Anasayfa / Ekonomi-Finans / Euro Bölgesindeki Sıfır Büyüme Türkiye’yi De Etkileyecek

Euro Bölgesindeki Sıfır Büyüme Türkiye’yi De Etkileyecek




DÜNYA ülkeleri için 2013, önceki yıla göre iyileşmenin ancak bir arpa boyu yol aldığı bir yıl olacak. Dünya ülkeleri için hesaplanan toplam büyüme oranı 2012’ye göre sadece binde 3 oranında artarak yüzde 3.6’ya yükselecek.

sifir buyumeGelişmiş ülkelerden ayrışan gelişen ülkelerdeki büyüme ise yüzde 5.3’ten yüzde 5.6’ya çıkacak.

Gelişmiş ülkelerde 2012’de yüzde 1.3’te kaldığı tahmin edilen büyüme oranı, 2013’te binde 2 artışla yüzde 1.5 olacak.

Türkiye’nin yoğun ekonomik ilişkileri bulunan AB’deki 2013 beklentileri ise daha da karamsar bir tablo çiziyor AB’nin resmi istatistik kuruluşu Eurostat’ın projeksiyonlarına göre büyüme oranı 2013’te yüzde 0.4’te kalacak ve ancak 2014 yılında yüzde 1.6’ü bulacak. AB’nin yıllık nüfus artış oranı yüzde 0.25 olduğu için, kişi başına milli gelirdeki 2013 artışı binde 1.5’i aşamayacak.

2013 için en olumsuz tahminler ise 17 ülkenin üye olduğu Euro Bölgesi için yapılıyor. Bu bölgede büyüme hızı sıfırın biraz altına inecek. Tahminlere göre Euro Bölgesi’nde büyüme grafiği yıl içinde dip noktasını aşarak 2014 yılında yüzde 1.4 oranını gösterecek.

AB’deki resesyonun bir yıl daha devam etmesi Türkiye ekonomisini aşağıdaki kanallardan olumsuz etkileyecek:

■    Türkiye’ye yönelen doğrudan yabancı sermaye girişinin yaklaşık dörtte üçü AB ülkelerinden kaynaklanıyor. Bu ülkelerde durgunluk ve bankacılık sistemindeki sorunlar nedeniyle, 2013’teki yabancı sermaye girişinin, 2012 yılındaki düzeyini aşması zor görünüyor.



■    Türkiye’nin dış ticareti içinde AB’nin ağırlığı son iki yılda azalma eğilimine girdi. Ancak bu azalmaya rağmen, Türkiye ihracatının yüzde 38.5’ini AB üyesi ülkelere yapıyor. İthalatımızın yüzde 36.6’sı ise AB ülkelerinden geliyor. AB’deki ve Euro Bölgesi’ndeki ekonomik sorunların azalarak da olsa devam etmesi nedeniyle, 2013’te ancak 2-3 puanlık bir artış dışında dikkate değer bir iyileşme beklenmiyor.

■    AB üyesi ülkelerden gelen turistlerin sayısında bir azalma görülmese de, 2013’te ciddi bir artışın epey zor olduğu düşünülüyor.

İYİLEŞME İÇİN BEŞ YIL GEREKLİ

Avrupa ve dünya ekonomisinin 2013 sonrasında kısa sürede iyileşmesi ve temel göstergelerin 2008 öncesi düzeylerine ve değerlerine yükselmesi de söz konusu olmayacak. IMF’nin senaryosuna göre 2013’ten sonraki yıllarda da iyileşme yavaş seyredecek. Gelişmiş ülkeler, yüzde 3’lük bir büyüme oranını ancak 2017 yılında yakalayabilecek. 2014-2016
döneminde büyüme oranları ise yüzde 1.9 ile yüzde 2.7 arasında kalacak.

Türkiye’de ekonomi yönetiminin ve iş dünyasının hesaplarını gelişmiş ülkeler ve AB eko-nomisindeki uzun süreceği ve sancılı olacağı anlaşılan iyileşme sürecine dikkate alarak yapması gerekiyor.

Türkiye, 2012 yılında AB ile yaptığı dış ticaretteki oransal azalmayı, dünyanın diğer ülkeleri ile ekonomik ilişkilerini artırarak büyük ölçüde telafi etti. Kurulan ticari ilişkilerin kalıcı ve uzun süreli olması için yapılacak çalışmalar Türkiye’nin bu sıkıntılı dönemden asgari hasarla hatta kazançla çıkmasını sağlayabilir.

İş insanları örneğin hammadde ve ara malı ithalatını fiyatların göreceli dolarak düştüğü dönemlerde yaptıklarında bu sıkıntılı beş yıl boyunca yaşanacak piyasa çalkantılarından daha az zarar görebilir. İhracatçıların, alıcı ülkelerde geliri duraklayan veya azalan farklı tüketici segmentlerinin alım gücünü dikkate alan bir fiyat politikası izlemeleri ise satışların artmasını bile sağlayabilir.

Türkiye’nin önlem alması gereken diğer bir konu ise dünya ticaretindeki rekabet olacak. 2013 yılında dünya ticaretindeki artış oranı tahmin edildiği gibi yüzde 4.5 oranında artsa da ihracatçı ülkeler arasındaki fiyat rekabeti keskinleşecek. İhracat fiyatlarının rekabet nedeniyle düşürülmesi Türkiye ile birlikte tüm gelişen ülkelerin zararına sonuçlar verecek.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir