Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomi, Büyüme, Sektörel Beklentiler

Ekonomi, Büyüme, Sektörel Beklentiler




Büyümeye fren tüm sektörlerde hissediliyor

Son dört çeyreklik büyüme verilerindeki ‘istikrarlı’ daralma sürüyor. Öncü göstergeler, geçen yıl çeyrek dönemler itibarı ile gelen yüzde 11.9, yüzde 9.1, yüzde 8.4 ve yüzde 5.2’lik büyüme rakamlarındaki erimenin bu yılın ilk çeyreğinde de süreceğini gösteriyor. Tahminler, ilk çeyrek büyümesinin yüzde 3’ü geçmeyeceği şeklinde. Hem makro ekonomik verileri ve hem de sektörel beklenti ve gerçekleşmeleri inceleyerek geleceğe ilişkin yaptığımız araştırma, ikinci çeyrekte de sıkışmanın süreceğim gösteriyor. Ekonomide olası toparlanmanın ise yavaş da olsa ikinci yarı yılda görülebileceği bildiriliyor. Açıklanan son teşvik paketinin moral değerlere olumlu etki göstermesi, bu eğilimi daha güçlendirebilir.

Yılın ilk üç ayını geride bıraktık. Ekonomide son dört çeyrektir devam eden küçülmenin bu yılın ilk çeyreğinde de sürdüğünü söylemek için kahin olmaya gerek yok. Ekonomi yönetiminin tüm soğutma çabalarına karşın geçen yıla yüzde 11.9 gibi oldukça yüksek bir ilk çeyrek büyümesi ile başlanmıştı. Bunu yüzde 9-1 ile ikinci çeyrek ve yüzde 8.4 ile yüzde 5.2 ile de üç ve dördüncü çeyrekler izlemişti.

Geçen haftanın başında açıklanan 2011 büyüme rakamı da 8.5 olarak resmi kayıtlara geçti. Dünyanın şapka çıkardığı bu büyüme, kuşkusuz Türkiye gibi işgücüne her yıl yaklaşık 600 bin katılımın olduğu genç nüfus ortalamalı bir ülke için önemli. Keşke sürdürülebilir de olsa…

Fakat bu o kadar kolay değil. Enerjiye bu kadar dışarıya bağımlı bir ülkede böylesi yüksek büyümelerin yarattığı bazı travmalar da oluyor. Örneğin cari açık gibi, örneğin enflasyonun dizginlenememesi ve sıcak paranın mali piyasalar üzerinde adeta bir ‘Demokles Kılıcı’ gibi sallanıp durması gibi.

Zaten bu yıl kimse geçen yılın o yüksek büyüme rakamları beklentisi içinde değil ve geçen üç aylık süre de bunu açıkça gösteriyor. Bazı sektörlerden, ihracattan ve iç tüketimden gelen haberler, büyüme trendinde son dört çeyrektir görülen azalmanın bu yılın ilk çeyreğinde de belirgin bir şekilde ortaya çıkacağını ortaya koyuyor.

TEŞVİK MOTİVE EDEBİLİR

Kim bilir hükümetin geçen hafta açıkladığı yeni teşvik paketinin nedenlerinden biri de ekonomideki bu belirgin küçülmeyi gören sennayenin yatırım eğiliminde görülen belirgin azalma. Yeni teşvik paketi bu eğilime yeniden bir heyecan katabilir mi? Bunun güçlü doneler içerdiğini söylemek gerekiyor ve bununla ilgili haberlerimizi 28-29 ve 52-53’üncü sayfalarda okuyabilirsiniz.

Ekonomi dünyasında, üretimde, ticarette ve ihracatta sorulan soru sadece yatırım eğilimine ilişkin değil. Son haftalarda görüştüğümüz iş insanlarından, belirgin küçülme işaretlerinin alındığı ekonominin nereye gittiğine ilişkin çok sayıda som ve değerlendirme gelmeye başladı. Bu soaılar artık konuyu tüm yönleriyle masaya yatırmayı ve bir araştınnayla okurların bilgisine sunmayı gerektirdi.

Bu nedenle konuyu iki boyutuyla ele aldık. Birinci boyut ekonominin makro açıdan ele alınması. Araştırma müdürümüz Orhan Karaca’nın perspektifiyle makro ekonomiden gelen sinyalleri girişte okuyacaksınız. Mikro veriler için ise haber merkezimiz temel sektörlerin yaşadıklarını aldı. Bütün bu verilerin ışığında ekonomi ile ilgili bir gelecek perspektifi çıkarmaya çalıştık. Okumaya makro veriler ile başlayalım…

BÜYÜME 2-3’E İNMİŞ OLABİLİR

Türkiye ekonomisi 2010 yılından sonra 2011’i de hızlı büyümeyle kapattı. 2010 yılında yüzde 9.2 büyümüştük, 2011’deki büyüme de buna yakın ve yüzde 8.5 olarak gerçekleşti. Fakat bu hızlı büyüme büyük ölçüde ilk üç çeyreğin eseri, ilk üç çeyrekte yüzde 8’in üzerinde olan büyüme oranı son çeyrekte yüzde 5.2’ye indi. Bunun nedeni de ilk üç çeyrekte ekonomiyi peşinden sürükleyen iç talebin son çeyrekte iyice yavaşlaması oldu.

2012 yılının ilk aylarına ilişkin öncü göstergeler, ekonominin bu yıla daha da sert bir fren yaparak girdiği sinyalini veriyor. Sayfadaki tablolarda bu öncü göstergeleri, ekonominin dört cephesine (üretim, tüketim, yatırım ve dış talep) bölünmüş olarak görüyorsunuz. Bu öncü göstergelere bakılırsa iç talepte bu kez yavaşlama değil düpedüz gerileme var gibi. Avnıpa’daki resesyon nedeniyle ihracattaki tempo da düşmüş durumda. Bu nedenle bu yılın ilk çeyreğinde büyüme yüzde 2-3 civarına kadar inmiş olabilir.

ÜRETİM DURMA NOKTASINDA

Öncelikle üretime ilişkin öncü göstergelere bakalım. Burada sanayi üretimindeki yıllık artışın ocak ayında yüzde 1.5’e indiği hemen dikkati çekiyor, imalat sanayimdeki kapasite kullanım oranı ise ocak ayından sonra şubat ve mart aylarında da yerinde saymış durumda. Bu durum sanayinin şubat ve mart aylarındaki performansının da pek iyi olmadığına işaret ediyor. Üretimde kullanılan ara mallarının ithalatına ilişkin göstergeler de ilk çeyrekte ekonominin motorunun neredeyse durduğu sinyalini veriyor.

Türkiye’de sanayi üretimiyle ekonominin genelindeki faaliyet hacmi arasında yakın bir ilişki var. Sadece geçen yılki gelişmelere bakmak bile bunu anlamaya yetiyor. Geçen yılın dört çeyrek döneminde sanayi üretimindeki yıllık artış yüzde 14.4, yüzde 8, yüzde 7.6 ve yüzde 6.5 olurken, ekonominin genelindeki büyüme de buna paralel bir şekilde yüzde 11.9, yüzde 9.1, yüzde 8.4 ve yüzde 5.2 olarak gerçekleşti. Sanayi üretimindeki değişim ile ekonominin genelindeki büyüme arasında 2006-2011 dönemindeki korelasyon yüzde 98’i buluyor. Dolayısıyla ilk çeyrekte sanayi üretimindeki artış yüzde 2-3 arasına gerilemiş ise ekonominin genelindeki büyümenin de bu civarlara indiğini tahmin etmek yanlış olmaz.

TÜKETİM DÜŞÜYOR

Ekonominin üretim cephesindeki bu duraklamanın nedenini anlayabilmek için tüketim cephesine göz attığımızda ciddi bir düşüşün var olduğunu görüyoruz. Buradaki önemli öncü göstergelerden biri olan CNBC-e Tüketim Endeksi’ndeki yıllık artış geçen yılın son çeyreğinde yüzde 2.6’ya kadar inmişti. Bu yılın ilk iki ayında ise bu endekste gerileme yaşandı.

Otomobil satışlarında geçen yılın üçüncü çeyreğinde başlayan düşüş bu yılın ilk çeyreğinde iyice hızlanıp yüzde 20.6’yı buldu. Tüketim malı ithalatında geçen yılın son çeyreğinde başlayan düşüşün de bu yılın ilk iki ayında hızlandığı görülüyor. Beyaz eşya satışlarındaki yıllık artış da şubat ayında sıfıra kadar indi.

Iç talepteki bu düşüş Merkez Bankası’nın geçen yılın sonlarında kurla savaşırken para politikası faizini fiili olarak 2 puan kadar yükseltmesinden (yüzde 5.75’ten yüzde 7.5-8 arasına) kaynaklandı gibi görünüyor. Fiili para politikası faizi bu yılın başlarında bir ara geçici olarak yüzde 12’ye bile dayanmıştı. Bunun sonucu ocak ayı ortalarında ihtiyaç kredisi faizlerinin yıllık bazda yüzde 20’ye, taşıt ve konut kredisi faizlerinin ise yüzde 15’e dayanması oldu. Kredi faizlerindeki bu yükseliş de kredi kullanımındaki artışın hızını kesti ve dolayısıyla iç talebi olumsuz etkiledi.

YATIRIMLAR ZAYIFLADI

Merkez Bankası’nın sıkı para politikası iç talebin yatırım ayağını da vurdu. Yatırım harcamalarındaki patlama geçen yılın ilk üç çeyreğinde ekonomideki hızlı büyümenin önemli nedenlerinden biriydi. Son çeyrekte epeyce hız kesen yatırım harcamaları bu yılın ilk çeyreğinde de çok fazla artmadı gibi. Buradaki en önemli gösterge olan sermaye malı ithalatında ocak ve şubat aylarında cılız bir artış var. Üstelik bu artış da büyük ölçüde fiyat etkisinden kaynaklandı gibi görünüyor. Çünkü ocak ayındaki nominal artış yüzde 5.9 iken reel artış yüzde 1.8’de kalmış bulunuyor. Ticari araç satışlarında ve şirket kuaı-luşlarında yılın ilk iki ayında görülen yüksek düşüşler de yatırım eğiliminin çok zayıf olduğuna işaret ediyor.

Son olarak dış talebe ilişkin göstergelere baktığımızda burada durumun hiç yoktan iyi olduğunu görüyoruz. Avrupa’daki resesyon nedeniyle geçen yılın son çeyreğinde zayıflayan ihracattaki tablo o zayıflığını aynen sürdürüyor gibi. Fakat ihracatta 2012’ye girilirken korkulduğu gibi bir düşüş de yok.

ihracatçıların alternatif pazarlara yönelmeleri ve bunda da başarılı olmaları, ihracattaki artışı en azından yüzde 10 civarında tutuyor. Bu da ilk çeyrekte ihracatın büyümeye katkısının geçen yılın son çeyreğindekine yakın çıkacağını düşündürüyor.

GELECEĞE BAKIŞ

Yılın kalan döneminin neler getireceği şu sıralarda tam belli değil. Avrupa’daki resesyonun yaz aylarına doğru sona ermesi bekleniyor ama burada durum hala biraz karışık.

Avrupa’daki resesyon gerçekten sona ererse dış talebin büyümeye katkısı önümüzdeki dönemde artabilir.

Öte yandan Merkez Bankası ise iç talebin bahar aylarından itibaren toparlanmaya başlayacağını umuyor. Fakat biz henüz bu yönde bir sinyal görmüş değiliz. Para politikasında fiili faiz hala yüksek seviyede. Önceki hafta kurların yeniden kıpırdanması üzerine Merkez Bankası fiili para politikası faizini yine çift haneye kadar çıkardı. Geçen hafta bu faiz yüzde 7.5-8 arasına geri döndü ama daha fazla düşüş zor gibi görünüyor.

Petrol fiyatlarındaki artış yüzünden enflasyonun kontrolden çıkmasından korkan Merkez Bankası, para politikasında büyümeyi destekleyecek adımlar atamıyor. Durum böyleyken iç talebin yeniden canlanması biraz zor olacağa benziyor.

OTOMOTİV

İlk üç ay kötü sinyal verdi Geçen yıl 864 bin adetlik rekor satışla tarihinin en iyi dönemini geçiren otomotiv sektörü için bu yıl pek istenildiği gibi gitmiyor. İlk üç ayda toplam pazar yüzde 25 daralarak 135 bin 753 adet olarak gerçekleşti. Geçen yıl aynı döneminde toplam pazar 181 bin 958 adet idi. Sadece mart ayını dikkate alırsak, geçtiğimiz ay toplam pazar 64 bin 884 adet olarak gerçekleşti. 78 bin 403 adet olan 2011 yılı mart ayı pazar toplamına göre satışlar yüzde 17 azaldı.

ilk üç ayda otomobil satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21 azalarak 97 bin 536 adete gerilerken, hafif ticari araç pazarında ÖTV artışının etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35’lik bir düşüş yaşandı.

Sektörün üretim ve ihracat performansına bakarsak, 2012 Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam üretim yüzde 6, otomobil üretimi ise yüzde 14 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam üretim 179 bin adete, otomobil üretimi ise 88 bin adete geriledi.

Aynı dönemde toplam otomotiv sanayi ihracatı yüzde 8, otomobil ihracatı ise yüzde 10 oranında azaldı. 2012 yılı Ocak-Şubat döneminde toplam ihracat 125 bin adet, otomobil ihracatı ise 71 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, ticari araç ihracatı ise yüzde 5 düşüş ile 54 bin adet düzeyinde ortaya çıktı.

Yine de Avrupa’daki daralmaya rağmen, kaybını alternatif pazarlardan telafi eden otomotiv sektörü, ilk çeyrekte yakaladığı 5 milyar 168 milyon dolarlık ihracat ile 2002 yılının tamamında gerçekleştirilen otomotiv ihracatını geçmiş durumda.

Önümüzdeki aylara ilişkin mesajlar, satışların geçen yılı yakalama olasılığının olmadığını gösteriyor. ODD Genel Koordinatörü Hayri Erce “2012’de toplam pazarının 775-825 bin adetler aralığında gerçekleşeceğini öngörüyoruz” diyor.

İNŞAAT-GAYRİMENKUL

İnşaat sektörü hızlanacak İnşaat ve gayrimenkul sektörleri, hızlı büyümesini 2012’de de sürdürmeyi hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda yıllık ortalama 600 bin konut açığı bulunan Türkiye’de konut projeleri birbiri ardına yükseliyor. Bu yıl sonuna kadar hedeflenen büyüme rakamı yüzde 6-10.



Yılın ilk üç ayını kış mevsiminin de etkisi ile durgun geçiren sektör, sözünü ettiğimiz dönem içerisinde yüzde 3 seviyesinde bir düşüş yaşadı. Bunda kredi faizlerindeki yükselmenin de etkisi var kuşkusuz.

İnşaat sektöründe satışların özellikle ikinci çeyrekten itibaren artması bekleniyor. Asıl satış yükselmesi ise mütekabiliyet yasasının da devreye girmesi ile birlikte yılın ikinci yarısında gerçekleşecek.

Konut sahasında arzlar ise hız kesmeden devam ediyor. Art arda yeni projelerin devreye girmesi sektörün çimento ve demir gibi yan kollarını olumlu etkiliyor. Bu sahalarda ayrıca teşvik yasasının devreye girmesi ile birlikte yeni fabrika yatırımlarının realize olması da önemli itici faktör olacak.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güçlü, çimento sektörünün 2011 de gerçekleştirdiği 55.7 milyon tonluk iç satışın bu yıl yüzde 4-5 civarında artarak 58.5 milyon ton olmasını beklediklerini söylüyor.

Demir çelik sektörü bu yılın ilk iki ayında ise Ukrayna ve Brezilya’yı sollayarak üretimde dünya 8’incisi olmayı başardı. Türkiye Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, sektörün bu başarısını daha da ileri götürmek üzere sektörün önde gelen oyuncularının bir araya gelerek ortak alım yapma üzere çalışmaları yürüttüklerini söylüyor. Bu dıınım maliyetleri düşüreceği gibi özellikle ihracat pazarlarında yeni kazanım-ların elde edilmesine de yol açacak.

inşaat sektöründe iç pazarın yanı sıra yurtdışına iş yapan müteahhitlerin işlerinde ise Arap Bahan’nın etkisiyle önemli düşüşler yaşandığı bu düşüşlerin Rusya Federasyonu gibi alternatif pazarlarla telafi edilmeye çalışıldığı belirtiliyor. 2011’deyurt dışına 15 milyar dolarlık iş yapan Türk müteahhitlerin bu yıl bu rakamı 20 milyar dolara çıkarma hedefleri bulunuyor.

inanlar tnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, markalı konutta ilk çeyrekte kredi faizlerindeki artıştan dolayı yüzde 3’lük bir daralma olduğunu sektörün yılı yüzde 6-8 büyüme ile kapatabileceğini söylüyor.

TSKB Gayirmenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdürü Işıl Dinçer, yılın ilk çeyreğinde konut kredilerindeki yükselişten kaynaklanan bir durgunluk yaşandığını yılın son çeyreğinde ciddi bir canlanma beklediklerini söylüyor.

TEKSTİL

Tekstil ve hazır giyimde hedefler şaştı Tekstil ve hazır giyim yükselen ivmesini bu yıl da sürdürmeyi hedeflerken, yılın ilk 3 ayındaki durgunluk iki sektörün de hedeflerini şaşırttı. Avrupa’daki durgunluğun direkt etkisinin yanı sıra, özellikle hazır giyime getirilen ek vergiler nedeniyle üretim maliyeti artan hazır giyimciler, fiyat baskısından kurtulamıyor.

Yılın ilk üç ayında ihracatta sadece yüzde 1.1 oranında bir artış yakalayan sektör, yıl sonundaki yüzde 10’luk büyüme hedefine ulaşamayacak gibi gözüküyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı (TGSD) Cem Negrin, yıl sonu büyümesinin yüzde 2-3 seviyelerinde olacağı görüşünde. Tekstil sektörü de 8 milyar dolarlık ihracatını koruma peşinde. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri ihracatçıları Birliği (İTHlB) Başkanı İsmail Gülle, tekstil ihracatının yılın ilk 3 ayında yüzde 1 oranında düştüğünü söylüyor.

Tekstil ve hazır giyimin ihracatının yüzde 80’i Avrupa’ya. Buradaki durgunluk da dolayısıyla bu iki sektörü derinden etkiliyor. Hazır giyinıciler, ek vergi nedeniyle fiyat tutturamadıkları-nı, iç pazarda üretici sıkıntısının tırmandığını söylüyor. Hazır giyim sektörü yılın ilk üç ayında sadece yüzde 1.1 oranında büyüdü. Oysa yıl başındaki hedefler daha yüksekti. Enerji fiyatlarına son dönemde getirilen artışla birlikte üretimin iyice sıkıntıya girmesi ise sektörü endişelendirmeye başladı.

Cem Negrin, “Ben bu yılın son çeyreğinde büyüme bekliyorum. Avrupa biraz düzeliyor, ihracatımız artar biraz. Yılı yüzde 2-3 ile kapatırız. Hazır giyimin büyüklüğü halen 16 milyar dolar civarında” diyor.

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon ihracatçı Birlikleri (tTKtB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi de yeni teşvik sistemini bekleyen hazır giyim yatırımcılarının önümüzdeki dönemde atağa geçmesini umuyor. Bu yatırımların meyvelerini bir iki yıl sonra görebileceğimizi belirten Tanrıverdi, “Güncel etkilenmeler olmazsa hazır giyim sektörünün yüzde 10 büyüyeceğini düşünüyoruz. Enerji zamları gibi şeyler hesaplarımızı şaşırtıyor” diyor.

PERAKENDE

Perakende ticaret buz kesti Perakende sektörü, yılın ilk iki ayında ve hatta geçen ay da dahil olmak üzere, soğuk hava koşullarından etkilendi. Şubat ayında ocak ayına göre ciroda yüzde 3 küçülen sektör, geçen yıla oranla ocak ve şubat ayında ise yiizde 3 büyüdü. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkanı Mehmet Nane, yıl sonu için çift haneli büyüme beklediklerini söylüyor.

Alt kategorilere indiğimizde ise en büyük kalemlerden biri olan gıda perakendesinde şubat ayında yüzde 3’lük düşüş yaşandı. Gıda dışında kalan perakende sahasında ise aylık bazda yüzde 4 oranında bir düşüş meydana geldi. Hazır giyim alt kınlımı incelendiğinde, cirolar şubat ayında aylık yüzde 4 daraldı. Yıllık bazda ise cironun yüzde 20 arttığı görüldü. 2010 yılında ise bu oran yüzde 13’tü.

Perakende mart ayı sonuçlan henüz belli değil. Ancak 2012 Şubat ayında gıda perakendesinde fiş sayılarında artış gözlemlendi. Hazır giyim hariç, gıda dışında fiş sayılarının cirolara göre daha az bir oranda artması, güveni artan tüketicinin daha sık alışverişe gidip daha az ödediğini gösteriyor.

Sonraki dönemlere ilişkin yaptığımız projeksiyona göre ise sektörde iyimser bir hava sözkonusu. Büyüme rakamının toplamda çift haneli olacağına vurgu yapılıyor. Özellikle İstanbul’a alışveriş için gelen turist sayısındaki artışın genel satışlara büyük oranda etki yapacağı kaydediliyor.

TURİZM

Tek haneli bir büyüme bekleniyor Turizm sektörü 2011 yılını 31 milyon turist ve 27 milyar dolar turizm geliri ile kapatmıştı. Sektör bu yıl 33 milyon turist ile 30 milyar dolar turizm geliri hedefliyor.

Ancak turizmin başkenti Antalya’dan gelen yılın ilk çeyrek verileri düşüşü işaret ediyor. 2011 yılında 11 milyon ziyaretçi sayısını aşarak tarihinin en parlak sonucuna imza atan Antalya, bu yılın ilk çeyreğini geçen yıla oranla yüzde 14 oranında düşüşle karşıladı.

Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) Başkanı Sururi Çorabatır, bunu büyük bir kayıp olarak görmüyor. Sezonun açılmasıyla birlikte bu düşüşün telafi edileceğini söylüyor.

2012    yılının turizm sektörü açısından 2011’den daha iyi bir yıl olmasını bekleyen turizmciler önümüzdeki yıllarda turizm gelirlerinin daha da artacağına işaret ediyorlar.

Bu arada 2012 yılı ocak-mart döneminde İstanbul’a gelen yabancı sayısı 1 milyon 640 bine ulaşırken geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 16 oranında bir büyüme gözlendi.

BİLİŞİM

İkinci yarı açılacak Geçen yılı büyümeyle tamamlayan bilişim sektöründe bu yılki beklentiler de bu yönde. Ancak ilk üç aylık sürece bakıldığında yavaşlama sinyallerinin görüldüğü sektör temsilcileri tarafından ifade ediliyor. Yılın ilk yarısından sonra ise sektörde büyümenin hızlanacağı ve yıl sonunu artıda kapacağına dair görüşler hakim.

Sektör, 2011 yılında yüzde 8 büyüyerek ciro olarak 30 milyar doları bulmuştu.

Sadece sabit ve mobil tele-komda cirosal büyüklük 2011’de, 21.2 milyar TL’yi geçti. 2012’de de bu alanda büyümenin yüzde 5.6 olaka gerçekleşmesi bekleniyor. Buna göre 2012 yılının ilk üç aylık verileri açıklanmasa da durgunluk çok fazla hissedilmiyor. Bilişim pazarında ilk iki aylık verilere göre 2.2 milyon adet BT ürünü satıldı. Geçen yılın aynı döneminde sözkonusu satış miktarı 2.5 milyon adet idi.

Hızlı bir 2012 yılı ikinci yarısı bekleyen sektör temsilcilerinden biri de lndex Grup CEO’su Erol Bilecik. Bilecik, “BT dünyasında yüzde 7-8 büyüme beklentimiz var. Yeni TTK’nın devreye girmesiyle BT kullanımı yaygınlaşacak. Sosyal ağların kullanımının BT sektörüne önemli kaldıraç olmasını ve bireysel tüketici kulvarının büyümeye devam etmesini bekliyoruz” diyor.

Telekom tarafında ise sabit tarafta büyüme beklenmezken mobil taraftaki gelişimin sürmesi bekleniyor.

Türkiye’de toplam mobil abone sayısı 65.3 milyona çıkarken 3G abone sayısı 31.4 milyona ulaştı. Telekomda sürükleyici gücün mobil taraf olması bekleniyor.

GIDA

Gıdada yüzler gülüyor Mart ayı dış ticaret rakamdan açıklanma-makla birlikte ihracatın yüzde 15, ithalatın ise yüzde 5 civannda arttığını söyleyen Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu Başkanı (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, yılın geri kalan kısmının ise sektör açısından iyi geçeceği yönünde tahminde bulunuyor. “Çünkü iklim verileri tarım ürün rekoltelerinin geçen seneye göre daha iyi geçeceğini göstermekte” diyen Kopuz bunun da bu yıl hammadde sıkıntısı yaşanmayacağının göstergesi olduğunun altını çiziyor.

Et ve et türevleri sanayisi tamamen, süt endüstrisi de büyük oranda iç pazar dinamiklerinden besleniyor. Et ürünlerinde ihracat yok, beyaz ette kısmi bir dış satış sözkonusu. Ancak pazara dönük çalışan bu alanlarda yeni oyuncuların ve kampanyaların devreye girmesi ile birlikte yüzde 5’lik bir büyümeden söz ediliyor 2012 yılı için.

BEYAZ EŞYA

Beyaz eşyada işler yolunda Geçtiğimiz yıl beyaz eşya sektörü oldukça iyi bir yılı geride bırakmıştı.

Buzdolabı, derin dondurucu, çamaşır makinesi, kurutucu, bulaşık makinesi ve fırından oluşan 6 ana ürün gnı-bunda 2010’da 18.3 milyon adet olan üretim, 2011’de 20.1 milyona yükselmişti. İhracat 2010’a göre 718 bin adet artarak 14.4 milyona, iç satışlar ise 1 milyon artarak 6.4 milyona ulaşmıştı. İthalat ise 754 binden 880 bine çıkmıştı. Pazarın geneline baktığımızda ise 2011’de 2 milyona yakın buzdolabı, 292 bin derin dondurucu, 1.8 milyon çamaşır makinesi, 98 bin kurutucu, 1.5 milyon bulaşık makinesi, 776 bin fırın satıldı.

Şubat verilerine göre, beyaz eşya pazarında büyüme devam ediyor. Altı ürün grubunda 2011’de 2 milyon 927 bin adet olan üretim 2012’in ilk iki ayında 3 milyon 92 bin adet olarak gerçekleşti. 865 bin 721 bin adet olan iç pazar ise 894 bin adet oldu. Yine aynı dönemde 1 milyon 876 bin adet olan ihracat ise 2 milyon 96 bin adet olarak gerçekleşti. Sektör oyunculannın bu yıla ilişkin beklentilerinde ağırlıklı olarak yüzde 5 büyüme var.

MAKİNE

Makine teşvikten beslenecek Üretim değeriyle geçen yıl rekor kıran Türkiye makine sektörü, bu yıla temkinli girdi. 2011 yılında yüzde 22.1 aıtışla 25.4 milyar dolarlık bir imalat rakamına imza atan makine sektörü TU-İK verilerine göre bu yılın ocak ayında ise üretimini sadece yüzde 1.8 oranında artırabildi.

Üretimde ilk aydan yola çıkılarak yapılan yıl sonu öngörüsü ise büyüme performansının bir önceki yıla göre yarı yarıya düşerek 2012’de yüzde 10 ile sınırlı kalacağı yönünde. Fakat kimi sektör uzmanları, teşvik paketinin yatırıma dönüşmesi durumunda sektörün beklenenden daha fazla bir büyüme elde edebileceğine de işaret ediyor.

Üretim ayağında yaşanan bu gelişmenin ihracat ayağındaki yansıması ise daha iyimser. Geçen yıl 10.6 milyar dolar gibi bir ihracat rakamına imza atan makine sektörü, 2012 yılı ilk iki ayında da yüzde 10.8’lik artış sağladı. Aslında sektörün önemli pazarı olan Avrupa’da yaşanan talep düşüşüyle karşı karşıya olan sektör, bu tabloyu yeni pazarlara öncelik vererek tersine çevirmeyi de bildi. Yeni pazarlardan I alınacak sonuçlarla bu yıl ki ihracat . beklentisi ise bir önceki yıl göre değerde yüzde 14-16 gibi bir artış.

 





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir