Anasayfa / Teknoloji / Ferrari Testarossa

Ferrari Testarossa




Her zaman başroldeydi

Bir dönemin en çok izlenen polisiye dizilerinden Miami Vice’da başrolü Don Johnson “Sonny” ile paylaşan Ferrari Testarossa, markanın en çok ses getiren modelleri arasında yer alıyor.

80’li yılların vazgeçilmez dizilerinden Miami Vice’daki hareketli sahnelerin kahramanlarından olan Ferrari Testarossa ilk olarak 1984 yılında tanıtıldı. Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılan otomobil için birbiriyle çelişkili görüşler ileri sürüldü. Yeni modeli görenlerin bazıları çok etkilendiklerini söylerken bazıları da hiç sevmediklerini dile getirdi. Otomobil, sonradan gördüğü ilgiyle olumlu eleştirilerde bulunanları haklı çıkardı.

Kırmızı kafa anlamına gelen Testarossa’nın radikal sayılabilecek hatları, otomobilin sahip olduğu özelliklerin uygulanabilirliğini artırmak için gerekli olan detaylardı. Örneğin arka lastikler arasındaki mesafe çok daha fazlaydı. Bu, mühendislerin otomobilin yol tutuşunu artırmak için tercih ettikleri bir çözümdü. Aynı şey motorun soğutulması için kullanılan ve otomobilin iki yanında boylu boyunca devam eden, solungaçları andıran hava girişleri için de geçerliydi. Arka ortaya yerleştirilen 390 beygir gücündeki 4.9422 cc hacmindeki 12 silindirli motoru soğutabilmek için yanlarda yer alan radyatörlere önemli ölçüde hava akışı sağlamak gerekiyordu. Havayı yönlendiren bu tasarım sayesinde Testarossa’nın genişliği iki metreye ulaştı. Testarossa başarısını kanıtlayan klasik beş litrelik motoru sayesinde 0-100 km/s hızlanmasını beş saniyede gerçekleştiriyordu.



Limitlerde gezinmeyi sevmiyor

ince lastikleri [255) ve yüksek konumlandırılan motoru, otomobilin bazen önden ve arkadan kaymasına neden olabiliyordu. Limitlerde kullanılmaktan hoşlanmayan Testarossa agresif görünümüne karşın, genelde tahmin edilebilir tepkiler veren, kullanımı kolay bir modeldi.

Bu büyük ve güçlü Ferrari’yi durdurmak için güçlü frenler kullanıldı. Yüksek hızlarda yapılan frenlemelerde bile güven veren frenler, uzun süreli, sert kullanımlarda bile özelliklerini kaybetmiyorlardı. Süspansiyon sistemi sertti fakat rahatsız edecek düzeyde değildi. Arkadan motorlu araçların neden olduğu yüksek.motor gürültüsü ise Testarossa’da yaşanmıyordu.

Deri döşemelerin standart olarak sunulduğu iki kişilik kabin geniş sayılabilecek bir alan sunmakla birlikte baş mesafesi, boyu 1.80 cm ve üzerinde olanlar için yetersiz kalıyordu.

Testarossa, en hızlı Ferrari olmamasına karşın ciddi bir rakip olduğunu kanıtlayan, kullanımı kolay ve etkileyici hatlara sahip bir otomobildi. Testarossa’nın iki yanındaki geniş hava girişleri, estetik işlevlerinin yanı sıra 5.0 litrelik 12 silindirli motoru soğutmak için önemli bir rol oynuyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir