yandex
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Dolardaki dalgalanmaların BES fonlarına etkisi

Dolardaki dalgalanmaların BES fonlarına etkisi




DOLAR, hem yurtdışmdaki diğer paralara karşı değer kazanması hem de yurt içinde şiddetlenen siyasi tansiyonlar nedeniyle Tür Lirası karşısında güçleniyor. Yılbaşından beri Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 11.5’lara ulaştı. 2001 krizinden beri dolara karşı değerli olan Türk Lirası’nda hızlı değer kaybı hem üretici ve ithalat-ihracat yapanları hem de finansal piyasa yatırımcılarını olumsuz etkiliyor. Doların değer kazanmasının nerede son bulacağı veya 2,61 TL seviyelerinden satışların gelip gelmeyeceği ekonomik aktörler tarafından merakla bekleniyor. Peki, ne oldu da 2001’den beri yatay denilebilecek bir hareketlilik içinde olan ve 2011’in son çeyreğine kadar 1.80 TL’yi geçemeyen dolar 2.63’lere kadar ulaştı. Bu dönemde ekonomide hangi faktörlerde değişimler oldu, hangi faktörlerin etkisi arttı veya azaldı?

fon dolar

Bol para dönemi bitiyor

Doların bu dönem içerisinde değer artışına neden olan en önemli faktör, 2008 krizi ile Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) piyasalara her ay verdiği bol paranın 2013 Haziran’ından itibaren azaltılarak, sıfırlanması süreci ve arkasından gelen faiz artırımı tartışmalarıdır. Fed’in 2008 krizi ile patlayan ve global dünya ekonomilerini etkileyen krizi aşmanın yolu olarak piyasalara para verme yöntemini seçti. Böylece piyasaya verilen bol ve ucuz para yatırıma gidecek, istihdam artacak ve Amerikan ekonomisi krizden çıkacak idi. Gerçekten de Amerikan ekonomisinden son gelen veriler Fed’in beklentilerinin gerçekleşme yolunda olduğuna dair ipuçları veriyor.

İşsizlik, yüzde 5.5 ile son dönemin en düşük rakamına gerilerken, endeksler Amerikan ekonomisinde çarklarının dönmeye başladığını gösteriyor. Ancak bu dönemde piyasalara verilen bu bol ve ucuz para, gerek doğrudan yatırım yoluyla gerekse de portföy yatırımları yoluyla dünyadaki diğer ülkelere de yatırım yaptı. Amerika’dan dünyaya saçılan bol ve ucuz para borsalarda yeni zirvelerin görülmesine, faiz seviyelerinde hızlı düşüşlere neden oldu. Türkiye gibi ülkelerde bankalar, dışarıdan aldıkları bol ve ucuz paralarla halkın rahat borçlanabilmesinin yolunu açtı. Halk, düşük faizlerle ve kolay bulabildikleri kredilerle evlerini arabalarım yeniledi, rahat ve kolay tüketti.

ABD Doları çağırıyor



Ama Fed artık piyasaya para vermediği gibi, faizleri artıracağını söyleyerek piyasaya verdiği bol ve ucuz doları ülkesine çağırıyor. Toplantılarda faiz artışına ne zaman başlanabileceği tartışılıyor. Bu tartışmalar sürerken, dolar yavaş yavaş ülkesine geri dönmeye başladı. Bunu da Dolar Endeksi’nden anlıyoruz. Dolar Endeksi, Amerikan Doları’nm Euro, Japon Yeni, İngiliz Poundu, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı’nın yer aldığı bir döviz sepetine karşı değerini gösteriyor ve bu endeks 2011’in Ocak ayında 70 seviyesinde dip yaparak yükselmeye başladı. Hâlihazırda 97.55 seviyesinde ve Amerika’da faizler artmaya başladığında daha da yükseleceği öngörülüyor.

Doların değerlenmesini sağlayan bu ana faktörün yanında her ülkenin kendi çapında siyasi ve ekonomik riskleri mevcut. Bizde, haziranda seçimlere gidilecek olması, faiz indirimi tartışmaları, ihracatta daralma, ülkeye giren yabancı yatırımlarda düşme gibi nedenler daha önce bol ve ucuz olan doların daha az ve daha yüksek faizle bulunabilmesine neden oluyor.

Dolar cinsinden fonlar avantajlı

Peki, yeni oluşan bu durum bireysel emeklilik fonlarını nasıl etkileyecek? Hangi fonlar bu yeni durumda avantajlı, hangileri dezavantajlı olacak? En avantajlı fonlar, dolar cinsinden yatırım yapan kamu dış borçlanma araçları fonları ve yabancı menkul kıymetlere (borçlanma araçları ve hisse senetlerine) yatırım yapan fonlardır. Dolar cinsinden yatırım olanağı bulunan bir diğer fon türü de kıymetli metal ve altın fonlarıdır. Altının değeri uluslararası piyasada dolar cinsinden belirleniyor. Bu nedenle de dolar cinsinden fiyatında bir düşüş eğilimi izlenmesine rağmen altın fonları değer kazanmaya devam ediyor.

Likit fonlar da bu dönemin avantajlı fonları arasında yer alıyor. Çünkü faizlerdeki düşüş eğilimi nedeniyle yükselen faiz oranları menkul kıymetlerin değerinde düşüşe, dolayısıyla fon fiyatının da düşmesine neden oluyor. Likit fonların vadesi ortalama 45 gün olduğu için faizlerdeki kısa vadeli oynamalardan çok fazla etkilenmiyor, düşük gelir getirse de değer kaybetmiyor.

Dezavantajlı fonlar ise hisse ve endeks fonlar başta olmak üzere kamu iç borçlanma araçları fonları ve karma fonlardır. Çünkü dolardaki değer artışı hisse senetleri piyasalarında satışa ve değer düşüşüne neden olurken, hisse senetleri ve endekslere yatırım yapan fonlar da bu değer kaybından kaçınamazlar. Karma fonlar da portföylerinde tuttukları en az yüzde 20’lik hisse senedi yatırımı nedeniyle riskli dezavantajlı grupta yer alırlar. Kamu ve özel sektör borçlanma araçları fonları da faizlerin yükselişinden olumsuz etkilenerek değer kaybederler. Esnek fonlar ise piyasa dalgalanmalarına uygun olarak her türlü yatırım aracına yatırım yapabilirler. Bu nedenle aktif yönetim uygulayan ve piyasa şartlarına uygun pozisyon alan portföy yöneticilerinin yönettiği esnek fonlar avantajlı olabilirler.

MURAT GEYLANİ AKTAŞ / ŞEMSİYE





Bunu da İnceledinizmi ?

BES katılımcısı borsada kazandı mı?

BİREYSEL Emeklilik Sistemi (BES),uzun vadeli fon birikimi sağlayan bir sistem. Katılımcılar, ufak birikimlerle gelecek yıllara …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir