Anasayfa / Makaleler / Eğitimli gençler evlilikten korkuyor

Eğitimli gençler evlilikten korkuyor




HAZIRLAYAN: Fatih SELEK

Okul, askerlik, iş, kariyer derken evlilik yaşı yükseldi. İdealler peşinde koşturup yuva kurmayı öteleyenler, yeni bir hayata ancak ‘yolun yarısı’nda başlayabiliyor. Psikiyatrist Dr. Havva Öztürk, evliliğin özellikle eğitimli insanları korkuttuğunu söylüyor.

Eski Türk filmlerinde sıkça karşılaştığımız o diyaloğu siz de hatırlarsınız. Evde kalmış ya da evliliğinden pişman olmuş kadın feveran eder, “Beni ne doktorlar, ne mühendisler istedi de varmadım” diye… Anlaşılacağı üzere bir dönem eş adayından ilk beklenen iyi bir meslek sahibi olması idi. Ama gelinen noktada beklentiler o kadar arttı ki…
Eş adaylarından umulanların listesi Guinnes Rekorlar Kitabına girmek için adeta birbiriyle yarışıyor. Neler beklenmiyor ki…
Yakışıklı, sempatik olsun, evi arabası olsun, cebinde para dilinde espri eksik olmasın, iyi giyinsin, zevkini bilsin, sürprizi sevsin, hayal kursun, kel olmasın, dinlemesini bilsin, beni benden çok sevsin, güzel günleri unutmasın, elinin işiyle hamura karışsın gerektiğinde mutfağa dalsın, anasından uzak bizimkilere yakın olsun, kızdı mı yumruğunu masaya vursun sesimi yükselttiğinde geri dursun…
Çalışsın, kariyer de yapsın çocuk da. Evine de baksın işine de.

YOLUN YARISI DEĞİL BAŞLANGIÇ
Menüdeki bu listeler kabardıkça evlilik yaşı da bir hayli ilerliyor.
Eş adaylarından fedakârlık isteyen gençler, kendi mevzubahis olduğunda yan çiziyor. İdealler peşinde koşturan eğitimli gençler, böylece önemli bir ihtiyacı öteliyor. Özellikle erkekler için okul, askerlik, iş derken bir yuva kurmanın yaşı 35’i buluyor. Yani Şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın deyimiyle “yolun yarısı”nda film yeni başlıyor.
Nitekim, istatistiklere göre Türkiye’de son 7 yılda 30-44 yaş arası evlilikler yüzde 70 artmış. Ama 2010 verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için 26.5, kadınlar için 23.3. İlerleyen yaşlarda evlilik birtakım problemleri de beraberinde getirebiliyor.

KAYGI YAŞIYORLAR
Psikiyatrist Dr. Havva Öztürk, günümüzde evlenmek düşüncesinin bazı gençler arasında kaygı uyandırdığını söylüyor. Her kesimde gençlerin evlenmeden önce ekonomik durumu problem ettiğini belirten Dr. Öztürk şöyle diyor: “Yalnız eğitimsiz gençler, genellikle çok daha erken yaşta ve cesurca bu maceraya atılıyorlar. Çok da düşünmeden ve hızlıca çocuk sahibi oluyorlar. İlginçtir bu gençler ailelerinden daha fazla yardım görüyorlar, mesela bir arada oturabiliyorlar. Yani değişik yöntemlerle ekonomik sıkıntıları halledebiliyorlar. Böylesi bir durumu problem etmiyorlar. Buna rağmen, eğitimli gençler onların evlendiği yaşta halen okulda oluyor. Sonrasında ekonomik problemlerini halletmeden evlenmek istemiyorlar. Genellikle de onlardan beklenen, ‘Bu kadar eğitimlisin her şeyini kendin halledebilirsin, yani hayatta yalnızsın’ şeklinde oluyor. Olgun, güngörmüş bir insanın hayattan da, karşı cinsten de beklentisi yüksek oluyor elbette. Bu sebeple daha seçici davranmaya çalışıyor, evliliğin getireceği sorumluk onu korkutuyor, daha soğuk bakıyor evliliğe, geciktiriyor. Toplum ve aile baskısı nisbeten daha az. Ya da buna karşı daha sıkı direniyor. Toplumda boşanmayla biten evlilik sayısının giderek artması da korkuyu tetikliyor.”
Günümüzde bizim taplumumuz da da yalnız yaşayan erkek ve kadın sayısının giderek arttığına işaret eden Dr. Havva Öztürk, “Eğitimli gençler evlendiği zaman da daha geç ve daha az sayıda çocuk sahibi oluyor. Etrafta daha yaşlı anne babalar görmeye başlıyoruz. Ancak çocuklar ne çok genç ne de çok yaşlı anne babayı pek sevmiyor” diyor.

YAŞLI ANNE BABALAR
Dr. Öztürk evlilik fobisi yaşayanlara da şu tavsiyelerde bulunuyor: “Elbetteki iki farklı ortamda büyümüş insanın bir arada yaşaması zor olabilir. Ama anlaşmanın yolları bulunabilir. Yalnız olmanın sorumsuzluğu ve özgürlüğü yanında iyi bir evliliğin koruyculuğu, mutlak arkadaşlığı, hayata getirdiği düzen, birlikteliğin gücü vs. gibi olumlu yönleri de vardır. Gelecek önceden bilinemez. Kişi kendini tanıyacak kadar büyürse, karşı cinsten ne beklediğini bilirse, birbirlerini tanıyacak kadar zaman tanırsa, sorumlulukları paylaşabilirlerse olumsuzlukları en aza indirmiş olabilir. Bu bir maceradır, yola hiç çıkmamak ya da en iyi malzemelerle çıkmaktır. Baskıyla, korkuyla değil tercihle olmalıdır.”



YAZAR DR. HALİT ERTUĞRUL: AİLELER ÖRNEK OLMUYOR

“Evlilik sorumluluktan daha ziyade bir arkadaşlık gayri resmi resmi beraberlik olarak algılanıyor. Kariyer yapacağım, önemli mevki ve görevlerim var deyip çocuk ve evlilikten uzak duruyorlar. Batıda hızla azalan nüfusun temel sebebi bu. Aile müessesesine sıradan bir kurum olarak bakılıyor. Ülkemizde anne babaların, aileyi kutsal, saygı duyulan bir yer hâline getirmesi lazım. Çocuklar anne babaların sözlerini değil davranışlarını dikkate alır. Akıllı anne babalar sözlerle ders verir, örnek olur. Aileler iyi bir evlilik modeli sunamadıkları için gençler ya bu ortamdan kurtulma ihtiyacı duyup yanlış tercihlerde bulunuyor, ya da evlenmekten uzak duruyor; sorumluluk almaktan korkuyorlar. Annem gibi, babam gibi olacaksam hiç evlenmem daha iyi diye düşünüyorlar. Dram dolu bir evlilik gördüğü için önyargıyla bakabiliyor.”

NE DİYORLAR?

Bence problem çekirdek ailede
Mustafa Güner (Bankacı, 30 yaşında): “Bir erkeğin bu sürece hazır olması 24 yaşından evvel mümkün değil. Çekirdek aile yapısının geleneksel aileye göre bu süreci yavaşlattığını düşünüyorum. Ekonomik baskılar altında kalan çekirdek aile evlilik konusunda istemeden gence fazla bir şey veremiyor. İletişim becerisi her bireyin çok geç öğrendiği ama çok erken öğrenmesi gereken bir beceri, şu an toplumda birçok kimse iletişim kanallarını kapalı tutuyor. Eğitim sistemi, toplum ve medya da varsa yoksa kariyeri aşılıyor. Kadına kadınlık, erkeğe erkeklik öğretilmiyor.”

Olmayınca olmuyor işte
Tülay Dur (Gazeteci, 30 yaşında): Hayat 25 yaşına kadar o kadar güzel ve insanın gözü o kadar kör ki, işte o zaman âşık olursa ya da karşısına değer verebileceği biri çıkarsa ‘evet’ demek hiç de zor değil. Fakat yaş 25’i geçince ve yavaş yavaş 30’a yaklaştığın zaman hele bir de iyi bir işin, iyi bir çevren varsa ‘evet’ demek eskisi kadar kolay değil. İlk olarak beklentiler artıyor, yaşı, konumu, dış görünüşü, sosyal hayatı derken armudun sapı, üzümün çöpü diyor insan.”

Sanki kadının türü tükendi
Raşit Ağzıkara (Grafiker, 29 yaşında): “Annem, anneannem, teyzem, dayım hatta kız kardeşim hepsi üzerime geliyor ‘artık evlen’ diye. Bu bir mahalle baskısı bence. Etrafıma baktığımda birçok çarpık evlilik görüyorum. Bu beni olumsuz etkliliyor. Bir de bayanlar çok tutarsız davranıyor. Hayalimdeki kadının özelliklerin şöyle sıralıyorum, vefakâr, cefakâr, sevgi dolu, şefkatli Anadolu kadınından başkası değil. Ama malesef yok, onu da bulamıyoruz. Nesli tükenmiş galiba.”

Yoğun hayat bizi engelliyor
Rıdvan Karahöyüklü (Avukat, 30 yaşında): “Özellikle sosyo-ekonomik sebepler evlilik önündeki en ciddi engel. Metropol hayatının bulunduğu bölgelerimizde iş yoğunluğu ve sorumluluğu gençlerimizi aile sorumluluğu altına girmekten uzaklaştırıyor. Diğer bir açıdan gençlerimizin beklentileri, beğenileri ve aile kavramları kendilerince o kadar değişik ve çeşitli ki birbirine uygun herhangi bir çift bulmak çok zor.”

Aslında çok istiyorum fakat…
Safiye Turan ( İş kadını, 28 yaşında): “Ben aslında evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorum ama önceliğim iş. Annem ‘önce işin olsun paran olsun erkeğe minnet etme’ dedi uyguluyorum ben de. Sonra istediğim gibi birini bulamadım, sonra evliliğe yakışıcak kişi karşıma çıkmadı. Ya da ben biri için evlenilicek biri olamadım. Yaşım evlenmek için ideal ama evlenmiyorum, çünkü karşıma çıkanların aklı evlilikte değil…”

Sorulmasından artık bıktım
Ramazan Öztürk (Eğitimci, 30 yaşında): “Üniversite eğitimi için Konya’dan İstanbul’a geldim. Okulumu bitirdim ve iyi bir işte çalışıyorum. Fakat, evlilik beni korkutuyor, kaygılandırıyor. Geçim sıkıntısı çeker miyim diye düşünüyorum. Açıkçası cesaret edemiyorum. Ailemden sürekli baskı görüyorum. ‘Kız kardeşlerin evlendi sen neyi bekliyorsun’ diyorlar. Yakın çevremde herkes ne zaman evleneceksin diye soruyor. Sırf bu sebepten ailemin yanına gitmiyorum. Yıllardır okuldan bir arkadaşla aynı evde kalıyoruz. O da benim gibi evlilikten uzak duruyor.”





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir