Anasayfa / Ekonomi-Finans / ABD’ye İhracatı Artırmak İçin Yeni Önlemler Gerekiyor

ABD’ye İhracatı Artırmak İçin Yeni Önlemler Gerekiyor




ABD’ye İhracatı Artırmak İçin Yeni Önlemler Gerekiyor

ihracatABD, 50’li ve 60’lı yıllarda Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkeler arasında ön sıralarda yer alıyordu. Bu ülke Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında da ilk sıradaydı. 80’li yıllardan sonra Avrupa Birliği üyesi ülkelere ve Ortadoğu ülkelerine ihracat artınca ABD’nin sıralamadaki yeri yedinciliğe kadar geriledi.

Yeni yüzyılda 2004 yılının sonuna kadar Türkiye’nin ABD’ye ihracatı, bu ülkeden yaptığı ithalattan fazlaydı. 2004’ten sonra ise ihracat yerinde sayarken ithalat hızla arttı.

2005 yılında ABD’ye yapılan ihracat, ABD’den yapılan ithalatın yüzde 91.4’ünü oluşturuyordu. Bu oran sonraki yıllar içinde düşerek 2011 ’de yüzde 28.6 gibi çok düşük bir orana indi.

Esasında ABD ile yapılan dış ticaretteki açık, istatistiklerde görülen düzeyin çok üstünde gerçekleşiyor. Örneğin Güney Kore’deki General Motors tesislerinde üretilen Chevrolet marka bir otomobil Türkiye’ye ithal edildiğinde istatistiklerde Güney Kore’nin ihracatı olarak görünüyor. Oysa bu otomobilin maliyetinin önemli bir bölümünü Güney Kore’nin ABD’den ithal ettiği aksam oluşturuyor. Aynı olgu Çin’de montajı yapılan bilgisayarların ve elektronik cihazların ithalinde de ortaya çıkıyor.

Son yıllarda ABD ile yapılan dış ticaretin açık vermesinin başlıca nedenleri şunlar oldu:

■ Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracatın büyük bölümü kazanç oranının düşük olduğu emek yoğun ürünlerden, ABD’den yapılan ithalat ise sermaye yoğun ürünlerden oluştu. Emek yoğun ürünlerde Çin ve Asya ülkeleri, düşük ücret düzeyi nedeni ile daha avantajlı duruma geldi.

■ Dünya akaryakıt fiyatlarının ve navlun bedellerinin yükselmesi özellikle düşük katma değerli ürünlerin uzak bir ülkeye ihracatında caydırıcı bir rol oynadı.

■ Çin ve Brezilya kendi ürünleri için ABD’de lojistik altyapı kurarken, Türkiye bu konuda geç kaldı. Rakip ülkelerde ihracatçılara daha kapsamlı ve yoğun bir devlet desteği verildi.



■ Türkiye’nin ihracatında Avrupa’nın ve komşu ülkelerin ağırlığı, ABD pazarının ihmal edilmesine neden oldu.

Yukarıdaki faktörler ABD’nin 3.8 trilyon dolarlık dış ticaret hacmi içinde Türkiye’nin payının 20 milyar dolarda kalmasına ve toplamdan ancak binde 5.3 oranında pay almasına yol açtı. Oysa bu payın en az Türkiye nüfusunun dünya nüfusu içinde oranı olan binde 10.6’ya ve dış ticaret hacminin ise 40 milyar dolara yükseltilmesi için yeni adımlar atılması gerekiyordu.

Türkiye ile ABD arasında bir serbest ticaret anlaşması için yürütülen görüşmeler olumlu sonuç verdiği takdirde iki ülke arasındaki ticaretin artacağı ve ticaret dengesizliğinin bir noktaya kadar düzeleceği tahmin ediliyor. Ancak kalıcı bir artış için ABD’nin tüm eyaletlerindeki talebin sektör ve ürün bazında etüt edilmesi gerekiyor. Bu incelemelerin sonunda hazırlanacak yeni stratejide devletin eskisine göre daha aktif rol alması da zorunlu görünüyor.

LİRA DOLARA GÖRE DEĞERLİ

ABD’ye yönelen ihracattaki duraklamanın diğer önemli bir nedeni de Türk lirasının dolara göre değerli tutulması oldu. 2003 yılında 1 dolar, 1.49 liradan (sıfır silmeden önce 1 milyon 490 bin lira) işlem görüyordu. 2004 başı ile 2012 sonu arasında Türkiye’deki toplam enflasyon yüzde 103.5’i bulurken ABD’de yüzde 22.9’da kaldı. Bu iki oranı esas alıp dolara göre reel kur hesabı yaptığımızda dokuz yıl içinde dolar kurunun toplam olarak yüzde 65 oranında artması gerekiyordu. Diğer bir ifadeyle 2013 yılında dolar kuru 1.80 yerine 2.30 lira olsaydı dış ticaret açığında artış bu kadar hızlı yükselmeyecekti.

Enflasyonun yükselmemesi için dolar kuru baskı altında tutulunca ABD’ye yapılan ihracatın lira olarak karşılığı ve kazancı azalırken, ABD’den yapılan ithalat daha ucuza mal oldu. Bu olgu da ABD ile yapılan dış ticarette verilen açığı yükseltti. Özellikle 2005-2008 döneminde dolar kurunun Türkiye’deki enflasyona rağmen bir miktar gerilemesi dengesizliğin derinleşmesine yol açtı. 2011 ve 2012’de dolar kuru yükselince dış ticaret açığı azalma eğilimine girdi.

Faruk TÜRKOGLU / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir