Anasayfa / Kariyer ve İş / Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane




baskici liderlerDünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group’un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle savaşmaktan yorgun düşen Avrupalı liderler, “sadece dediğimi yap” diyen ‘baskıcı’ liderlere dönüştü. Araştırma, Türk yöneticilerinde de olan baskıcı karaktere karşın asıl öne çıkan tarzın ‘dostane’ olduğunu ortaya koyuyor.

Hay Group’un uzmanlığıyla Harvard Üniversitesi’nde başlatılan araştırmalar bir yöneticinin baskıcı, vizyoner, dostane, demokratik, standart belirleyen ve koçluk olmak üzere altı liderlik stilinden yararlanabileceğini gösteriyor.

Ancak her liderlik stilinin bir yeri var ve bu stillerden her biri farklı koşullarda etkili olabiliyor. Liderlerin birden çok yaklaşımı benimsemesi ve bu farklı yaklaşımları ekiplerindeki kişilere ve içinde bulundukları duruma göre uyarlayabilmesi çok önemli. Çünkü liderler, kişilere ve durumlara göre farklı stilleri kullanabildikleri ölçüde çalışanlarının yüksek performans gösterebilecekleri bir iklim oluşturabiliyorlar.

“DEDİĞİMİ YAP”ÇILAR

Ancak ister kriz olsun, ister büyüme beklentisi, ekonomide bir belirsizlik varsa yöneticiler daha çok baskıcı liderlik stiline başvuruyor. Hay Group’un yaptığı, dünyada 2 bin 200’ü aşkın şirketteki 95 bin lideri kapsayan Liderlik Stilleri ve Organi-zasyonel iklim Araştırması’nda da bu net olarak ortaya çıktı.

Araştırmaya göre Euro bölgesinde yaşanan kriz, Avrupa’da “sadece dediğimi yap” tarzındaki liderlik yaklaşımını tetikliyor. Yani, Avrupa’da hüküm süren ekonomik belirsizlikle birlikte bölgedeki liderler son çare olarak baskıcı bir liderlik stiline başvuruyorlar.

BUGÜNÜN HAKİM STİLİ

Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Hay Group Türkiye Direktör danışmanlarından Yeşim Özla-le Önen; ‘Sadece dediğimi yap’ şeklinde bir tutumla kendisini gösteren baskıcı liderlerin odağı, sadece işin en kısa sürede ve en kaliteli şekilde tamamlanması olduğundan, bu liderler kontrolü eline almayı, çalışanları eleştirel bir gözle yönlendirmeyi ve yönetmeyi tercih ediyor. Bölgede bir zamanlar ender kullanılan bu liderlik stili – 2005 yılında yüzde 18 iken – şimdilerde liderlerin üçte birinden fazlasının (yüzde 31’nin) hâkim yaklaşımı” diye konuşuyor.

Önen, liderlerin kullandıkları stillerin sayısındaki azalma ve hâkim olan baskıcı liderlik stili ile birlikte, Avrupa’daki liderlerin yalnızca yüzde 17’sinin çalışanları için yüksek performans sağlayan bir iklim yaratabildiklerini görmenin şaşırtıcı olmadığına vurgu yapıyor. Araştırma sonuçlarının Avrupalı liderlerin yarısından fazlası (yüzde 56) çalışanlarını demotive eden çalışma iklimlerinin oluşmasına yol açtığını görüyor.

HAYATTA KALMANIN YOLU

Etkin liderliğin, içinde bulunulan duruma ve birlikte çalışılan ekibin profiline göre uyarlanan esnek bir yaklaşım gerektirdiğini anlatan Önen, Avrupa’da esnek yaklaşım sergileyebilmek için gerekli olan altı liderlik stilinden en az dördünü benimseyebilen liderlerin oranının sadece yüzde 23 iken, yalnızca tek bir liderlik stilini kullanan liderlerin oranının yüzde 39 olduğunun da altını çiziyor.

2008 ekonomik krizinin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen Avrupa’da halen belirsiz ve istikrarsız bir ortamın hüküm sürdüğünü belirten Önen, konuşmasını şöyle sürdürüyor:

“Bu iklimde hayatta kalmak ve başarmak için liderlerin vizyoner, demokratik, dostane ve koçluk liderlik stillerini bir arada kullanmaya ve bunları geliştirmeye odaklanmaları gerekiyor.”

BİZDE “KOÇLUK” YOK



Peki Türkiye’de durum ne? Araştırmanın Türkiye verileriyle ilgili konuşan Hay Group Bilgi Hizmetleri Müdürü Umut Günal, Türkiye’de liderlerin baskıcı ancak aynı zamanda dostane stili kullandıklarını belirtiyor. Özellikle Avrupa’da devam eden kriz ve belirsizlik ortamının aksine Türkiye’de son yıllarda yaşanan büyüme ve önümüzdeki dönem ile ilgili olumlu bakış ve büyüme beklentisi, liderlerin üzerinde hedef baskısı yaratıyor. Bu nedenle Türkiye’de liderlerin baskıcı stili, sıklıkla kullandığını dile getiren Günal, ancak bir yandan kültürün de etkisiyle dostane stilin de sergilendiğini anlatıyor.

Araştırmaya göre Türkiye’de liderlerin yüzde 65’i baskıcı stili kullanarak çalışanların otoriteye saygı duymalarını ve söyleneni yapmasını beklerken, yüzde 49’unun çalışanlarla ilişkilerini iyi tutmak adına dostane stili kullandığı görülüyor.

Araştırmada öne çıkan ilginç bulgulardan bir diğeri ise Türkiye’de en az kullanılan liderlik stillerinin “koçluk” ve “vizyoner” liderlik stilleri olması. Bu durumu yorumlayan Günal, “Çalışanları ortak bir hedef doğrultusunda harekete geçirmeyi amaçlayan vizyoner stil ve çalışanların gelişimine odaklanan koçluk stili, Türkiye’deki liderlerin geliştirmesi gereken stillerin başında geliyor” diye konuşuyor.

ALTI LİDERLİK STİLİNİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ

Hay Group’un uzmanlığıyla Harvard Üniversitesi’nde başlatılan araştırmalar bir yöneticinin baskıcı, vizyoner, dostane, demokratik, standart belirleyen ve koçluk olmak üzere altı liderlik stilinden yararlanabileceğini gösteriyor. Bu liderlik stilleri kısaca şöyle tanımlanabilir.

BASKICI: Çalışanlara ne yapmaları gerektiğini söyler ve onlardan bunları yapmalarını bekler. Çalışanları sıklıkla kontrol eder ve doğru yaptıkları şeyleri övmekten çok; yanlış yaptıklarını eleştirme eğilimindedirler.

VİZYONER: Uzun vadede gidilecek yöne ve vizyona odaklanır ve herkesin “resmin bütününe” doğru motive olmasını ve bu amaçla çalışmasını sağlar. Vizyoner liderler çalışanların desteğini alır ve onları işi yapmak istedikleri konusunda ikna eder.

Vizyoner lider, takımın elinden gelen en iyi performansı ortaya koymasını sağlayan olumlu bir iklim yaratır.

DOSTANE: Herkesin birbiriyle iyi geçinmesini ister. ‘Bizden biri’ gibi görünme konusunda istekli olan bu liderler, görevler yerine insanlara odaklanarak takım içinde ahenk yaratmaya çalışır. Dostane liderler çalışanlarına iyi davrandıklarında karşılığında sadakat ve yüksek performansla ödüllendirileceklerine inanırlar.

DEMOKRATİK: Karar ve sorumlulukları paylaşarak takımından en iyi performansı elde etmek ister. Bağlılık ve fikir birliği sağlama konusunda istekli olan demokratik liderler, takım üyelerini karar alma sürecine dahil ederler. Tek tek bireylerin çıkardığı işler yerine takımın gösterdiği iyi performansı ödüllendirirler.

STANDART BELİRLEYEN: ‘Benim yapış şeklim, her zaman daha iyisidir’ düsturundan yola çıkan standart belirleyen lider, karmaşık bir işi başarmanın en etkili yolunun o işi kendisinin yapması olduğunu varsayar. Standart belirleyen lider bir hayli görev odaklıdır, takım üyelerine görevlerin yerine getirilmesinde onlara yardımcı olacak detaylı talimatlar verir. Bu liderler bir işin en yüksek standarda uygun şekilde yapılmasını beklerler.

KOÇLUK: Koçluk yapan lider takım üyelerini, olabileceklerinin en iyisi olmaya iter. Kişilerin güçlü ve zayıf yönlerini anlamaya zaman ayırır ve kişisel gelişim hedeflerine ulaşmaları için onlarla birlikte çalışır. Bu stil, kısa dönemdeki performans pahasına olsa da uzun dönemde kapasite oluşturmaya odaklanır.

Fatoş Bozkuş / Ekonomist





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir