Anasayfa / Ekonomi-Finans / Artık Çay Boyu, Yol Boyu Fabrika Kurdurmayın

Artık Çay Boyu, Yol Boyu Fabrika Kurdurmayın




Nurettin Özdebir
‘Artık çay boyu, yol boyu fabrika kurdurmayın’ çağrısı yapıyor.

“Fabrika yapmak için her yerde arazi üretebilirsiniz ama domates üretemezsiniz. Domates fidesi ekilen toprak, Hz. Adem’den daha yaşlı. Bu toprağı yok ederseniz, bir daha yerine koyamazsınız” cümlelerini bir çiftçi, ziraat mühendisi ya da çevre mühendisi söylemiyor… Bir patron, hem de Ankaralı sanayicilerin başkanı Nurettin Özdebir, söylüyor. ‘Artık çay boyu, yol boyu fabrika kurdurmayın’ çağrısı yapıyor.

Dünyanın en verimli topraklarından Sakarya ovasına otomobil fabrikası kurulmasına izin verilmedi, diye kıyametler kopmuştu bu ülkede, diye anımsatıyoruz.

Özdebir, “Belki bu 10-15 yıl için doğru bir mantık gibi görünebilir. Ama sonrası için değil. 10 dönüm araziye 10 milyon dolarlık yatırım yapılacak, şu kadar getiri elde edilecek. Sen on dönüme domates eksen, patates eksen ne kadar kazanırsın, sorusu artık doğru değil. Bu sürdürülebilir bir politika değil” yanıtını alıyoruz. Toprağın Hz. Adem’den daha eski olduğunu, kaybedilince yerine konamayacağını vurguluyor bir kez daha.



Aynı zamanda Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Başkanlığı da yapan Özdebir, “Artık çay boyu, yol boyu fabrika kurulmasına izin verilmemeli. Eğer küresel kriz olmasaydı dünya bugün gıda güvenliğini konuşuyor olacaktı. Toprağı kirlettiğiniz zaman biter. Afrika’nın durumu yeterince anlatmıyor mu başımıza gelecekleri?” diyor.

İlçe belediyelerinin reklam yapmak, rant yaratmak için tarım arazilerine fabrika izni verdiklerine dikkat çeken Özdebir, belediyeleri ‘sanayi lekeleri’ oluşturmakla suçluyor. Tarım arazisine sadece tarıma dayalı sanayi yatırımı ve tarımsal depolama için izin verilebileceğine dikkat çekiyor. İş takipçilerinin ‘üzerinde kagir bina bulunun tarla’; ‘hububat deposu’ gibi ibarelerle sahte ruhsatlar aldıklarını belirten Özdebir, patronların ruhsatlarında böyle yazdığından haberleri bile olmadığını söylüyor.

AB ile çevre müzakerelerine geçildiğinde bu tür fabrikaların çok zor durumda kalacaklarını belirten Özdebir, bu tür tesislerin organize sanayi bölgelerine (OSB) taşınmaları gerektiğini vurguluyor. En önemlisi de OSB’lerde olduğu gibi buraların da sıkı denetimden geçmesi gereğine dikkat çekiyor. Türkiye genelinde 264 tane OSB bulunduğu, bunların 149 tanesinin faaliyette olduğu bilgisini veriyor. Yatırımcıların, gaz, su, elektrik tedariki; atık havuzu, arıtma tesisi, itfaiye, güvenlik, sağlık gibi giderlerin ortak tedariki dolayısıyla maliyet avantajı olduğu bilgisini veriyor.

Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde 80 milyon euroluk çevre yatırım yapması gerektiğini, bunun 20 milyar eurosunun ise özel sektör tarafından üstlenilmesi gerekeceğini anımsatıyor.

Aysel Alp/Hürriyet





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir