Anasayfa / Makaleler / Birbirimize olan aşkmış meğer

Birbirimize olan aşkmış meğer




-Aç kapıyı… Kemiklerini kıracağım senin aç!
Her akşam duyardık bu lüzumsuz öfkeyi… O kapıdan solgun benizli bir kadın çıkardı. Endişeli bakışları öfkeden çok korku doluydu.
-Hoş geldin Bahri.
Hepimiz bilirdik, az sonra içeride yine zıkkımlanacak sonra da bir bahane ile hanımını tekme tokat dövecekti…
-Niye?
-Koskocaman bir hiç… Belki vehim derecesinde bir kıskançlık… Belki şuur altında bir rahatsızlık.
Songül Teyze, o sarhoş kocasının üstünü başını hiç üşenmeden tertemiz eder, giydirir öyle işe gönderirdi. Ama Bahri Amca akşam eve dönmeden önce soluğu meyhanede alırdı. İçer içer sonra da sokaklarda sürüne sürüne üç saatte zor gelirdi evine… Onu o halde görenler zavallı bir garip zannederdi.
O sarhoş, bizim kapı komşumuzdu. Songül Teyze ise üç çocuğu için o sarhoşa katlanırdı. Kan yutsa da kızılcık şerbeti içtim derdi… Dünyalar güzeliydi. Herkes diyordu ki:
-Bu sarhoşun kahrını niye çekiyorsun? Senin gibi güzel bir kadına koca mı bulunmaz?
Birkaç defa ayrılmaya niyetlenmişti. Ama annelik duygusu her şeyin önüne geçmişti…
Kocasının aldığı maaş kendi içkisine ancak yetiyordu. Songül Teyze gündüzleri evde terzilik yaparak bakıyordu üç çocuğuna. İki oğlu bir kızı vardı. Mahallelinin dikişini dikerdi.
Çocukları hep boynu bükük gezerdi. Bir şey olsa, kendilerini koruyup kollayacak babaları olmadığını biliyorlardı. Baba vardı. Ama kendine hayrı olmayan bir adamdı. Annesini döverken onlar da bir köşeye siner ağlardı…
İşte ben bu komşumuza gelin oldum… Hiç kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi bu eve gelin olacağım… Ama enteresan işte… Büyük oğulları Kerem ile liseli yıllarda iken birkaç defa kapı önünde karşılaşmış, göz göze gelmiştik. Birbirimizi gördüğümüzde heyecan duymamızın sebebi birbirimize olan aşkmış meğer…
Bir gün bize dünür geldiler. Her şey nasıl da bir anda olup bitmişti. Nasıl da hayır diyememiştik?
Kerem, nişanlandıktan bir ay sonra askere gitti. Askerlik dönüşü düğün yapacaktık. O askere gittikten sonra gözüme uyku girmedi. Dağlarda geziyorlardı çünkü. Ne zaman bir şehit haberi duysam yüreğim ağzıma gelirdi. Ölecek gibi olurdum. Şehit tabutlarına bakamaz hıçkırıklara boğulurdum.
O iki sene geçmek bilmedi… O iki senede belki on yıl yaşlandım. Mevla’m nasip etti, kazasız belasız askerliğini yaptı geldi.
Düğün sonrası üç sene kaynanamlarda kaldık. Şimdi ben sarhoşun gelini olmuştum. Songül Teyze kaynanam olmuştu. Ama ne yalan söyleyeyim, kayınpederim yine eve sarhoş gelse de… Yine kaynanama ağzına geleni saysa da bana bir kelime olsun kötü söz söylemedi.
Ama onların lüzumsuz sarhoş kavgası bizde de huzur bırakmıyordu. Kayınvalidemin bir ömür dayandığı sarhoş öfkesine ben birkaç sene dayanamamıştım. Tarifini yapamadığım sinir krizleri başlamıştı. Bu arada eşim bir özel firmada teknisyen olarak iş bulmuştu. Çok sevindik. Dünyalar bizim oldu. İşi gereği gece mesailere de kalıyordu. Bazen firma adına günlerce başka şehirlere de gidiyordu…
İlk kızım doğduğunda karar verdik. Bu çocuğu bu kavgada büyütmeyecektik. Bir sene sonra ayrı eve çıktık. Biz sanki yeniden evlenmiş gibiydik. Ama kaynanam çok üzüldü.
Aradan yıllar geçti… Görümcem de kaynım da evlendiler. Kayınpederim sirozdan elli yaşında vefat etti. Kaynanam küçük kızının yanında kalıyor.
Çok şükür geçinip gidiyoruz. On altı yıllık evliliğimizde kocamdan bir fiske bile görmedim. Ağzına bir damla içki koymadığı gibi sigara bile içmez… Onu ilk günkü kadar seviyorum.
Rumuz: “Menekşe”-Ankara



Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00

Ünal Bolat





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir