Anasayfa / Ekonomi-Finans / Faizde Düşüş İçin Sonbahar Aylarını Beklemek Gerekiyor

Faizde Düşüş İçin Sonbahar Aylarını Beklemek Gerekiyor




SON günlerde faiz oranları konusunda ekonomi yönetiminde farklı görüşler seslendirilmeye başlandı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ihracatın artırılması ve büyüme oranının hedeflenen yüzde 4’ün üstüne çıkarılması için faiz oranlarının düşürülmesini istiyor. Çağlayan düşük faiz oranları sayesinde, teşvik paketinden yararlanacak girişimci sayısının hızla artacağını düşünüyor ve Merkez Bankası’nın aşırı ihtiyatlı bir tutum izlediğini söylüyor.

Hedeflenen yüzde 4’lük büyüme oranının orta vadede işsizliği artıracağını ve gelişmiş ülkelere yetişmeyi geciktireceğini dikkate alan Çağlayan, daha yüksek oranların düşük faizler ve artan yatırımlarla mümkün olacağını vurguluyor.

Merkez Bankası ise enflasyonu düşürmeyi ve ekonomiyi dış şoklara karşı daha dirençli duruma getirmeyi amaçlıyor. Bankaların bankasının başkanı Erdem Başçı kritik bir döneme girilirken manevra alanını mümkün olduğu kadar geniş tutmayı istiyor. Dünya ve Türkiye ekonomisinin son durumuna bakıldığında, Merkez Bankası’nın politikalarının daha gerçekçi olduğu görülüyor. Çünkü ekonomi analistleri ve yorumcuları arasında sonbahar aylarında krizin yeni bir dalgasının ortaya çıkacağı görüşü giderek yaygınlaşıyor. Merkez Bankası da dışarıdan gelecek olası bir yeni şoka düşük faiz oranları ile yakalanmak istemiyor.

Olası bir dış şok Türkiye’de döviz kurlarını ve faiz oranlarını hızla artırabilecek. Bu artış ise son bir yılda verilen emeklerin heba olmasına yol açacak. Aşağıdaki nedenler, Merkez Bankası’mn faiz indirimi için bir süre daha beklemesinin daha gerçekçi bir tutum olduğu izlenimini veriyor:

■    Ekim ayı sonunda yıllık enflasyon oranlarında baz etkisi sayesinde 2 puan dolayında bir düşüş yaşanabilecek. Faiz oranlarında bir indirim bu düşüşten sonra daha mantıklı görünecek.

■    Sonbahar aylarına doğru cari açığın yönü netleşeceği için faiz düzeylerini daha gerçekçi bir şekilde belirleme imkânı ortaya çıkacak.



■    İç talep mayıs ve haziran aylarında, faiz oranlarının sabit kalmasına rağmen bir ölçüde canlandı. Beyaz eşya ve otomobil satışları son üç ayda, yılın ilk üç ayına göre artış eğilimine girdi. Faiz oranları koşullar olgunlaşmadan indirildiği takdirde ekonomide aşırı ısınma riski bir miktar artabilecek.

■    Hükümet, 15 Ekim’e kadar 2013’ün makroekonomik hedeflerini belirleyecek ve bütçe tasarısını TBMM’ye sunacak. Bu çerçeve içinde faiz politikasının, para ve kur politikaları ile uyumlu bir şekilde yeniden tespit edilmesi, istikrarın sürmesine katkıda bulunacak.

DIŞSAL FAKTÖRLER

IMF, 16 Temmuz’da yayınladığı finansal istikrar raporunda dünya ekonomisindeki aşağı doğru risklerin geçen nisan ayına göre arttığını vurguladı. Karamsar yorumcular ise yaklaşan sonbahar aylarının, krizin patladığı 2008 sonbaharım bile / mumla aratacağını söylüyor. Bu or-/ tamda Merkez Bankası’nın faiz oranlarını bir süre daha sabit bırakması ve elindeki diğer denetleme araçlarını / kullanması daha akılcı bir tutum olarak görünüyor. Aşağıdaki dışsal faktörler de faiz indirimi konusunda ihtiyatlı olmayı gerektiriyor:

■ ABD’de “mali uçurum”: Bu yılın sonunda Bush döneminde uygulanmasına başlanan vergi indirimlerinin süresi dolacak. Bu indirimlerin devam ettirilmesi bütçe açığını ve kamu açığını tırmandıracak ve belki de yeni bir not indirimine yol açacak. İndirimlerin yürürlükten kalkması durgunluğun uzamasına neden olacak. Borç tavanının yükseltilmesi ise seçim nedeniyle gecikebilecek.

■    Gelişen ülkelerde yavaşlama: Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya ve Türkiye gibi gelişen ülkelerde büyümenin hız kesmesi dünya ekonomisindeki kırılganlığı artırıyor.

■    Yeni problem odakları: Gelişmiş ülkelerdeki finansal kriz, gelecek aylarda sosyal güvenlik kurumlarını da zorlamaya başlayacak.

■    Bilanço küçültme: Zengin ülkelerdeki bankaların mali yapılarını güçlendirmek için bilançolarını küçültmek zorunda kalmaları, gelişmekte olan ülkelere yönelecek kredi akımını yavaşlatacak.

■    Ortadoğu’da gerilim: Ortadoğu’da gerilimin tırmandığı bir dönemde, ekonomi yönetiminin mevcut istikrarı riske sokabilecek adımlardan uzak durması gerekiyor.

Faruk Türkoğlu





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir