yandex
yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Dolar kurundaki yükselişin önüne geçilemiyor

Dolar kurundaki yükselişin önüne geçilemiyor



Dolar kurundaki yükselişin önüne geçilemiyor. 2,50 TL seviyelerine geldiğinde satışa geçen yatırımcılarda yükselişin kalıcı olduğunu düşünerek bu defa satmayınca, dolar kuru geçen hafta 2,64 TL’ye kadar çıkıp zirve yaptı. Uzmanlara 10 soruda doların geleceğini ve bunun piyasalara ve reel sektöre etkilerini sorduk. Yapılan değerlendirmeler artık doların 2,50 TL seviyesinin üzerinde kalıcı olabileceğine işaret ediyor. Hava daha da bozulursa, 2,80 TL seviyelerinin de test edilebileceği ifade ediliyor.

dolar

ABD Doları’mn diğer para birimleri karşısındaki yükselişi devam ediyor. Özellikle de başta Türkiye olmak üzere gelişen piyasa para birimlerine karşı yılbaşından bu yana değer artışı çift haneli seviyelere geldi. Son 1,5 ayda iki kez ABD doları konusunu finans haberlerimizde işledik. 1 Şubat sayısındaki “Dolardaki yükseliş nerede duracak?” başlıklı haberimizde dolarda 2,50 TL seviyelerin aşılacağını, pa-ritede ise 1,05 seviyelerin hedef olabileceğini yazdık. Türkiye’nin kırılgan 5’lideki ülkeler arasında tek negatif reel faiz veren ülke olduğu vurgusunu yaptık. Aradan iki hafta geçti ve dolar kuru 2,51 TL zirvesini gördükten sonra 2,45 TL’ye geriledi. 15 Şu-bat’taki sayımızda “Dolar kurunda artık düşüş beklentisi yok” başlığı ile havanın bozulması durumunda 2,60 hatta 2,80’lerin görülebileceğini yazdık.

Yaşanan gelişmeler de bizim haberlerimizi doğrular nitelikte oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert ifadeleri, ABD’de FED kararım etkileyecek istihdam verisi beklentileri, dolar kurunun 2,64 TL zirvesini görmesine neden oldu. Şu ana kadar haberlerimizdeki öngörüler büyük ölçüde gerçekleşti. Gelinen seviyelerde kurun ateşi iyice yükselmiş durumda ve bu ateşin ne zaman söneceğini söylemek zor. Buradan yola çıkarak dolarda neler olduğunu, nelerden etkilendiğini ve neleri etkileyeceğini 10 soru kapsamında araştırdık.

1- Döviz piyasasını yılın ilk yansı için etkileyecek önemli faktörler nelerdir?

Merkez bankalarının para politikaları para birimlerinde birincil etkiye sahip olmaya devam edecek. FED’in faiz artırımına 2015 yılı içerisinde başlayacağı beklentisi korunuyor. Bu süreci hızlandıracak veya yavaşlatacak unsur reel ekonominin seyri olacak, istihdam piyasası toparlanmaya devam ediyor, ücretler artıyor, ekonomide toparlanma ivme kazanıyorsa, veriler güçlenen ekonomiye işaret ediyorsa, faiz artırımı 2015 yılının ortasından itibaren bir yerde başlayacak. Bu durum daha değerli bir dolar anlamına gelecek.

Dünyanın genelinde ülkelerin para birimlerinin değerini düşük tutma çabası devam ediyor. Düşük hatta negatif faiz, o ülkenin para biriminin cazibesini azaltma amaçlı ey lemler. TL için ise doların dünya piyasalarında değer kazanımının yanına içeride faiz indirimlerinin TL’yi zayıflatıcı etkisi hissediliyor. Yine MB’nin bağımsızlığına yönelik kaygılar da piyasaları rahatsız ediyor. Seçimler ve siyasi riskin artması da kur üzerinde etkili oluyor. Petrol fiyatlarının yeniden bir yükselen trend içine girme ihtimalinin de kuru olumsuz etkileyecek gelişmeler arasında yer alabileceğini ifade edebiliriz.

2- Dolar/TL’nin ateşi söner mi ya da nasıl söner?

Dolar/TL’de yurtdışındaki dolar rallisi ve faiz indirimi beklentileri ile yukarı hareketin devamını bekleyen InvestAZ Fon Yöneticisi Batur Asmazoğlu, teknik olarak grafiklerde seviye aramanın çok anlamla olmadığı yorumunu yapıyor. Trendin yön değiştirmesinin de mevcut koşulların değişmesine bağlı olduğunu kaydediyor. Yani trend değişimi FED’in faiz indirimi ihtimalinin azalması veya TCMB’nin faiz indirimi ve genişleyici para politikasından vazgeçmesiyle mümkün.

TL’nin ocak ayından bu yana güçlü bir yükseliş trendi başlattığını söyleyen XTB Menkul Uluslararası Piyasalar Analisti Ku-tay Gözgör, kısa vadede 2,60’ı psikolojik seviye olarak görüyor. Bu seviyelerde bir miktar düzeltme hareketi olabilir. Ancak Gözgör, geri çekilmeleri orta vade için alım fırsatı olarak görüyor.

3- Dolar/TL’de hedef seviyeler nereleri, 2,50 altı kalıcı şekilde mümkiin mü?

Dolar kuru eğer 2,50 TL seviyesi üzerinde kalmayı sürdürürse 2,60’ın üzerinde 2,65 seviyesi izlenecek. Buranın güçlü kırılması durumunda, GCM Forex analistleri teknik olarak 2,66 ve 2,70 gibi rakamların gündeme geleceğini söylüyor. Tepki satışları düşüncesinin etkili olabilmesi için ise 2,50 seviyesinin altındaki hareketler takip edilmeli.

Dolar/TL’de 2,50’nin üzerinde tutunduğumuz sürece yeni zirveler görebileceğimiz değerlendirmesini yapan IKON Menkul Analisti Bertuğ Kocabıyık “Euro/Dolar parkesindeki düşüş devam ettiği ve TCMB’den dövize müdahale gelmediği sürece Dolar/TL kurunda yeni zirveler görülebilir. Yukarı yönlü trend devam ettiği sürece 2,70’li seviyeleri görebiliriz” diyor.

Piyasa uzmanlan, FED’in faiz artırımının öteleneceğine yönelik haberler gelirse kurun 2,50’nin altına geleceğini düşünüyor. Ancak son dönemde 2,50’nin üzerinde de yerli taraftan satış gelmemesi, yukarı yönlü riskleri artırıyor.

4- TL, diğer para birimlerine göre nasıl performans sergiledi?

Son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MB’ye baskı yapıyor ve kur yükseliyor gibi bir algı olmakla birlikte, TL’deki yükselişi tek başına bu açıklamıyor. Dolar, Mayıs 2013’ten bu yana hem gelişen hem de gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine karşı başlattığı yükselişini bu yıl da sürdürüyor.

Amerikan Doları yılbaşından bu yana Euro’ya karşı yüzde 8,5, İngiliz Sterlini’ne karşı ise yüzde 3 değer kazandı. Amerikan Doları’nın birçok para birimi karşısında değer kazanmasının temel nedeni ABD’nin merkez bankası olan FED’in bu yıl içinde faiz artışına hazırlanması. Düşen petrol fiyatları da doların değer kazanmasında etkili oldu.

5- Euro/dolar paritesi nereye kadar gevşer?

Avrupa Merkez Bankası (ECB) genişlemeci bir politika izlediğinden TL’nin Euro’ya karşı değer kaybı nispeten daha yavaş. Avrupa’nın tahvil atımlarının kuvvetti şekilde başlaması ve başarılı olması durumunda, Euro/TL’deki yükseliş durabilir. Yunanistan seçimleri sonrasında 1,1090 seviyesine inen Euro/dolar, geçen hafta aşağı yönlü tekrar kırıldı ve 11 yılın dip seviyeleri görüldü. Yapılan değerlendirmelerde paritede yukarı yönlü tepki çıkışlarının olabileceğine ancak ana trendin aşağıya doğru olduğuna vurgu yapılıyor.

XTB Menkul’den Kutay Göz-gör, “Orta vadede ise ECB ile FED’in ayrışan para politikaları nedeniyle 1,05-1,07 bölgesine doğru geri çekilmeler yaşanabilir. Bu paritede de yükselişler satış fırsatı olarak değerlendirebilir” diyor.

Euro/dolar’da mevcut düşüşler öncesinde tepki alımı düşüncesinin etkili olabilmesi için 1,1245 seviyesinin üzerine çıkılmalı. Buranın üzerinde 1,15 izlenebilir. GCM Forex analistleri, psikolojikl,10 seviyeye dikkat çekiyor. Buranın altında 1,0750 başta olmak üzere 1,0340 ve 1,00 seviyelerinin hedeflenebileceği kaydediliyor. Yani bakıldığında dünyada güçlü dolaryılı devam edecek gibi görünüyor.

6- Merkez Bankası’ndan piyasaları rahatsız edebilecek ölçüde bir faiz indirimi bekleniyor mu?

Piyasalarda dövizin ateşinin sönmesi için konuşulan konuların başında MB’nin faiz silahını kullanması, döviz satış ihalesi düzenlemesi gibi yöntemler geliyor. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz indir” baskısı sert şekilde hissediliyor. Yine 38 milyar dolar MB rezervinin kullanılması çok doğru bulunmuyor. Peki bu ortamda MB faiz indirmeye devam eder mi? Mevcut kur seviyeleri ve şubat ayı manşet enflasyonuna bakıldığında sert bir faiz indirimi beklentisi yok. MB, gıda ve enerji fiyatlarındaki oynaklığa dikkat çekiyor. Şubat enflasyon rakamlarında da gıda fiyatlarının gevşemediği görülüyor. Fakat çekirdek enflasyonda geri çekilme devam ediyor. Bahar ayları ile beraber bu geri çekilmenin devam etmesini bekleyen GCM Forex, “Petrol fiyatlarında sakin seyir devam ederse ölçülü faiz indirimi beklentimizi koruyoruz” diyor. Kırılgan 5’lideki ülkelerin reel faiz oranlarına bakıldığında aslında negatif faiz veren tek ülkenin Türkiye olduğu görülüyor. Böyle bir ortamda faizde indirim ihtimali yine düşük görülüyor.



YineTL’nin performansını kıyasladığımız kırılgan 5’lideki ülke ekonomileri arasında yer alan Hindistan, Endonezya ve Türkiye faiz indirimine yöneldi. Türkiye politika faiz oranını yılbaşından bu yana yüzde 8,25 seviyesinden yüzde 7,5’e, Hindistan yüzde 7,75’den yüzde 7,5’e, Endonezya ise yüzde 7,75’den yüzde 7,5’e indirdi. Bu durum reel getirilerin bir miktar azalmasına neden oldu. Faiz indirimlerinin temel nedeninin azalan enflasyon oranları olduğunu söyleyebiliriz. Yine bu ülkelerin enflasyon oranlarına baktığımızda azalışlar dikkat çekiyor.

7- Merkez Bankası, faiz artırımına gider mi?

Merkez Bankası’nın üzerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz indir” baskısı varken faiz artırımına gidebilme ihtimali çok düşük. Erdoğan’ın Ali Babacan ve Erdem Başçı ite olası görüşmesinden çıkacak mesajlar, kısa vade için önemli. Son durum itibariyle ise kur tarafında yaşanan bu sert yukarı yönlü hareket süreci normale gelmedikçe sadece enflasyon tarafında yüzde 6-7 aralığına geri çekilme beklentilerine bağlı olarak agresif bir faiz indirimi, rasyonel koşullarda çok zor hale geldi. Hatta ortam oluşursa yine kur 2,70 ve üstü seviyelere yükselirse faiz koridorunun üst bandında faiz artırım baskısı gelme ihtimali yüksek görülüyor.

8- Şirketler döviz kuru riskini nasıl hedge ediyor?

Kurlarda yaşanan yükseliş doğal olarak döviz açık pozisyonu yüksek, döviz borcu olan şirketleri akla getiriyor. Bu şirketlerle ilgili riskler gündeme taşınıyor. Ancak bilinçli bir şekilde kullanılan forward, future, op-siyon gibi ürünler bu riski azaltıyor. Bu yüzden kurun oynak olduğu bu tür durumlarda, özellikle future piyasası iyi bir hedge imkanı olarak kullanılıyor. Hedge aslında kur riskini yönetme anlamına geliyor. Gerek borcu olan ve gerekse ihracata dönük çalışan, kısaca dövize dayalı iş yapan şirketler, finanas kuruluşları vasıtası ile hedge mekanizmalarını kullanarak dolar düşse de yükselse de kur zararına uğramıyor.

9- Bundan sonrası için şirketler ne yapabilir?

Döviz riski taşıyan kurumlara ve şirketlere çok uzun süredir risklerini hedge etmelerini önerdiklerini söyleyen Saxo Capital Genel Müdürü Egemen Kaya, “Hala bu risk yönetimini gerçekleştirmeyen firmaların haber akışına ve yurtdışı gelişmelere bağlı olarak olası geri çekilme yaşanması hallerinde bu risklerini değerlendirmeleri gerekecek” diyor.

Şirketler kâr marjları dışında döviz hareketlerine maruz kaldığında sorun yaşadıklarını söyleyen InvestAZ’den Batur As-mazoğlu, “Merkez Bankası şirketleri desteklemek için dövizi yavaşlatıcı hareketler yapabilir. Fakat şu anda dünyada farklı bir konjonktür var” diyor. Bütün ülkelerin parasını değersizleştirerek büyüme yarışından pay almaya çalıştığını anlatan Asmazoğlu, Türkiye’nin de bu yarışa girdiğini, kısa zaman içinde bundan dönmesinin çok mümkün olmadığını söylüyor. Asmazoğlu, “Şirketlerin bu dönemin gerçeklerine uyarak, pozisyonlarını kapatarak ilerlemeleri en iyi seçim gibi duruyor” diyor.

10- Dövizdeki yükseliş, şirketle-I ü rin bilançolarını nasıl etkileyecek?

Şirketlerin döviz açık pozisyonuna bağlı olarak etkilenme düzeyi değişkenlik gösterebilir. Tabii ihracatçının dahi dolar cinsinden girdi maliyetleri ile Euro cinsinden ihracat kazanımları ile olumsuz etkileniyorlar. Doların arzının FED tarafından kısılacak olması ihtimali doların değerini tüm dünyada yükseltiyor.

Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner’in verdiği bilgiye göre, MB’nin Kasım 2014 verilerine göre reel sektörün 282,3 milyar dolarlık döviz borcu var. Son haftada dövizdeki oynaklık ile şirketlerin döviz borcu sadece kur farkından 81,9 milyar TL arttı. Artış devam ederse bilançolardaki bozulma kalıcı hale gelecek. Ancak Özüner, TL likiditenin kısılması, döviz ihaleleri ile müdahale gibi önlemlerle bu artış hızının geriye çevrileceğini düşünüyor.

İhracatçıya çözüm önerileri…

Türkiye ekonomisinin sıkıntılı dönemlerinin emniyet süpabı ihracat, bu kez yaşanan gelişmelerden rahatsız bir tablo ortaya koyuyor. Ocak ayında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,6 azalan ihracat şubatta da yüzde 4,4 gerileme gösterdi. Hatta denilebilir ki şubatta yaşanan yüzde 1/lik parite gerilemesine belki de en büyük tepki ihracat kesiminden geldi.

Yapılan hesaplamalara göre doların Euro’ya göre değer kazanması ile birlikte yalnızca geçen ay, AB-28 bölgesine gerçekleşen ihracat eksi 900 milyon dolar oldu. Son dönemde AB ülkeleri dışında kalan üçüncü ülkelerde de Euro’lu satışların öne çıktığı biliniyor. İran’ın yanı sıra Rusya ve Mısır’da da yaygınlaşan Euro’lu satışlar da düşünüldüğünde söz konusu etkinin daha fazla olduğuna vurgu yapılıyor.

Peki, ihracatçıya nasıl bir çözüm önerisi sunuluyor? Bu noktada en önemli önlem, hedge mekanizmasının işletilmesinde yatıyor. İhracat işleminin yapıldığı anda kurun sabitlenmesi mantığına dayanan bu mekanizma, ihracatın en tepe kuruluşu Türkiye ihracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin de ilk sırada gördüğü tedbir uygulaması. Yanı sıra ihracat sürecinin aynı döviz kuru ile gerçekleştirilmesi de diğer bir öneri. Yani örneğin ihracat Euro üzerinden yapılacak ise hammadde alımı da mümkün olduğu kadar Euro ile yapılmaya gayret edilmeli. Üçüncü bir riski azaltma yöntemi de düşen Euro üzerinden yapılan ihracattan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Bu yöntem özellikle üçüncü dünya ülkelerinde kullanılan Euro bazlı işlemlerde daha kolay realize edilebilecek bir yaklaşım.

Yine katma değeri yüksek ürünlere odaklanılması, orta vadede kur riskini ortadan kaldıracak bir tedbir olarak ortaya konuyor, ihracatçının yükselen dolar ile ilgili olarak fiyat baskısı gördüğü biliniyor. Hatta kimi pazarlarda ihracat ürünlerinde yüzde 20’lere ulaşan fiyat indirimleri söz konusu oldu.

EGEMEN KAYA SAXO CAPİTAL GENEL MÜDÜRÜ
“Dolarda yukarı yön ihtimali Kuvvetli”

“FED faiz artırım algısına bağlı olarak 2015 yılı içinde Dolar Endeksi’nde güçlü seyir sürdükçe ve içeride TCMB’ye dair haber akışı netlik kazanmadıkça, arada molalar verilse de, dolar kurunda yukarı yönlü hareketin devamı mümkün. Teknik olarak 2,60 üzerine yerleşmeler başlarsa 2,65 ve özellikle 2,70 oldukça kritik direnç hedefleri olacaktır. 2,70 üzerinde kalıcı hareketlerde momentum biraz daha artabilir. Merkez Bankası’nın koridorun üst bandını arttırması gerekebilir. Verilen mesajlarda ve MB hareketlerinde oldukça temkinli olunmalı. Rahatlama yaşanması şimdilik zor gibi görünse de MB’nin müdahaleleri, özellikle koridorun üst bandının tekrar artırılması ve Dolar Endeksi’nde yaşanacak olası molalar gerekiyor. Bunlara bağlı olarak 2,55-2,56 aralığının altına geçerek ilk etapta tekrar eski tepe olan 2,50-2,5150’lere dönmek ve devamında kalıcı olarak 2,50 altında 2,45’lere doğru bir hareket gelişmesi gerekiyor?

EREN GERMEYAN / EY TÜRKİYE KURUMSAL FİNANSMAN BÖLÜMÜ DİREKTÖRÜ
“Dolardaki artışın net etkisi negatif olur”

KUR ARTIŞININ BİLANÇOLARA ETKİSİ

MB 2014 yıl sonu verilerine göre özel sektörün yabancı para cinsinden borçları yaklaşık 183 milyar dolar. Türkiye’de şirketlerin çoğu ‘açık pozisyon’ taşıyor, dolayısıyla kurdaki artışa karşı hassaslar. Dolar kurunun 31 Aralık 2014’te olduğu 2,33 TL’den Mart 2015 itibariyle 2,60’mn üzerine çıkması, döviz borcu olan şirketlerin borçlarıntn TL cinsi karşılığını büyüttü. Kurun artması, şirketlerin borçlarını arttırmakla birlikte kur farkı zararlarının oluşmasına ve ilgili borçların ödendiği tarihlerde ilave nakit çıkışlarına yol açacaktır. Sektörlerde döviz riskinin yönetilmesinde yeterli düzeyde hedge araçları kullanılmaması durumu, kur artışının etkisini arttıran bir diğer faktör. Yabancı para cinsinden kredi kullanan veya borçlanan, öte yandan faaliyet gelirleri yabancı para olmayan şirketler, önemli bir kur riski taşıyor.

BORÇ YÜKÜ NE OLUR?

Şirketlerin borç yükümlülüklerinin artmasıyla birlikte alman döviz kredilerinin vadeleri ve faiz ödemelerinden yazılacak olan zararlar artacaktır. Öngörülemeyen kur artışına istinaden artabilecek olan borçların fiyatları da olumsuz etkileyebileceği ve bu durumun taleplerin düşmesine neden olup şirketlerin kârlılıklarını olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalı. Yukarıda değinilen kur farkı zararlarından vergi mevzuatı açısından gider olarak kabul edilen kısımlar ise vergi gelirlerini azaltıcı yönde etki yapacaktır.

ARTIŞ DEVAM EDERSE NE OLUR?

Dolardaki hızlı yükseliş, kısa vadede Türkiye’nin dış borcuna negatif bir şekilde yansır. TL’nin değer kaybı teorik olarak ihracat açısından olumlu. Ancak özellikle enerji ihtiyacımızın neredeyse tamamını ithal ediyoruz. En çok ticaret gerçekleştirdiğimiz ülkelerdeki jeopolitik ve ekonomik sorunlardan dolayı, kısa ve orta vadede kur hareketlerinin net olarak negatif bir etkisi olması beklenebilir.


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.




Bunu da İnceledinizmi ?

dolar

Yıl sonu dolar kuru beklentisi

Yıl sonu ibresi nereyi gösteriyor? Dolarda yaşanan baş döndürücü yükselişle birlikte 3,45 üstü seviyelerde yeni …

Bir yorum

  1. Herkesin işine gelmiyor dolardaki yükseliş. Bütün ekonomiyi alt üst etti. Zenginin para kazandı, fakir yine aynı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir