Anasayfa / Kariyer ve İş / Asgari Ücretli Yaklaşık 3 Aylık Maaşlarını Bulan Vergi ve Sigorta Kesintileri

Asgari Ücretli Yaklaşık 3 Aylık Maaşlarını Bulan Vergi ve Sigorta Kesintileri




En düşük işçi ücreti olan asgari ücretle çalışanlar, yıl boyunca yaklaşık 3 aylık ücretlerini bulan vergi ve sigorta kesintisiyle karşı karşıya kalıyor.

Bilgiye göre, Türk-İş, asgari ücretlilerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıyı ortaya koymak amacıyla bir rapor hazırladı.

Raporda, asgari ücretlilerin aylık çalışmaları karşılığı aldıkları ücretten yıl boyunca yapılan vergi ve sigorta primi kesintilerinin yüksekliğine dikkat çekildi.

Raporda, halen brüt 760.50, net 599.12 lira olarak uygulanan asgari ücretten sosyal güvenlik işçi primi, gelir vergisi, işsizlik sigortası gibi ödemeler için yüzde 21,2 oranında kesinti yapıldığı belirtildi.

Asgari ücretli bir çalışanın 2010’da bordrodan yapılan kesintiyle doğrudan toplam 542,24 lira vergi ödemek durumunda kaldığına işaret edilen raporda, dolaylı vergi olarak ödenen KDV, ÖTV ilave edildiğinde yapılan toplam vergi ödemesinin, ”her türlü ölçünün üstünde ağır, dengesiz ve adaletsiz” bir noktaya ulaştığına dikkat çekildi.

Raporda, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile işsizlik sigortası primi için asgari ücretlinin ödemek durumunda kaldığı toplam tutarın bin 340,58 olduğu ifade edildi.

Asgari ücretin net 599.12 lira olduğu dikkate alındığında, asgari ücretlilerden yıl içinde yapılan vergi kesintisi 1, sigorta kesintileri ise yaklaşık 2 aylık ücrete karşılık geliyor.

Türk-İş hazırladığı raporda bu durum da dikkate alınarak,”Asgari ücret düzeyinde gelir elde eden çalışanların içinde bulunduğu şartlar ‘ekonomik zulüm’ olarak nitelendirilebilecek kapsamdadır” değerlendirmesine yer verildi.

-”İŞVERENLER SÜBVANSE EDİLİYOR”-

Raporda, ayrıca hükümetin, ”asgari ücretlinin durumunu düzeltmek yerine, işverenlere teşvik ve indirim yapma yolunu siyasi bir tercih olarak uygulamaya koyduğu” eleştirisinde bulunuldu.



Kayıt dışı çalışmayan ve çalıştırmayan, kurallara uygun olarak faaliyet gösteren işverene asgari ücretin maliyetinin Ocak 2004’te 560,1 lira olarak hesaplandığı anımsatılan raporda, ancak hükümetin, yasal düzenleme ile 1 Nisan 2004’ten itibaren yüzde 26 oranında artırılarak 577,1 liraya yükseltilmesi gereken SSK primine esas kazanç alt sınırını, artışta indirim yaparak, yüzde 20 artışla yılbaşından itibaren 549,63 lira olarak belirlediği ifade edildi. Raporda, böylece asgari ücret artışından dolayı meydana gelen maliyet farkının 46,2 lirasının hazine tarafından karşılandığı kaydedildi.

SSK primine esas kazanç alt sınırının asgari ücrete eşitlenmesiyle yapılan iyileştirmenin kayıtlı istihdamı artırdığı yönünde bir sonuç doğurmadığına dikkat çekilen raporda, buna rağmen, Mayıs 2008’de yapılan düzenleme ile işveren prim payının 5 puan daha düşürüldüğü belirtildi. Raporda, böylece bugün itibariyle istihdam ettiği her işçi için işverenlerin her ay 38,03 lira sübvanse edildiği vurgulandı.

-”ÜCRETLER ÜZERİNDEKİ İLAVE YÜKLER DÜŞÜRÜLMELİ”-

Türkiye’nin, ücretten yapılan kesintilerin yüksekliği bakımından OECD üyesi ülkelerin başında geldiğine işaret edilen raporda, şu görüşlere yer verildi:

”Bugün ücretliler üzerinde taşınmaz boyutlarda vergi yükü bulunmaktadır. Aynı şekilde, sosyal güvenlik için kesilen prim asgari ücretli için yüksektir.

Ülkemizde istihdam vergisine dönüşen ücretler üzerindeki ilave yükler düşürülmeli ve AB ülkeleri düzeyine getirilmelidir. Ancak kıyaslama yapılırken, gerek milli gelir içindeki ücretlilerin payı ve gerek toplam satış hasılatı içinde iş gücü maliyetinin oransal ağırlığı ile ücret düzeyi de dikkate alınmalıdır.

İşverenlerin SGK’ya verdiği bildirgelere göre, özel kesimde kayıtlı işçilerin ortalama brüt aylığı Temmuz 2010 itibariyle sadece bin 163,40 lira düzeyindedir. Özel sektörde çalışanlar bakımından SGK’ya kayıtlı her 5 işçiden ikisinin prime esas kazancı asgari ücret düzeyindedir. Aynı ay itibariyle brüt asgari ücret 760,50 liradır.

Bu ücret düzeyinden kesilen primlerle çalışanların sosyal güvenlik harcamalarının karşılanması elbette mümkün değildir. Sosyal güvenlik açıklarını gerekçe yaparak hak kayıplarını gündeme getirenlerin, öncelikle, işverenlere sağlanan sigorta primi indirimi konusundaki yaklaşımlarını gözden geçirmesi gerekmektedir.”





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir