Anasayfa / Ekonomi-Finans / Büyüme ve İstikrar İkilemi

Büyüme ve İstikrar İkilemi




EKONOMİDEKİ büyüme ve fiyat istikran ikilemi konusunda geçen yılın bahar aylarında başlayan tartışma son günlerde yeniden alevlendi.

Fren-gaz, karayolu-hava-yolu metaforlarının da kullanıldığı bu tartışma daha bir süre devam edecek gibi görünüyor.

Tartışmanın bir tarafında Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın fiyat istikrarına öncelik veren para ve kredi politikası yani enflasyon hedeflemesi var. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ise büyüme hedefinin ön planda tutulmasını istiyor. Ekonomi ile ilgili diğer bakanlar bu konuda tarafsız kalırken, ekonomik politikaların koordinasyonu konusunda görevli Ali Babacan’m bazen örtülü bazen de açıkça Baş-çı’yı desteklediği gözlemleniyor.

Esasında Başçı da büyüme konusunun önemini kabul ediyor ama hızlı büyüme için bir süre beklemek gerektiğini vurguluyor. Başçı, cari açıktaki daralma ve enflasyondaki gerileme sürecinin ardından ekonominin 2013’ün ilkbaharında yeni bir büyüme ivmesi kazanacağım düşünüyor.

Çağlayan fiyat istikrarının önemini biliyor ama mevcut istikrar politikasının, uygulamaya sokulan teşvik ve tasarruf politikaları ile girdi tedarik stratejisinin iyi sonuçlar vermesini geciktirdiğini düşünüyor.

Fren-gaz tartışmalarının bu yılın ilk yarısında nihayet bir sonuca ulaşacağı düşünülüyor. Beş ay içinde Başçı’nın umduğu büyüme ivmesi gerçekleşirse, enflasyon hedeflemesi politikasında bir değişiklik beklenmiyor, ilk altı ayın temel göstergelerinde bir zafiyet ortaya çıktığı ve durgunluk riski arttığı takdirde Çağlayan’ın görüşlerine kulak vermek zorunlu olacak gibi görünüyor.

Ekonominin olumsuza doğru gidişi durumunda, çapa olarak enflasyonun değil de “nominal GSYH” düzeyinin alınmasının gündeme gelebileceğini düşünüyorum: “Nominal GSYH hedeflemesi” enflasyon hedeflemesini tamamen dışlamasa da, ekonominin canlanması için enflasyondaki bir miktar artışa tahammül edilmesi ve bazı risklerin göze alınması anlamına geliyor.

TÜM DÜNYADA TARTIŞILIYOR



Büyüme-enflasyon ikilemi konusunda tartışmaların normal karşılanması ve ekonomi ile ilgilenen herkesin bu konuda fikir üretmesi gerekiyor. Bu önemli konu aylardır, yalnız Türkiye’nin değil zengin fakir tüm ülkelerin gündeminde bulunuyor. Zengin ülkelerde ekonomi yönetimleri, çok düşük faiz oranlarına ve piyasaların paraya boğulmasına rağmen canlanma, gecikince, yeni arayışlar içine girmiş durumda.

Geçen yılın 12 Aralık günü ABD Merkez Bankası (Federal Reserve Board) Başkanı Ben Bernanke’nin, temel hedefleri arasına işsizlik oranının düşürülmesini almasından sonra, politika değişikliği Ingiltere’de de yoğun olarak tartışılıyor. Haziran ayında İngiltere Merkez Bankası’nın başına geçecek Mark Carney’in “nominal GSYH” tezine yakınlığı biliniyor, ama bu ülkedeki ekonomi kamuoyu enflasyonu körükleyici politikalara karşı çıkıyor.

Brezilya ve Rusya ise yüksek enflasyondan çok çektikleri için bu ülkelerde enflasyon hedeflemesine devam etme eğilimi ağır basıyor.

Ufukta dünya para savaşının görünmesinden sonra hedefleme tartışmaları ülkeler arasında da yaşanmaya başladı. Örneğin, Almanya Merkez Bankası Başkanı Jens Wied-man, Japon hükümetinin kendi merkez bankasının hedefleme politikasına müdahale etmemesini isteyebiliyor.

Hedefleme tartışmaları Türkiye’de olduğu gibi dünya ülkelerinde de yılın ikinci yarısına kadar bir sonuca ulaşacak. Zengin ülkelerde yaz aylarına kadar kalıcı bir iyileşme ortaya çıkmazsa büyümecilerin eli güçlenecek. Çünkü bu ülkelerde rekor düzeylere yükselen işsizlik oranları siyasi ve ekonomik dengeleri zorluyor. Ekonomilerden olumlu sinyaller geldiğinde ise enflasyon hedeflemesi yöntemi, bir dönem daha hükmünü sürdürecek.

Ekonomi tarihine baktığımızda her iki politikanın en uç noktalara kadar uygulanmasının olumsuz sonuçlara yol açtığını görüyoruz. Fiyat istikrarına öncelik veren Japonya’nın 20 yıldır durgunluktan kurtulamadığı biliniyor.

Türkiye’de ise, 70’li yıllarda Naim Talu’nun önce merkez başkanlığı daha sonra da başbakanlığı sırasında uyguladığı genişletici politikalarla tırmanan enflasyonu düşürmek için 30 yıl uğraşıldığını yaşı 50’nin üstüne olanlar hala hatırlıyor…

Faruk Türkoğlu / Para Dergi





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir