Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomik Krizin Uzamasına Yol Açan Etkenler

Ekonomik Krizin Uzamasına Yol Açan Etkenler




Ekonomik Krizin Uzaması

DÖRT yıla yakın bir süredir Avrupa ülkelerini pençesine alan ekonomik sorunların giderek ağırlaşması aşağıdaki etkenlerden kaynaklandı:

■ Teşhiste gecikme: IMF’nin 2008’de Yunanistan ekonomisi için yayınladığı IV. Madde Konsültasyon Raporu’nda güçlü büyüme ivmesinin bir süre daha devam edeceği, bankacılık sisteminin ise sağlam olduğu vurgulanıyordu. Standard and Poor’s, Yunan ekonomisi için 2004’te verdiği olumlu notu düşürmek için ateşin bacayı sardığı 2009 yılını beklemişti. Yunanistan Merkez Bankasfnın 2009 yılı mayıs ayında yaptığı stres testinde ise ülkenin dokuz büyük banka grubunun krize dayanıklı olacağı sonucu çıkmıştı.

■ Makyajlı göstergeler: Almanya ve Hollanda merkez bankaları uzmanlarının 2006’da yaptığı bir araştırmada İsveç’te 51, Fransa’da 40 olan mali şeffaflık endeks değerinin Yunanistan’da yalnızca 4 olduğu belirtilmişti. Açıkları, hesap hileleri ile düşük gösterme çabalarına engel olunamaması, önlemlerin zamanında alınmasını da zorlaştırdı.

■ Perakende önlemler: AB yönetimi, kapsamlı ve çok yönlü bir reform paketini bir defada uygulamaya sokmak yerine parçalı ve perakende önlemleri tercih etti. Benzer bir yaklaşım, 1977 ile 2000 arasının Türkiye’sinde sekiz istikrar paketinin sonuçsuz kalmasına yol açmıştı.

■ Aşırı perhiz: Merkel-Sarkozy İkilisinin 2009-2011 döneminde sıkı para politikalarına ve kemer sıkma paketlerine öncelik veren politikaları, ekonomilerin güçlerini iyice tüketti ve borçların geri ödenmesini zorlaştırdı. Büyümeye öncelik düşüncesi ancak 2012 yılının ortasına doğru gündeme geldi.

■ Her ülkeye aynı ilaç: Farklı sorunları olan ülkelere aynı iyileşme reçetesinin dayatılması, alınan önlemlerin etkisini azalttı.



■ Düşük doz: AB yönetimi ve Avrupa Merkez Bankası, kriz döneminin başlarında bir defada ve yüksek tutarlı bir müdahale yapabilseydi, krizin uzaması belki önlenebilecekti. Ağır enfeksiyonlarda uygulanan “depo” doza benzeyen bu tür bir finansal kolaylık sayesinde, krizin diğer ülkelere bulaşması engellenecekti. Ancak Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun düşük tutarlarda paketlerle bankalara ve piyasalara destek olması, beklenen sonuçları vermedi. ABD’deki krizde, yüksek tutarlarla yapılan müdahale daha etkili oldu.

■ Kur sorunu: Ortak para birimi nedeniyle, zor durumdaki ülkeler devalüasyon yapamadı ve rekabet güçlerini artıramadı.

■ Piyasa fundamentalizmi: Hükümetler ve AB yönetimi, karar alma sürecinde ekonominin orta vadedeki çıkarları yerine piyasaların nasıl tepki vereceği konusuna odaklandı. 80’li yılların başından bugüne uygulanan neo-liberalist ilkelere bağnazca bağlanmak, hükümetlerin hareket alanını daralttı.

■ Liderlik zaafları: Avrupa ülkelerinde politik endişeler ve seçim hesapları, krizi sona erdirecek reform programlarını geciktirdi.

■ Reel ekonominin ihmali: Finans, bilişim, ticaret gibi hizmetler sektörü dallarının ekonomideki ağırlığı artarken, ekonominin tabanındaki tarım ve sanayi sektörleri kendi haline bırakıldı.

■ İnsansız çözümler: Çözüm arayışında yalnız göstergelere, sayılara ve oranlara bakıldı. Rakamların arkasındaki insan yüzleri hesaba katılmadı. Genç nüfusun eğitim, ve istihdam konusundaki talepleri dikkate alınmadı.

■ Zamanlama sorunları: Ünlemlerin bir bölümü iş işten geçtikten sonra alındığı için bir işe yaramadı.

■ Ekonomik ırkçılık: Durumları göreceli olarak daha iyi olan ülkelerdeki politikacılar ve yayın kuruluşları, krizdeki ülke halklarının tümünü tembellik ve savurganlıkla suçladı. Bu genellemelerin yarattığı öfke ve tepki ortamı ise akılcı önlemlerin alınmasını zorlaştırdı.

■ Medyanın gafleti: Yalnız başarı öykülerini yazan, CEO’ları yücelten ekonomi medyasının çoğunluğu, yaklaşan risk ve tehlikelere yeterince eğilmedi.

■ Ekonomistlerin yetersizliği: Göstergeleri incelemek, analiz etmek ve gelecek hakkındaki belirsizliği azaltmak için gereken zamana sahip ekonomistler ve öğretim üyeleri de kamuoyunu ve hükümetleri uyarma görevini yeterince yerine getiremedi.

Avrupa’daki krizin sona ermesi, ancak yukarıdaki tüm sorun, eksiklik ve zaafları gidermeyi amaçlayacak yeni bir program ile mümkün olabilir.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir