yandex
yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Altın Almalımı Altın Satmalımı Altın Yorumları

Altın Almalımı Altın Satmalımı Altın Yorumları



Altın Fiyatlarındaki Son Durum Ne Olur?

Altın kralların, gümüş centilmenlerin, takas köylülerin, kağıt ise kölelerin parasıdır demiş Norm Franz. Ekonomist Franz’ın söylediklerinden yola çıkarsak, krallar bu ara biraz yasta diyebiliriz. 2013’ü zararda kapatan altın yatırımcısı, bu yılı da ekside kapatacak gibi görünüyor. Ons bazında kayıp yüzde 4,8. Peki altında neler oluyor? Düşüş daha nereye kadar devam edecek? Yoksa yeni alım için fırsat mı oluşmaya başladı? Bu soruların yanıtlarını altın fonu yöneticilerine, FX işlemi yapan şirketlere sorduk. Yurtdışı piyasalarda altınla ilgili beklentileri, araştırdık. 15 soruda, merak edilenleri derleyip yanıt aradık. Altın kısa vadede el yakmaya devam edecek gibi duruyor. Burada ABD dolarının değer kazanma potansiyeli temel belirleyici olacak. Ancak gelinen k seviyeler itibariyle düşüş potansiyeli daha sınırlı.

altin bilezik

FED politikaları ve dolar kuru ile altın fiyatının etkileşimi nedir? Dolar kuru, altın için neden önemli?

FED politikaları altın fiyatlarının geleceği açısından tek belirleyici etken olmasa da en önemli kriter. Çünkü uluslararası piyasalarda altın, dolar ile alınıp satılıyor ve dolar ile de altın fiyatları arasında yüzde 95 ters korelasyon var. 1 Temmuz’dan bu yana altın yüzde 12,6 gerilerken dolar, diğer para birimlerinden oluşan sepete karşı yüzde 10 değer kazandı. Dolardaki yükseliş ise merkez bankalan arasındaki ayrışmadan kaynaklanıyor. Avrupa ve Japon merkez bankalarının düşük faiz ortamını korumak adında genişlemeye gittiği ortamda, FED ise önümüzdeki yıl ilk faiz artırımına hazırlanıyor. Saxo Bank Emtia Stratejileri Müdürü Ole S. Hansen, .

“Faizler arttıkça altın tutmanın fırsat maliyeti de artıyor, özellikle de düşük enflasyon dönemlerinde” diyor. XTB Menkul’e göre, Ekim ayında varlık alım programını sonlandırmış olması ve para politikasında normalleşme sürecine geçeceğine dair sinyaller vermesi de dolar endeksinin güçlenmesine neden olacak gibi gözüküyor. Bu da ters korelasyon nedeniyle altında baskı unsuru olmaya devam ediyor.

Altında çıkarım-üretim maliyeti nedir? Bunun fiyatlara bir etkisi olur mu?

Altın fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte gündeme gelen ve tartışılan konulandan biri de altın çıkarma maliyeti oldu. Dünya altın talebinin yüzde 70’ini karşılayan beş büyük şirketin nakit maliyeti 695 dolar/ons. Dünya ortalaması da 708 dolar/ons. Yine beş büyük şirketin ortalama sürdürülebilir maliyeti, 1.032 dolar/ons. Sürdürülebilir maliyet, şirketlerin varlığını sürdürülebilmesi için katlanabilecekleri maliyeti göstermesi açısından daha fazla önemseniyor. XTB Menkul Genel Müdürü Savaş Divanlıoğlu, sürdürülebilir üretim maliyetleri dikkate alındığında 1.032 dolar seviyelerinin altın fiyatları için yeni bir dip bölgesi olduğunu ve uzun vadeli yükselen trendin başlayabileceği nokta olarak değerlendiriyor. Saxo Bank’tan Ole S. Hansen, üretim maliyetlerinin son beş yılda kuvvetli bir şekilde arttığını şu aşamada bazı madenlerin 1.200 seviyesinin altına gelinen hareketle baskı altına girdiğini söylüyor. Hansen, 1.100 altında bu sayının hızla artmasını bekliyor.

Fiziksel talepte Hindistan’ın önemi nedir?

Fiziksel talep, altın fiyatlarını etkileyen önemli bir etken. Dünya altın talebinin yüzde 57’si mücevherat sektöründen geliyor. Mücevher kullanımında ise başı çeken ülke Hindistan. Cari açık sorunu yaşayan Hindistan, 2010’dan bu yana altın ithalatına vergi oranını kademeli şekilde yüzde 4’ten yüzde 10’a çıkardı. Ancak, Mayıs ayında göreve yeni gelen başbakan Narendra Modi, cari işlemler dengesinde iyileşmeler olduğu takdirde, altın ithalatına uygulanan vergi oranının düşürülebileceğine dair sinyal veriyor. Savaş Divanlıoğlu, “Vergi oranının düşürülüp düşürülmeyeceği hükümetin Aralık ayında yapılacak olan bütçe görüşmelerinde karar verilecek. Vergi indirimi, Hindistan’da fiziksel talebi artınp altın fiyatlannı destekleyebilir” diyor.

2008 krizinden sonra güvenli liman olan altın merkez bankaları tarafından da alınıyordu? Şimdi büyük merkez bankaları ne yapıyor?

2008 krizinden sonra güvenli liman özelliği ön plana çıkan altına, merkez bankaları tarafından yoğun talep geldi. Dolar rezervleri yüklü olan Çin, Hindistan gibi ekonomiler tam bir yatırımcı psikolojisi ile dolar rezervlerini eritip altına hücum ettiler. Dünya Altın Konseyi verilerine göre 2012’de son 48 yılın talep rekoru kırılarak 534,6 tona çıkan altın talebi, 2013 yılında 409 tona, 2014’ün dokuz ayında ise 335 tona geriledi. Son dönemde MB’lerin düşen fiyatlara rağmen, altın rezervlerinde çok büyük artış olmadığını söyleyen Noor Capital Pazarlama Müdürü Ahmet Uluhan “Çin ve Hindistan MB’lerinin altın rezervlerindeki artış ya da bu bölgelerden gelecek talep, fiyatların seyri açısından önemli” diyor. Sonuçta yaklaşık son 10 yılda, Doğulu ülkelerinin rezervleri artarken, Batılı ülkelerin rezervlerinde azalma var. Ancak halen ABD, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin rezervleri daha fazla.

İsviçre’de Merkez Bankası’nın altın alma konusundaki referandumu, neden önemli?

Altın fiyatları için kısa vadede 30 Kasım tarihi kritik öneme sahip. Çünkü, İsviçre Merkez Bankası’nın altın rezervlerini yüzde 20’de tutmasını öneren teklif için referandum yapılacak. Referandumdan ‘hayır’ çıkma olasılığı çok yüksek olmakla birlikte, çıkabilecek bir ‘evet’ sonucu, altında hesapların yeniden yapılmasına neden olacak. Şöyle ki, Dünya Altın Konseyi verilerine göre, İsviçre Merkez Bankası’nın halihazırda toplam rezervlerinin yüzde 7,8’ine denk gelen bin 40 ton altını var. Toplam rezervin yüzde 20 seviyesine çıkarılması durumunda İsviçre’nin piyasadan beş yılda bin 600 ton altın alacak.

Dünya genelinde bir yılda üretilen altın miktarı ise yaklaşık 2 bin 600 ton. Saxo Bank’tan Ole S. Hansen, ‘evet’ sonucunun düşük altın stoğu bulunduran hedge fonlar için bir tetiklemeye neden olabileceğini kaydediyor. Noor Capital’den Ahmet Uluhan, referandumda ‘evet’ sonucu çıksa bile beş yıllık bir vade olduğu için, altının fiyatlarının uzun vadeli seyrinde büyük etki yaratmayacağını iddia ediyor. Uluhan, ‘hayır’ sonucunun da ilk etapta satış baskısını artırabileceğini ancak piyasanın genel gidişatına sadece katkı sağlayacağını kaydediyor.

Altın fiyatlar içinde jeopolitik risklerin etkisi nedir?

Her türlü jeopolitik gerilim, altın fiyatlarına yansıyabiliyor. Son dönemde gerek Ortadoğu merkezli gelişmeler ve gerekse Rusya – Ukrayna arasında yaşanan krizin etkileri doğrultusunda, güvenilir liman olarak zaman zaman altında talebin arttığını gördük. Ukrayna merkezli çatışmalar ya da Batı ile Rusya arasında yaşanan gerilimin devamı altındaki düşüş trendinin hız kesmesine ve hatta lehte sert tepkilerin gelmesine neden oldu. Yine aynı şekilde IŞİD krizi de yaşanılan süreç içerisinde altın fiyatlarına yansıdı. FED politikaları ve jeopolitik gelişmeler haricinde diğer ekonomilere yönelik uygulanan politikalar ve küresel ekonominin genel gidişatı da altın fiyatlarının uzun süreli yön bulması açısında etkili olabiliyor.

Elinde 90 TL ve üstü fiyattan altın olanlar, ne yapmalı?

Ons bazı fiyatların aşırı değerli ve TL’nin dolar karşısında sert değer kaybına uğradığı dönemlerde, altının gram/TL fiyatlarında da sert sıçramalar görülebiliyor. 90 – 100 TL seviyeleri böyle bir dönemde görüldü ve fiyatlar şişti. Altın fiyatları 75-85TL aralığına gerilediğinde yurtiçi talepte artış görülüyor. Son dönemde de alım yönlü hareketler gördük. Darphane, üretimini artırsa da gelen talebe yanıt veremedi. Ons fiyatının stabil kaldığı bir ortamda, konjonktürel risklerin ortaya çıkmasıyla dolar/TL’de oluşabilecek yukarı yönlü sert hareketler, altının gram/TL fiyatını yukarı yönlü destekleyebilir. IKON Menkul analistleri, bu şekilde tekrar 90 TL üzeri fiyatların görülebileceği kanaatinde. Saxo Capital Markets Strateji Uzmanı Cüneyt Paksoy da elinde 90 TL ve üstü maliyetli olan yatırımcıların bu yatırıma ihtiyaç duymadıkça pozisyonlarını korumalarını tavsiye ediyor. Kısa vadede olmasa da orta uzun vadede global konjonktürün altını destekleme şartına bağlı olarak Paksoy, bu zararların telafisini mümkün görüyor. Ahmet Uluhan ise yüksek maliyetin kısa vadede çıkması ihtimalini düşük görüyor.

85 TL ve altı fiyattan altın alınır mı?

85 TL’nin altında yurtiçi talepte artış oluyor. FED’den faiz artırımı geldikten sonra, bu durum altının ons fiyatım aşağı yönlü etkileyebilir. Ancak düşüş, Dolar/TL’den gelebilecek destekle sınırlı kalacaktır. Bu nedenle 80-85 bandı hatta 80 TL’nin altına olası sarkmalar, orta ve uzun vadeli yatırım düşünenler için kademeli olarak biriktirmek için fırsat olabilir. Kısa vadeli işlem düşünenler için ise belirli bir strateji uygulamadan işleme geçmek riskli olabilir. Ahmet Uluhan, ons bazında altın fiyatının düşmeye devam etmesi ve dolar/TL’nin 2,25 ortalamalı fiyatlamalarını sürdürmesinin altın gram fiyatını biraz daha aşağıya çekebileceği görüşünde. Uluhan “Orta vade de altının gram fiyatının 80 TL’ye gerileyeceğini düşünüyorum. 80 – 75 TL bandı aşağı yönlü uzun vade destek” diyor.

Gram altında teknik analiz ne diyor?

GCM Forex tarafından yapılan analize göre, gram altında 87 seviyesi bundan sonraki süreçte kritik bir bariyer.

Yükselişin devamı için 87 seviyesi güçlü geçilmeli. Sonrasında hedefler 89,2 ve 91,1 seviyesi. Aksi takdirde hali hazırda devam eden düşüş baskısı yeni dip bölgelerin oluşumuna katkı sağlayabilir. Bu da 82,90 – 81,15 seviyelerine doğm satıcılı seyrin sürüklenmesine neden olabilir. Daha alt bölgeler olan 76-72 seviyelere ulaşabilmemiz içinse 81,15 seviyesi güçlü kırılmalı. Özetlersek, gram altın için 87 ve 81,15 seviyeleri kritik. 100 ya da 72 gibi rakamları telaffuz edebilmemiz için 87 seviyesi üzeri ya da 81,15 seviyesi altı hareketlere ihtiyaç var.



Gram/TL altın fiyatına, ons fiyatının ve dolar/TL’nin etkisi nedir? Ons altın ve gram/TL altında makas açılıyor mu?

Gram/TL fiyatı, ons fiyatı ve dolar/Tl fiyatının bir çarpımı olduğu için şüphesiz ki her iki finansal ürünün fiyat değişimlerinden doğrudan etkileniyor. Bu yüzden Gram/TL fiyatı üzerinde, ons fiyatı dışında Dolar/TL fiyatının da etkisi var. Ons ve Gram/TL fiyatı, 2013 Haziran ayına kadar paralel hareket etti. Ancak 2013 Haziran’dan itibaren dolar/TL kurunda başlayan yukarı yönlü hareketten etkilenen gram/TL fiyat bir daha 80 TL’nin altına gerilemedi. Dolar/TL yüksek kaldıkça, ons altın gerilemesine rağmen gram altın görece yüksek kalıyor ve uzun süre paralel hareket ettiği gözlenen gram altın ile ons altın arasında, özellikle son dönemde gram altın lehinde pozitif bir makas açıldı.

Yastık altında ne kadarlık bir altın rezervi var? Bu rakam, Türkiye’nin ekonomik büyüklüğünde ne ifade ediyor?

Yapılan araştırmalarda, Türkiye’de nüfusun neredeyse yansının bankalardan finansal hizmet almadığını ve bu kişilerin içerisinde birikim yapabilen kesimin çoğunun yastık altında altın ve döviz biriktirdiğini görüyoruz. Altın kısmını rakamlarla ifade etmek gerekirse, yaklaşık 3 bin ton altın birikimi olduğu tahmin ediliyor. Bu da yastık altında bulunan yaklaşık 112 milyar dolar civarında altın kaynak olduğu anlamına geliyor. Bugün bankacılık sistemindeki toplam tasarruf mevduatının 260 milyar TL olduğu düşünülürse, yastık altında oldukça fazla miktarda birikim bulunuyor. Bu rakamla Türkiye’nin en büyük altına stoğuna sahip ülkeler arasında olduğu kaydediliyor. Altın bankacılığı kapsamında bugüne kadar finansal sisteme kazandırılan altının, sektördeki altın mevduat içerisindeki payı hala yüzde 15 gibi düşük oranda. Bankalar, altını ekonomiye kazandırma adına çalışmalar yürütüyor. Ekonomi yönetimi de Türkiye’deki yastık altındaki bu zenginliği, bu birikimi, mümkün olduğu kadar sistemin içerisine sokmaya çalışıyor.

Yabancı şirketlerin ons/altında ilgili beklentisi nedir?

Topladığımız yabancı tahminlerinde 2014 sonu ve 2015 sonu için ortalamada 1.150 dolar/ons civarında bir beklenti oıtaya çıkıyor. Bu yıl sonu için en düşük 1.000 dolar/ons, en yükstek 1.300 dolar/ons seviyeleri hedef olarak gösteriliyor. 2015 için ise en düşük tahmin geçen hafta beklentisinde güncelleme yapan ABN Amro’dan 800 dolar ons olarak geldi. En yüksek tahmin Commerzbank’tan 1.400 dolar/ons olarak kaydedildi.

Altın tekrar, 1300 dolar/ons’lu, 100 TL’li fiyatları görür mü?

1.255 seviyesinin altında kalıcılık devam ettiği sürece altın fiyatlarında negatif algının devam etmesini bekleyen IKON Menkul analistleri, 100 TL veya 1300 dolarlı seviyelerin FED’in güvercin politikalarıyla veya jeopolitik risklerle gerçekleşebileceğini söylüyor. Saxo Bank’tan Ole S. Hansen ise “1.300 seviyesine yeniden bir çıkış için jeopolitik endişelerde bir değişime, İsviçre’den evet’ oyu veya ABD ekonomik görünümünde bir değişim gerekli” diyor.

Bankacılık sektöründe kıymetli maden depo hesapları (altın mevduat) büyüyor mu?

Altın mevduat pazarının son yıllarda altın fiyatlarına bağlı olarak zaman zaman dalgalanma göstermekle birlikte büyük bir hızla büyüdü. 2010’da yaklaşık 35 ton olan piyasa büyüklüğü, 2011 yılında 150 tonun üzerine çıktı. 2012 ve 2013 yıllannda sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 28 artarak 250 tonu geçti. Altın mevduat pazarı yıl içerisinde büyüme ve küçülmeler yaşadı. Dolar/TL kuaındaki yukarı yönlü hareketler 2013 ve öncesi dönemde 90-100 TL/gram bandında maliyetlenmiş yatırımcılar tarafından TL’ye dönmek için bir fırsat olarak algılandı. Böylece bankacılık sistemi içeresindeki altın stoku birinci yarıyıl sonunda 200 tonun altında idi. Eylül 2014 itibanyla 190 ton civarında. Ancak Ekim ayı sonunda altın fiyatlarında yaşanan sert düşüşle altına olan ilgilinin tekrar yükseldiği ve yatırımcıların kısa vadeden ziyade orta ve uzun vadeli bir yatınm aracı olarak tercih ettiği gözleniyor.

BES fonları ve yatırım fonlarında altın ürünlerin büyüklüğü ve getirisi nasıl?

Altın fonları, özellikle 2008 krizinden sonra yatırım dünyasında etkili olmaya başladı. 2011 yılında da zirve yaptı. Altın fonlarının 2011 zirvesinin ardından büyüklük olarak hızla düştüğü görülüyor. BES tarafında ise 2013’te devreye giren bir ürün ve şu anda 228 bin yatırımcısı var. Getiri olarak bakıldığında ise getiriler likit fonların daha altında, hatta eksi getiriler mevcut. Altın fonlara yönelik verilecek tavsiyenin direk altına tavsiye vermekle eşdeğer olduğunu söyleyen Garanti Portföy Genel Müdür Yardımcısı Tolga Güsar, “Faiz ödememesi, temettü vermemesi, herhangi bir getiri garanti etmemesi ve ortaklık hakkı doğurmaması sebebiyle, altın ile ilgili temel bir analiz yapmak mümkün değil. Ayrıca yönetimimiz altındaki fonlarda altın tarafında uzun vadeli ve ‘long’ pozisyon taşımayı tercih ediyoruz” diyor.

Altın fiyatı jeopolitik gelişmeler ile yön bulmaya çalışıyor ve ABD tarafından gelen faiz arttırımı beklentileri ile aşağı yönlü baskıyı fiyatlamaya devam ediyor.

Altın, uzun süreli destek noktalarını kırıp dört yılın en düşük seviyelerine 1.160 dolarlara yerleşti. İş Portföy Alternatif Ürünler Bölümü Portföy Yöneticisi Sinan Eralp, “TL, altın yatmmcısının dikkat etmesi gereken bir diğer faktör olan doların TL karşısında değer kazanacağı beklentisi de altın fon yatırımcısı için uygun seviyeler olarak düşünülebilir” diyor.

DÜŞÜŞÜ TAHMİN EDEN UZMAN NE DİYOR?

AFA BORAN AMWAL YÖNETİCİ DİREKTÖRÜ:

Yönettiği portföylerin yüksek getirisi ile Ortadoğu’da üç yıl üst üste Yılın Fon Yöneticisi seçilen Afa Boran, altının değerini en isabetli tahmin eden profesyonellerden biri. Altın fiyatlarının 1.800 dolar seviyesinde tepe yaptığı 2012 yılında Ekonomist dergisine verdiği röportajda bu değerin balon olduğunu ve kademeli olarak önce 1.400 dolar, daha sonra 1.200 dolar seviyesine düşeceğini öngören Boran, bu tahmininde haklı çıkmıştı. 2013 yılında görüşlerini aldığımızda ise düşüş trendinin daha da devam edebileceğini paylaşmıştı. Peki önümüzdeki dönem için Boran’ın öngörüleri ne yönde?

“Altın, paranın değer kaybettiği zamanlarda yatırımların değer kaybetmemesi için kullanılan bir araç. Esas özelliği arzının sınırlı olması. Bu özelliğinden ötürü, değeri genelde para arzının arttığı dönemlerde, parasının değerini korumak için alternatif arayan yatırımcıların talebiyle yükselir. Ancak hisse, bono veya gayrimenkul gibi bir (temettü-kira) getirisi olmadığından, altının değerini belirlemek biraz zordur. Yatırımcılar altının değerini genellikle düşen para cinsleri ile ölçtüğünden, değerleme daha da zor hale gelir ve bütün bu faktörler birleştiğinde ortaya oldukça dalgalı bir fiyat seyri çıkar.

Benim analizlerim altının şu anda olması gerektiği seviyeye yaklaştığını gösteriyor. Geniş bir bantta 1.000-1.200 dolar seviyesinde denge bulur. Parasal genişleme dönemi azalarak devam edeceği ve belli bir süre sonra da sona ereceği için, altının esas cazibe sebebi ortadan kalkacaktır. Altına olan esas talebin mücevherden değil, arzının kısıtlı olmasından geldiği ve bu talebin de para arzı ile doğru orantılı olduğu unutulmamalı. 2008’deki global kriz sonrası gelişmekte olan ülkelere yapılan para arzı hızla arttığında, paranın değerini korumak amacıyla altın alan yatırımcılar, özellikle ABD ekonomisinin toparlanması ve parasal genişleme döneminin hızını kaybetmesiyle ile altın yatırımından çıkmaya başladı. Parasal genişleme bitmedi ama büyük ölçüde azalıyor. Dolayısıyla altın fiyatlarını ‘düştü’ olarak yorumlamak yanlış olur. Düşmedi, 2008 sonrasındaki parasal genişlemeden ötürü olağandışı bir seviyeye çıktığı için şu anda olması gereken seviyeye geri dönüyor. Bu açıdan baktığımda, talebinin de azalarak devam edeceğini öngörüyorum”

GALİP TÖZGE AKBANK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“Ürünler yatırımcıların ihtiyacını karşılıyor”

“Ülkemizde yapılan araştırmalar altının ilk akla gelen yatırım araçlarından biri olduğunu işaret ediyor. Altına olan ilginin geçmişte olduğu gibi gelecekte de uzun vadeli olacağı, bankacılık sisteminde bu alanın gelişmeye devam edeceği kanaatindeyim. Bugünlerde yatırımcıların altına olan ilgisi fiyat hareketine bağlı olarak devam ediyor. Bankaların son yıllarda altın ve altına dayalı ürün çeşitliliği oldukça fazla ve yatırımcıların ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılıyor. Altın fiyatlarındaki volatiliteden dolayı artan kısa vadeli alımların yanında aylık düzenli altın birikimi yapan yatırımcı sayısında da ciddi bir artış söz konusu.

Müşterilerimiz, böylece fiyat hareketlerinin etkisini minimize ederek altına yatırım yapmayı sürdürebiliyorlar!’

“Altın ticareti, fiyatlardan etkileniyor”

Altın fiyatlarındaki düşüş, altın imalat sektörünün ana hammaddesini etkilediği için doğal olarak maliyetleri ve fiyatları da etkiliyor. Altın fiyatları düştükçe, altına olan talep de artıyor. Altın fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 civarında düştü. Geçen yıl kg fiyatı 55 bin lira olan altın, bugün 37 bin lira, iş hacmi bakımından iki kriterimiz var. Bunlar miktar ve değer, iş hacmi miktar bakımdan artsa da altın ve dövizde dalgalanmalar nedeniyle değer bakımından aynı miktarda artamıyor ve hatta azalabiliyor.

2014 Ekim ayı külçe altın hariç mücevher ihracatı, değer bazında 2013 Ekim ayına göre yüzde 70,4 artarak 330,2 milyon dolar oldu. Bu dönemler arasında altında yüzde 40 düşüş olmuştu. Mücevher ihracatçıları Birliği verilerine göre 10 aylık dönemde ise dolar bazında yüzde 20’nin üzerinde, miktar bazında yüzde 35’in üzerinde artış var. Altın eğer geçen yıl ki seviyelerinde olsaydı yıllık ihracat değer artışı yüzde 50’lerde olacaktı”


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.




Bunu da İnceledinizmi ?

Yıl sonu dolar kuru beklentisi

Yıl sonu ibresi nereyi gösteriyor? Dolarda yaşanan baş döndürücü yükselişle birlikte 3,45 üstü seviyelerde yeni …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir