Anasayfa / Ekonomi-Finans / Dolarda brüt ve net rezerv tartışması

Dolarda brüt ve net rezerv tartışması




Merkez Bankası son bir ayda 6.5 milyar dolar satınca brüt ve net rezerv tartışması başladı. Uzmanlara göre, rezerv ne olmalı sorusunun net bir yanıtı yok. Buna karşın “hızlı satış’9 piyasadaki risk algısını artırabilir…

dolar rezerv

ÖNCEKİ haftalarda dalgalanan piyasalar geçen haftayı daha sakin geçirdi. Merkez Bankası’nın faiz artış sinyali vermesi piyasaların yatışmasında etkili oldu. Yüzde 9.30’a çıkan gösterge tahvil faizi yeniden 9’un altına düşerken hisse senedinde gelen tepki alımlarıyla endeks yönünü yukarı döndü. Dolar kurunda da yatay bir seyir hakim oldu. Merkez Bankası önceki çıkışlarda kuru tutmak için 11 Haziran ile 17 Temmuz arasında yaptığı müdahalelerle piyasaya yaklaşık 6.5 milyar dolar sattı.

Yapılan bu müdahaleler Merkez Bankası’nın döviz rezervini yeniden gündeme getirdi. Resmi ağızlar tarafından açıklanan döviz rezervinin yanı sıra piyasada birçok rezerv rakamı dolaşıyor. Brüt rakamdan yola çıkarak Türkiye’nin oldukça güçlü bir rezerve sahip olduğu vurgusu yapılıyor. Buna karşılık, ekonomi çevrelerinde Merkez Bankası’nın net rezervine dikkat çekiliyor. Brüt rezerv için 120 milyar dolar, net rezerv için 40 milyar dolar rakamları konuşuluyor. Aslına bakılırsa, Merkez Banka-sı’nın net rezervlerini kesin olarak bilmek mümkün değil. Çünkü bu resmen açıklanan bir veri değil. Ekonomi çevrelerinde konuşulan rakamlar ise tamamen tahminlere dayanıyor. Örneğin 12 Temmuz 2013 itibariyle 17 milyar doları altın olmak üzere 120 milyar dolar brüt rezerv bulunuyor. Merkez Bankası’nın yaklaşık 80 milyar dolarlık yükümlülüğü olduğu varsayılıyor. Bu rakamdan çıkarıldığında net rezerv için 40 milyar dolar rakamı tahmin ediliyor.

REZERV YETERLİ Mİ?

Bu noktada döviz rezervinin yeterliliği oldukça tartışmalı.

Aslında bu konuda herkesin fikir birliği içinde olduğu bir kural yok. Kimine göre, son bir yıllık kısa vadeli dış borç miktarı baz alınmalı, kimine göre ise altı aylık ithalatı karşılayacak bir rezerve sahip olunmalı. Bir başka kriter de dövize dönebilecek mevduat miktarı. Yani olası bir panik durumunda bankalarda dövize dönüşebilecek miktarın karşılanabilmesi. Ekonomistler son dönemde yaşanan döviz müdahalelerine karşın, rezerv miktarında endişe edecek bir durum görmüyor. Ancak, müdahale hızının yani kuru tutmak için dolar satış hızının sürdürüle-meyeceğini düşünüyor. Nitekim MB’nin faiz sinyalini vermesini de bununla ilgili olarak değerlendiriyor.

Bu arada ekonomistlere göre kaynaklarına göre, bir ülkenin döviz ihtiyacı uygulanan kur rejimiyle ilgili. Eğer sabit kur uygulanıyorsa, Merkez Bankası kuru belirlenen seviyede tutmak için daha güçlü bir savunma durumunda olur.

MB’nin, kuru belirlenen seviyenin üzerine çıkmasını ya da altına düşmesini engellemek için savunma yapması gerekir. Türkiye’de ise dalgalı kur rejimi uygulanıyor. Dalgalı rejimde olması gereken bir kur yok. Sabit kurda risk devlete aitken, dalgalı rejimde piyasaya ait. Dolayısıyla, bu rejimde daha az rezerve ihtiyaç var.



“HİÇBİR SIKINTI YOK”

Hazine eski müsteşarı Mahfi Eğilmez, geçmişte savaş ve kriz dönemlerini hatırlatarak Türkiye’nin rezerv açısından hiçbir sıkıntısı olmadığını savunuyor. Eğilmez, 1991 yılındaki Körfez Savaşı’nda 3 milyar dolar, 1997 yılında Asya krizinde ise sadece 6 milyar dolar rezervimiz olduğunu hatırlatıyor. Rezerv ihtiyacı konusunda kesin bir ölçü bulunmadığına da dikkat çeken Eğilmez, buna karşın risk primi artmış ülkelerde rezerv ihtiyacının her zaman daha fazla olduğunu belirtiyor. “Türkiye’nin bir yıllık dış finansman ihtiyacı 250 milyar doları buluyor” diyen Eğilmez’e göre, ancak bunun hepsini rezervle karşılamak gerekmiyor.

Türk Ekonomi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ercan Uygur ise, şu anki rezerv miktarını önceki kriz dönemleriyle karşılaştırmanın doğru olmadığını savunuyor. Uygur’a göre, örneğin 2001 yılındaki dış borç ve ithalat miktarıyla şu anki aynı değil. Ekonominin kaydettiği gelişme rezerv ihtiyacını da değiştiriyor. Uygur, ayrıca son müdahalelerdeki döviz satış hızının tehlikeli olduğunu savunuyor.

“REZERVİN HEPSİ SATILABİLİR”

Global Source Partners Türkiye Danışmanı Dr. Murat Üçer ise, brüt ve net rezerv konusunda farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor. “Ben kullanılabilir rezerv konusunda farklı düşünüyorum” diyen Üçer’e göre, Merkez Bankası isterse 120 milyar dolar olan brüt rezervin hepsini son kuruşuna kadar satabilir. Yani piyasaya müdahale için kullanabilir. Bunun önünde bir yasal engel yok.

Geçmişe bakarsak örneğin 80’li ve 90’lı yıllarda Merkez Bankası açık döviz pozisyonu taşımıştı. Ancak bunun psikolojik etkisi olumsuz olabilir. Yani risk algılaması oluşursa “atak” gelişebilir. Rezerv ihtiyacına gelince, Murat Üçer, bu konuda bir yılda ödenmesi gereken daha doğrusu roll över (çevrilmesi gereken) borç miktarını baz alıyor. Üçer’in hesabına göre, şu anda Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken borç miktarı 156 milyar dolar. Bunun üzerine yılda ortalama 60 milyar dolarlık cari açığın finansmanını eklemek lazım. Bu cari açık yüzde 3-5 arası ortalama bir büyümede bile artık kalıcı hale gelmiş durumda. Dolayısıyla yılda toplam finansman ihtiyacı 220 milyar doları buluyor. Üçer, rezervin yeterliği konusunda, dış finansman ihtiyacı ile brüt rezerv oranının l’e 1 olması gerektiğini savunuyor ve bunun şu anda tutmadığı görülüyor.

Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Direktörü Ali İhsan Gelberi, rezerv miktarının değil, bir yıllık kısa vadeli borca oranının önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Bu açıdan geçmiş dönemlerle kıyaslandığında bugünkü durumla arasında hiçbir fark olmadığını söylüyor. Son yıllarda ise dünya genelinde merkez bankalarının ABD tarafından basılan ve piyasaya sürülen dolarlar sayesinde rezervlerini şişirdiğini kaydediyor. Merkez Bankası’nın yakın zamana kadar Türkiye’ye giren sıcak parayı Rezerv Opsiyon Mekanizması ile kasasına koyduğunu şu anda ise bu paraları geri verdiğini dile getiriyor.

Erkan Kızılocak / Para





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir