yandex
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Büyümek İçin Üretim ve İhracat Artmalı

Büyümek İçin Üretim ve İhracat Artmalı




İlk çeyrek büyümesinin yüzde 4.8 gelmesi, iş dünyasını gelecek hedeflerinin tutturulması adına umutlandırdı. Ancak iş insanları sürdürülebilir bir büyüme için tüketime değil üretim ve ihracata dayalı büyüme modelinin benimsenmesini istiyor…

TÜRKİYE ekonomisi 26 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Geçen hafta açıklanan ilk çeyrek (Ocak-Şubat-Mart) büyüme rakamı yüzde 4.8 gelerek, Orta Vadeli Plan’da hedeflenen yüzde 4.5 lük büyüme rakamına ulaşılacağı konusunda ‘güven’ verdi. Gayri safi milli hasılanın ilk çeyrekte yüzde 4.8 büyümesi aslında piyasaların beklentisinin bir miktar üzerinde, ilk çeyrek büyümesi ilk etapta piyasaları sevin-dirse de iş dünyası büyümenin ana kırıhmlarma bakarak gelecek için kendilerine bir yön çiziyor. Büyümenin üçte birinin sanayiden gelmesi genel olarak piyasaları memnun etti ancak kamu yatırımlarındaki 1.2 puanlık artışa karşın özel sektör yatırımlarının yüzde 0.3 azalması erken bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Zira yatırımın olmadığı yerde üretimde istihdam artışından da gelecekte söz etmek mümkün görünmüyor.

otomobil uretim

TÜKETİM VE BÜYÜME

Büyümenin itici gücünün tüketim harcamaları olmasına da iş alemi bir ‘mim’ koyuyor. Hane halkı tüketiminin yılın ilk çeyreğinde yüzde 6.9 artmasına rağmen devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 10.9 artmış durumda. Bu iç talepteki canlılığın sürdüğüne işaret ederken ihracattaki sıkıntının geçmediğini de gösteriyor. Iç talep ve ihracata dayalı büyümede ‘dengesizlik’ olmasının büyümenin yapısını bozduğunu belirten iş insanları, sağlıklı büyüme için dengeli, ihracat ve üretime dayalı bir büyüme modelinin şart olduğu kanaatindeler. Büyüme oranlarında gelecek adına ‘sinyal’ veren bir diğer rakam ise tarımla ilgili. 2015 yılı genelinde GSYH içindeki payı 9.1 olan tarım sektörünün 2016 yılının ilk çeyreğinde yüzde 4.6’ya gerilemesine dikkat edilmesinde fayda var.

Hedeflere ulaşmak kadar ekonominin sağlıklı bir modelle büyümesi üzerinde de duran iş insanları Türkiye ekonomisinin 2023 hedeflerine ulaşması için yüzde 7 civarında her yıl büyümesi gerektiği inançlarını da yineliyorlar.

“TAKDİR EDİLECEK RAKAM”

Türkiye ekonomisinin 2016’nm ilk çeyreğini takdir edilecek bir büyüme oranı ile kapattığını belirten İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, “Sanayi sektörümüz, yüzde 5.6’lık büyümesi ile yüzde 4.8’lik büyümenin üçte birini yaratma başarısı göstermiştir. Bunu üretim ekonomisine geçiş söylemine destek olacak çok önemli bir başlangıç olarak görüyoruz. Özellikle nitelikli üretim ve büyümeye destek verecek, cari dengeye sürdürülebilir katkı sağlayacak, kaliteli ve kalıcı bir büyüme modeline geçiş fırsatı doğdu” diyor.

Cari açıktaki olumlu gelişmeler ve büyüme performansı gibi temel makroekonomik göstergelerdeki pozitif resmin bizi rehavete sokmaması gerektiğini vurgulayan Bahçıvan şu değerlendirmeleri yapıyor: “Bu pozitif süreci fırsat olarak görüp, uzun vadeli yapısal reformlar hayata geçirilmeli. Bu çerçevede daha çok iç talep ağırlıklı olan bu büyümeye, ihracatın ve kaliteli özel sektör yatırımlarının da güçlü bir destek vermesi gerekmektedir. Eğer ilk çeyrek büyümesine negatif bir katkısı olan dış talepte de bir iyileşme olursa sanayinin büyümeye katkısının çok daha yüksek olacağına inanıyoruz. Bu olumlu katkı, aynı zamanda özel sektörün gerilemekte olan yatırım harcamalarmı da pozitife çevirecektir.”

“YAPISAL REFORMLAR YAPILMALI”

PAGEV (Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı) Başkanı ve SEM Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, sanayinin ilk çeyrek büyümesine katkısına rağmen, nisan ayı sanayi üretim rakamlarının düşüşe geçtiğini vurguluyor. “Yüzde 4.8’lik büyümenin büyük bir kısmı kamu ve tüketici harcamalarından geliyor” diyen Eroğlu, dengeli bir büyüme modeline geçilmesi için yapılması gereken bazı yapısal reformlar olduğunu belirtiyor. Eroğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

“Yeni pazar bulmak dünden bugüne kolay değil. Bu nedenle mevcut pazarlarımızla ilgili sorunların çözümüne hükümet destek vermeli. İlk çeyrekte büyüme yüzde 4.8 olurken, kredi büyümesi yüzde 2 olmuş. Bunun anlamı şu; bankalar kredi musluklarını reel sektöre biraz kesmiş. Özel bankaları biraz anlayabiliriz ama devlet bankalarının bu anlamda desteğini hissetmek istiyoruz. Çekin garanti özelliğinin kalmaması, iflas ertelemelerin kötüye kullanılması iç piyasaları olumsuz etkiliyor. Sanayi ile. ilgili reformlar hızla hayata geçirilip, mevcut dış pazarlardaki problemlerin çözümüne katkı sağlanmalı.

“EXİMBANK’A DESTEK VERİLSİN”

Üretiminin yüzde 90’mı ihraç eden Sampa Otomotiv Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkam Tarık Altuncu da ‘üretim ve ihracata’ dayalı bir büyüme modelinin hayata geçirilmesi gerektiği görüşünde. “Tüketimle büyümenin cari açığımıza olumlu katkısı yok” diyen Altuncu, dış pazarlardaki daralmaya rağmen bu yıl firma olarak ilk çeyrek performanslarının daha iyi olduğu bilgisini veriyor. Altuncu, “Bu sene kapasite kullanım oranlarımız yüzde 60’lara çıktı. Kapasite kullanım oranı yüksek olmadığında yeni makine alıp yatırım yapmazsınız. İlk çeyrek büyümemiz yüzde 30 civarında. Geçen sene yılın genelinde cirosal olarak yüzde 10 büyümüştük. Rakiplerimizdeki büyüme daha düşük” diyor. Yaşanan bu olumsuz dış konjonktürde devletten sanayiye ve ihracatçıya destek vermelerini isteyen Tarık Altuncu, bir önerisini de şöyle dile getiriyor: “Devletin hem fi-nansal hem de düşük maliyetli kredi anlamında ihracatçıları bu dönem desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz Eximbank kredisi ve teminat mektubu kullanıyoruz.

Eximbank bize verdiği teminat mektuplarına karşılık, diğer bankalar gibi karşılık oranı ayırıyor. Bunun bu dönem kaldırılması Eximbank’ı da ihracatçıları da rahatlatır. Eximbank yüksek oranda karşılık ayırmazsa daha ucuz maliyetli teminat mektubu verip daha fazla bizleri destekleyebilir.”

BÜYÜMENİN YAPISI

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Kı-zılgüneşler ise “büyümeye ihracatın katkısının düşük olması bizi tedirgin ediyor” diyerek değerlendirmelerine başlıyor. Kalan üç çeyrekte bu durumun çok değişeceğini düşünmeyen Kı-zılgüneşler, “Dış piyasalar sıkıntılı. Avrupa ve Amerika’da çok fazla değişiklik görünmüyor. Terör ve turizmle ilgili problemler de iç piyasayı olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kamu kaynaklı büyüme önümüzdeki dönemde devam edecek gibi görünüyor. Rakamın 4.8 olması memnuniyet verici ama büyümenin nereden kaynaklandığını da iyi irdelemek gerekiyor” diye konuşuyor.



ÜRETİM DEVAM EDİYOR AMA…

İnşaat sektörünün büyümeye katkısı geçen yıl yüzde 4.5 oldu. Geçen yıl ilk çeyrekte yüzde 3.3 büyüyen inşaat bu yıl hızlandı ve ilk çeyrek büyüme rakamı yüzde 13.3 geldi. Aydoğan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Aydo-ğan, inşaat sektöründe üretimin hızla devam ettiğini ancak satışların aynı hızla artmasmı belirtiyor. Daha çok Bağdat Caddesi ve civarında inşaat yapan Aydoğan, “İlk çeyrekte aradığımızı bulamadık.

Satışlarda bir durgunluk var ama yine de üretimi sürdürüyoruz” diyor.

Aydoğan’ın verdiği bilgiye göre inşaat sektörünün gösterge ayı Mayıs. Bu nedenle mayıs rakamlarının nasıl geleceğini görmek gerekiyor. Haziran ve temmuz aylarında genelde vitesi artan sektör de bu yıl Ramazan nedeniyle satışlar biraz yavaş geçse de eylüle yönelik olumlu beklentiler güçlü. Konut kredilerinin l’in altına düşmesi ile birlikte satışların artabileceğini düşünen Aydoğan, “Türkiye’de büyümenin sağlıklı olması için inşaatın da sanayinin de birlikte katkı yapması gerekiyor.” diye konuşuyor.

İNŞAAT SOĞUMADI

İnşaat sektörü en son yavaşlayan ve en geç harekete geçen bir sektör olarak biliniyor. Bu nedenle inşaat sektörünün soğumaması peşinden sürüklediği birçok sektör için önem taşıyor. Nolte Mutfak ve Mobilya Sanayi Genel Müdürü Sebahattin Gürel, mobilya ve mutfak sektöründe marka sahibi firmaların bu dönemde büyümede sıkıntı yaşamadıklarını söylüyor.

Satışlarının yüzde 76’sını markalı konut projelerine yaptıklarını hatırlatan Gürel, “İnşaatlar devam ediyor.

Bu da bize olumlu katkı sağlıyor. Geçen yıl yüzde 35 büyüyen şirketimiz bu yıl ilk çeyrekte yüzde 15 civarında büyüdü. Yılsonuna kadar beş yeni mağaza açıp 20 mağazaya ulaşmayı planlıyoruz. Ancak Türkiye’de birkaç sektör büyürken diğerlerinin yavaşlaması da doğru değil.” diye sözlerine tamamlıyor.

ÜRETİM-İSTİHDAM İKİLİSİ

Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinin gayrisafi milli hasıla içindeki payı ilk çeyrekte yüzde 3.8 olurken, bu sektörlerin ortalama büyümesi yüzde 8.6 oldu. Özellikle tarım GSMH içindeki payını yitirmesi iş dünyasını endişelendiriyor.

Türkiye’nin önde gelen su ürünleri ihracatçılarından Kocaman Balıkçılık’ın Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kocaman, üretimlerinin yüzde 90’ını ihraç ettiklerini belirtiyor. İlk beş ayda ihracattaki artışlarının yüzde 30 olduğunu vurgulayan Kocaman şu değerlendirmeleri yapıyor: “Büyümemiz Türkiye ve sektör ortalamalarının üzerinde.

Bunu ürün çeşitliliğimizle sağladık. Genelde balıkçılık sektöründe ilk çeyrekte işler durağandır ama biz ürün çeşitlendirmesiyle satışlarımızı artırdık.

Türkiye yıllık yüzde 7.5 büyürse ancak işgücüne yeni katılan 750 bin kişiye 1 iş bulabilir. Üretim ve ihracata dayalı büyüme modelini sözde değil gerçekte benimseyip seçmemiz lazım. Sağlıklı büyüme üretimle olur. Üretim olursa istihdam artar. Yalnızca inşaata ve tüketime dayalı büyüme sağlıklı değil.”

Nail OLPAK / MÜSİAD Başkanı
Türkiye ekonomisine inancımız sürüyor

Türkiye ekonomisi, 2016 yılının birinci çeyreğinde yüzde 4.8 ile pozitif büyüme eğilimini sürdürmüş ve 26 çeyreğe ulaşan bu performansı ile 2016 yılı geneli için oldukça olumlu bir işaret vermiştir, iş âleminin temsilcileri olarak bizlerin de Türkiye ekonomisine olan inancımız sürüyor. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 4.7 artış kaydeden sanayi üretiminin bu dönemde büyüme rakamlarına olumlu yansıdığını görüyoruz. Bununla birlikte kamu yatırımlarındaki 1.2 puanlık artışa karşın özel sektör yatırımlarının yüzde 0.3 azalması erken gelen bir uyarı olarak değerlendirilmeli. Hem kamu hem de özel sektörde inşaat yatırımlarının artış kaydetmesi memnuniyet verici. Ancak her iki sektörün de makine ve teçhizat yatırımlarının azalması üzerine dikkatle eğilmemiz gereken bir mesele. Ortaya çıkan rakamlar iç talebin 2016 yılında büyümenin lokomotifi olacağını gösteriyor. İhracatın Nisan ayında yüzde 10.2 azalarak yılın ikinci çeyreğine de olumsuz bir giriş yaptığını göz önüne aldığımızda, dış talebin maalesef önümüzdeki dönemde de büyümeye etkisinin negatif olacağını öngörebiliriz. Gerek özel sektör yatırımları gerekse dış talepteki negatif sinyalleri dikkate almalıyız.

Mehmet İŞLER / Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı
Büyümeye yeterli katkıyı yapabilmeliyiz

Üretime dayalı büyüme modelini gerçekleştiremediğimizde sıkıntı yaşarız. Kore bütün kaynaklarını yüksek teknolojiye yatırırken Türkiye maalesef demir ve çimentoya yatırıyor. Ar-Ge’ye dayalı bir üretTC oluşturmalıyız ki Türkiye’nin önü açılsın ve istediğimiz büyüme rakamlarını yakalayabilelim. Türkiye turizmde bu dönem dezavantaj yaşıyor. Turizm huzur ve barışı sever. Turizm ülkesi olarak potansiyelimizi hakkıyla kullanabilmeliyiz. Turizm milli sektördür; istihdama yüzde 16.5, ihracata doğrudan katkısı yüzde 21.5’dir. Türkiye’nin petrolü yok turizmi var. Turizmin büyümeye yeterli katkıyı yapabilmesi için de zeminin hazırlanması gerekiyor.

Mehmet BÜYÜKEKŞİ / TİM Başkanı
“İhracat büyümeye pozitif katkı vermeli”

Geçtiğimiz senenin başında büyümede oluşan karamsar tablo, 2015’in son çeyreğinde dağılmıştı. Şimdi ise görüyoruz ki, son iki çeyrekte Türkiye daha güçlü bir büyüme önemine girmiş durumda, ilk Çeyrekteki yüzde 4.8’Nk büyüme oranı Türkiye ekonomisinin dinamizmini ve potansiyelini koruduğunu bizlere gösteriyor Yakalanan bu başarılı performansla birlikte diyebiliriz ki, Türkiye artık fabrika ayarlarına geri döndü. Bizleri sevindiren diğer bir gelişme ise, verisi açıklanan bütün Avrupa Birliği ülkelerinden daha hızlı büyümüş olmamız. İlk çeyrek büyümemizle verisi açıklanan tüm dünya ülkeleri içerisinde beşinci sıradayız. Diğer taraftan, ilk çeyrekte net ihracatın büyümeye 1.54 puan negatif katkı yaptığını görüyoruz. Biz ihracatçılar olarak net ihracatın büyümeye sürekli pozitif katkı vermesini istiyoruz. Bunun için de ihracatımızın reel olarak ithalattan daha fazla büyümesi gerekiyor. Büyümemizi daha yukarılara taşımak adına TİM olarak Hükümetimize “Ekonomi Yol Haritası” önerilerimizi sunduk. Önerilerimizde, faizlerin düşürülerek firmalarımızın finansmana erişimlerini kolaylaştırılmasını belirttik. Umuyoruz ki, önümüzdeki dönemde bu beklentilerimizin hayata geçirilmesi ile birlikte büyümemizdeki yüksek performans kalıcı ve sürdürülebilir hale gelir.





Bunu da İnceledinizmi ?

BES katılımcısı borsada kazandı mı?

BİREYSEL Emeklilik Sistemi (BES),uzun vadeli fon birikimi sağlayan bir sistem. Katılımcılar, ufak birikimlerle gelecek yıllara …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir