Anasayfa / Makaleler / Değişimin Kimyasını Çözmek Kolay İş Değil

Değişimin Kimyasını Çözmek Kolay İş Değil




KİŞİSEL gelişimin yolu insanın kendisini değiştirmesinden geçer. Değişim ise herkes için büyülü bir sözcüktür. Geçmişin acılarının ve hatalarının karaladığı sayfalan kapattığımızda önümüze yeni ufukların açılacağını düşünürüz.

degisimÖnümüze açılan beyaz bir sayfanın masum çekiciliğine kapılır, hayaller kurarız. “Dün geçmiş ola. Onunla gitti gider dünkü sözün / Her yepyeni gün için bir taze söz bulmak ne güzel” diyen Mevlana’nın dizeleri aklımızı çeler. Ancak içimizdeki bir ses “Değiş ve geliş” derken, diğer bir ses “Otur oturduğun yerde, başını derde sokma” diye fısıldar. İnsanlar doğuştan muhafazakardır ve değişime karşı koyma eğilimindedir çünkü…

Bu içsel çatışmada sön sözü yenilik merakı söyler. İnsanlar, gelişme ve ilerleme için ortaya çıkan bir fırsata karşı koyamaz.

Kişisel değişim ve gelişim, köklerimizden gelen değerleri geliştirebildiğimiz, yeni yaklaşım ve açılımlarla kanatlandırdığımız ölçüde anlam kazanır. Hareket noktası, başkalarına hayranlık ve özgüven eksikliği olan bir değişim çabası, bizi çıkmaz yollara sürükler.

Kişisel gelişim için belirlenen hedefler için her gün ama her gün birkaç adım atmak gerekir. Bu yavaş ama kararlı adımlar, bir süre sonra kişiye yeni ufuklar açar. Değişimi yalnız “başkalarını değiştirmek” olarak görenler ve kendini değiştirmeye yanaşmayanlar ise hep aynı hataları tekrarlar.

DEĞİŞİMİN HEDEFİ

Değişim çabalarında kişiliğin değil bakış açılarının, tutumların ve davranışların değiştirilmesi hedeflenmelidir. Kişiliğini değiştirmek isteyenler, kendi kendisiyle savaşmaktan kurtulamaz. Sonuç daima yenilgidir. İnsanların kişilikleri ve karakterleri bir tür kader gibidir. Nereye gidersek gidelim, kişiliğimizin ufkundan ve sınırlarından kurtulamayız.



Hayatı İstanbul, İskenderiye Londra ve Atina kentlerinde geçen Konstan-tin Kavafis bu gerçeği bir şiirinde şöyle anlatır: “Başka diyarlara, başka denizlere giderim dedin / Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa. / Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler / Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. / Dolaşacaksın aynı sokaklarda. / Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın…”

Gelişim sürecinde de hedef “yeni bir kent” aramak değil, içimizdeki kenti, ruhumuzun sokaklarını ve çıkmazlarını her yönüyle tanımak olmalıdır. Bu süreçte elde edilen ipuçları sayesinde düşüncelerimizi ve öğrendiğimiz bilgileri kişiliğimizi geliştirmek için kullanabiliriz.

GELİŞİMİN TEMEL UNSURLARI

Değişen koşullara ayak uydurarak kendi değişim sürecini ve gelişimini gerçekleştirmek isteyenlere aşağıdaki ipuçları yararlı olabilir:

■ Kendini tanımak: Birey, kişisel gelişimini ancak kendini bilerek ve tanıyarak gerçekleştirebilir. Kendisinin hangi tür zekâya sahip olduğunu ve en iyi hangi biçimde öğrendiğini bilen bir kişi kendini daha kolay geliştirebilir.

■ Değişim cesareti: Huzur özlemi ve değişim korkusu ile yüzleşmeden yola çıkanlar, yarı yolda kalmaktan kurtulamaz. Değişim cesareti ve günlerin getirdiğini göğüsleme gücü olmadan yenilenme gerçekleşmez.

■ Kozaya girmek: Değişim, çok istemekle olmaz. Bakış açılarını ve düşüncelerin kurgusunu değiştirmek ve kozaya girmek işin başlangıç noktasıdır. Neyin, nasıl, ne zaman ve hangi imkânlarla değiştirileceği belirlendiğinde yolun yarısı alınmış olur.

■ Uzun, ince bir yol: Kişisel gelişim değişim mücadelesine “Hemen, şimdi!” diyerek işe başlayanlar için sonuç çoğu kez hüsrandır. Yıllar boyu sürebilecek bir değişim sürecini göze alanlar, amaçlarına eninde sonunda ulaşır.

■ Gözlem ve çözümleme: Kişisel gelişimin yol ve yöntemlerini, ancak dünyadaki ve ortamdaki değişimi gerçekçi bir şekilde algılayacak bir zihinsel yapı gösterebilir. Bu çaba sırasında eleştirel ve analitik yöntemlerin kullanılması, katma değer yaratan fikirlerin geliştirilmesini sağlayabilir.

■ Sürekli öğrenme: Okullarda ve iş başındaki eğitimlerde elde edilen bilgilerin son kullanma süresi üç-beş yıl içinde dolduğu için bu bilgiler iş hayatında beklendiği kadar yararlı olamaz. Tutum ve davranışlardaki olumlu değişiklikler, ancak yeni bilgilerin özümsenmesi ile ortaya çıkar.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir