan iken siz inşaat alanından çıktınız, bu da sözünü ettiğiniz stratejiyle ilgili sanırım?

10 yıl önce bu alanda vardık evet ama ana işlerimiz öncelikli oldu. Gübre ve biradan da çıktık. Biz artık yeni bir stratejiyle devam ediyoruz. Odaklanma üstüne kurulu bu yapılanma ile gücümüzü katlamak istiyoruz bu çok daha sağlıklı bir durum.

SİBEL ATİK / Ekonomist





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir