Anasayfa / Ekonomi-Finans / Bankalar yeşil kredi veriyor

Bankalar yeşil kredi veriyor




Bankalar yenilenebilir enerji yatırımları, verimlilik ve çevresel ve sosyal etkilere duyarlı yatırımlara “yeşil kredi” veriyor. Uluslararası bankaların da desteklediği yeşil kredilerde vadeler 10 yıla ulaşıyor, faiz oranları ise oldukça cazip…

ÇEVREYE ve sosyal çevreye duyarlılık arttıkça bankalar da kredi mekanizmalarında bunu ön plana almaya başladı. Artık birçok banka Sosyal ve Çevre Yönetim Sistemleri kurarak kredi talep edenlerin projelerini sadece finansal olarak değil, üretim aşamasındaki tüm evrelerde çevreye ve çalışanlarına etkilerini mercek altına almaya başladı. Artık çocuk işçi çalıştıran, çalışanların sağlığını tehdit eden üretim koşullarını koruyan, yeterli arıtma tesisi kurmayan, bacasından çıkan gazı arıtmayan, üretim atıkları çevre kirliliğine yol açan gibi çevreye ve sosyal etkilere duyarsız işletmelere kredi vermemeye başladı.

Ancak 10 yıllık bile geçmişi olmayan yeşil krediler bugün ağırlıklı olarak büyük projelerin finansmanında uygulanabiliyor. Bazı bankalar 5 milyon doların üzerindeki projeleri bu kriterleri uygularken, bazı bankalarda bu tutar 20 milyon dolara kadar yükseliyor. Yani orta büyüklükteki projeler yeşil kredi kriterlerine göre şimdilik analiz edilemiyor.

Bunun nedeni de çok basit. Şayet bir işletme çevreye duyarsızsa çalışma ortamında insan haklarına aykırı davranıyorsa banka bu aksayan konular hakkında kurumlan uyarıyor. Alınması gereken önlemleri bildiriyor. Gerekli düzenlemeleri yapması halinde krediyi kullandırıyor. Ancak bankanın sorumluluğu bununla da bitmiyor. Kredinin vadesi dolana kadar banka belli periyotlarla kredi verdiği kurumu denetliyor. Yani banka için oldukça meşakkatli bir durum. Bu da her kurumu bu kriterlerle denetleme şansını ortadan kaldırıyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ

Bankalar bu kapsamda yenilenebilir enerji projelerine de ağırlık veriyorlar. Son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları en popüler alanlar haline geldi. Halen Türkiye’deki rüzgar enerjisi kurulu gücünün yüzde 35’ine yakın bir kısmını karşıladıklarım söyleyen Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Erün’ün verdiği bilgiye göre Garanti Bankası 2015 ve 2016 yıllarında kömür santrallerinin finansmanında ise hiç yer almadı.

Yeşil kredi konusunda iddialı bankaların tamamı önümüzdeki dönem yenilenebilir enerji projelerine ve enerji verimliliği projelerine odaklanacaklarını söylüyorlar. Bunun en temel nedeni ise son 10 yılda enerji tüketiminin ortalama yıllık yüzde 5 gibi bir oranda artması, işin en dramatik tarafı ise enerji kaynaklarımızın yaklaşık yüzde 72’sini ithal etmek zorunda olmamız. Oysa ki yapılan araştırmalara göre, ülke olarak endüstrimizde yüzde 15, binalarımızda yüzde 35 ve ulaşım sistemimizde ise yüzde 15 enerji tasarrufu potansiyelimiz var. Gerekli adımlar atılabilirse ülke olarak 2020 yılına kadar enerji talebini yüzde 20 oranında azaltma imkanımız bulunuyor. Bu da yerel ve yenilenebilir kaynaklardan ürettiğimiz elektriğin 2.5 katma denk geliyor. Başka bir ifadeyle bu yaklaşık 30 milyon hanenin enerji ihtiyacı demek.Bu nedenle bankalar yeşil kredi kapsamında enerji verimliliği projelerine de uygun faiz ve vadelerle finansman sağlamak için büyük çaba harcıyor. Şimdilik az sayıda banka Sosyal ve Çevre Yönetim Sistemleri kurarak yeşil kredilendirme yapıyor. Ancak önümüzdeki dönem hem bu sistemd geçen banka sayısının artması, hem de daha küçük ölçekli kredi taleplerine bile bu kriterlerin uygulanması bekleniyor.

YASAKLI SEKTÖRE KREDİ YOK



Şekerbank, sağladığı kredilerin olası çevresel ve sosyal etkilerini analiz ettiği Sosyal ve Çevre Yönetim Sistemi’nin kredilendirme süreçlerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğunu vurguluyor. Banka bu konuda bir Dünya Bankası kuruluşu ve aynı zamanda Şekerbank’m hissedarı da olan IFC’nin (Uluslararası Finans Kurumu) bu alandaki bilgi birikimini referans alıyor.

Bu bağlamda çevreye zarar veren ve bu nedenle yasaklı sektörler olarak tanımlanan 18 alanda faaliyeti bulunan firmalara finansman sağlamadıklarını söyleyen Şe-kerbank KOBÎ ve Tarım Bankacılığı Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Murat Sabaz, “Herhangi bir sosyal ve çevresel olumsuz etki tespit etmemiz halinde bunun giderilmesi için müşterilerimize geri bildirimde bulunuyor, yol gösteriyor ve bu etkileri azaltmasını veya tamamen ortadan kaldırmasını takip etmeyi ve dolayısıyla müşteri bilincini artırmayı amaçlıyoruz” diyor.

Şekerbank 2009 yılından bu yana enerji tasarrufunu yaygınlaştırmak ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğine destek olmak için EKOkredi veriyor. EKOkredi ile apartman yönetimleri, çiftçiler, esnaf ve bireysel müşteriler; yenilenebilir enerji, A sınıfı enerji, atık arıtma ve atık yönetimi, rüzgar enerjisi sistemleri, modern sulama ekipmanları, doğal gaz dönüşümü, yalıtım ve güneş enerjisi sistemine geçiş, verimli aydınlatma sistemleri, ısıtma sistemlerinin değişimi, soğutma odaları ve iklimlendirme cihazlarının finansmanı gibi geniş bir yelpazede farklı enerji verimliliği yatırımlarına uygun finansman sağlanıyor. EKOkredi ticari ile ilk yılı anapara ödemesiz olmak üzere 60 aya varan vade seçenekleri, EKOkredi işletme ile de 60 aya varan vadeler sunuluyor.

TÜM PROJELERİ ERET’LE ÖLÇÜYOR

TSKB 2005 yılından beri incelediği tüm yatırım projelerinin çevresel ve sosyal risk ölçümünü yapıyor. Bu ölçümü, bankanın özel olarak geliştirdiği ERET (Çevresel ve Sosyal Risk Ölçümü) Modeli ile gerçekleştirdiklerini söyleyen TSKB Kurumsal Pazarlama Müdürü Haşan Hepkaya, “ERET’le projenin ve proje sahibinin diğer faaliyetlerinin hem mevcut, hem de potansiyel etkilerinden doğabilecek teknik, mali ve hukuki yükümlülükleri belirliyor, proje değerlendirme, finansman ve yatırım izleme süreçlerini buna göre gerçekleştiriyoruz. Çevresel ve sosyal riskin yüksek bulunduğu projelerde bu etkilerin azaltılması için atılacak adımlar konusunda proje sahibiyle birlikte planlama yapıyoruz” diyor.

TSKB’nin halen kredi portföyünün yüzde 50’sinden fazlası sürdürülebilir yatırım projelerinden oluşuyor. Örneğin 2016 yılı Eylül sonu itibarıyla TSKB’nin finansman sağladığı yenilenebilir enerji santrallerinin kurulu gücü 4.272 MW’a ulaşırken taahhüt ettiği rakam 3.2 milyar dolara ulaştı.

Son yedi yıldır enerji ve kaynak verimliliği alanlarındaki yatırımları da destekleyen TSKB’nin finanse ettiği projelerin sayısı 120’yi geçti. Mayıs 2016’da yeşil tahvil ihraç etiklerini de hatırlatan Haşan Hepkaya, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bugün Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık yüzde 13’ü bizim destek verdiğimiz projelerden karşılanıyor. Finanse etmediğimiz yatırım alanlarını Çevre ve Sosyal Etki Politikamız kapsamında değerlendiriyoruz. Bu alanların tamamının listesini internet sitemizden paylaşıyoruz. Örneğin, uluslararası alanda yasak olan ilaçlar ve diğer zararlı maddelerle, ozon tabakasına zarar veren ürünlerin üretimini ve ticaretini finanse etmiyoruz. Yaban hayatına ve biyoçeşitliliğe zarar veren ürünler, yasaklanmış atıkların sınır ötesi hareketleri, kültürel miras için tehdit olabilecek yatırımlar da finansman kapsamımız dışında kalıyor.” Firmaların değerlendirilmesi ise ERET Modeli’ne göre yapılıyor. Çevre kredisi altında firmalara, kirliliği önleme, atık su arıtma, filtre ve toz kontrolü, emisyon azaltımı, yakıt dönüşümü, su yönetimi, iş sağlığı-güvenliği ve çevre yönetimi konularında finansman sağlıyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir