yandex
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Döviz, FED ve büyüme…

Döviz, FED ve büyüme…




FED’in piyasalarda büyük çalkantı yaratması için ‘beklenenden lıızlı’ya da ‘beklenenden büyük’ adımlar atması gerekir. Böyle bir durum söz konusu değil. Lâkin ilk artırımın ‘sindirilme süreci’ olacak. Bu da piyasalarda bir miktar bozulmaya yol açabilir…

Döviz neden düşmüyor?

Bu köşeden sıkça paylaştığım “yurt içi yerleşiklerin bankacılık sisteminde tuttuğu döviz mevduat stoku” grafiğine sizler için sayfamızda tekrar yer verdim. Yurtiçi yerleşikler (bireyler ve kurumlar) “tek parti iktidar dönemi yeniden başladı, kur geriler” düşüncesiyle seçimlerden sonraki ilk haftada 3.3 milyar dolara yakın döviz sattı. Fena bir rakam değil. Zaten bu satışların etkisiyle dolar/TL 2.75, euro/TL de 3.04’lere kadar gerilemişti.

hisse-senetleri

Lâkin seçim sonuçlarının getirdiği iyimser hava gene aynı hafta oluşan Amerikan Merkez Bankası (FED) kaygıları nedeniyle devam edemedi.

Hatırlanacak olursa beklentilerin ötesinde iyi gelen tarım dışı istihdam raporu FED’in ilk faiz artırımını aralık ayında yapabileceği yönündeki beklentileri çok güçlendirmişti. Aynı algı halen devam ediyor. Hatta FED kaygısı sınırlı da olsa gelişen ülkelerin borsa endekslerini bozmaya başladı.

Yeni oluşan dengelerin ortaya koyduğu tabloya bakalım.

Önümüzdeki haftalarda hükümetin kurulması ve ekonomi yönetiminin belirlenmesiyle kurda bir miktar çözülme yaşanabilir. Oluşabilecek en iyimser senaryoda dolar/TL’de 2.73-2.75 bölgesi, euro/TL’de de 3.00 bölgesi destek konumuna geldi. Orta vadeli düşünen yatırımcılar bu bölgelerden döviz alımı yapabilirler. Kurda ana trendin iki nedenden dolayı yukarı olacağı unutulmamalı. Birincisi, önümüzdeki yıllarda dolar eskisi kadar bol ve ucuz olmayacak. İkincisi, Türkiye artık ‘yüksek faiz-düşük kur’ politikası yerine ‘düşük faiz-yüksek kur’ modelini uyguluyor.

FED aralık ayında faiz artıracak mı?

FED toplantısı bugün olsa “evet artırırdı” derdim. Lâkin toplantıya kadar üç önemli veri daha var. FED, kendisini gelen ekonomik verilere endekslemiş vaziyette. O nedenle bu üç veri belirleyici olacak. Ama bugün itibarıyla artırım ihtimali çok yüksek. Piyasalarda da artırıma yüzde 70’in üzerinde olasılık biçiliyor. Peki, artırım 0.25 puan mı olacak yoksa daha mı az? FED’in faiz hamlelerinde iki tip adım vardır.



0.25 puanlık indirim ya da artırımlar ‘bebek adımı’ olarak ifade edilir. 0.50 puan ve üzerindeki artırım ya da indirimler ise ‘ebeveyn adımı’ olarak anılır. FED’in bebek adımlarıyla yürüyeceği aşikar. Lâkin son dönemde FED’in ilk artırımının 0.25 puandan daha küçük bir şekilde yapılabileceği gündeme getiriliyor. Şahsen hiç ihtimal vermiyorum. Böylesine ‘korkak’ bir adımın FED’in itibarını zedeleyeceğini düşünüyorum.

FED piyasaları perişan mı edecek?

Elbette hayır. FED’in piyasalar üzerinde çok büyük çalkantı yaratması için ‘beklenenden hızlı’ ya da ‘beklenenden büyük’ adımlar atması gerekir. Böyle bir durum da söz konusu değil. Lâkin ilk artırımının ‘sindirilme süreci’ olacak. Bu da piyasalarda bir miktar daha bozulmaya neden olacak.

BIST-100 endeksinde 85.000-87.500 bandı risk azaltmak hatta sıfırlamak için değerlendirilebilir. Bireysel emeklilik fonlarındaki hisse oranı da bu bölgede asgari düzeye indirilebilir.

Borsada alım için ise halen 75.000 bölgesini öneriyorum. Seçim sonuçlarından sonra kredi notu indirimi ihtimali ortadan kalktığı için yakın vadede 75.000 güçlü bir destek bölgesi olarak çalışacaktır.

FED’in piyasalar üzerinde yaratabileceği etkinin derecesine neye göre belirleyebiliriz? Bunun için FED barometresi, ABD 10 yıllık Hazine faizlerini (bizim gösterge faizimizin ABD’de muadili) takip etmek gerekiyor. Son günlerde yüzde 2.3 olan ABD piyasa faizlerinde yüzde 2.50’ye dikkat edilmesini tavsiye ediyorum. Faizlerin bu bölgeyi aşması, hem gelişmiş hem de gelişen ülkelerin borsa endekslerinde güçlü bir aşağı yönlü baskı yaratır.

Türkiye’de büyüme ne durumda?

Bunun için tek bir göstergeye bakmanız yeterli: Sanayi üretimi. Türkiye’de GSYH ile ölçülen büyümenin en iyi öncü göstergesi sanayi üretimi endeksidir. Lâkin takvim etkisinden arındırılmış endeksin yıllık değişimini esas almak gerekiyor. Bir de tek aym verisine değil, son üç ayın hareketli ortalamasına bakmak daha sağlıklı. Bir de kıyas yapabilmeniz için referans paylaşalım… Yüzde 4.5, Türkiye’nin potansiyel büyüme hızı.

Bu eşiğin altı yavaş büyüme, üzeri yüksek büyüme olarak kabul edilebilir.

Bu çerçevede bakıldığında sanayi üretiminde yıllık bazda büyümenin hareketli ortalaması yüzde 3.3 düzeylerinde. Yavaş büyüyoruz, lâkin terör gibi unsurlara rağmen fena değil. Büyümenin önümüzdeki aylarda yüzde 4.5’un üzerine çok rahat bir şekilde çıkabileceğini öngörüyorum.





Bunu da İnceledinizmi ?

BES katılımcısı borsada kazandı mı?

BİREYSEL Emeklilik Sistemi (BES),uzun vadeli fon birikimi sağlayan bir sistem. Katılımcılar, ufak birikimlerle gelecek yıllara …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir