Anasayfa / Ekonomi-Finans / Gümrük Birliği Anlaşmasının Gözden Geçirilmesi

Gümrük Birliği Anlaşmasının Gözden Geçirilmesi




Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük Birliği anlaşmasının gözden geçirilmesi gerektiğini öne sürüyor. Türkiye bu adımı atmadan önce elini güçlendirmeli…

Gümrük Birliği masaya yatırılmalı mı?

gumruk-birligiEKONOMİ Bakanı Zafer Çağlayan, son günlerde “Gümrük Birliği” konusuna fena takmış durumda. Çağlayan, Türkiye’nin dış ticaretinden sorumlu bakan olarak, Gümrük Birliği’nin yanlış yapıldığı konusunda ısrarlı.

Bu durumun son zamanlarda ortaya çıkan nedenlerinden birisi de Avrupa Birliği’nin (AB) ABD ile Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması görüşmelerine başlayacak olması. AB ile ABD arasında yapılacak serbest ticaret anlaşması, Türkiye’nin ABD ile ticaretini olumsuz etkileyecek. Bu durumda, ABD ile AB “ortak” ve Türkiye de “pazar” olacak. Zaten Türkiye’nin aleyhine seyreden ABD ve AB dış ticareti çok daha fazla aleyhimize gelişebilecek.

AET, AT, AB gibi adlarla sürekli adını değiştiren ve sınırlarını genişleten Avrupa dünyası ile yol hikayemizin 50 yılı aşan geçmişi var. 1963 Ankara Antlaşması ile başlayan ve öncesi 1959 yılına uzanan bir geçmiş… 2004 yılında tam üyelik müracaatı ile başka bir zemine geçen yeni bir yol haritası…

TÜRKİYE Mİ HAKLI, AB Mİ?

Koskoca AB, 6 ülke ile başladığı, sonradan 12 ülkeye, 15 ülkeye ve 25 ülkeye çıkan, en son Romanya ve Bulgaristan ile 27 ülkeden oluşan bir bölgesel ekonomik birlik olarak bir türlü Türkiye ile barışamıyor. Türkiye’yi bünyesine kabul edemiyor.

Türkiye de bunun sancılarını, sıkıntılarını yaşıyor ve zaman zaman da dışarıya yansıtıyor. En üst siyasi iradenin ağzından başlamak üzere, tüm yetkili ağızlar tarafından bu sıkıntılar her zeminde dile getiriliyor.



Avrupa Birliği de ev ödevlerimizi yapmadığımızı ilerleme raporlarıyla ortaya koyuyor. Örneğin Avrupa Komisyonu’nun 2012 yılı İlerleme Raporunda;

• Türkiye’nin Gümrük Birliği yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği,

• Vize liberalizasyonu sürecinin etkin şekilde başlatılması için Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşmasını imzalamasının önemli olduğu,

• Cari işlemler açığındaki hızlı artış ve güçlü enflasyonist baskıların Türkiye ekonomisinde ciddi dengesizliklere geri dönüşe işaret ettiği,

• Türkiye’nin üçüncü ülkeler menşeli, AB’de serbest dolaşımda bulunan tekstil ve hazır giyim ürünlerine ilave vergi uygulaması; hurda alüminyum, hurda kâğıt, hurda bakır ve bazı işlenmiş tarım ürünlerine yönelik kısıtlamaları; eczacılık ürünlerinde GMP (İyi İmalat Uygulamaları Belgesi) uygulaması; ikinci el ürünler üzerindeki ithal kısıtlamaları gibi uygulamaların Gümrük Birliği kurallarına aykırılık teşkil ettiği,

• Serbest bölgeler, işlenmiş tarım ürünlerinde tarife kotaları, gözetim uygulamaları ve fikri mülkiyet hakları daha fazla uyum sağlanması gerektiği konularına vurgu yapılmıştı.

Gümrük Birliği sonrası dış ticaretimiz aşağıdaki ihracat ve ithalat tablolarında açıkça görülüyor. Gümrük Birliği’nin başlangıcında Türkiye’nin AB bölgesine ihracatı 12.5 milyar dolar iken neredeyse beş kat artışla 59.2 milyar dolara yükselmiş. Ancak, bu gelişmeye karşın Türkiye’nin AB bölgesine yapılan ihracatında oransal olarak düşme var. Türkiye’nin ihracatının yarısından fazlası (yüzde 54.1’i) bu bölgeye iken, 2012 yılında bu oran yüzde 40’ın altına (yüzde 38.8’e) düşmüş.

İthalatımızda da AB’nin payında düşme var. 1996 yılından bu tarafa ithalatımız, ihracatımıza göre daha az yani 3.6 kat artmış. Yani, Gümrük Birliği sonrası ticaretimiz çok da Türkiye’nin lehine gelişmemiş. Ancak, Türkiye’nin aleyhine olan hususlar rakamlardan çok anlaşmadan ve ilişkilerden kaynaklanıyor. Onun için de Zafer Çağlayan isyan ediyor. Ancak, Gümrük Birliği’ni masaya yatırırken, kartın güçlü olması adına, alternatifleri oluşturmak ve eli daha güçlü olarak oyuna girmek gerekir.

PROF. DR. NEVZAT SAYGILIOĞLU / PARA





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir