Anasayfa / Haberler / Filipinler’deki Haiyan Tayfunu 19’uncu İklim Konferansına Damgasını Vurdu

Filipinler’deki Haiyan Tayfunu 19’uncu İklim Konferansına Damgasını Vurdu




Varşova’da düzenlenen 19’uncu İklim Konferansında Filipinler’deki Haiyan Tayfunu konferansa damgasını vurdu.

Fakat bu kez konferans, Filipinler’de yaşanan felaketle, eskilerine oranla daha fazla önem kazandı. Haiyan Tayfunu, adalar ülkesi Filipinler’de, resmi rakamlara göre 2 bin 500, gayriresmi rakamlara göre 10 bin kadar can aldı. Filipinlilerin “Yolanda” adını verdiği tayfun, saatte 315 km hızla esti. Böylesine bir tayfun, ülke tarihi için bir rekor. Zaman zaman İstanbul’da hayatı felç eden lodostan tam beş kat daha güçlü.

Filipinler’deki Haiyan Tayfunu

Hal böyle olunca, Varşova’da bulunan Filipinler heyeti, şimdiye kadar görülmemiş bir uygulama ile bağlayıcı kararlar çıkana dek açlık grevine gitti.

BİR ŞEY YAPMALI!..

Konferansta bazı kararlar alınsa bile, bunlar 2015 gibi kısa ve 2020 gibi orta vadelerde uygulanacak. Henüz hiç kimsenin acelesi yok. Oysa kasım ayının ortasında sıcak ve kurak yaz günleri yaşamış olan İstanbullular bile artık bir şeyler yapılması gerektiğinin farkında. 2009 yılında Kopenhag’da toplanan konferansta sanayileşmiş ülkeler, küresel ısınmaya çare olacak önlemler için 2020 yılına kadar 100 milyar dolarlık yatırım yapacaklarına söz vermişlerdi.

Fakat gidişat onu gösteriyor ki, bu sözlerim tutmaları mümkün değil.

Temsilciler toplantılarda görüş bildiriyorlar ama Avrupa’nın kömürle çalışan en büyük termik santrali Belchatow, Varşova’nın 160 kilometre kadar güneybatısında harıl harıl çalışmaya devam ediyor. Polonya, fabrikalarında, eneıjide ve ısınmada, tamamen kömüre bağımlı bir ülke. Santralin çevresindeki kasabalarda her yıl görülen 5 bin 400 kadar ölümde sebep, kömür zehirlenmesi. Polonya’da enerji sektörünün “yeşillenmesi” halinde 170 bin kişiye iş imkanı sağlanacağı hesaplanmış. Herkes söz veriyor ama kimse fedakarlık yapmak istemiyor. Yine de küresel sera gazı şahmında Polonya’nın payı sadece yüzde 1. Her çevre sorunu konferansında olduğu gibi Varşova toplantılarında da uluslararası çevre örgütü Greenpeace vardı. Green-peace üyeleri, çevre için adım atmayan ülkeleri, afişlerle ve etkinliklerle protesto etti. Protestoların odak noktası tabii ki, Belchatow santraliydi. Bu grupların iddiasına göre en büyük fayda, kutuplarda eriyen buzulların, bölgede petrol çıkarma işlerini kolaylaştırması…

Kafaları kurcalayan sorulara cevaplar

ABD Çevre Koruma Ajansı EPA (Erıviron-mental Protection Agency), hükümete bağlı bir kurum. Merkezi Washington’da. 17 bin kişinin çalıştığı ajans, sadece ülkesinde değil, bütün dünyada ölçümler yaparak iklim değişikliklerini izliyor. Konuyla ilgili kafalara takılan sorulara cevaplan şöyle:

Bilim adamları, dünya ikliminin değiştiği konusunda fikir birliği içinde mi?

Yüzde 96’lık bir oranla fikir birliği söz konusu. Dünya iklimi değişiyor ve bunun sebebi, insanların üretim biçimleri ve günlük yaşam etkinlikleri olarak gösteriliyor. İklimin, ısı artışı şeklinde değiştiğine dair görüşler daha yaygın. Yine de bazı bilim adamları, iklimin daha soğuk bir dünyaya doğru değiştiğinde ısrar ediyor. Çoğunluktaki bilim adamları, dünyanın ne kadar ısınacağı, ne kadar çabuk ısınacağı ve ısınmanın sonuçlarının ne olacağı sorularına cevap arıyor.

İklim değişikliğini kanıtlayan ipuçları nelerdir?



Küresel ortalama sıcaklıkların, bir yüzyıl içinde 1.5 derecç arttığı tespit edildi. Rakam küçük gibi gözükebilir. Ancak bu artışın büyük bölümü, yüzyılın son çeyreğinde oldu. Toplamda 4-5 dereceyi bulacak artışlar, dünya için felaket olacaktır. 2010, en sıcak yıl olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor. Halen dünyada yağışlar daha şiddetli olmakta, kasırgalar daha hızlı esmekte, sıcak dalgaları insanlar için dayanılamayacak seviyelere çıkmakta. Okyanuslarda asit oranı yükselmekte, kutuplarda daha çok buzul erimekte.

Küresel ısınmanın sebebi, insan etkinlikleri midir, yoksa doğal değişimler midir?

Dünyanın zaman zaman sıcak ve soğuk dönemlerden geçtiği bilinmektedir. Bunun sebebi, güneş sıcaklığındaki değişiklikler ve volkanik faaliyetlerdir. Son 50 yıl boyunca bu iki konu, hassasiyetle incelenmiş ve ısınmanın sadece bu iki sebepten kaynaklanmadığı anlaşılmıştır. Asıl sebep, insanların günlük yaşam alışkanlıklarından kaynaklanan ve sera etkisine yol açan gaz salimidir.

Sıcaklığın 1-2 derece artması, hayatımızda ne gibi değişikliklere neden olur?

Sıcaklığın 1-2 derece artması demek, tarlalardan yüzde 5-15 arası daha az ürün almamız demektir. Çünkü kuraklık yaygınlaşır. Yüzde 5’lik azalma bile, milyonlarca kişinin aç kalması anlamına gelir. Besin maddelerinin fiyatı artar. Zaten son on yıl içinde gıda maddelerinin fiyatları artmıştır. Yağışlar, yüzde 10 çoğalır, sel felaketleri olur. Nehirlerde su akışı, yüzde 5-10 oranında azalır, pek çok akarsu kurur. Sıcaklık artışı, ormanların daha kolay tutuşmasına neden olur. Bu da dünyanın ciğerleri olan ormanların alanını daraltır.

Bazı yıllarda, bazı bölgelerde yaşanan çok soğuk kışlar, iklim değişikliğinin ısınma yönünde olmadığını gösterir mi?

Hayır… Isınma ile daha çok su buharı oluşur. Bu buhar hem yağmur hem kar olarak yeryüzüne düşer. İronik olarak daha soğuk kışların yaşanmasının sebebi, yine küresel ısınmadır. ABD’nin doğu bölgeleri, 2010 ve 2011 yıllarında, son 50 yılın en soğuk kışını yaşamıştır.

İnsan etkinliklerinden ortaya çıkan karbondioksit, dünya iklimini olumsuz etkileyecek kadar fazla mıdır?

Evet… Bitkiler, okyanuslar ve hatta topraklar, çok büyük miktarlarda karbondioksiti emer veya salar. Bu, dünyanın doğal karbon çevriminin bir parçasıdır. Bilim adamlarının ölçümlerine göre karbondioksit, son 800 bin yılın en yüksek seviyesindedir. Yüz binlerce yıl öncesinin ölçümleri, Grönland ve Antarktika’da hiç erimeyen buz kütlelerinden alman örneklerle yapılır.

Isınmadan kaynaklanan, su seviyesindeki yükselme, insanları endişelendirmen midir?

Son 140 yılda, deniz seviyesinin 25 cm kadar yükseldiği anlaşılmıştır. Yükselme, şimdilik endişe verici değilse bile gelecekte milyonlarca kişinin evlerini terk etmesine sebep olabilir. Zaten milyonlarca insan, halen deniz seviyesinin altındaki topraklarda yaşamaktadır. Hollanda topraklarının dörtte biri, ABD’de New Orleans kentinin yarıdan çoğu deniz seviyesinin altındadır. Avustralya, deniz seviyesinden sadece bir metre yukarıda olan adalarda yaşayan Maldivlile-ri, gelecekte ülkesine kabul etmeye hazır olduğunu şimdiden açıklamıştır.

Dünyanın ısınmakta olduğunu gösteren ölçümler, güvenilir midir?

Evet… Dünyanın yüz binlerce noktasında, meteoroloji istasyonlarına bilgi aktaran ölçüm cihazları bulunuyor. Deniz yolculuğu yaparken gördüğünüz bir deniz feneri, bir şamandıra, aynı zamanda hava ve suyla ilgili ölçümler yapan ve bu bilgileri telsiz olarak belirli merkezlere ileten küçük birer laboratu-vardır. Pek çok meteoroloji istasyonu, süper bilgisayar kullanır. Bu bilgisayarlar, bir saniyede trilyonlarca bilgiyi işleyecek kapasitededir.

İklim değişikliğini tersine çevirmek için çok mu geçtir?

Şimdilik hayır… Atmosfere salman karbondioksitin miktarını zamanla azaltabiliriz. Bu sadece hükümetlerin, uluslararası kuruluşların, büyük sermaye gruplarının değil, aynı zamanda bireylerin de katkı sağlayabileceği bir çaba olacaktır. “Tek başıma ne yapabilirim ki?..” demeyin. Bir fidan dikmek, bir gün otomobil kullanmamak, kaloriferi ya da kombiyi gereksiz yakmamak çok şey fark ettirir.

Alev Rigel





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir