Anasayfa / Ekonomi-Finans / Altın Bankacılığı Altın Mevduat Hesapları

Altın Bankacılığı Altın Mevduat Hesapları




Küresel ekonomide devam eden belirsizlikler, riskten kaçışı hızlandırıyor. Geleneksel Türk tasarruf sahiplerinin en gözde yatırım araçlarından biri olan altın, hem riskten kaçışın hem de yüksek getirinin adresi olmayı sürdürüyor. Yastık altında olduğu tahmin edilen 5 bin ton altın ekonomiye kazandırmak amacıyla hareket eden bankalar, altın mevduat hesapları, fonlar ve altın toplama faaliyetleriyle yeniliklerde hız kesmiyor.

Son 11 yıldır yükseliş trendini koruyan ve sabırlı yatırımcısını sevindiren altın, özellikle 2008 krizi sonrası, riskten kaçan paranın güvenli limanı olma özelliğini sürdürdü. Küresel ekonomideki yüksek tansiyonun kontrol altına alınamaması, bu limana kaçışı hızlandırırken, yatırımcılar, varlıklarını koruma, portföy çeşitlendirmesi ve yüksek getiri elde etme yolu olarak fiziki altına ilgiyi artırıyor. Sadece bireysel yatırımcıların değil büyük finans kuruluşlarının, yatırım bankalarının ve tabii Merkez Bankalarının da portföylerini çeşitlendirme ve güvenli liman olma özelliğiyle birlikte altın yatırımı yaptığı görülüyor.

Türkiye’de geleneksel yatırımcısının tasarruflarını değerlendirmeden en çok tercih ettiği araçlardan biri olan altın, bireysel yatırımcı kadar, bankaların da dikkatini çekiyor. Yastık altı diye tabir edilen, ekonomide dolaşıma girmemiş altın miktarının 5 bin ton (yaklaşık 500 milyar TL-270 milyar dolar) olarak tahmin edildiği ülkemizde, bu yüksek miktarın ekonomiye kazandırılması için birçok farklı enstrüman bankalar tarafından piyasa sürülüyor.

RİSKTEN KAÇIŞ YOLU

Yatırımcı açısından değerlendirdiğimizde; genel ekonomik konjonktürde yaşanan belirsizliklerin getirdiği risklerin sonucu olarak yatırımcının gündemine giren altın, 2010 yılından sonra müşteri portföylerinde alternatif bir yatırım aracı olarak kendisine yer buldu. Özellikle 2011 yılının sonuna kadar çok güçlü bir performans gösteren altına yönelik yatırımcı talebi de aynı doğrultuda hızla artış gösterdi.

Bankalar ise altın bankacılığına, büyüme için gerekli fonlamanın sağlanabileceği bir kaynak gözüyle bakıyor. Sektörün kredi, mevduat pazarı büyüme tahminleri karşılaştırıldığında kredi – mevduat rasyosundaki büyüme, kredi lehine değişmeye devam ediyor.

Bu durum yeni fonlama kaynaklarına olan ihtiyacı artırıyor ve bankaları mevduata odaklanmaya yönlendiriyor. Bunun yanı sıra, özellikle henüz finansal sisteme girmemiş olan yastık altı birikimlerinin sisteme kazandırılmasının da oldukça yerinde olacağı ifade ediliyor.

BANKALAR ATAKTA

Altına yatırımın yolunun sadece fiziki altın olmadığını keşfeden Türkiye yatırımcısının bankaların altın ürünlerine ilgisi dikkat çekici düzeyde. Vadeli, vadesiz altın hesapları ile birikimli altın hesaplarının yanı sıra, yatırımcılara dolar cinsinden getiri sunarak kur riskini ortadan kaldıran altın fonları da alternatif oluyor. Türkiye’de 18 tane altına dayalı fon bulunuyor. Fonların büyüklüğünün ise 1.2 milyar TL olduğu kaydediliyor.

Altın fonu ya da altın fiyatlarına endeksli anapara korumalı fonlar da altın yatırımcılarının seçenekleri arasında.

5 bin ton, parasal değeri 270 milyar dolarlık altını ekonomiye kazandırmak, tasarrufları artırarak cari açığı düşüreceği ve bankaların pasif yapılarını güçlendireceğinden, bankalar, altın toplama uygulamasına da başladı.

YÜZDE 156 ARTIŞ

Rakamlar da altın ürünlerine ilgiyi doğrular nitelikte: BDDK verilerine göre altın mevduat hesaplarının da içinde olduğu Kıymetli Maden Depo Hesaplarının yurt içi yerleşiklere ait miktarı, Temmuz 2012 itibariyle 16 milyar 126 milyon TL’ye ulaştı. Bu rakam, geçen yıla göre yüzde 156’lık bir artışa işaret ediyor. Temmuz 2010’a göre ise yüzde 949’luk bir artış söz konusu. Ayrıca Mayıs sonu itibariyle sektörde toplam 179 ton altın stoğu mevcut.

Öte yandan Dünya Altın Konse-yi’nin verilerine göre Türkiye’de 2011 yılında ilk kez yatırım amaçlı altın talebi mücevher talebini geçti. 24,4 ton altın üretilen geçen yıl, üretim talebi karşılayamıyor. Müşterilerin altın hesaplarına gösterdiği ilgide bankaların başlattıkları yenilikler de etkili oldu. Bununla birlikte, Merkez Bankası’nın bankalara TL mevduatlar karşılığında ayırması gereken karşılıkların (zorunlu karşılık) yüzde 30’unu altın olarak tutma imkanı vermesinin ardından bankaların bu alandaki çalışmaları hız kazandı.

Diğer yandan, sektörün beklediği yeniliklerden biri de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yayınladığı yönetmelik taslağı: Taslak yürürlüğe girerse, altın, bankacılıkta bir ödeme aracı olarak kullanılacak. BDDK’nın bu taslağı uygulanmaya başlanırsa bankalar, Cumhuriyet altını ve ziynet altınlarının alım satımını yapma yetkisine sahip olacak. Yani daha önce hurda altınları almaya başlayan bankalar, böylece Cumhuriyet altın işlemlerini de yapabilecekler. Bankalar için altın artık bir ödeme aracı olarak düşünülebilecek.

VERİLER SÜREKLİ BÜYÜYOR



Yatırım Hesabı ile altına yatırım yapan ilk hesaplarını 1997 yılında müşterilerine sunan İş Bankası’nın Genel Müdür Yardımcısı Erdal Aral,

2010 Haziran’ından 2012 Hazi-ran’ma kadar olan dönemde, bankalarının Altın Mevduat Hesabı’nın yüzde 1052 artışla sektörün üzerinde büyüme gösterdiğini belirtiyor. Aral’ın verdiği bilgilere göre Şubat

2011 itibariyle sunulan îş Bankası Altın Fonu, o tarihten bugüne yaklaşık yüzde 33 getiri sağladı ve eylül sonu itibarıyla 62,2 milyon TL büyüklüğe ulaştı. İş Bankası, bugüne dek dayanak varlığını yalnızca altının oluşturduğu 10 adet anapara korumalı/garantili fon ihraç edildi.

Yapı Kredi Bankası Pazarlama Grup Direktörü Mehmet Cemalcılar ise, Yapı Kredi B Tipi Altın Fo-nu’nun 2011 yılında yüzde 32 getiri sağladığını belirterek, altın mevduat hesaplarına ilişkin şu bilgileri verdi: “2011 ile 2012 yılını karşılaştırdığımızda, altın mevduat hesaplarımızda yüzde 62 oranında artış yaşadığımızı görüyoruz. Ayrıca rakamlara vadeli ve vadesiz altın mevduatı olarak baktığımızda, 2011’den 2012’ye vadeli altın mevduatında yüzde 11, vadesiz altın mevduatında ise yüzde 137 oranında bir artış yaşandı. 2011’den 2012’ye altın hesaplarındaki müşteri sayısında yüzde 16 oranında bir yükseliş oldu.” Finansbank Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tunç Erdal da son iki yılda altın ürünlerine talebin oldukça arttığını doğrulayarak, son bir yılda bankalardaki altın hacminin yaklaşık 4 kat artış gösterdiğini, bankalarında da paralel bir seyir izlendiğini belirtiyor.

YÜKSELİŞ BEKLENTİSİ

Yatırımcıların merakla izlediği altın fiyatlarının seyrine bakıldığında ise kısa süreli geri çekilmelere rağmen uzun vadede yükseliş beklentisi devam ediyor.

Dünya ekonomisinde yaşanan dalgalanmaların etkisiyle para birimlerine güvenin azalması altına olan talebi destekleyen en önemli gelişmeler oldu. Özellikle krizden çıkış, büyümenin artırılması ve işsizlik sorunun çözümü için merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmeleri ve faiz oranlarının negatif olması, özellikle emtia fiyatlarında hızlı artışlara neden oldu. Altın fiyatları bu artıştan en çok etkilenen kıymetli maden olarak ön plana çıktı. Bunun yanı sıra büyük yatırım fonlarının riskten korunma amaçlı portföy çeşitlendirmesi için yaptıkları altın alımları ve merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmek amaçlı altın talepleri fiyatların artışında etkili oldu.

Son FED toplantısında alınan yeni parasal genişleme kararı ile altın ons fiyatı 1.700 dolar seviyelerinden, karar sonrası 1.780 dolara kadar yükseldi. Kısa dönemde FED’in parasal genişleme kararları altın fiyatlarında en belirleyici unsur olmaya devam edecek gibi görünüyor.

YENİ ZİRVELER GÖRÜLEBİLİR

ABD’deki beklenen parasal genişleme, Avrupa’da Avrupa Merkez Bankası FED’in açıklamaları ve bono alım programının etkisiyle altın fiyatlarındaki yükselişin süreceği konusunda birçok analist hemfikir. Gözlerin Çin, ABD ve Euro Bölgesi kaynaklı küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasına çevrildiği bugünlerde, altın fiyatlarında 2011’in son çeyreğinden itibaren etkisi süren düşüş trendinin yukarı yönlü kırıldığı görülüyor.

Kısa vadede 1.789 dolar direncinin üzerine çıkamasa da, altının ons fiyatının yılsonu tahminlerinde 1.900 dolardan 2.500 dolara uzanan üst seviyelerde tahminler bulunuyor. Altının yükselişinde merkez bankalarının ekonomilerini teşvik için attıkları adımların enflasyona yol açacağı endişeleri ile yüklü atımların etkisi de görülüyor.

FED’in düşük faiz politikasını 2015 ortasına kadar devam ettirme kararı alması, diğer merkez bankalarının da gevşek para politikasını devam ettirmesinin piyasadaki likiditenin uzun bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Merkez Bankalarının piyasaya sürekli likidite sağladığı ve doların ucuzladığı bir ortamda altın fiyatlarındaki yükselişin devamı bekleniyor. Altının ons fiyatında 1.800 dolar seviyesinin geçilmesi halinde Eylül 2011’de ulaşılan 1.920 dolar zirvesinin yeniden görülme ihtimaline işaret ediliyor.

UZUN VADELİ DÜŞÜNÜN

Yatırımcılar ise ralliden sonra yeni pozisyon açmak için piyasa düzeltmeleri bekleyebilir. Bu seviyelerden altın taşıyan yatırımcılara uzun vadeli olarak pozisyonlarını taşımaları, sert yükselişlerde bir miktar pozisyon azaltması öneriliyor.

IMF Başekonomisti Olivier Blanchard’ın da geçen hafta belirttiği gibi finansal krizden çıkmasının 10 yıl süreceği söyleniyor. Reel faiz oranlarının uzun süre düşük kalacak olması, altının tercih edilen bir yatırım enstrümanı ve enflasyona karşı korunma aracı olarak kalmasını sağlayacaktır.

Bu yılın başından Eylül ayı başına kadar görülen düşüşün nedeni olarak ise Çin’deki emtia fiyatlarında gözlenen daralma ve doların görece güçlenmesi olarak gösteriliyordu.

Diğer yandan, Hindistan’da altın ithalatını sınırlamak için vergi getirilmesi nedeniyle altın talebinde düşüş yaşanması bekleniyor.

Ancak altının her zaman güvenli liman olarak görülmesi, piyasalarda kurumsal ve bireysel müşterileri ile merkez bankaları tarafından önümüzdeki dönemlerde de alımların gerçekleşmesi paralelinde talepte de yeniden bir artış söz konusu olabilir.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir