Anasayfa / Kariyer ve İş / En stresli sektörler sağlık ve eğitim

En stresli sektörler sağlık ve eğitim




Stres zaten vardı Şiddet de eklendi!

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 31 ülkede yapılan global bir araştırma, işyerlerinde sadece stresin değil zorbalık, şiddet ve tacizin de arttığını ortaya koyuyor. En stresli sektörse ne yazık ki sağlık ve eğitim…

STRES ve işyerinde şiddet gibi psikososyal riskler azalacağına giderek artan bir trend izliyor. Bunu iddia edense iş sağlığı ve güvenliği araştırması ESENER… Türkçe açılımı “Yeni Ortaya Çıkan ve Acil Önlem Gerektiren Riskler Hakkında Avrupa işletmeler Araştırması” olan bu çalışma, 27 Avrupa Birliği ülkesi ile Hırvatistan, Türkiye, İsviçre ve Norveç’i kapsıyor.

Araştırmaya katılan 31 ülkede tarım, ormancılık ve balıkçılık dışında 10 çalışandan fazla çalışanı bulunan özel sektör ve kamu kuruluşlarından 28 bin 649 yönetici ve 7 bin 226 iş sağlığı ve güvenliği temsilcisiyle görüşüldü.

Araştırmada özellikle işle ilgili stres, şiddet ve taciz gibi psikososyal riskler ele alındı. Katılımcılara “işyerlerinde sağlık ve güvenlik risklerini nasıl ele aldıkları” soruldu. İş sağlığı ve güvenliği konusunda Avrupa’daki işverenlerin yüzde 80’i iş kazalarını en önemli sorun olarak görüyor. Yüzde 79’u işe bağlı stresten endişe duyuyor, işletmelerin sadece yüzde 3’ünde bu sorunun üstesinden gelmek için bir çalışma yapıldığı ise en çarpıcı sonuç olarak dikkat çekiyor.

ZORBALIK VE TACİZ 3. SIRADA

Esener araştırması sonuçlarına göre Türkiye’de işverenler, iş kazalarını yüzde 88.9 ile en önemli sorun olarak görüyor. Yüzde 76.8 ile tehlikeli maddeler de öncelikli sorun olarak değerlendiriliyor. Zorbalık ve psikolojik taciz ise yüzde 75.5 gibi yüksek bir oranda sorun olarak görülüyor.

Araştırmadan çıkan önemli bir sonuç da Türkiye’deki işletmelerin yüzde 22’sinde işe bağlı stres, yüzde 29’unda şiddet, yüzde 27’sinde ise zorbalık ve psikolojik tacizle mücadele konusunda uygulama başlatılmış olması. İşletmelerin yüzde 49’u psiko-sosyal risklerle başa çıkmak için işin düzenlenme şeklinde değişiklik yapmış. Yüzde 50’si çalışma alanındaki düzenlemelerde değişikliğe gitmiş. Yüzde 56’sı da eğitimler yoluyla bu sorunla mücadele ettiğini ortaya koymuş.

KALİTEDE DÜŞÜŞ RİSKİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, işyerlerinde stres, zorbalık ve taciz gibi çalışanları doğrudan etkileyen risklerin önemine dikkat çekiyor. Özer’e göre işverenler, zaman zaman çalışan durumu ve mevcut kaynakları göz önünde bulundurmadan sürekli ve kaliteli bir üretim talep ederken strese sebep olabiliyor:

“Konuya iş sağlığı ve güvenliği açısından bakıldığında, bu durumun iş kazalarına zemin hazırladığı ve çalışanların dikkatinin dağılarak kazaya maruz kalmalarına yol açtığı görülüyor. Bu tür baskılar kısa vadede üretimi artırıyor ama uzun vadede çalışanlar psikolojik rahatsızlıklarla karşılaşıyor.”



Kasım Özer, işyerlerinde uygun olmayan çalışma şartları, yoğun talep ve zaman baskısıyla karşılaşan insanların gönülsüz çalışmaya daha yatkın hale geldiğini vurguluyor. Bu da doğal olarak üretim kalitesinin düşmesine yol açıyor. Bu nedenle işe bağlı stresle başa çıkabilmek için çalışanlara kapasiteleri üzerinde iş yüklenmemesi ve iş organizasyonunda düzenlemeler yapılması gerekiyor.

EN STRESLİ SEKTÖR: SAĞUK

ESENER’e göre işe bağlı stres, sağlık sektörü, sosyal çalışma ve eğitim alanında daha sık görülüyor. Öyle ki sosyal çalışma alanındaki işletmelerin yüzde 90’ı, eğitim sektöründeki işletmelerinse yüzde 84’ü tarafından en önemli endişe kaynağı olarak belirtiliyor.

Avrupa’daki işveren temsilcilerinin yüzde 42’si, Türkiye’deyse yüzde 35’i psiko-sosyal risklerle baş etmenin diğer sağlık ve güvenlik konularına göre daha zor olduğunu ifade ediyor. Türkiye’de işverenlerin yüzde 24.3’ü psi-ko-sosyal risklerle baş etmek için işletme dışı kaynaklardan yardım alıyor. Konunun hassasiyeti (yüzde 53) ve farkındalık eksikliği (yüzde 50) psiko-sosyal sorunlarla başa çıkabilmenin önüne geçen en temel engeller olarak görülüyor.

RİSK DEĞERLENDİRMESİ

ESENER sonuçları, başarılı sağlık ve güvenlik önlemlerinin, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine katılım sağladığı işyerlerinde daha fazla alındığını gösteriyor. Risk değerlendirmesi ya da benzeri önlemler, iş sağlığı ve güvenliği temsilcisi olan büyük işletmelerde ve daha tehlikeli sektörlerde yer alan işletmelerde daha sık görülüyor.

Araştırma, sağlık ve güvenlik sorunlarıyla baş etmedeki temel engellerin, zaman, çalışan sayısı ve bütçe gibi kaynakların ye-j    tersizliği (yüzde 36) ile farkındalık eksikliğinden (yüzde 26) kaynaklandığına da dikkat çekiyor. Ayrıca küçük işletmelerin bile kendi risk değerlendirmelerini yapabileceğini, ancak risk yönetimi sürecini etkin biçimde yürütebilmek ve önleyici tedbirler tasarlayıp uygulayabilmek için uzmanlık, rehberlik ve araç desteğine ihtiyaç duyulduğunu da gösteriyor.

PSİKOLOG İSTİHDAMI ARTACAK

Psiko-sosyal risklerin Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de birçok işletme için sorun olarak ortaya çıktığını belirten Kasım Özer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nm çalışanların maruz kaldığı psiko-sosyal riskler konusunda işyerinde strese neden olan unsurlarla ilgili 2005-2009 yılları arasında bir çalışma başlattığını hatırlatıyor. Hava Trafik Kontrolörleri Derneğiyle ortaklaşa yapılan çalışmayla hava trafik kontrolörlerinin iş sağlığı ve güvenliği koşulları ile stres durumları araştırılmış.

Proje kapsamında, hava trafik kontrolörlerinin çalışma ortamları incelenerek sağlık durumları ve stres durumlarını etkileyen faktörler belirlenmiş.

Kontrolörleri en çok etkileyen stres faktörlerinin rol belirsizliği, sorumluluk ve aşırı iş yükü olduğu ortaya çıkmış.

Projenin ortaya koyduğu en önemli sonuç ise kontrolörlerin çalıştığı birimlerde psikolog istihdamının sağlanması olmuş. Şimdi işe bağlı stresin önemli boyutlarda olduğu sağlık sektöründe de benzer bir çalışmanın yürütülmesi planlanıyor.

Tuğçe Altınsoy / Para Dergisi





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir