Anasayfa / Makaleler / 50 TL’ye Transfer Dönemi

50 TL’ye Transfer Dönemi




“İnsanlara insan gibi mi davranıyorsunuz, yoksa bir şirket varlığı gibi, bir mal gibi mi davranıyorsunuz? İnsanlara değer vermezseniz, onların da size değer vermelerini bekleyemezsiniz.”

Bu cümleleri Monster’in yayınladığı “Yetenekleri Bulmak” isimli kitabın son paragrafından aldım. Kitapta sayfalar boyunca yetenekleri bulmanın yolları, işveren markasının ne olduğu, nasıl yönetileceği, insan yönetimi ile ilgili bir sürü araştırmanın sonuçları vs anlatılıyor… Ve iş dönüp dolaşıp “her şirketin bildiği ama çoğunun görmezden geldiği” konuya bağlanıyor: İnsana değer vermek!

Çok mu soyut geldi? Ya da çok mu jenerik? Bir sürü şirketin (birbirinden kopyalayarak ya da kurumsal iletişim şirketlerine ısmarlayarak hazırlayıp, duvarına astığı) vizyonunda, misyonunda ya da değerlerinde bu cümleyi zaten okudunuz değil mi?). “Biz bunu biliyoruz, n’olacak peki?” dediniz belki de…

“Ezilenlerin iktidarı” yükseliyor

Bir şey olacağı yok, olanlar oldu ve olmaya devam ediyor. Ekonomi hızla büyüyor, Türkiye büyüme hızında Çin’le yarışıyor, bırakın yetenekli elemanı, şirketler çalışacak “iş arkadaşı” (bayılıyorum bu tanıma!) bulamıyor, önce “en iyi elemanlarını”, ardından diğer “iş arkadaşlarını” kaybediyor. Özellikle “asgari ücret ve biraz üzerinde” ücret verilen sektörlerde “ezilenlerin iktidarı” hızla yükseliyor.

Bunları nereden mi biliyorum? Çok basit! “İçerden.”

Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda bir grup İK yöneticisi ile beraberdik. Herkes birbirine “Sizde neler oluyor?” diye soruyordu. Türkiye’nin en büyük perakende şirketlerinden birinin İK yöneticisi “En büyük sorunumuz bağlılık (sadakat)” dedi, “50 TL daha fazla kazanmak için rakip şirkete gidiyorlar. Bir sürü AVM açılıyor, bizim yetiştirdiğimiz hazır elemanları anında kapıyorlar.”

Bazı kulaklar çınlasın, bazıları patlasın



Asgari ücret ya da 1000 TL aylık ücret alıyorsanız 50 TL hiç de azımsanmayacak bir rakam. Anında yüzde 5 zam demek. “Enflasyon düşük” bahanesiyle “Zam yok, prim vereceğiz” diyen şirketlerin kulakları çınlasın. Günde 12-13 saat, neredeyse molasız, izinsiz, yol, yemek ya da ikisini birden ödemeden, sigorta yapmadan, insanlık dışı koşullarda eleman çalıştıranlar için yorum bile yapmıyorum.

Ekonomide “Kötü para iyi parayı kovar” diye bir kanun (Gresham Kanunu) vardır. İktisatçı Korkmaz İlkokur 2008’de Radikal’de yazdığı bir yazıda bu kanunu sosyal ve siyasi açıdan şöyle açıklıyor: “Herhangi bir şeyin gerçek değeri kişilerin kabul etmek zorunda kaldıkları değerden oldukça farklı olabilir. Bu durum, genellikle, bilgi yokluğundan, asimetrik bilgiden, bilgisizlikten, eğitimsizlikten, hükümet düzenlemelerinden veya yönetim dayatmalarından oluşmaktadır. Kanunun sözünü ettiği çarpık durum yalnızca ekonomik ürün ve hizmetlerle sınırlı kalmaz. İnsanları da içerebilir. O nedenle, ‘kötü siyasetçi’ ‘iyi siyasetçiyi’, ‘kötü bürokrat’ ‘iyi bürokratı’, ‘kötü sanatçı’ ‘iyi sanatçıyı’, hatta, ‘kötü vatandaş’ ‘iyi vatandaşı’ kovabilir. Aynı şey, kurumlar için de söz konusu olabilir. Örneğin, ‘kötü okul’ ‘iyi okulu’ kovabilir… İster istemez, Türkiye’de ‘kötü nelerin’ ‘iyi neleri’ kovduğunu düşünmeye başladım.”

“Kötü para” olmayı bırakın artık

90’lı yıllarda “yerelleşen” uluslararası şirketler vardı mesela. Yerel şirketler yabancılardan “çalışma koşulları, İK uygulamaları, ücret politikası” gibi konularda “iyi uygulamaları” alacaklar diye beklerken, yabancılar bize uyup “tersine benchmarking” (kıyaslama) yapmıştı. Sigortasız çalıştırma, düşük ücret konusunda yerel rakiplerinden geri kalmamaya çalışıyorlardı. Rekabet için mecbur kaldıklarını söylüyorlardı. Eşit işe eşit ücret konusunda ise biz Avrupa’yı örnek aldık. Bugün hala aynı işi yapan kadın ve erkek arasında yüzde 20’den fazla maaş farkı var.   

“Ezilenlerin konjonktürel iktidarı” çalışanlar için bu manzarayı değiştirecek gibi görünüyor. 50 TL’ye en yetenekli elemanlarınızı kaybediyorsanız “artık kötü para” olmayı bırakmanın zamanı gelmiş demektir.   





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir