Anasayfa / Ekonomi-Finans / Altın’ın Geleceği, Altın Yorumları

Altın’ın Geleceği, Altın Yorumları




Altın fiyatları yaklaşık 10 günde son üç yılın en düşük seviyesi olan 1.200 doların altına indi. Analistlere göre, bu düşüş 1.100 hatta 1.000 dolara kadar sürebilir. Ancak kısa süreli sert çıkışlar da görülebilir. Bu süreçte altına yatırım yapmak isteyenler için en çok merak edilen başlıkları uzmanlara sorduk…

altin dusermi

BİR süredir yükselişte zorlanan altına son darbeyi ABD Merkez Bankası (FED) vurdu.

Yaklaşık 10 gün önce FED Başkanı Ben Bernan-ke’nin kimilerine göre sürpriz biçimde 2013 sonunda parasal genişlemeyi sonlandıracaklarını duyurması, tüm dünya piyasalarını deyim yerindeyse yangın yerine çevirdi.

Bernanke’nin bu açıklamasıyla birlikte global yatırımcıların dolara olan talebi arttı. Bu talep dolarda yükselişe neden olurken başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere diğer para birimlerinin ise değer kaybetmesine yol açtı. Altın gibi tüm değerli ve yarı değerli metaller ise FED’in parasal genişleme konusundaki açıklamasına çok sert düşüşlerle tepki verdi.

Evet, çok değil daha 18 Hazi-ran’da altının onsu 1.400 dolar seviyesinde tutunuyordu. Yükselişte zorlansa da fiyatlar düşüşe direniyordu ama her şey FED açıklamasıyla değişti. FED’den gelen haberin ardından neredeyse soluksuz düşen altın fiyatları geçen hafta son üç yılın en düşük seviyesi olan 1.200 doların altına indi.

Böylece altın, yaklaşık sekiz işlem gününde yüzde 14.5 oranında değer kaybına uğramış oldu.

DÜŞÜŞ SÜRECEK Mİ?

Analistlere göre bu düşüş sürecek. Teknik açıdan bakıldığında altının onsu önümüzdeki günlerde tekrar 1.300 dolarların üzerine çıkamazsa bundan sonraki ineceği seviyelerin 1.150-1.100 dolar olacağı ifade ediliyor. Analistler bu seviyelerin ardından da uzun süredir telaffuz edilen 1.000 doların gündeme gelebileceğini düşünüyor. Bu hareketin ise 2013 yılsonuna kadar gerçekleşmesi bekleniyor. Başka bir deyişle altın fiyatının yaklaşık altı aylık süreçte bin dolar sınırına doğru gerileyeceği tahmin ediliyor. Ancak analistler hızlı düşüşe bağlı olarak zaman zaman çok sert tepki çıkışlarının da görüleceği kanısındalar…

BALAYI BİTTİ

Kısacası altın piyasasında yaklaşık üç yıldır yaşanan balayı döneminin artık sona ermeye başladığını söylemek yanlış olmaz. Altında kazanmak kadar kaybetme riskinin de arttığı yeni bir dönem başlıyor. Bu yüzden analistler altına yatırımı düşünenlerin artık çok daha dikkatli olması gerektiği konusunda hemfikir. Ancak kimi altın analistlerinin “Portföylerin yüzde 10’u altına yatırılmalı. Fiyat dalgalanmaları al-sat için kullanılmalı” dediğini de belirtelim.

Fiyatlar düşse de altına hâlâ yatırım yapmak isteyenler var. Bu nedenle Para Dergisi olarak elinde altını olan veya altına yatırım yapmayı düşünenler için bu alanda en çok merak edilenleri uzmanlarına sorduk, işte altınla ilgili 15 soru ve uzmanların bunlara verdikleri yanıtlar…

Bu dönem altına yatırım için uygun mu?

Altın fiyatları 1.550 dolar seviyesinden başlattığı ve neredeyse kesintisiz sürdürdüğü düşüşle bugünlerde 1.200 doların altına indi. Başka bir ifadeyle kısa sürede yaklaşık yüzde 20 oranında değer kaybına uğradı. Önümüzdeki dönemde altının hızı kesilse bile düşüşünü sürdüreceği görüşü hakim. Ancak analistler son dönemde ABD Doları’nın TL karşısında değer kazandığına dikkat çekiyor. Bu da uluslararası piyasalarda fiyatı dolara bağlı olan altın fiyatlarının Türkiye’deki düşüş hızını önemli oranda azaltmış durumda. Önümüzdeki aylarda da doların TL karşısında . değerli konumunu korumasının beklendiğini söyleyen analistler bunun da altın fiyatlarını destekleyeceği görüşünde. Altının onsu 1.100 dolara inse bile dolar kurunun 2 TL’lere kadar çıkabilme potansiyeli nedeniyle çok küçük tutarlarda da olsa altında alım yapılması fikri kuvvetleniyor.

Altının onsu en son ne zaman tarihi zirvesine ulaştı?

Altın, 6 Eylül 2011’de gün içinde 1.921 dolara kadar yükselerek yeni bir rekor kırmış oldu. O günü altın 1.900 dolar seviyesinden kapatmıştı. Ancak o tarihten sonra bir daha bu seviyelere ulaşamadı.

Altın, en erken ne zaman yeniden yükselişe geçebilir?

Bu konuda analistler çok farklı görüşler ortaya atıyor. Ancak ortak oldukları tek nokta, bu yıl içinde altında kalıcı ve kuvvetli bir yükseliş olmayacağı yönünde. Altında ciddi karlar elde etmek isteyenlerin ise iki hatta üç yılı göze alması gerekiyor. Şayet al-sat yaparak para kazanmayı düşünüyorsanız bu süreçte altın fiyatlarındaki sert fiyat dalgalanmalarından da para kazanmanın mümkün olduğu ifade ediliyor. Tabii piyasayı çok yakından takip etmek kaydıyla.

Altın fiyatlarındaki düşüş sürer mi? Sürerse hangi seviyelere inebilir?

Altın fiyatlarında düşüşün sınırlı da olsa devam etmesi bekleniyor. Bu konuda ortak bir görüş yok. Ancak genelde 1.100 dolarlara kadar gerileme potansiyeli bulunduğu öne sürülüyor. Daha karamsarlar ise bu seviye kırılırsa 1.000 dolar hatta teknik açıdan kuvvetli direnç olan 970 dolar düzeyini işaret ediyor. Ancak ABD Merkez Bankası’ndan çok sürpriz bir karar çıkmazsa 1.000 dolar ve altı şimdilik zor görünüyor.

Altının ons fiyatı için bugünlerde O kritik seviyeler nedir?

Teknik olarak bakıldığında altın için kritik seviye olarak karşımıza 1.270 dolar çıkıyor. Bu seviyenin güçlü şekilde kırılması halinde (ki şu anda kırılmış görünüyor) bundan sonraki kritik seviyeler olan 1150-1100-1000 ve 970 dolara kadar gerileme potansiyeli var. Ancak bu seviyenin üzerinde kalması halinde önce 1.340, hemen ardından da 1.500 dolara kadar çıkması bekleniyor. Ancak analistlere göre, özellikle bu yıl içinde altın fiyatlarında düşüş ihtimali yükseliş ihtimaline göre oldukça fazla. Kısacası pozisyonunuzu yükselişe değil düşüşe göre planlamanız öneriliyor.

Altında hangi seviyede alış, hangi seviyelerde satış yapılabilir?

Altın fiyatlarında 2013 yılında düşüş trendinin korunması bekleniyor. Ancak bu düşüşün sürekli ve kesintisiz olmayacağı görüşü hakim. Zaman zaman tepki çıkışları yaşanacak.

Analistlere göre yatırımcılar bu dalgalanmadan yararlanabilir. Altın fiyatları 1.270 dolar üzerinde tutunduğu sürece tepki çıkışı yapacağı ve bu tepkinin de fiyatı 1.340, hatta 1.500 dolarlara kadar tırmandırabileceği düşünülüyor. Öte yandan altın 1.340 dolar seviyelerine ulaşırsa yatırımcıların bu çıkışı fırsat olarak kullanıp satış yapabileceği belirtiliyor. Yeni alım içinse, analistler 1.270 doların altını öneriyor. Gram altın fiyatlarının ise bu yıl 60-65 TL’lere inmesine neredeyse imkansız gözüyle bakılıyor. Analistlere göre, bu yıl altının gram fiyatı 75 TL’ler ve altına inerse, bu yeni alım için önemli bir fırsat yaratacak.

Altını olan ve bugün gelinen seviyeler nedeniyle ciddi zarar eden yatırımcılar hangi seviyelerden yeni alım yapıp maliyetlerini aşağı çekmeli?

Altında kritik seviyelerin kırılması ve piyasanın dolar lehine seyrini sürdürmesi durumunda altın yatırımcısı için stop-loss (zarar durdurma) seviyeleri önem kazanıyor. Kısa vade için 1.150 doların altı, orta ve uzun vade içinse 1.000 doların altı stop loss seviyeleri olarak gösteriliyor.

Satarken en az düzeyde zarar etmek için hangi tip altını seçmeli?

Altın yatırımcısının bozdururken en az zarar ettiği altın çeşidi Cumhuriyet altını. Genellikle tam Cumhuriyet altınında alım-satım arasında 5 TL civarında bir fark bulunuyor. En az kayıp ise tahmin ettiğiniz gibi tam Cumhuriyet altınında oluyor. Çeyrek ve yarımda yüzdesel olarak tam altına göre kayıp daha yüksek seviyelerde kalıyor. Cumhuriyet altınını ise 24 ayar gram altın veya külçe altın takip ediyor. Bunları hem ziynet hem tasarruf aracı olan 22 ayar bilezik izliyor. 22 ayar bilezikteki kayıp ise genellikle yüzde 5 civarlarında kalıyor.

En çok hangi altın tipinde zarar ederim?

En çok zarar ettiren altın çeşidi ise 14 ile 12 ayar olan altın takılarda yaşanıyor. Örneğin pırlan tali bir kolye satın alan bir yatırımcı bunu bozdurmaya kalktığında ödediği paranın neredeyse yarısını kaybediyor. Kuyumcular genellikle bu tarz takılarda kaybın yüzde 50’lere ulaştığını belirtiyor. Bu yüzden şayet yoğun işçilik gerektiren ziynet altın satın alıyorsanız, bunu mecbur kalmadıkça satmayın.

Hurda altına yatırım kârlı mı?

Hayır değil. Bunun birçok nedeni var. Öncelikle kuyumcular ellerinde çok fazla hurda altın bulundurmuyor. Genelde işletme sermayesi düşük olan kuyumcular müşterilerinden gelen hurda altınları hemen nakde çevirip yeni mal alımında kullanıyor. Bu yüzden zaten yatırımcıların hurda altın bulma şansı çok zayıf. İkinci nedense, bu işlemin riskinin çok yüksek olması… Kuyumcular altın konusunda çok bilgisi olmayanların hurda altın almaması konusunda uyarıyor. Çünkü aldığınız hurda altının kaç ayar olduğunu sizin tespit etmeniz mümkün değil. Kötü niyetli çok sayıda kişinin 14 ayar altını 22 ayar diye satmaya çalıştığına dikkat çeken kuyumcular “Eğer altının ayarını ölçemiyorsanız hurda altın almayın” diyor.

Bankalarin altın ve altına dayalı hangi ürünleri tercih edilmeli?

Küçük tasarruf sahipleri için altın mevduat oldukça cazip. Hem altını saklama riskini ortadan kaldırıyorsunuz, hem de 1 gram gibi küçük tutardaki tasarruflarınıza bile faiz alma şansına kavuşuyorsunuz. Bunun dışında bankalar yine küçük yatırımcılara özel altın fon ve altına endeksli anapara garantili fonlar çıkartıyor. Daha profesyonel ve daha yüksek tutarlı tasarruflarım altında değerlendirecek olanlar içinse altın foreks işlemleri yapılıyor. Kuyumcular için altın çek, altın kredi de diğer altın ürünleri arasında yer alıyor.

Altın mevduatında faiz oranları İznedir?

Altın mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranları bankadan bankaya farklılık gösteriyor. Bugün bankalar 90 gün vadeye kadar altın mevduat hesaplarına yüzde 1 ile 2 arasında faiz uyguluyor. Katılım bankalarında ise altın kar payı oranları yüzde 1 ile 1.5 bandında yoğunlaşıyor. Bankacılar bu dönemde portföylerinde altın bulundurmak isteyenlere düşük tutarda bile olsa faiz sağlayan altın mevduatı veya altın katılım hesabını öneriyorlar.

Dünyada altmı çıkartmanın maliyeti nedir? Sizce bu seviyelerin altına iniş olur mu?

Dünyada altını toprak altından çıkarma maliyetleri son yıllarda iyice artmaya başladı. Örneğin, Afrika’da altın madeni bulunan ABD’li büyük altın şirketlerinin ons başına maliyeti 1.100 dolarlar civarına yükselmiş durumda. Bu nedenle analistler altın fiyatlarında önümüzdeki dönemde düşüş olsa bile bu seviyelerin çok da altına inilmeyeceği görüşünü savunuyor.

Portföylerin yüzde kaçı sizce altın olmalı?

Altın fiyatlarının istikrarsızlığı nedeniyle yatırımcıların altının portföylerindeki ağırlığını azaltması öneriliyor. Analistlere göre özellikle 2014 yılbaşına kadar geçecek süreçte altında sert fiyat hareketleri yaşanabilir. Bu nedenle de fiyat hareketlerini çok yakından takip edemeyen özellikle küçük yatırımcıların tasarruflarının yüzde 10 gibi düşük oranını altın ve altına dayalı enstrümana yatırmalarını öneriliyor. Bugüne kadar altında alım satım yaparak para kazanan daha profesyonel yatırımcıların da bu dönemde riskinin çok arttığı ifade ediliyor.

Türkiye’de yastık altındaki altının tutarı nedir? Dünya merkez bankalarının elinde ne kadar altın var?

Dünya Altın Konseyi’nin tahminlerine göre Türkiye’de “yastık altında” yaklaşık 5 bin ton altın bulunuyor. Bunun parasal karşılığı 216.9 milyar dolara denk geliyor. Söz konusu bu rakam ise örneğin Avrupa Birliği üyesi İrlanda’nın gayri safi yurtiçi hasılasından (GSYIH) daha yüksek. İstanbul Altın Borsası verilerine göre, Türkiye’nin altın ithalatı bu yıl mayıs ayı tibariyle 135 ton düzeyinde.

Dünyada merkez bankalarının kasasında ise 31.6 bin ton altın bulunuyor. Bu rakam dünyadaki işlenmiş altının yaklaşık yüzde 19’una karşılık geliyor. Dünyada en yüksek rezerv ise 8.1 bin ton ile ABD Merkez Bankası’nın (FED) kasasında bulunuyor. Almanya ise 3.4 bin ton ile dünyada en yüksek rezervi olan ikinci ülke. Dünya Altın Konseyi verilerine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kasasında ise 375.7 ton altın bulunuyor. Altın fiyatlarındaki sert düşüş nedeniyle her geçen gün biraz daha erişe de bugün merkez bankalarının portföyündeki altının yaklaşık tutarının 500 milyar dolar olduğu belirtiliyor.

Cenk YAVUZ / Bank Asya Hazine Müdürü
Portföylerde ki ağırlığı azalacak

Altın yatırım aracı olarak portföylerde yer almaya devam edecek. Ancak ağırlığı azalacak. Altını olan yatırımcılar açısından bu dönem en uygun yatırım aracı, belli oranda getiri sağlayan vadeli altın mevduat hesabı olabilir. Fiyat riski alıp alım satım kan sağlamak isteyenler içinse altın fonları ve vadesiz altın hesaplarına yatırım düşünülebilir.



Uluslararası piyasalar ve yatırım bankalarındaki ağırlıklı görüş ise altın fiyatlarında hâlâ aşağı yönlü hareket alanı olduğu yönünde. Bunu ise FED kararlarının opaklıktan şeffaflığa geçiş süreci belirleyecek Bu açıdan düşünülünce altında kısa vadeli giriş—çıkış amacı olan yatırımcı için spot altın yatırımı çok da güvenli bir liman olmayabilir.

Öte yandan, son dönemde ABD Merkez Bankası’ndan gelen parasal genişleme (QE) programının yakın zamanda sonlandırılacağına yönelik beklentilerin doları güçlendirdiği görülüyor. ABD’de özellikle konut ve istihdam verilerinde yaşanan iyileşmeler, daha önce 2014 sonunda beklenen FED’in tahvil alım programını azaltmasının daha erkene alınacağı beklentisini güçlendirdi. Bu da yılsonunda likiditenin azalacağı anlamına geliyor. Buna bağlı olarak da altın fiyatları 1.550 dolar seviyelerinden kısa bir zaman içinde 2010 yılından bu yana ilk kez gördüğü 1.200 doların da altına düştü. Ons fiyatında 1.300 dolarda bulunan destek seviyesinin kırılmasıyla 1.200 dolar görüldü. 1.200 doların altında ise 1.110-1.150 dolar seviyeleri altın için kritik olacak. Ancak son dönemde yaşanan sert düşüşün önümüzdeki dönemde kısmen yavaşlayacağı ve fiyatlardaki gerilemenin daha geniş zamana yayılarak devam edeceği söylenebilir.

Erkan SANCAKLI / Gedik Yatırım Menkul Değerler Müşteri Temsilcisi
Çıkışlar satış fırsatı olacak

FED Başkanı Ben Bernanke’nin konuşması öncesi, FOMC tutanaklarında ABD büyüme tahminlerinin yükseltilmesi ve enflasyon beklentilerinin düşürülmesi, altında satış baskısı yaratmıştı. FOMC tutanaklarının ardından ise Bernanke’nin 2013 sonu itibariyle varlık alımlarının azaltılabileceği ve 2014 yılında da bitirebileceği yönündeki açıklaması, altında satışın hızlanmasına neden oldu. Bernanke’nin ilk defa tarih vererek tahvil alım programı ile ilgili yaptığı açıklamalar, orta vadede altının satıcılı seyrinin devam etmesine neden olacak gibi görünüyor.

Orta vadede yukarı yönlü tepkiler satış fırsatı olabilir. Fiyatlamaların, özellikle 1.300 dolar seviyesinin altında seyretmesi, satış baskısının devamına işaret olacak. 1.300 seviyesinin altındaki fiyatlamaların sürmesi altın fiyatında 1.195-1.220 dolar bandına inişi zorluyor.

Altında 1.340 dolar seviyesi ise orta vadeli güçlü direnç seviyesi.

Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK / Altın ve para piyasaları analisti
En az zarar Cumhuriyet altınında

Yatırımcılara alım satım farkı bulunmayan hurda altın almalarını önermiyorum. Her şeyden önce yatırımcı, altının ayarını bilemediği için çok büyük zarara uğrayabilir. Bu konuda biz profesyonelleri bile yanıltmak isteyenler çıkıyor. Altın fiyatlarında ise düşüşün süreceğini öngörüyorum. Bu nedenle altın fiyatlarındaki yükseliş satış fırsatı, düşüşler ise satmak için alış fırsatı olarak görülmeli. Vatandaşlar bu dönemde ihtiyaca bağlı alımlarını ise ihtiyacının olduğu gün yapmalı. Yani üç ay sonra olacak bir düğün için şimdiden altın almamalarını öneririm.

Zaten son düşüşte artık yatırımcılardan da yoğun alım gelmiyor. Benim beklentim altın fiyatlarında 1.000 dolara kadar geri çekilme olacağı yönünde. Ancak bunun için FED’in tahvil alimim tamamen kesmesi gerekiyor. Yoksa bu yıl altın fiyatları 1.200 dolarlar civarında tutunabilir.

Bu seviye kalıcı biçimde kırılırsa karşımıza 1.180 ve 1.100 dolar çıkıyor. Altına yatırımı düşünenlere bozdururken en az kayıp veren Cumhuriyet altınını öneririm. Bunu 24 ayar gram altın veya külçe altın takip ediyor. Hem ziynet olsun hem yatırım yapayım diyenler içinse alım satımda diğer takılara göre en az kayıp yaratan 22 ayar bilezik önerilebilir.

Kamil KARAKAŞ / Karakaş Atlantis Yönetim Kurulu Başkanı
22 ayar bileziğe talep arttı1

Halen Türkiye çapında 1.650 kuyumcuya mal sevkiyatımız bulunuyor.

Bu nedenle Anadolu’nun tepkisini iyi ölçebiliyoruz. Görebildiğimiz kadarıyla son dönemde Cumhuriyet altınına olan talepte durulma görülmesine karşın işçilik maliyeti çok düşük olan 22 ayar bileziğe olan ilgi artıyor.

Özellikle Anadolu’dan bu yönde ciddi talep alıyoruz. Çünkü 22 ayar bilezikte ortalama yüzde 3, en fazla yüzde 5’i bulan düşük tutarlı bir işçilik gideri var. Diğer takılarda ise örneğin 14 ayarlarda işçilik maliyeti yüzde 50’lere kadar yükseliyor. Bu yüzden vatandaş hem yatırım amaçlı hem tasarruf amaçlı olarak düşündüğü 22 ayar bileziğe yöneliyor. Özellikle Konya, Kayseri, Antep, Maraş’tan 22 aya bilezik için ciddi talep geliyor. Bu nedenle altın satışlarımız geçen yıla göre yüzde 70 arttı. Geçen yıl 461 milyon TL olan ciromuzu bu yıl 700 milyon TL’ye çıkartmayı hedefliyoruz. Bu süreçte ihracatımız da arttı.

Altın fiyatlarına ilişkin beklentimiz ise, 1.200 dolar civarında bulunan altının onsunun 1.100-1.150 dolara kadar gevşeyeceği yönünde. Çünkü ABD’li işletmelerin Afrika’da altın çıkartma maliyetleri 1.100 dolara yükselmiş durumda. Bu yüzden fiyatların maliyetin altına düşmeyeceğini düşünüyorum. Ayrıca doların TL karşısında değerlenmesini de göz önüne alırsak bu seviyelerden altına yatırım yapanların zarar etmesi çok zor görünüyor. Halen 75 TL olan gram altın 70 TL’ye inse bile onsunun 800 dolarlara gram fiyatının 65-60 TL’lere kadar inmesini beklemiyorum.

Ahmet ULUHAN / Noor Capital Market Menkul Değ. OTC Piyasalar Pazarlama Md.
1.200-1.150 dolarda alım yapın

Altının 1.800- 1.750 bandında ikili tepe yapmasının ardından, sert bir düşüş trendi başladı. Özellikle büyük fonların satışları kritik destek seviyelerinin kademeli olarak kırılmasına neden oldu.

1.530 dolar kritik destek seviyesinin kırılması ise altın fiyatlarındaki gerilemeyi daha da hızlandırdı. Gelinen noktada altının uzun vadeli önemli destek kademelerine yaklaştığını söyleyebiliriz. 1.195-1.150 dolar bandı muhtemelen piyasanın tutunacağı kritik destek seviyeleri olacak. Yeterli potansiyel oluşursa altın 1.350-1.380 dolara kadar düzeltme yapabilir. 1.200-1.150 dolar desteklerinde tutunamazsa düşüş

1.000 dolara kadar sürebilir. Ancak altın tüm piyasa koşullarında en güvenilir yatırım aracı olma özelliğini dün olduğu gibi bu günde sürdürüyor. Son dönemde riskler artmış olsa da altının cazibesini koruduğunu düşünüyoruz. Doğru seviyelerden altına orta ve uzun vadeli yatırım mantıklı olur. Yatırımcılar 1.200-1.150 dolar bandında portföylerdeki altın oranlarını artırabilir.

Alper NERGİZ / GCM Menkul Kıymetler A.Ş. Genel Müdürü
Yeniden 1.332 dolar denenebilir

Altın geçen hafta son üç yılın en düşük seviyelerine (1.200 dolara] geriledi. Altının son 13 yıllık performansına baktığımızda ise RSI (Relative Strength lndex-Göreceli Güç Endeksi) indikatörünün üçüncü defa bu seviyeleri test ettiğini görüyoruz. Dönüş oluşabilmesi için RSI indikatörünün tekrar yukarı yönlü harekete geçmesi gerekiyor. Bu grafiğin aylık grafik olması nedeniyle uzun vadeli beklentileri karşıladığını, kısa vadeli dalgalanmalardan etkilenmeyeceğini söyleyebiliriz.

Kısa vadeli baktığımızda altın fiyatlarının 1.332 seviyesi altında kaldığı müddetçe düşüş baskısının süreceğini düşünüyorum.

Altın fiyatlarındaki düşüşlerin devamı için 1.260 desteğinin kırılması gerekiyordu. Bu seviye kırıldı. Şimdi 1.200 ve 1.158 dolar seviyelerinin hedeflenmesi kaçınılmaz olacak. Bu gerçekleşmez yani altın fiyatları 1.260 dolar desteğine geri yükselirse tepki alışlarına maruz kalmak isteyecek ve bu durum altın fiyatlarının yeniden 1.332 dolar seviyesine doğru atak yapma isteğini kuvvetlendirecek.

Yeni denge oluşuyor

ABD’nin likidite kararı dünya ile birlikte Türkiye tahvil piyasasını da olumsuz etkiledi. Tarihi düşük seviyeler geride kaldı. Uzmanlar, “Önceki faiz çok düşüktü, şu anda normale daha yakınız. Yeni dengeyle yola devam edilecek” diyor…

AMERİKA Merkez Bankası’nın (FED) tahvil alimim 2014 yılında sona erdireceğini açıklaması sonrasında piyasalarda başlayan düşüş sürüyor. AJBD 10 yıllık tahvil faizindeki yükselişle birlikte dünya genelinde ülke tahvilleri düşüş yaşadı. Özellikle krizle boğuşan Avrupa’da piyasa daha fazla tepki verdi. 10 yıllık Almanya tahvilleri 14 ayın zirvesine çıkarken, iki yıllık İtalyan tahvil faizleri son dört yılın en hızlı yükselişini yaşadı. Yine 10 yıllık İspanya tahvil faizleri yüzde 5’in üzerine çıktı. FED’in kararı hem dışarıda hem içerde halen tartışılıyor. Uzun süredir bol para ve düşük faiz politikasının keyfini çıkaran piyasaların FED’in kararma aşırı tepki verdiği konuşuluyor. Keza bazı ekonomistlere göre, aslında bu karar ABD ekonomisinin düze çıkmaya başladığını gösteriyor ve dolayısıyla küresel krizin sona erdiğinin işareti olarak anlamak lazım.

İçerde de piyasalar para çıkışıyla dalgalanma yaşıyor. Dövizde çıkış sürerken gösterge tahvil faizi de yüzde 8’in üzerine çıktı. Tahvil faizindeki artış Türkiye’nin haziran ayındaki borçlanma maliyetlerine de yansıdı. İç borçlanma maliyeti yaklaşık 2 puan arttı. Buna karşın uzmanlar, Avrupa piyasalarının aksine Türkiye’nin tahvil piyasasının çok fazla etkilenmesini beklemiyor. Bu açıdan Hazine’nin 2013 yılı borçlanma stratejisinde herhangi bir olumsuzluk olmayacağı düşünülüyor. Nitekim bu yılki yüklü ödemelerini yılın başında gerçekleştiren Hazine, temmuz ve ağustos aylarında da ihaleye çıkacak. Avrupa’da birçok ülke artan faizlerden borçlanmamak için ihaleleri erteliyor. Uzmanlar, Türkiye’nin böyle bir yola gitmeyeceğini söylüyor. Tahvil faizlerinde çıkışın da bir süre sonra geri geleceğini ve dengeye oturacağını savunuyor. Hatta ekonomistler, “Önceki faiz seviyeleri çok düşmüştü. Bu normal değildi. Şu anda gelinen seviye daha gerçekçi. Dolayısıyla piyasa bundan sonra yoluna bu seviyelerde devam edecek” diyor.

“HAZİNE’NİN KASASI GÜÇLÜ”

TEB Başekonomisti Selim Çakır, dünyada tahvil piyasasındaki karışıklığa karşın Hazine’nin borçlanma stratejisinde değişiklik beklemiyor. “Hazine’nin kasası güçlü” diyen Çakır’a göre, şu ana kadar yapılan ihalelere yeterli talep geldi ve Hazine borçlanma ihtiyacının çoğunu karşıladı. 10 yıllık DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) faizinin yüzde 8.75’e çıktığına dikkat çeken Çakır, “Yeni faiz ve kur seviyesinden yola devam ederiz. Şu anda biraz yükselmiş görünüyor. Ama bir miktar geri gelecek ve yeni denge oluşacak” diye konuşuyor.

Finansbank Başekonomisti İnan Demir ise, dünyada tahvil piyasasında bundan sonra yönü ABD faizlerinin seyrinin belirleyeceğine dikkat çekiyor. Demir’e göre, önümüzdeki haftalarda FED’den gelecek parasal genişlemeyle ilgili mesajlar ve ABD ekonomisinin büyümesiyle ilgili veriler dünyanın genelinde tahvil piyasalarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye tahvil piyasası da ABD faizlerindeki yükselişin olumsuz etkilerini yansıtıyor. Hatırlanacağı gibi, mayıs ortalarında notu artış beklentileriyle Türkiye’de tahvil faizleri tarihi düşük seviyeleri görmüştü. O dönemdeki seviyelerin de gerçekçilikten uzak olması şimdi tahvil piyasasında yaşanan düzeltmenin boyutunu artırdı.

TALEP OLUR AMA FAİZ YÜKSELİR

İnan Demir, önümüzdeki iki ayda Hazine’nin toplamda 29 milyar TL’yi aşan bir iç borç itfa yükü olduğuna dikkat çekiyor. Demir’e göre, geçen haftaki ihaleler ihraç edilen tahvillere talep geldiğini ancak bu talebin yüksek faizin bir fonksiyonu olduğunu gösteriyor. Gelecek haftalarda küresel faizlerde bir değişim olmazsa temmuz ve ağustos ihalelerinde de talep sürer. Ancak ihraçların yüksek faiz seviyelerinden gerçekleştiği görülebilir.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu ise, diğer gelişmekte olan ülkelerde de faiz artışı olduğunu ancak Türkiye’nin daha fazla etkilendiğini savunuyor. Saltoğlu’na göre, faizler bu seviyede kalırsa şirket ve ülke borçlanma maliyetlerini olumsuz etkiler. TL faizlerinin yüzde 2 il 3 artması bankacılık kredi maliyetlerini artırır. Bu da bankacılık karlarını azaltabilir. Buna karşın Burak Saltoğlu, önümüzdeki aylarda global dalgalanmanın biraz daha durulacağını belirtiyor. Saltoğlu, yine de mayıs öncesi elde edilen tarihi düşük faizlerin tekrar yakalanmasının zaman alacağını savunuyor.

Banu Kıvcı TOKALI / Halk Yatırım Ekonomik Araştırmalar Müdürü
Özel araştırma: ABD çıkıyor, biz iniyoruz

Tahvil piyasası, volatilite artışını en çarpıcı yansıtan yatırım alanlarından biri.

Bu çerçevede, Türkiye’nin 10 ve iki yıllık tahvilleri arasındaki faiz farkının son bir yıllık gelişimini inceledik. Bu iki tahvil faizi arasındaki farkın, piyasaların istikrarlı olduğu dönemlerde genişlediği, kötümserliğin hakim olduğu dönemlerde ise daraldığını tespit ettik. Genişleme 1.1-1.3 puan bandında, daralma ise 0.4-0.7 bandında yaşanıyor. myfikirler.com Faiz farkını şekillendiren temel göstergeler ise, içeride döviz kuru dışarıda da 10 yıllık ABD tahvil faiz oranının seyri. ABD 10 yıllık tahvil faiziyle, bizdeki faiz farkını karşılaştırdığımızda son dönemde ters yönde bir gelişim sergilediğini gördük. ABD faizlerinin önce 2.20’ler, daha sonra 2.60’ların üzerine çıktığı finansal dalgalanmada bizim faiz farkı daralarak rahatsızlığını yansıtıyor. Buna karşın, ABD ekonomisi düze çıkarsa ve dünya ekonomisinde de kademeli çıkış olursa bu Türkiye’de kur istikrarına yansır. Bu durumda, Türkiye’nin iki ve 10 yıl vadeli tahvil faizleri arasındaki farkın yeniden genişlemeye başladığını görebiliriz.

Esin Çetinel / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir