Anasayfa / Haberler / 66 aylık çocuğu okula göndermek istemiyorum

66 aylık çocuğu okula göndermek istemiyorum




Milli Eğitim Bakanlığı, 66 üstü çocuklarını okula göndermek istemeyen aileleri hekimlere yönlendirdi yönlendirmesine ama İstanbul ve İzmir’deki hekimler bu karara tepkili. http://www.myfikirler.org Bakanlığın kendilerini adres göstermesine itiraz eden İstanbul Tabip Odası, “Hekimler olarak bu konudaki bilimsel ve tarihsel sorumluluğumuz gereği itiraz ediyoruz. Bakanlığı, bilimsel ve toplumsal uzlaşı gerçekleşinceye kadar bu konuyu durdurmaya ve muhatapları ile bağımsız demokratik bir tartışma ve değerlendirme ortamı yaratmaya bir kez daha davet ediyoruz” diye açıklama yaptı.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu tepkilerini şu cümlelerle dile getiriyor: “Meslek örgütü olarak tüm klinik şeflerini, hastane başhekimlerini, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları ve uzmanlık derneklerini bu rapor isteği ile karşılaşacak genç meslektaşlarımıza ve çaresiz bırakılmış ebeveynlere, daha da önemlisi gelişim aşamalarının çok üstünde ‘performans’ göstermeleri beklenen çocuklarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Bize danışılmadan çözüm bekleniyor
İzmir Tabip Odası da İstanbullu meslektaşlarına benzer bir açıklama yaparak şu tepkiyi verdiler:
“Okula başlama yaşının 66 aya indirilmesinin çocuklar ve eğitimciler için zararlı olacağını, hekimlere gereksiz iş yükü yaratıcılığını, eğitim birliği ilkesini derinden yaralayacağı için Cumhuriyet için de zararlıdır. Bakanlık çözüm aramak yerine çocuğunu okula göndermek istemeyen velileri hastanelere başvurarak çocuklarının fiziksel ve zihinsel olarak okula başlamaya uygun olmadığına dair rapor almaya yönlendirmektedir. Böylece çözüm bulma işi hiç danışılmadan hekimlere atılmaktadır” dedi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası da meslektaşlarına benzer açıklamalar yaparak, Bakanlığın sorumluluğu hekimlere atmasına kızgınlıklarını dile getirdi.



Bu iş daha çok konuşulur, çok tartışılır. Herkes daha çok birbirine sorumluk atar. Olan da çocuklara olur. Henüz altyapı hazırlıkları yapılmadan, okulların sıra, tuvalet, hatta kıyafetleri bile ayarlanmadan apar topar bir kanun çıkarılıp, uygulanmaya koyulmaya çalışılırsa daha çok sorun çıkar. Ama, asıl kaos Eylül’de olur. Hele bir okullar açılsın, çocuklar sıraların içinde kaybolsun, okul öncesi eğitim almadan o sınıflara bir girsin görün siz o zaman olacakları.

Kapalı kutu ÖSYM
Günlerdir ha açıklandı, ha açıklanacak diye günlerce bekleyen adaylar ÖSYM’nin sitesini tıklama rekoru kırdılar. Milli Eğitim Bakanlığı gibi gece yarısı sürpriz yapar diye geceleri de kontrol eden adaylar, eğitimciler, aileler ÖSYM’nin web sitesinin başında adeta nöbet tuttu.

Oysa bilseler ki ÖSYM’nin kapıları her daim kapalı, iletişimi yok bu konuda içleri rahatlayacaklar. Sınav sonuçların ne zaman açıklanacağına dair ufak bir ipucu bile verilmeyen hatta sır gibi saklanan açıklanma tarihini öğrenemeyen binlerce öğrenci ÖSYM’nin telefonlarını kilitledi. Mucizeyi gerçekleştirip telefonda birine ulaşılırsa “Biz bilgi veremiyoruz, sitemizi takip edin” yanıtını alıyor. ÖSYM’nin ne bir basın danışmanı, ne halkla ilişkiler uzmanı, ne de kamuoyuna bilgi aktaran herhangi bir elemanı var. Milyonlarca kişinin kaderini belirleyen kurumun kısacası dışa açık penceresi yok. Başkandan zaten hiç haber alınamıyor. KPSS skandalı olduğunda da, sınavlarla ilgili bir sorunla karşılaşıldığında, çok basit bir istatistiki rakam istediğimizde de biz de basın olarak hep aynı kapalı kapıyla karşılaşıyoruz. Başkana hiçbir zaman ulaşılamadı, onun dışında hiçbir yetkili, memur ya da görevli bilgi vermedi, ya da veremedi. İletişim stratejisi “sıfır” olan bu kurumun maalesef kapalı kutu olması ayrı bir handikap. Kamuoyunun bilgilenme hakkına saygı duyulup en azından iş planı açıklansa fena mı olur?

Hürriyet İK – Nuran ÇAKMAKÇI





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir