Anasayfa / Ekonomi-Finans / FED’in faiz artışları doları yüksek tutacak

FED’in faiz artışları doları yüksek tutacak




FED, piyasaların beklentisine paralel olarak, yedi yıl aradan sonra 25 baz puanlık faiz artışı yaptı. Kısa vadede piyasalar bunu olumlu karşıladı. 2016’da 100 baz puanlık bir faiz artırım süreci piyasaları bekliyor. ABD’de enflasyonda kötüleşme olursa faiz artışı daha da yükselebilir. Bu ortamda 2016 için dolar/TL’de 3,10 ve üstü seviyelerin görülebileceği tahminleri yapılıyor.

Piyasaların önündeki en önemli beklenti geçen hafta gerçekleşti. ABD Merkez Bankası (FED); beklentilere paralel şekilde, 7 yıl aradan sonra 25 baz puanlık artırımla faiz oranını yüzde 0,50 seviyesine çıkardı. FED’in politika faizi, 2008 sonbaharında Lehman Brothers’m iflasıyla patlak veren fınansal kriz sonrasında 2008 yılı aralık ayında rekor düşük seviyesine inmişti.

FED’in faiz artışları

FED’in geçen haftaki faiz artırım kararının ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da bir hamle yaptı ve dolar cinsi zorunlu karşılıklara ödeyeceği faizi artırdı. Bu hamle de piyasalar tarafından olumlu karşılandı. İş Yatırım analistleri bankacılık sektörünün kârına yaklaşık yüzde 1,5 civarında bir katkı yapması beklenen bu hareketten sonra TCMB’nin bu hafta alacağı faiz kararının yakından takip edileceğini kaydediyor.

2016’DA NE OLUR?

Gelinen durum itibariyle bundan sonra FED’in nasıl hareket edeceği, bunun piyasalara nasıl yansıyacağı, TCMB’nin nasıl hareket edeceği merak konusu. Sonuç bildirisinden anlaşıldığına göre, FED, faizleri 2016 sonunda yüzde 1,40 civarına yaklaştırmayı hedefliyor. Veriler kuvvetli ve beklentilerine uygun gelirse, 2016 yılında dört kez çeyrek puanlık artırım yapmaya niyetli olduğu anlaşılıyor. Ama veri akışını gözeterek tempoyu düşürebileceği de her fırsatta hatırlatıyor. Bu durumda FED 2016 yılında üç ya da dört faiz artırımı yapabilir.

Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu, FED’in sonuç itibariyle her üç ayda bir çeyrek puanlık düzenli artış beklentisi yaratmadığını anlatıyor. Arabacıoğlu, “Enerji ve doğal kaynak fiyatlarındaki sert düşüşler devam ederse yılın ilk yarısında daha seyrek bir artırım görebiliriz. Şimdilik hem fiyatlamalar hem de FED kanalından gelen değerlendirmeler, 2016 ve 2017 için 100’er baz puanlık artırımların beklendiğini gösteriyor” diyor.

İntegral Menkul Değerler Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu, 2016 yılında üç artırım daha gelmesini bekliyor. Ancak 2016’da oy kullanacak üyelerin 2015’e göre nispeten daha şahin olsa da halen FED içerisindeki “güvercin” isimlerin ağırlığının fazla olduğuna dikkat çekiyor.

İlk faiz artırımı fiyatların içerisinde olduğundan faiz artırımı sonrasında kâr realizasyonu yaşandı. Bundan sonra ikinci faiz artırımı enflasyona, verilere ve petrol fiyatlarına bağlı olacak. Alan Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Yeliz Karabulut, 2016’da maksimum 100 baz puanlık artış bekliyor. Karabulut, eğer enflasyonda hızlanma olursa piyasalar için asıl korkulu senaryonun bu olacağını söylüyor. Yeliz Karabulut, 2016 projeksiyonunda Euro/dolar’da 1,06, dolar/TL’de 3,10 ve Euro/TL’de 3,20 seviyelerini öngörüyor.

TCMB NE YAPAR?

FED’in kararının ardından Merkez Bankası, yukarıda belirttiğimiz üzere, dolar cinsi zorunlu karşılıklara ödeyeceği faizi artırdı. 22 Aralık’taki PPK toplantısı da ayrıca önem kazandı.

Bundan sonra TL’nin gücü, TCMB’nin FED’in sıkılaştırmaya başlaması sonrası oluşturacağı politikaya bağlı gözüküyor. TCMB, 125-150 baz puan arası bir faiz artırımıyla geleneksel politikaya döneceği beklentisini yarattı.



Odeabank’ın Makroekonomik Değerlendirme Raporu’na göre, TCMB, geniş faiz koridoruna duyulan ihtiyacın azaldığı düşüncesinden hareketle, yılın son PPK toplantısında faiz koridorunu daraltabilir. Odea-bank Ekonomik Araştırmalar ve Stratejik Planlama Direktörü Ali Kırali, değerlendirmesinde şöyle diyor: “MB’nin, ortalama fonlama faizinde sıkılaştırma yapmadan, faiz koridorunun alt bandında ve politika faizinde artırımlar yaparken, üst bantta sınırlı bir indirime gidebileceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede yüzde 7,25 olan gecelik borç alma faizini yüzde 7,50’ye, yüzde 7,50 seviyesindeki haftalık repo faizi olan politika faizini de yüzde 8’e yükseltebilir. Bununla birlikte daha ortodoks bir para politikasına geçiş amacıyla yüzde 10,75 seviyesindeki faiz koridorunun üst bandı olan gecelik borç verme faizini de 25 baz puan indirebilir.”

KUR BEKLENTİLERİ

TCMB’nin 22 Aralık’taki PPK toplantısında geleneksel politikaya dönmesi durumunda piyasalara güven vereceği düşüncesinde olan Fatih Arabacıoğlu “Mevcut pa-riteyle dolarda 2,90 desteği aşağı kırılırsa 2,75-2,90 aralığında istikrar kazanması, reel ekonomiye güven verici bir etki yaratır. Bunun hisse ve tahvil piyasalarında etkisini görebiliriz” diyor. Arabacıoğlu’na göre, bu beklenti karşılanamazsa 2,90’nın üzerinde 3,00 seviyesi, hem psikolojik hem de reel kesim açısından kırılması tehlikeli olabilecek bir kritik direnç olarak görünüyor. Euro/dolar paritesi, kısa vadede 1,07-1,09 aralığına sıkışık durumda. Ancak uzun vadeli trend aşağı olduğu için 1,07’nin kırılması yeni diplere yol açma riskine sahip. Fatih Arabacıoğlu, “Uzun vadeli destek 1,02’de. Avrupa’dan ve ECB’den gelecek yeni veriler kritik öneme sahip” diyor.

Piyasalarda FED iyimserliği söz konusu olsa da bunun en fazla diğer FED toplantısına kadar sürebileceği şeklinde yorumların yapıldığını da görüyoruz.

Destek Menkul Genel Müdürü Tuna Yılmaz, 2016 yılını da FED ge-rilimiyle geçirmeye devam edeceğimiz kanaatinde. Yılmaz, “Bu durum içeride kur tarafında düşüşlerin sınırlı olması anlamına geliyor. TL var-lıklan açısından iyi fiyatlamalarda kurun 2,75-2,80 aralığında dengeleneceğini bekleyebiliriz. Daha yüksek ihtimal olan yukarı hareketlerde ise 3,05-3,07 aralığı üzerinde 3,10-3,15 aralığı görülebilir” diyor. Tuna Yılmaz, Euro/TL tarafında ise dolar/TL kadar hacimli olmasa da yeni yılda yine yukarı eğilimin korunmasını bekliyor.

FED’de dört yıl çalışan ve FED’in eski başkanı Ben Bernanke’nin danışmanlığını yapan, Avrupa Merkez Bankası ve TCMB’de de danışmanlık görevinde bulunan Bilkent Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Refet Gürkaynak, FED’in olası faiz hamlelerini şöyle yorumluyor:

ENFLASYON ÖNEMLİ: FED, faizleri piyasaları rahatsız etmeyecek boyutta yavaş yavaş artıracaktır. Ancak dönem içinde kuvvetli bir enflasyon verisinin gelmesi, piyasaları çok rahatsız eder. Çünkü faiz artırmakta geç kalındığı, enflasyonun sert yükselebileceği yönünde eleştiriler var. Flakikaten yüksek enflasyon gelirse, FED’e ‘işiniz enflasyon, onu da başaramadınız1 yönünde sert eleştiriler gelebilir. Petrol fiyatlarının aşağı çektiği manşet enflasyonda hissedilir bir artış olursa, FED faiz artırımını hızlandırabilir.

SEÇİM YILININ ETKİSİ: FED’in olası bir yüksek enflasyon durumunda hızlı faiz artırımını engelleyebilecek önemli bir başlık, 20l6’nın ABD’de seçim yılı olması. FED seçim yıllarında çok aktif olmayı tercih etmiyor. FED, seçim öncesinde makroekonomiye etki edecek bir adım atma hissi uyandırmak istemez. Bu durumda da 201/de daha hızlı faiz artırımları gelebilir.

GELİŞMİŞ PİYASALARA YARAR: FED’in faiz artırım hamlesinin gelişmiş merkez bankalarına önemli bir etkisi olmaz. Faiz artırımının sonucunda dolar, gelişmiş ülkelerin para birimlerine karşı değer kazanırsa, diğer ülkelerin işine gelir. Çünkü bu ülkelerde reflasyona (deflasyondan veya çok düşük enflasyondan normal enflasyona dönüş) yardımcı olur. Yine ihracat ayağına ve büyümeye de yardımcı olması söz konusu.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir