Anasayfa / Ekonomi-Finans / Gezi Parkı’nın asıl kaybı ekonomiktir

Gezi Parkı’nın asıl kaybı ekonomiktir




Gezi Parkı olaylarının ekonomiye hesaplanabilir ve hesaplanamaz bir dizi maliyeti söz konusu. Bunların hepsi topluca kendi ayağımıza kurşun sıkmak anlamına geliyor…

gezi-parkiGEZİ Parkı sayesinde toplumsal olayları hatırlamaya, sosyolojik değerlendirmelere, psikolojik algılamalara, politik irdelemelere, uluslararası tahliller yapmaya başladık. Toplumun tüm kesimleri bu konuya kilitlendi. Kimileri, “nereye gidiyoruz ve ne olacak bu işin sonu” kaygısıyla; kimileri de “nasıl bir yarar elde edebiliriz” umuduyla suyu bulandırarak bu gelişmeleri izledi ve izlemeye devam ediyor.

Her ne hikmetse; 12 Eylül 1980 sonrasının depolitize olmuş toplumunun yerini artık politikaya çok ilgi duyan bir toplumun aldığı değerlendirmeleri yapılıyor. Hatta; oldukça fazla abartılarak “90’lı yıllar gençliği” idol haline getiriliyor. Açıkçası siyaset sosyolojisi filan unutulup kolaycı ve hızlı bir refleksle yine ve yeni bir açmaza kapı aralanıyor. Konunun sınıfsal ve tarihsel temelleri ihmal ediliyor. Galiba bunun adı, birilerinin dediği gibi “Türk model” olsa gerek. Tabii “Türk Baharı” tanımlaması işin bir başka iddia boyutu…

NEYE MAL OLDU?

Biz yine de ekonomik analizimizi yapalım. Şöyle bir soru soralım: Acaba Gezi Parkı’nm ve uzantılarının ekonomik kayıpları ne olmuştur? “Ne kadar olmuştur?” sorusuna cevap bulmak zor ama “Ne olmuştur?” sorusuna cevap bulunabilir. Bize göre bu kayıpların bir kısmı açık ve doğrudan “hesaplanabilir”; buna karşın bu kayıpların bir kısmı ise “hesaplanamaz ama tahmin edilebilir” niteliktedir. Tahminler de çok değişken görünümlüdür.

Şimdi bu kayıpları sıralamaya çalışalım.

Hesaplanabilir ekonomik kayıplar:

tik akla gelen ve hemen herkesin açıkça gördüğü BIST kayıpları. Borsa İstanbul’un 93 binleri aşan endeksinin 75 binlere kadar gerilemesi çok büyük bir kayıp.

Bir başka önemli ve yediden yetmişe herkesi ve her kesimi ilgilendiren husus, faiz artışları. Neredeyse yüzde 5’lere inen ve şimdi yüzde 7’lere yaklaşan faizler herkesi ilgilendiriyor. Tüketici, otomobil, konut, işletme, yatırım kredisi alan herkes bu gidişten olumsuz etkileniyor.



Aynı şekilde yükselen döviz kurları. Dış dünyadan ithal edildiği kadar içeriden de tetiklenen döviz kurlarındaki artışların da etkileri olumsuz. Sokaktaki insan da bakkalı olan esnaf da fabrikası olan sanayici de döviz borcu nedeniyle ciddi kur farkı zararları yazacak.

Olayların yaşandığı bölge esnafının zararları göz ardı edilemez. Taksim ve tüm çevresi ile Kızılay, Tunalı, Gündoğdu esnafının haftalardır siftah edememeleri ve hatta kırılan dökülen camları ciddi kayıplar.

Özellikle turizmde dünyanın çekim merkezlerinden olan İstanbul’un ve de kongre vadisi Taksim bölgesinin kayıpları ortada. Rezervasyon iptalleri ve otellerin zararları çok net.

Güvenlik birimlerinin bütçesinde ortaya çıkan artışlar göz ardı edilebilir mi? Muhtemelen Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi çoktan delinmiştir. Gaz, maske, su, benzin, kask, lastik, yedek parça, araç bakım, fazla mesai giderleri, çoktan İstanbul ve Ankara emniyetinin bütçelerini geçmiş durumdadır.

Yerel yönetimlerin durak, kaldırım, temizlik, bakım giderleri de olağanüstü artış gösteren bir başka kalemdir.

Aynı şekilde kamu mallarında yaşanan kayıplar.

Hesaplanamayan ekonomik kayıplar…

Başta İstanbul olmak üzere, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerimizde işini gücünü bırakan binlerce kişinin yarattığı iş kaybı. Bu binler, yüzbinler birkaç haftadan beri üretmiyor; dolayısıyla çok ciddi bir iş kaybı ortaya çıkıyor. Bunu hesaplamak kolay değil. İşte size gerçek bir ekonomik zenginlik kaybı.

Başbakanın 9 Haziran 2013 Pazar günü Ankara çıkarmasının ekonomik kayıplarını düşünen var mı? Çeşitli varsayımlarla bu binlerce insanın dört ayrı miting alanına gelmesinin ve vakit kaybetmesinin ekonomik anlamda kayıplarını hesaplamak gerekmiyor mu?

Aynı şekilde günlerce özellikle büyük kentlerde gece boyunca sokaklara dökülen insanların kullandığı benzinden diğer giderlerle pek çok kayıp söz konusu değil mi?

Bu süre içerisinde kaybedilen zamanın özellikle maliyeti yok mu? Ne yazık ki hep ihmal ettiğimiz zaman maliyeti bir gerçek değil mi?

Daha da kötüsü gelecek beklentilerinin olumsuza dönüşmesi, morallerin kaybolması aynı zamanda ekonomik kayıp sayılmaz mı?

Sözün özü: 2001 ekonomik krizi sonrası değişen siyasal iktidarın ve oluşan ekonomik istikrarın sağladığı olumlu gelişmeler yaşanırken, yatırım yapılabilir notunun birden fazla derecelendirme kuruluşundan alındığı günlerin olumlu rüzgarı ile dış dünyanın ve ekonomi çevrelerinin ilgi odağı olmuşken kendi ayağımıza kurşun sıkmak yazık değil mi?

PROF. DR. NEVZAT SAYGILIOĞLU / PARA





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir