Anasayfa / Ekonomi-Finans / Dünya Ekonomisi Yorumları Eylül 2012

Dünya Ekonomisi Yorumları Eylül 2012




Dünya ekonomisinin üzerindeki kara bulutlar, yalnızca ABD ve Avrupa’nın üzerinde dolaşmıyor. Krizle birlikte dünya ekonomisi ve ticaretindeki büyümenin lokomotifi olarak öne çıkan Çin’den gelen son veriler pek de iç açıcı değil. Büyümek için üretim kapasitelerini artırıp piyasaya likidite sağlayan Pekin yönetimi, daralan ihracat pazarlarının etkisiyle büyüme modelini iç talebe odaklamanın yollarını arıyor.

Bu kez son yıllardaki birçoğundan farklı olarak gelişmiş ekonomileri etkileyen 2008 krizi sonrasında dünya ekonomisinde dengeler değişti. Pastadaki aslan payı başta Çin olmak üzere, Hindistan, Rusya ve Brezilya gibi sonradan BRIC olarak adlandmlan gelişmekte olan ülkelerin oldu. Ancak şimdi başta Çin olmak üzere, büyümede ciddi bir yavaşlama var. Temmuz ayında Avrupa’ya yapılan ihracatı yüzde 16 düşen Çin, ihracat hedeflerine ulaşmanın zor olacağını açıkladı. Bir süre önce Çin ekonomisinin 2012 yılı için büyüme tahminini yüzde 8,2’den yüzde 8’e indiren ve “sert iniş”in mümkün olduğuna dikkat çeken IMF de tahminlerini düşürdü.

Yönetici Yardımcısı Markus Rodlauer, bu yılki büyüme hedeflerine ulaşılabilmesi için güçlü mali teşvik politikalarına hız verilmesi gerektiğini ifade etti. 2001’den 2010’a kadar IMF’nin tahminlerinin çok üzerinde büyüyen Çin’de ise işler bu yıl farklı gidiyor. Öte yandan her ay bir yenisinin eklendiği zayıf verilerin ardından ortaya çıkan teşvik spekülasyonlan borsalan sallıyor.

Peki başta dünya ekonomisinin yeni “kaplan gücü” Çin olmak üzere Doğu ekonomilerindeki bu gerileme ne anlama geliyor? Dünya ekonomi ve ticaretinin dengeleri yeniden mi değişiyor? Çin ekonomisinin iç dengelerini anlamadan dünya ekonomisinin gidişatını anlamak zorlaştırdığı kesin.

Afa Boran, sorunun temelinde büyümek için çok fazla yatınm yapan ve üretim kapasitelerini artıran Çin’in Avrupa’daki yavaşlamayla gerileyen talebin yarattığı atıl kapasiteyi görüyor. Boran, ’’Zaten birçok sektörü sübvanse eden Çin hükümeti, özel sektörün büyüyen zararını karşılamak zorunda, fakat sınırlar var. Tüm bunları yaparken de piyasalan iyi yönetmek zorunda” diyor.

HSBC’nin Çin başekonomisti Qu Hongbin ve Sun Junwei ise Çin’in büyümesinin yavaşlamaya rağmen yüzde 9 ile 9 5 arasında olacağını belirterek, yavaşlamanın iç talepteki gerileme ile önceki mali sıkılaştırma önlemlerinin nedeniyle yapısal olmaktan ziyade döngüsel olduğunu ve Pekin’in büyümeyi yüzde 8’in üzerine çekmek için gelecek aylarda teşvike gideceği yorumunu yapıyor.

Nitekim cuma sabahı Reuter’s kaynaklı habere göre Çin Hükümeti 157 milyar dolar tutannda 30 altyapı projesini başlatma karan aldı.



TEŞVİK PAKETİ

Pekin’de yaşayan analist Sadi Kaymaz ise teşvik spekülasyonlarının etkisinin etkinin kısa sürdüğünü söyleyerek, teşvik paketinin bu koşullar altında çıkmasının zor olduğunu düşünenlerden. Saymaz şöyle diyor:

“Bunun iki ana nedeni var: Birincisi. ekonominin içinde bulunduğu sorunlann kökeninde, 2008 sonrası uygulanan 586 milyar dolarlık teşvik paketinin yatıyor olması. İkincisi siyasi. Finans krizi sonrasında teşvik konusunda ag-resif olan Başkan Wen Jiabao’nın Ekim sonundaki ÇKP kongresinde değişmesi bekleniyor.”

Önceki paket, yerel hükümetleri de gevşemeye sevk ederek, çarpan etkisiyle piyasayı likiditeye boğmuştu. Piyasaya akan likiditenin son durağı emlak piyasasıydı. Üstelik, ekonomiyi yönetenlerin büyük korkusu da, balonun paüaması. Bu açıdan bakıldığında, yeni bir paketin balonu patlatma ve banka-lan etkileme ihtimali neredeyse kesin görülüyor.

Öte yandan, resmi büyüme hedefi halen yüzde 7,5. PCısıtlı bir teşvik için dahi bu oranın altına inilmeli. Siyaset sahnesinde de, görev süresinin sonlarında Başbakan Wen’in bir teşvik daha çıkarması pek olası görünmüyor.

İÇ TÜKETİME YÖNELİYOR

2008 krizi sonrası öne çıkan sürdürülebilir büyüme açısından önemi ortaya çıkan bir diğer adım, iç tüketimin payının artırılması (Nitekim Türkiye’de de önce sıcak para, daha sonra cari açık tartışmalanyla su yüzüne çıkan büyümenin sürdürülebilirliği sorununun kaynağı, iç tüketim ve tasarrufun yetersiz olmasıydı).

Bu doğrultuda Çin’de iki temel yapısal önlemden bahsediliyor: İşçi ücretlerinde son yıllarda belirgin bir yükseliş söz konusu (Kıyı kentlerinde ücret artışları ortlama yüzde 20 düzeyinde) Önümüzdeki 3-4 sene içinde işçi ücretlerinin ikiye üçe katlanmasıyla, sanayileşmiş kıyı kentlerindeki 225 milyon göçmen işçinin tüketime katılması hedefleniyor.

İkinci önlem ise sanayileşen doğu iile kıyı ve iç bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının giderilmesi. Dünya finans ve ticaretini etkileyen diğer önemli bir gündem maddesi yuanın dünya ticaretinden aldığı payın artmasıydı.

SIRA JAPONYA VE G.KORE’DE Mİ?

Yavaşlamadan en ağır yara alacak ülkeler ikiye ayrılıyor: Brezilya, Kanada ve Avustralya gibi emtia ihracatçısı ülkeler ile Japonya ve Güney Kore gibi üretici ülkeler. Coğrafi yakınlığın avantajıyla Japonya ve Güney Kore, Çin ekonomisinin en fazla fayda sağladığı ülkelerdendi. Bu ülkelerde yavaşlamadan doğrudan etkileniyor. Örneğin Güney Kore’nin ikinci çeyrekteki ihracat ve büyüme rakamlan beklentilerin altında gelirken, 2011’deki büyük nükleer ve tsunami felaketinin vurduğu Japonya’da ise toparlanma beklenenden de yavaş gerçekleşiyor.

Büyük resme bakıldığında gelişmelerin uzun vadede olumlu yanlan da var: Örneğin Kaymaz, sürdürülebilir büyüme açısından ele alındığında küresel ekonomi için son derece olumlu bir gelişme olarak görüyor, ama bir şartla: Yüzde 7 düzeylerine oturduğu ve istikrar kazandığı takdirde.

Kıvanç Özvardar / Ekonomist





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir