Anasayfa / Kültür Sanat / Deniziyle Tarihiyle Payas

Deniziyle Tarihiyle Payas




Deniziyle tarihiyle Payas.

Tarih ve turizmin bir arada yaşandığı Payas, çevre kentlerin de ilgisini çekiyor. Deniz ürünlerindeki zenginlik, dalış imkanı, su altındaki çeşitliliğin yanı sıra tarihi değerleriyle de göz dolduruyor. Kentin simgesi haline gelen Payas Mimozası’nın patentini almak için başvuruda bulunan Payas Belediyesi, bu bitkinin üretimini yapacak ve tüm Türkiye’ye dağıtacak.

Tarih boyunca pek çok medeniyete ve devlete ev sahipliği yapmış olan Payas, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı, hakimiyet kurduğu her toprakta olduğu gibi Payas’ta da kendisinden önceki medeniyet ve devletlerin mirasını hemen sahiplendi ve kendi bünyesi içinde bozmadan tekrar inşa etmek suretiyle yaşattı. Bu durumun en güzel örnekleri, Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Kalesi, Cin Kule ve ipek Yolu Köprüsü’nden oluşan tarihi eserler topluluğudur. 1568 -1577 tarihleri arasında inşa edilmiş bu eserler, Payas’ın bölgedeki diğer şehirler arasında seçkin bir konuma gelmesini ve tarihinde kültürel, ekonomik ve askeri açılardan altın çağ diyebileceğimiz bir devrin yaşanmasını sağladı. Buharlı gemilerin kullanılmaya başlandığı döneme kadar, Sürre Alayları’nın ve Hicaz’a giden hacıların kullandığı güzergah burasıydı. Yine aynı dönem içersinde kurulmuş ancak günümüze kadar ulaşmamış olan Payas iskelesi ve Tersanesi de deniz ticareti ve askeri güç olarak Payas’a ayrı bir önem kazandırdı. Ayrıca ipek Yolu ile Halep’e gelen malların denize ulaştığı bir liman olarak, Kıbrıs ve Akdeniz ülkelerine sevk edildiği Payas, o günlerin en önemli yerlerinden biriydi.

Payas Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi

İstanbul – Halep – Şam – Hicaz yolu üzerinde, Hac ve ipek Yolu kervanlarının kesiştiği noktada yer alan bir menzil külliyesi olarak inşa edilen bu eser, devrin kudretli sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa tarafından 1574 yılında Mimar Başı Mimar Sinan’a yaptırıldı. Payas’taki Külliye, Türk – İslam Mimarisi’nin en güzel eserlerinden birisi olan bu eserin inşa tarihi, Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Edirne Selimiye Camii ile eş zamanlı olması sebebiyle, onun mimarlık birikiminin bir özeti gibi de algılanır, ipek Yolu ile Halep’e gelen malların denize ulaştığı bir liman olarak, Kıbrıs ve Akdeniz ülkelerine sevk edildiği yer olan Payas’taki bu külliye, güzergahı kullanan kervanlar, limanın ve askeri birliklerin emniyetini sağlamak amacıyla II. Selim’in saltanat döneminde inşa edilmiş, bu yörelerin en büyük yapısıdır. Payas Sokollu Külliyesi; cami, hanğah, mahalle mektebi, arasta, hamam, kervansaray, tabhane ve imarethaneden oluşan oldukça büyük ve çok amaçlı bir yapıdır.

Cami

Bugün II. Selim’in ismiyle anılan cami (Sarı Selim Cami) yapıldığı tarihten bu yana ibadete kapatılmadı. Caminin son cemaat mahalli yedi revaklıdır. Ancak avluyu çevreleyen bütün revaklar gibi cami önündeki orijinal revaklar da kaynaklarda bilgisine rastlamadığımız bir sebepten, bilmediğimiz bir tarihte tamamen yıkılmıştır. Caminin planı, erken devir camilerinde görülen ters “T” planına sahiptir. Mimar Sinan böylece, eski veya yeni her mimari planın kendisine has bir ifadeye sahip olduğunu anlatmak istemiştir.

Arasta

Külliyenin fiziki açıdan merkez mekanı sayabileceğimiz arasta kısmı, 48 dükkandan oluşuyor. Kuzey ve güneye açılan kapılarıyla ipek Yolu yani ticaret yolu ve hac yolunun tam üstünde olacak şekilde inşa edilmiştir. Doğu duvarındaki bir taç kapıyla kervansaraya, batı kısmındaki büyükçe bir kapıyla da külliyenin yanındaki kalenin kapısıyla aynı hizada olmak üzere dışarıya açılır. Birkaç yüz yıl boyunca süren canlı bir ticari hayat, buharlı gemilerin etkisiyle değişikliğe uğrayan ticaret yolları ve Çukurova bölgesinde eşkıyalık faaliyetlerinin artış göstermesiyle önemini kaybeder.

Tabhaneler

Kervansarayın, arasta (çarşı) duvarına bitişik olan batı kısmında sağlı sollu üçer bölüm halinde, kendi özel avlularına açılan odalardan oluşan tabhaneler yer alıyor. Tabhaneler, özel kullanım için tasarlanmış dinlenme odaları olup muhtemelen ailesi ile birlikte seyahat eden kişilere ve hatırı sayılır yolculara tahsis ediliyordu.



Çifte Hamam

Arastanın batıya bakan cephesindeki kapılardan birisi, erkekler hamamına açılır. Çifte hamamın kadınlar kısmına ise dış taraftaki bir kapıdan giriliyor. Kadınlar hamamına giriş kısmı bugün kapanmış vaziyettedir. Çifte Hamam, klasik Osmanlı hamam mimarisinin özelliklerine sahiptir. Buradaki hamam Cumhuriyet döneminde de kullanılmıştır.

Mahalle Mektebi

Hamamın batı duvarına bitişik olan ve kapıları cami tarafına açılan, iki odalı ve ön kısmı üç revaklı yapı, mahalle çocuklarının eğitim aldığı mahalle mektebidir. Bu yapı külliyenin yolcu ve ticaret akışından en az etkileneceği bir noktasına inşa edilmiş ve eğitim gören çocukların rahatça zaman geçirebilecekleri bir alan bırakılmıştır.

13 Asırlık Külliye Zeytin Ağacı

Sultan Selim (Yavuz) zamanında 1516 Mercidabık savaşı ile Osmanlı topraklarına katılan Payas, zengin zeytin bahçelerine sahipti. Anlatılanlara göre Yavuz’un oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü Kaptan-ı Deryası ve Sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa, 1574 yılında Baş Mimar Sinan ve hassa mimarlar teşkilatına burada külliye yaptırmak ister. Buradaki 15 dönümlük zeytin bahçesindeki zeytin ağaçları kestirilir. Bugün caminin önündeki avluda yer alan çeşmenin hemen yakınındaki zeytinlerden bir tanesi de anı olarak bırakılır. Hala yılda 300 kilo kadar ürün veren bu ağaç, dünyanın en yaşlı meyve veren zeytin ağacı olarak biliniyor.

Kitabe

Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi’ndeki tek kitabe, arasta içersinden kervansaraya açılan büyük taç kapının üzerinde bulunuyor. Bu kitabe, aruz vezni ile 5 beyit halinde yazılmış olup, son mısrası ebced hesabıyla külliyenin inşa edildiği tarihi belirtir. Hicri 983 Miladi 1574.

Payas Kalesi

Külliyenin batı kısmında, kıyıdan 700 metre uzaklıkta, etrafı hendekle çevrili olan Payas Kalesi’nin bulunduğu yerde Haçlılar tarafından inşa ettirilmiş hacıların güvenliğini sağlamakla görevli Tapınak Şövalyeleri’nin kontrolü altında hizmet görmüş bir kale vardı.

Zaman içinde haraplaşan bu kale kalıntılarını Osmanlı İmparatorluğu tamir etmek istedi. Ancak temellerinin tamir edilemeyeceği anlaşılınca aslına sadık kalınarak 1571 yılında yeniden inşa edildi.

Payas Kalesi yapıldığı dönemde Sürre Alaylarını, ticaret kervanlarını koruyan bir karakol ve ileri sefer karargahı olarak hizmet verdi. Vatan şairi Namık Kemal sürgüne gönderildiği Kıbrıs’a gitmek üzere bir süreliğine Payas Kalesi’nde tutuldu. Kale, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da karakol ve hapishane olarak kullanıldı.

Payas Kalesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Hatay meselesi ile ilgili bölgeye yaptığı ziyaretlerde çalışma alanı olarak kullanıldı. Cin Kule Akdeniz üzerindeki Osmanlı hakimiyetinin sağlanması için Payas’a tersane ve liman kurulması kararlaştırılır. Günümüzde yok olan bu tersane limanın kuruluş tarihi 1568’dir. Açık denizlerden gelebilecek saldırılara karşı liman ve tersaneyi rahatça savunabilmek ve Payas’taki kale ve külliye için bir ön savunma hattı oluşturmak maksadıyla Üzeyir Beyi ve Kadısı’na bir emirname gönderilerek ” Payas sahiline İstanbul Kız Kulesi tarzında bir kule inşa edilmesini ve içine yeterli sayıda top ve sipahi askeri konulması” emredilir. Cin Kule ismini alan bu yapının inşa tarihi 1577’dir.

İpek Yolu Köprüsü

Arasta içinden geçen kervan ve hac yolu, güney kapısından çıktıktan sonra Payas Çayı’na varır. Bu çay üzerinde yapılan üç gözlü, kemerli köprü İpek Yolu ticaretinin külliyeye bağlandığı kısımdır.

10. Yıl Anıtı

Hatay’ın Türkiye’ye katıldığı 1939 yılına kadar Payas bir sınır şehriydi. 1933 yılında Cumhuriyetin 10. yılında Payas halkı bir ilke imza atarak sınıra yakın bir alanda şenlikler düzenlediler ve 10. Yıl Anıtı’nın açılışını yaptılar. Halk tarafından yapılmış olması nedeniyle Türkiye’de bir ilk olan 10. Yıl Anıtı Cumhuriyete ve soydaşlarına bağlılığını ifade ediyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir