yandex
Kapat !
Anasayfa / Ekonomi-Finans / 6 aylık faiz, döviz ve borsa yorumları

6 aylık faiz, döviz ve borsa yorumları



Türkiye’nin önde gelen 12 portföy yönetim şirketinin yöneticisi önümüzdeki altı ay için faiz, döviz ve borsaya ilişkin tahminlerini açıkladı. Uzmanlara göre, orta riskli portföy oluşturmak isteyenler paralarının yüzde 50’sini TL mevduat ve özel sektör tahviline yatırmalı…

2016’NIN ilk yarısını tamamladığımız bugünlerde yatırımcıların kafaları yılın ikinci yarısı için oldukça karışık. “Amerikan Merkez Bankası (FED) faiz artıracak mı, artıracaksa bu yıl kaç artırım yapar, Çin’de toparlanma olacak mı” gibi sorulara yanıt aranırken İngiltere’de Brexit referandumunda Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararı çıkması adeta şok etkisi oluşturdu. Bu gelişme, Türkiye’de de piyasaları olumsuz etkiledi. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar içerideki tansiyonu biraz daha yükseltti.

Para yöneticilerine göre, yılın geri kalan döneminde de piyasalar özellikle küresel gelişmelere endeksli bir seyir izleyecek. Kısacası yurtdışmdaki gelişmeler, Türkiye’deki gelişmelerin önüne geçecek. Bu yüzden parasına yön arayan yatırımcılar için çok daha zorlu bir süreç yaşanacak. Bu nedenle analistlere göre, yatırımcıların sadece Türkiye’deki ekonomik ve politik ortamı değil, küresel gelişmeleri de çok yakından takip etmeleri gerekecek.

Peki, bu ortamda ne yapmalı, nasıl pozisyon almalı? Bu hafta, belirsizliklerle dolu bu süreçte sizler adına parayı yöneten profesyonellere, “Yılın kalan altı ayında parayı nereye yatırmalı” sorusunu yönelttik. Özellikle çok risk almak istemeyen ancak mevduatın üzerinde gelir elde etmek isteyen klasik yatırımcılar için bu dönemde hangi yatırım aracının öne çıkacağının yanıtını aradık.

para yorum

HİSSE VE DÖVİZİN PAYI AZ

Öncelikle şunu söyleyelim; gelen yanıtların önemli bölümünde hisse senedi ve dövizin payı yüzde 10-15 ile sınırlı kaldı. Hisse senedine doğrudan yatırım yerine yatırım fonları önerisi ağırlık kazanırken, yine yanıtlardan çıkan en önemli sonuç; portföylerin en azından yüzde 50’sinin mevduat ve özel sektör tahvil ve bonosuna yatırılması şeklinde oldu.

Portföy yönetim şirketlerinin yöneticilerine yönelttiğimiz ikinci soru ise, “Faiz, dolar, euro ve Borsa İstanbul (BIST) yılı hangi seviyelerden kapatır?” sorusuydu. Hazırladığımız tabloda da göreceğiniz gibi BIST-100 endeks tahmini 85 bin puan civarında yoğunlaştı. Dolar için tahminler ise 3-3.10 TL civarında çıktı. Ingiltere’nin AB’den resmen ayrılıp ayrılmayacağına yönelik belirsizlik, TCMB’nin faiz indirimlerini sürdürme konusunda nasıl bir tavır izleyeceğinin bilinmemesi yüzünden euro ve faize yönelik tahminler ise oldukça dağınık kaldı. İşte, 12 portföy yönetim şirket yöneticisinin 2016 ikinci yarı tahminleri…

“CAZİP YATIRIM FIRSATLARI VAR”

Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Emir Alpay’a göre, 2016 yılsonunda dolar 3.10-3.25 TL, euro 3.30 -3.60 TL, 10 yıllık tahvil yüzde 9.20-9.60, BIST-100 endeksi ise 85 bin-90 bin bandında kapatacak. Yılın kalan altı aylık dönemde gerek sabit getirili piyasalar gerekse hisse senedi piyasalarının cazip yatırım fırsatları sunacağını söyleyen Emir Alpay, yurtiçi ve yurtdışı piyasalara ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Gelinen noktada FED piyasaları fazla rahatsız edecek bir aksiyon almayacağını iyice ortaya koydu. FED bir taraftan ekonomik aktiviteyi canlandırmaya çalışırken, bunun varlık fiyatlarında bir şişkinliğe yol açmasını da engellemeye çalışan bir politika izliyor. Bu durum, TCMB’nin de elini rahatlatan bir gelişme. Zira bu ortamda faiz indirimleri gündeme gelir. 2016 yılı ilk çeyrek GSYİH büyüme oram yüzde 4.81 olmasına rağmen, nisan ayı itibarıyla kaydedilen takvim etkisinden arındırılmiş sanayi üretimi yıllık artışı yüzde 0.73’te kaldı. Öncü göstergeler mayıs ve haziran aymda daha iyi veriler görebileceğimizi gösteriyor. Enflasyon tarafında mevcut yüzde 6.58’lik seviye dip noktalara işaret ediyor.

Ancak her durumda sene sonu rakamının yüzde 7.5 ’in altında kalmasını bekliyoruz. Bu ortamda TCMB’nin faiz indirimleri için uygun bir makro ortam olacağmı düşünüyoruz.”

“FAİZ YILI ÇİFT HANE TAMAMLAR”

Akportföy Genel Müdürü Dr. Alp Keler’e göre, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) adımlarıyla faizler yılı çift haneli oranların alt sınırında yüzde 10 çevresinde tamamlayacak.

Mevcut küresel ve yurtiçi ekonomik koşullar altında faizlerde yukarı alanın şimdilik sınırlandığını söyleyen Keler, buna karşın TCMB’nin sadeleştirme adımları ve bankanın rezerv biriktirmeye dönük politikaları nedeniyle dövizde aşağı alanın da daraldığını düşünüyor. Büyümede yavaşlama ve turizm sektörünün içinde bulunduğu durumun TL açısından baskı unsuru olduğuna dikkat çeken Keler, mali piyasalara ilişkin beklentilerini şöyle özetliyor: “Dolar/TL’nin yılı, 3.10-3.20 bandında tamamlaması olası görünüyor. Alışılagelmişin aksine hisse senetlerinde mevcut fiyat seviyelerinde kırılganlık sınırlı gözüküyor. Borsada 2016’da beklenen fiyat-kazanç oranı, gerek tarihsel ortalamalarına gerekse diğer ülkelere kıyasla hayli cazip düzeylerde. Global anlamda birçok şirketin karlılık problemi yaşadığı bir ortamda Borsa İstanbul’da hisse başına kar büyümesinin kuvvetli olduğu gözüküyor. Bankacılık sektöründe ise fiyat/defter değeri oranı hala tarihsel ortalamalarının oldukça altında. Jeopolitik gelişmeler ve öngörülmesi güç riskler BIST’te dalgalanma yaratsa da BIST-100 endeksinin 80 bin – 85 bin bandında seyretmesi halen baz senaryomuz.” Keler, yılın ikinci yarısına ilişkin mak-roekonomik beklentilerini ise şöyle özetliyor: “Yurtiçi tarafta reel ücretlerde artış, kamu harcamaları ve Suriyeli mültecilerin talep kaynaklı pozitif katkısı, yılın ilk aylarında büyüme tarafında hayli parlak bir dönem geçirmemizi sağladı. Ancak özel yatırımların daralması ve öncü büyüme verilerinde yavaşlama izlenmesi, ekonomik aktivitede bu ivmenin korunamayacağma işaret ediyor. 2016 yılı sonunda yüzde 3.5-4 bandında bir GSYH artışı öngörüyoruz. Öte yandan, turizm gelirlerinin bu yıl sert daralması bekleniyor. Bu durum son dönemde petrol fiyatlarında yaşanan toparlanma ile birlikte ele alındığında cari açık tarafında da iyileşmenin sona ereceğine işaret ediyor. Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 4’ün aşağısında zorlanacak gibi duruyor. Ancak enflasyon tarafında endişeler boşa çıktı. Gıda fiyatlarında yaşanan düşüşün desteğiyle yüzde 6.5’lara son yılların en düşük düzeylerine gerilemiş bir enflasyon görünümü ile karşı karşıyayız.”

BIST-100 YÜZDE 30-35 İSKONTOLU

TEB Portföy Genel Müdürü Selim Ya-zıcı’ya göre, FED’in faiz artırma ihtimali 2017 yılma kaymış gibi görünüyor. Bunun uluslararası piyasalarda fiyatlamalara da yansıdığına dikkat çeken Yazıcı, “FED’in aralık ayında faiz artırma olasılığı fiyatlamalarda yüzde 50’nin altında. Bu şu demek; biz bu sene FED’den bir faiz artışı görmeyebiliriz. Bunun olumlu olarak yansımasını bekleyebiliriz. Tabii bu kısa vadeli bir olumluluk” diyor.

Son birkaç yıldır Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülke piyasalarının çok acı çektiğini ve paralarının değer kaybına uğradığını da hatırlatan Yazıcı, yavaş yavaş da olsa bu dönemin bitmeye başladığım söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu senenin ikinci yarısı özeline baktığımız zaman faizler konusunda özellikle uzun vadeli bono faizleri açısından biraz daha aşağı doğru potansiyel var. Halen yüzde 9.50 seviyesinde bulunan 10 yıl vadeli tahvillerde 9’lu seviyelere doğru bir hareket olabilir. Borsada iyi senaryolarda analist yorumlarına göre 85 bin-90 bin endeks seviyesi bekleniyor.

Hele 10 yıllık faizler 9’a gelirse gerçekten bu seviyeleri görebiliriz.

Reel efektif kur üzerinden yaptığımız döviz analizimize göreyse yılsonu dolar kur beklentimiz 3.08 düzeyinde. Yani çok ciddi bir devalüasyon beklemiyoruz. BIST’e fiyat/kazanç olarak bakarsak diğer gelişmekte olan ülkelere göre yüzde 30-35 iskontolu olduğumuzu görüyoruz. Geçmişte de iskontolar vardı; ama o zaman genelde 10-15 civarı seyrederdi. Kısacası yabancılar için diğer ülkelere göre biraz daha ucuz kaldığımızı söyleyebiliriz. Sektörel açıdan ise özellikle bankacılık öne çıkıyor. Endeksi yaklaşık yüzde 30’un üzerinde etkileyen bankacılık sektörünün bu yıl karında yüzde 20’nin üzerinde artış bekleniyor. Bu da bu sektörü cazip kılıyor.”

Ancak Selim Yazıcı’ya göre, bu dönem dünya dinamikleri Türkiye’nin kendi dinamiklerinin bir adım önüne geçmiş durumda. Yani Türk yatırımcısı Türkiye’deki gelişmelerden çok küresel gelişmeleri takip etmeli. İşte, tüm bu belirsizlerin ışığında Yazıcı, fazla risk almak istemeyen yatırımcılar için şu portföy önerisinde bulunuyor:

“Orta riskli portföy oluşturmak isteyenler için yüzde 40-45 mevduat, yüzde 20 özel sektör tahvili, yüzde 10 portföyünde yüzde 15 hisse senedi bulunan değişken fon, yüzde 25 iki yıl vadeli tahvil bono öneriyoruz. Dövizde kalmak isteyenler içinse eurobond fonları veya yabancı para hisse fonları tavsiye ediyoruz. Bunların getirisi döviz mevduata göre biraz daha iyi.”

Daha riskli yatırım yapmayı göze alan ve hisse senedine yatırım yapanlar içinse Yazıcı, karını yüzde 20 artırması beklenen bankacılık sektörü ve Avrupa’ya ihracat yapma kapasitesi olan otomotiv sektörü hisselerini öneriyor. Çimento sektöründe arz fazlası olduğu için artan talebin karlılığa etkisinin sınırlı kalabileceği uyarısında bulunan Yazıcı, “Düşük fiyatlardan geleceğe yatırım yapmak isteyenler içinse turizm hisseleri iyi bir alternatif olabilir. Ancak bunun için en erken 2017 yılında toparlanma olacağını göz önüne almanız lazım” uyarısında bulunuyor.

PORTFÖYLERE YÜZDE 30-35 HİSSE

Ziraat Portföy Genel Müdürü Hakan Eryılmaz 2016 yılında TL’de çok ciddi değer kayıpları beklemiyor. TL’nin Reel Efektif Döviz Ku-ru’na göre cazip seviyelerde bulunmasına karşın FED baskısı nedeniyle çok fazla değerlenmeyeceğini düşünen Eryılmaz, “Faizler tarafında yılın geri kalanmda bir miktar daha gevşeme olacak, zira enflasyon görünümü ve Merkez Banka-sı’nın hamleleri bunu destekliyor. BIST ise değerleme olarak son beş yılın dip seviyelerine yakın. Cazip değerlemeler nedeniyle yılsonu kapanışının bu seviyelerin üzerinde olmasını bekliyoruz. En azından BIST fiyat/kazanç oranı olarak son beş yıllık değerlemesine yakınsayabilir” diyor.

Eryılmaz, 2016 yılsonunda dolar kurunun 2.90-3.00 TL, euro kurunun 3.25-3.35 TL, BIST-100’ün 86.000-90.000 puan, gösterge faizin yüzde 8.50-9.00, 10 yıllık tahvil faizinin ise 9.00-9.50 seviyesinde olacağını tahmin ediyor.

Ziraat Portföy, yılın ikinci yarısında Türkiye’nin makro görünümünde ise çok ciddi değişimler beklemiyor. Buna karşın varlık fiyatlarının bu seviyelerin daha üstünde olacağı tahmininde bulunan Eryılmaz, “Bunun en önemli nedeni, değerlemelerin çok cazip olması. Türkiye piyasaları şu an kendi makroekonomik verilerini yansıtmıyor. Yılın ikinci yarısında bir miktar yansıma bekliyoruz. Ancak global tarafta büyüme endişeleri, FED faiz artırım trendi gibi gelişmekte olan piyasalara direkt etki eden riskleri göz önüne aldığımızda dengeli bir portföy yapısı öneriyoruz” diyor.

Merkez Bankası’nm sadeleşme tarafında adımlarını sürdüreceğini ve enflasyon tarafının kontrol altına alınacağını, hatta çekirdekte beklenen iyileşme ile faiz oranlarında düşüşler görüleceğini öngören Er-yılmaz, bu nedenle portföylerin yüzde 50-55’lik bir kısmının sabit getiri-li menkul kıymetlerde, yüzde 30-35’inin hisse senedinde, dış şokların etkisini dengelemek içinse yüzde 10-15’in dövizde tutulması gerektiğini belirtiyor. Eryılmaz’a göre ekonomide yaşanan olumsuzluklar yüzünden bugünlerde Özel Sektör Tahvili konusunda daha seçici davranılmalı.

Hisse senedine yatırımı düşünenler içinse iskontolu olarak değerlendirilen bankacılık sektörünü öneren Eryılmaz, “Ayrıca gelecek dönemde yüksek nakit ve temettü verimi beklenen ve aynı zamanda iç tüketime duyarlı hisseler takip edilebilir. Türkiye’de altyapı projeleri ve kentsel dönüşüm kaynaklı artan çimento talebi var. Bu nedenle bu projelerden fayda sağlayabilecek şirketler örnek gösterilebilir. Şirket yatırımlarını yeni tamamlayarak kapasite oranını artıran şirketlere yatırım yapmak kazançları artırabilir. Yine dengeli bir hisse senedi portföyüne sahip olmak açısından gelirlerinin önemli bir kısmı yabancı para olan ve değerleme olarak cazip seviyelerde olan şirketler takip edilebilir” diyor.

RİSKİ SEVMEYENE ÖST FONU

Halk Portföy Genel Müdürü Alim Telci’ye göre, TL ve TL cinsi varlıklar yılın ikinci yarısında da pozitif bir seyir izleyecek. Halk Portföy olarak yıl başında hazırladıkları strateji raporundaki baz senaryonun gerçekleştiğini söyleyen Telci,

“Baz senaryolarımız bono faizinde yüzde 9, BIST-lOO’de ise 83 bin seviye-siydi. Nitekim mayıs ayı başında bu seviyeler her iki varlık grubunda da test edildi. Ancak sonrasında içeride oluşan politik risk algısı ile bu seviyelerden satış geldi. Biz bu hareketi düzeltme olarak görüyor ve yılın ikinci yarısında TL ve TL varlıklar için olumlu tavrımızı koruyoruz. Yılın ikinci yarısında 10 yıllık tahvil için yüzde 9’un test edilebileceğini, BIST’in de bir önceki zirvesine ulaşabileceğini düşünüyoruz. Döviz tarafında ise dolar kurunun 2.90’daki seviyesinden 2.80’e gerileme ihtimali mümkün görünüyor. Ancak tabii ki parite, Dolar Endeksi vs. gibi diğer değişkenlerin sabit kaldığı varsayımıyla” diyor.

Alim Telci, TCMB faiz indirmesine rağmen mevduat faizlerinin halen yüksek seviyelerini koruduğuna dikkat çekiyor. Mevduat faizlerinin halen yüzde 12’lere yakın seyrettiğini hatırlatan Telci, bunun piyasalara yansımasını ve beklentilerini şöyle özetliyor:

“TCMB’nin faiz indirimlerine rağmen mevduat faizlerinde bir katılık olduğunu gözlüyoruz. Ancak başta TCMB referans faizleri olmak üzere bono faizleri gerilerken mevduatın arada bu kadar spread bırakması çok mümkün görülmüyor. Dolayısıyla haziran ayı sonundaki rekabetçi ortamda olabildiğince uzun vadeli bir mevduat yapılandırması yatırımcılara iyi bir IRR imkanı sağlayacak. Riskli varlık gruplarına yatırım yapmayı seven yatırımcılar içinse BIST’in mevcut seviyesinden yüzde 12 civarında bir yükseliş potansiyeli sunması bizce cazip bir fırsat. Yılın ikinci yansında, ilk yarıdaki zirvenin tekrar test edilmesini bekliyoruz. Bono piyasasında ise gösterge tahvil faizinde yıl içerisinde yüzde 8.50 seviyesinin görülebileceğini tahmin ediyoruz.”

Telci, bu tahminler doğrultusunda yılın ikinci yarısına özel risk alabilen yatırımcılara karma fonlar ve hisse senedi yoğun fonları öneriyor. Buna karşın Telci, daha muhafazakar ve volatiliteden kaçınanlar içinse mevduata alternatifi olarak özel sektör tahvil bono (ÖST) fonlarını tavsiye ediyor.

DOLAR 3.05, EURO 3.29 TL

İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Emrah Yücel, Türkiye’nin büyüme, enflasyon, cari denge ve bütçe gibi makroeko-nomik göstergelerinin 2016’nm ilk yarısında beklenenden daha iyi bir performans sergilediğini buna karşın ikinci yarıda bu ka-zanımları kısmen geri verebileceğini söylüyor. Buna karşın Yücel’e göre, yurtiçi makroekonomik görünüm piyasalar açısından destekleyici olmaya devam edecek.



İş Portföy Global, ekonomilere ilişkinse temkinli bir iyimserlik içinde. FED’in bu sene sonuna doğru tek faiz artırımı yaptığı bir senaryoyu baz aldıklarım ve bu artırımın da piyasalarda eskisi kadar yüksek oynaklık yaratmayacağım düşünen Yücel, küresel ekonomiler ve Türkiye’ye etkilerini şöyle değerlendiriyor:

“FED’in yanı sıra, Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarından ekonomik aktiviteleri destekleyici para politikası hamlelerinin devamı da söz konusu olabilecek.

Birleşik Krallık’ın AB’den çıkış sürecinin ekonomiler üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek amacıyla gelişmiş ülke merkez bankalarının daha gevşek para politikası uygulamaları gündeme gelebilir. Bu çıkış sürecinin Türkiye için doğrudan ticaret etkisinden ziyade, sermaye akımları üzerindeki etkisi daha önemli. Bununla birlikte merkez bankalarından gelebilecek hamleler Türkiye’ye sermaye girişlerini destekleme potansiyeli de yaratabilir. Ayrıca Çin kaynaklı risklerin kısa vadede biraz azaldığı görülüyor. Zaman zaman oynaklıklar olabilecekse de, yurtdışı yatırım ortamının yurtiçinde düşük faiz seviyelerinin korunmasına yardımcı olabileceğini düşünüyoruz ve risk iştahında kalıcı bir bozulma öngörmüyoruz.”

Yücel’e göre, bu ortamda Türkiye’de ise sermaye girişlerinin devam ettiği ve TL üzerine kalıcı baskının oluşmadığı bir senaryo altında dahi, halen yüzde 8.2 civarında olan TCMB ortalama fonlama maliyeti yüzde 7.5-8 aralığının altma inmeyecek.

Yurtiçi ve yurtdışı risklerin yoğun yaşandığı bugünlerde yatırımcıların bireysel karar vermek yerine yatırım fonlarına yönelebileceği önerisinde de bulunan Yücel, “Enflasyondaki baskının azaldığı, TCMB’nin sadeleştirme adımlarına devam ettiği, FED’in sert faiz artırımları yapmadığı baz senaryo doğrultusunda hisse senedi seviyeleri de dikkate alındığında; hisse senedi fonları, özel sektör borçlanma araçları fonları, orta/uzun vadeli borçlanma araçları fonları öne çıkan fon türleri olarak değerlendirilebilir. Farklı profillerdeki bu fon türlerine katılım oranı, yatırımcı risk tercihleri doğrultusunda dikkate alınması gereken bir husus olarak vurgulanmalı” diyor.

“DALGALANMA SÜRECEK”

HSBC Türkiye Portföy Yönetimi Genel Müdürü Na-ık Aksel’e göre, Türk hisse senetleri uzun vadeli bakıldığında ucuz kalmış durumda. Buna karşın Türk mali piyasalarının yılın ikinci yarısında da dalgalı seyir izleyeceği öngörüsünde bulunan Aksel, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“HSBC Portföy olarak yılsonu dolar kuru tahminimiz 3.00 seviyesinde bulunuyor. Euro/dolar paritesinin ise 1.20’ler civarına gelmesini bekliyoruz. Özellikle FED beklentilerinin, yılın kalanında da piyasalarda volatilite yaratabileceği görülüyor. Böyle bir ortamda TCMB’nin ekonomik aktiviteye destek olmak amacıyla faiz indirimlerine devam edebilecek olması, TL için aşağı yönlü risk yaratıyor. Enflasyonda en iyinin mayıs ayıyla geride kalması ve tahvil faizindeki düşüşün sınırlı kalması beklenmeli. Ucuz kaldığını düşündüğümüz Türk hisse senedi piyasasında yılın kalanında da oynak seyir sürebilir. 2016’nın ikinci yansında ekonomik büyümede ivme kaybını olası gördüğümüzden yurtiçi ekonomik büyümeye duyarlılığı nispeten düşük olan, defansif iş modeline sahip, ihracat potansiyeli olan şirketlerin hisselerine olumlu baktığımızı söyleyebiliriz. Bu perspektifle Tofaş ve Tüpraş, HSBC Araştırma’nın tavsiye ettiği hisseler arasında bulunuyor.”

Aksel, bu dönemde yatırımcılara ağırlıklı TL enstrümanlar olmakla beraber yurtdışına da önemli oranda yatırım yapan riski iyice dağıtılmış portföyler öneriyor. HSBC Portföy, bu dönemde müşterilerine kendi yönettikleri “Çoklu Varlık Fonları”nı tavsiye ediyor. Çoklu Varlık Fonları’nın portföyünde hisse senedi, tahvil, döviz ve emtianın bulunduğunu söyleyen Aksel, “HSBC, Çoklu Varlık Fonları portföylerine farklı coğrafyalardan yabancı varlıkları dahil edebilme fırsatı da sunuyor” diyor.

Aksel, Türkiye’nin makroekonomik verilerine ilişkin beklentilerini ise şöyle özetliyor: “Ekonomi tarafında şubat-mayıs döneminde yıllık enflasyonda işlenmemiş gıda fiyatları kaynaklı düşüş, yılın kalanında yukarı yönlü bir eğilimle devam edecek gibi görünüyor. Turizm gelirlerindeki düşüş ise petrol fiyatınm 50 dolar civarında kalması durumunda, birikimli cari açıkta daralmanın yılın ikinci yarısında tersine dönebileceğini gösteriyor. Bütçe ana rakamları güçlü seyretmeye devam ederken bu yıl Türkiye ekonomisinin yüzde 3.5 civarında büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Özetle, yılın kalanında enflasyon ve cari denge verileri bir miktar bozulacak gibi görünüyor.”

“EURO/DOLAR 1’İ GÖREBİLİR”

Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu’na göre, İngiltere AB’den resmen ayrılırsa euro/dolar paritesi 1 seviyesini görebilir. Halen euro/dolar paritesi-nin uluslararası piyasalarda hafif yukan bir trend izlediğini hatırlatan Arabacıoğlu, mali piyasalara ilişkin beklentilerini şöyle özetliyor:

“Paritede 1.1-1.2 bandında sıkışık seyir sürebilir. Brexit resmen ayrılık yönünde gerçekleşirse paritede l’in görülme riski var. İçeride ise do-lar/TL 2.80-3 aralığında yatay dalgalı seyre devam edecek. Yabancı sermaye akımı tekrar canlanırsa 2.70 uzun vadeli destek görülebilir. 3.15 civan, gelişen piyasalardan çıkışın hızlanması koşullarında mümkün, ama Türkiye’deki mevcut varlık fiyatlarının ucuzluğu düşünüldüğünde giriş noktası olarak güçlü bir seviye işlevi görebilir. Tahvil faizlerinde ise mevcut enflasyon eğilimleri ve uluslararası risk algısı düşünüldüğünde 8 seviyesinin beklenen yılsonu hedefi olduğunu düşünüyoruz. Risklerin artması durumunda 10 seviyesinin direnç olarak çalışmasını bekliyoruz. Yılsonu beklentimiz 8.0-8.5 aralığı” Yılın ikinci yarısında hisse senedi piyasasına şans tanıyan Arabacıoğlu’nun yılın ikinci yarısı için portföylerde ağırlığını artırdığı hisseler ise şöyle; Sabancı Holding, Akbank, Yapı Kredi, İş Bankası, Tofaş, Ford Otosan, Vestel, Soda Sanayi ve Erdemir. Arabacıoğlu’na göre, söz konusu hisselerin pazar ve özkaynak büyümesi açısından önümüzdeki iki yıl boyunca değer yaratma potansiyeli var. Ayrıca global veya siyasi şoklara karşı dirençli bilanço pozisyonları da bulunuyor.

“PİYASALAR DAHA SAKİN OLACAK”

Finans Portföy Yönetimi Araştırma Bölümü Grup Yöneticisi Bilge Yüksel’e göre, küresel olarak Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ekonomilerde ekonomik görünüm gelişmişlere kıyasla biraz daha olumlu görünüyor. Yine global olarak düşük faiz ortamının, gelişmekte olan ülkelerin mali piyasalarına olumlu yansıyacağı görüşünde olan Yüksel, “Türkiye’nin de bundan etkileneceğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönem piyasalarda daha sakin ve olumlu bir görünüm olası görünüyor. Ancak, Türkiye üzerindeki politik risk primi kaynaklı iskonto var olmaya devam edecek. Ekonomik görünümde ise bir takım riskler hala devam ediyor. Iç talepteki yavaşlama, olumsuz ihracat seyri ve turizm gelişlerindeki sert düşüşle büyümenin de yavaşlaması söz konusu olabilir. Cari denge ve enflasyon ise bundan sonraki süreçte yukarı yönlü bir seyir izleyebilir. Dolayısıyla ciddi bir bozulma olmasa da pozitif görünümde bir miktar duraklama yaşanabilir” diyor.

Türkiye’nin risklerine rağmen mali piyasalarda önemli bir hareketlenme beklemeyen Yüksel, piyasalara ilişkin tahminlerini ise şöyle açıklıyor: “Dolar ve euro sene sonu tahminlerimiz sırasıyla 3.02 ve 3.33. BIST-100 için ise yılsonu 89.000 seviyesi. iki yıllık faizde yüzde 8.8, 10 yıllıkta ise yüzde 9.1 faiz bekliyoruz. Yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı daha olumlu bir ortam görebiliriz.”

Bu ekonomik ortamda dengeli portföy oluşturmak isteyenlere yüzde 20 hisse senedi öneren Yüksel, hisse senedi konusunda ise şu tavsiyede bulunuyor: “Önümüzdeki dönem bankacılık sektörünün daha iyi performans göstereceğini düşünüyoruz. Sektörün toplam karının yüzde 20 civarında artmasını öngörüyoruz. Bankacılık sektöründe Akbank ve Garanti Bankası, yüksek sermaye yeterlilik rasyo-ları, kar artış momentumlarının yüksek oluşu ve sektörün üzerinde büyüme hızları sebebiyle ön plana çıkıyor. Sanayi sektöründe ise Petkim ve Trakya Cam’ı takip ediyoruz.”

“TL’DE DEĞER KAYBI SÜRER”

Fokus Portföy Yönetimi Genel Müdürü Ercan Güner’e göre, dolar kuru 3.05-3.15 TL, euro/dolar paritesi 1.05-1.10, gösterge bono faizleri yüzde 9-9.5, BIST-100 endeksi ise 76 bin-79 bin bandında yılı tamamlayacak.

2016 yılının kalan döneminde Türkiye’nin ödemeler dengesinde bozulmalar yaşanabileceği uyarısında bulunan Ercan Güner, önümüzdeki altı aya ilişkin beklentilerini ise şöyle özetliyor:

“Son iki yıldır düşük seyreden emtia fiyatlarının etkisiyle ödemeler dengesinde yaşanan iyileşmenin; hem turizm gelirlerindeki düşüş, hem de önemli ihracat pazarlarımızdan olan Ortadoğu’daki talep daralmasından kaynaklı olarak yerini yeniden bozulmaya bırakmasını bekliyoruz. Bu duruma Gelişmekte Olan Piyasalara (GOP) yönelik risk iştahının düşüklüğü ve yurtiçinde yaşanan politik belirsizlik de eklendiğinde, yılın ikinci yarısında Türk Lirası’mn yeniden değer kaybı periyoduna girmesi muhtemel görünüyor. GOP’larda-ki iyileşme ve TCMB’nin faiz indirimlerinin desteğinde gerileyen faiz oranlarında aşağı yönde fazla bir potansiyel kalmadığım düşünü- , ^ yoruz. Hisse senetlerinin ise her ne kadar tarihsel r ortalamalarının çok altında işlem görüyor olsalar da yukarıda saydığımız nedenlerle baskı altında kalmaya devam etmesini ve sınırlı dalgalanmalarla mevcut seviyelerini korumalarım bekliyoruz. Bu beklentilerimizde önemli ölçüde değişiklik yaratabilecek belirsizlik faktörleri olarak ise Çin’de halen devam eden ekonomik yavaşlamanın daha da hızlanarak global bir resesyo-na dönüşmesi veya petrol fiyatlarında yılın başlarında görülen seviyelere doğru yaşanabilecek sert fiyat düşüşlerini sayabiliriz.”

“GECİKMİŞ RALLİ YAŞANABİLİR”

Gedik Portföy Genel Müdürü (CE-O) Halim Çun’a göre piyasaların Temmuz-Ağustos döneminde gecikmiş bir ralli gerçekleştirmesi olası. Çun, “2016’da piyasalar zirve deneyebilir.

Meclis’in tatile girmesi ve iç siyasetin ikinci plana düşmesi, beklenmedik olayları ortadan kaldırıyor. Ancak ağustos sonu eylül ajana doğru ihtiyatlı yaklaşımın yeniden ağır basacağını, piyasaların bir satış baskısıyla karşılaşabileceğini düşünüyorum. Bu dönemin ötesini görebilmek için büyümeden enflasyona, cari açıktan petrol fiyatlarına ve tabii turizm gelirlerine kadar çok sayıda verinin şu anda çok parlak olmayan gelişmelerini izlememiz gerekecek” diyor.

Buna rağmen Çun’un mali piyasalara ilişkin yılsonu tahminleri ihtiyatlı ve iyimser. Yılın ikinci yarısında piyasaların özellikle küresel risklere paralel şekilde dalgalanmasını sürdüreceğini öne süren Çun, mali piyasalara ilişkin şu tahminde bulunuyor:

“Dolar yılsonu tahminim 3.05-3.10 aralığında. Bu yıl doların enflasyona paralel bir seyir izleyeceğini, küresel risklere bağlı dalgalanacağını düşünüyorum. Euro, FED faiz beklentisine rağmen gücünü koruyacak ve 3.45 civarında olacak. Gösterge, bono faizleri küresel risk iştahının artması ve TCMB politikaları ile yüzde 9’un altını görebilir, ancak son çeyrekteki dalgalanmalar ile yine yüzde 9-9.5 civarında yılı kapayabilir. BIST-100 endeksinde ise, iyimser senaryoda yıl içi 92 bin hedefimizi koruyoruz, yılsonu 87 bin 500 civarında bitebilir.”

Yılın ikinci yarısı için orta riskli portföylerde yüzde 15 hisse senedi yoğun fonların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Çun, yatırımcılara şu hisseleri öneriyor:

“Yeni normal olarak adlandırdığımız düşük büyüme, düşük enflasyon ortamından en çok olumsuz etkilenen bankacılık, hammadde ve değer hisseleri. Dolayısıyla, piyasaların çıkışında da bu hisselerde daha yüksek primler beklemeliyiz. Düşük değerlemeleri ve çarpanları ile bankacılık sektöründe İş Bankası, VakıfBank ve TSKB, cam sektörü hisseleri, Tüpraş ve düşük değerleme ve yüksek katma değer potansiyeli ile Iş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı izlediğimiz hisseler arasında.”

Hangi hisse senetlerini almalı?

BIST-100 endeksinin diğer gelişmekte olan piyasalara göre yaklaşık yüzde 30 daha ucuz olması, yatırımcılar açısından yılın ikinci yarısında hisse senedinin cazibesini artırıyor. Portföy yönetim şirketleri de temkinli olmak kaydıyla ve hisse seçimine özen göstererek hisse senedini öneriyor.

Yılın ikinci yarısı için önerilen sektörlerin başında ise bankacılık sektörü geliyor. Bankaların bu yıl karını yüzde 20 oranında artırması bekleniyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini sürdürmesi durumunda bunun banka karlarına daha da olumlu yansıyacağı görüşü hakim. Profesyonel fon yöneticileri, bankacılık sektörü içinde yüksek sermaye yeterlilik rasyoları, sektörün üzerinde büyüme hızları ve kar artışlarının yüksek oluşu nedeniyle özellikle Akbank, Garanti Bankası, Yapı Kredi, VakıfBank ve İş Bankası hisselerini öneriyorlar.

İkinci dikkat çeken sektör ise otomotiv… İç piyasada değil ancak Avrupa’da talepte artış olduğuna dikkat çeken fon yöneticileri, Avrupa’ya ihracat yapan sektör firmalarının bu yıl karını artıracağı görüşünde. Bu arada talep artmasına rağmen arz fazlası olan çimento sektörü de takip ediliyor. Özellikle büyük altyapı projeleri ve kentsel dönüşümün yoğunlaştığı bölgelere mal satan çimento ve cam sektörü firmalarının bu dönüşüm nedeniyle karlarının olumlu etkileneceği belirtiliyor. Hisse senedine uzun dönemli yatırım yapanlar içinse tartışmasız turizm sektörü cazip olanaklar sağlıyor. Bu yılı çok kötü geçiren ve borsada hisse senedi fiyatları önemli oranda kan kaybeden turizm şirketlerinin 2017 yılında toparlanması durumunda, bu fiyatlardan yatırım yapanların iyi getiri sağlayacağı ifade ediliyor. Ancak bu hisseleri seçecek olanların en azından bir yıllık dönemi göze alması gerektiğini de hatırlatalım. Hisse senedine yatırım yapacakların içi piyasadaki daralma nedeniyle özellikle gelecek dönemde yüksek nakit üretimi olan, temettü verimi yüksek, iç tüketime duyarlı olmayan, ihracat potansiyeli olan firmaları seçmesi de öneriliyor. Bu nedenle Tofaş, Ford Otosan, Vestel, Ereğli, Tüpraş, Petkim, Trakya Cam, Sabancı Holding önerilen diğer şirketlerden…

Risk sevenlere yüzde 40 hisse öneriliyor

Portföy yönetim şirketi yöneticileri önümüzdeki altı aylık süreçte riski seven yatırımcıların portföylerine daha fazla hisse senedi almasını öneriyor. Fazla risk almak istemeyen yatırımcılara ise doğrudan hisse senedi almak yerine portföyünde sınırlı oranda hisse senedi olan değişken fon öneriyor. Uzmanlar, bunun oranını da yüzde 10-15 ile sınırlandırıyor.

“Riskimi ve getirimi biraz daha artırayım” diyenler içinse yüzde 95 hisse senedinden oluşan yatırım fonları öneriliyor. Yine bu dönemde direkt hisse senedi almak isteyenlerin ise konjonktüre uygun olarak portföylerindeki hisse oranını zaman zaman yüzde 40’lara kadar yükseltebilecekleri belirtiliyor. Ancak belirtmekte fayda var, riski seven yatırımcıların bile önümüzdeki altı aylık süreçte iç ve dış belirsizliklerin yoğunluğu nedeniyle hisse oranını daha fazla yükseltmemeleri tavsiye ediliyor.


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.






Bunu da İnceledinizmi ?

Yatırım yapan “vatandaşlığı” kazanacak

En az 2 milyon dolarlık yatırım yapan, 1 milyon dolarlık gayrimenkul alan, 100 kişilik istihdam …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir