Anasayfa / Ekonomi-Finans / Büyük Durgunluk Çözümü Zor Problemlere Yol Açıyor

Büyük Durgunluk Çözümü Zor Problemlere Yol Açıyor




durgunlukDURGUNLUK dönemleri eskiden dokuz ile 15 ay arasında bir süre ile ekonomileri etkiler ardından hemen canlanma dönemleri gelirdi. 2008-2009 Krizi ardından gelen son durgunluk ise kolay kolay sonuçlanacağa benzemiyor. IMF’nin tahminlerine göre dünya ekonomisi 2014’ten itibaren ABD’den başlayarak yavaş yavaş canlanacak. Canlanma süreci sırasında ikide bir önemli sorunlar ortaya çıkacak. Bu kuruluşun geçen 16 Ni-san’da yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporundaki tahminlere göre iyileşme dönemi epey sancılı geçecek. 2018’e kadar sağlıklı ve güçlü bir büyüme atılımı yaşanamayacak. Örneğin, Euro Bölgesi’nde ortalama büyüme oranı, bu yıl yüzde -0.3’lük bir daralmadan sonra 2014’te yüzde 1.1’e yükselecek. Sonraki dört yılda milim milim yükselecek bu oran 2018’de ancak yüzde 1.6’ya ulaşacalc. Bu uzatmalı iyileşme dönemi Euro Bölgesi ile yoğun ekonomik ilişkileri bulunan Türkiye’yi de etkileyecek. IMF’nin bir süredir “Büyük Resesyon” diye adlandırdığı bu kayıp yılların tek sorunu düşük büyüme oranları olmayacak. Aşağıdaki temel sorunlar çö-zülemediği takdirde kronik zafiyet ve ani çalkantılar baş ağrıtmaya devam edecek:

■ İşsiz sayısındaki artış: Uluslararası Çalışma örgütü’nün hazırladığı Global İstihdam Trend-leri-2013 adlı yayınındaki projeksiyonlara göre işsizlik 2017 yılının sonuna kadar artışını sürdürecek. Gelişmiş ülkelerde ve AB’de işsizlik oranı 2017 sonuna kadar yüzde 8’in altına inmeyecek. Grafikte görüldüğü gibi tüm dünyadaki işsiz sayısı 2007 yılına göre 41 milyonluk bir artışla 2017’de 210.6 milyon kişiye yükselebilecek. Bunun 73.3 milyonu genç işsizlerden oluşacak.

■ Gelir dağılımındaki bozulma: Gelir dağılımı neredeyse dünyanın tüm ülkelerinde bozulma eğilimini sürdürüyor. Bu bozulma eğilimi, sosyal dokuyu çözüyor, insanları umutsuzluğa sürüklüyor, iç talebi azaltarak büyüme potansiyelini düşürüyor.



■ Kutuplaşma eğilimi: Küreselleşmeden yararlanan büyük sermaye ve varlıklı kesimin işleri iyi giderken geniş halk kitleleri ile küçük ve orta boy işletmeler sıkıntı yaşıyor. IMF Başkanı Christine Lagarde’ın 10 Nisan’daki bir konuşmasında belirttiği gibi “Birçok ülkenin mali piyasalarında iyileşmeler var ama bu iyileşmeler reel ekonomiye ve insanların yaşamlarına yansıtıla-mıyor.”

■ Düşük faiz riski: Son dönemde neredeyse yerlerde sürünen faiz oranları normal düzeylerine yükselmeye başladığında, para ve sermaye piyasalarında yeni sorunların çıkacağı sanılıyor.

■ Belirsizlik sisi: Ülkelerin ekonomi yönetimlerinde ve uluslararası ekonomik kuruluşlarda, yeni dönemde izlenmesi gereken politikalar konusunda görüş birliği sağlanamıyor. IMF’nin baş ekonomisti Olivier Blanchard’ın “Elimizde birçok ekonomik politika aracı var ama bunları nasıl kullanmamız gerektiği konusunda kararsızız” demesi, bu belirsizliğin bir süre daha devam edeceğini düşündürüyor.

■ Yoğun güvensizlik: IMF, ABD, Japonya ve AB üyesi ülkelerde hükümetlerin ekonomiyi canlandırmak için aldığı önlemler insanlara güven vermiyor. Aileler tüketim, girişimciler yatırım harcamalarını artırmıyor.

■ Istihdamsız büyüme: Bazı ülkelerde görülen büyüme oranı artışları, verimliliğin yükselmesinden kaynaklanıyor. Ekonominin büyümesi yeni iş kapılarını açamıyor. Büyüme, işsizlik oranlarını düşüremiyor.

■ Uyuyan canavar: Zengin ülkelerde “niceliksel gevşeme” ve benzer adlarla piyasalara sürülen para, bugüne kadar enflasyonu körüklemedi. Ancak bazı ekonomistler canlanmanın ilk işaretleri başladığında enflasyon canavarının uyanacağını düşünüyor.

■ Devletin rolü: Mevcut sorunlar devletlerin ekonomide daha aktif bir rol oynamasını gerektiriyor. Ancak ekonomi yönetimleri, neoliberal ideolojinin etkisinden henüz kurtulamadıkları için bu tür bir müdahaleye istekli görünmüyor.

2007’de ilk belirtileri görülen ve 2017’ye kadar devam edeceği tahmin edilen bu geçiş dönemi Türkiye ekonomisinin geleceğine de damgasını vuracak. IMF’nin projeksiyonlarına göre ekonomi 2013’te yüzde 3.4, 2014’te ise yüzde 3.7 oranında büyüyecek. Bu oran sonraki yıllarda biraz artsa da 2018’de bile yüzde 4.5’i aşamayacak. Yüzde 5’lik yıllık enflasyon hedeflerine ulaşmayı ihtimal dahilinde gören IMF cari açık konusunda ise epey karamsar tahminler yapıyor. IMF uzmanları epey düşük büyüme oranlarına rağmen cari açığın milli gelire oranının 2014’te yüzde -7.3’e ve 2018’de -8.4’e yükseleceğini hesaplıyor.

Faruk TÜRKOGLU / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir