Anasayfa / Ekonomi-Finans / Büyük yatırımcılar beklemeyi tercih etti

Büyük yatırımcılar beklemeyi tercih etti




GAYRÎ safi yurtiçi hasıla (GSYH) 2015 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,8 büyüme kaydederek yılın ilk çeyreğinde elde edilen yüzde 2,5’lik büyüme hızını geride bıraktı. Özel sektörün yatırım harcamalarında beklenenin de üzerinde belirgin bir hızlanma olurken, özel sektör tüketim harcamalarının da ivmelenmediği görüldü. Bahsi geçen harcama gruplarında yıllık bazda sırasıyla yüzde 11,4 ve yüzde 5,6 seviyelerinde, yani ekonominin genel büyüme performansının üzerinde bir artış izlendi. Toplam GSYH artışına özel sektörün yatırım ve tüketim harcamaları kanalıyla 5,9 puan katkı olduğunu hesaplıyoruz. Kamunun tüketim harcamalarında hızlanma olurken, kamu yatırımları ise nispeten zayıftı ve bu kanallardan toplam GSYH artışına yüzde 0,8 puan katkı geldi. Buna karşın stoklardaki düşüş ve net ihracat, büyüme hızı üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturan kategorilerdi. Büyümeye stok düşüşünün 1,9 puan, net ihracatın ise 1,1 puan negatif etki yaptığı gözleniyor.

Fed’in faiz artırımı

Böylece yılın ilk yarısında 2014 yılının benzer dönemine kıyasla yüzde 3,1 büyüme elde edildi ve 2012’den beri büyüme hızımızın yüzde 3’ler seviyesinde trend oluşturmaya devam ettiği görüldü. Her ne kadar manşet rakam 2014 yılındaki yüzde 2,9’luk büyüme oranına benzer olsa da, büyümenin kompozisyonunda beklendiği üzere önemli bir değişim yaşandı.

Geçtiğimiz sene iç talebin kontrollü büyümesi için alınan tedbirlerin, para politikasındaki sıkılaşmanın ve yurtiçi belirsizliklerin etkisiyle, büyümeye asıl katkıyı net ihracatın yaptığı ve iç talebin çok daha sınırlı rol oynadığı bir tablo vardı. Bu senenin ilk yarısında ise beklendiği gibi yeniden iç talebin ön plana çıktığını izliyoruz. İhracat pazarımız olan komşu ülkelerde yaşanan farklı sorunlar da büyüme kompozisyonundaki değişimde rol oynarken, en büyük ihracat ortağımız olan Avrupa’daki toparlanma ise ihracat için daha olumsuz bir tablonun oluşumunu engelledi.



Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin göstergeler, ekonomide bir ivme kaybı olduğuna işaret ediyor. Son veriler, kredi büyümesinin Merkez Bankasının makul olarak değerlendirdiği yüzde 15 seviyesinin altına inebileceğine işaret ederken, Reel Sektör Güven Endeksi ve PMI gibi iş ortamının nabzım yansıtan göstergeler de ekonomide daralmaya işaret eder şekilde kritik eşiklerin altına inmiş durumdadır. Bilindiği gibi finansal koşullarda hem yurtiçi belirsizliklerin hem de küresel gelişmelerin etkisiyle üçüncü çeyrekte önemli bir sıkılaşma yaşandı. Bu gelişmenin ekonomi üzerinde yavaşlatıcı etkisi olmasını beklemek gerekir. Sanayi üretimi yıllık bazda Temmuz ve Ağustos aylarında ortalama yüzde 4,9 büyüme kaydederek, henüz ekonominin yavaşladığına dair bir sinyal vermese de, Eylül ayına ait “öncü dış ticaret verilerindeki” sert düşüşler bu resmin değişeceğine işaret ediyor.

Yılın ikinci yarısında iç talebin yavaşladığı, ihracatın yine biraz daha ön plana geçtiği bir büyüme resmi bekleniyor. Yurtdışı piyasaların belirsizliğini koruduğu ve yurtiçinde ise seçim tedirginliğinin yarattığı belirsizliğe rağmen büyümenin pozitif sürpriz yaptığını söyleyebiliriz. Ancak devam eden süreçte belirsizliğe katkı yapan faktörlerin artmasına bağlı olarak ikinci çeyrekte gördüğümüz oranın önümüzdeki dönemde bir miktar azalması ve yılın tamamı için GSYH büyüme oranının yüzde 2,8 gerçekleşmesi bekleniyor.

Emeklilik yatırım fonları

Fed’in faiz artırımı konusunda yaşadığı tereddütler küresel piyasaların volatilitesinin artmasına neden oluyor. İlave olarak Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızlarındaki düşüş ve finansal piyasalarında yaşanan kırılganlıklar yatırımcıların temkinli olmasına neden oluyor.

1 Kasım’da gerçekleştirilen seçimler öncesi büyük yatırımcıların beklemeyi tercih ettiği gözlemlendi. Emeklilik yatırım fonları geride bırakılan yaklaşık 9 aylık sürede ortalama yüzde 3,4 getiri sağlarken, her bir fon türünün getirisinin önemli ölçüde birbirinden ayrıştığı görülüyor. Altın ve yurtdışı ağırlıklı yatırım yapan emeklilik yatırım fonları bu süreçte yüzde 16 ila yüzde 20 arasında getiri sağlarken hisse senedi ağırlıklı yatırım yapan fonlarda getiriler negatif oldu.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir