Anasayfa / Sağlık / Hekim Sorumluluk Sigortası

Hekim Sorumluluk Sigortası




Hekim Sorumluluk Sigortası hem hastaların hem doktorların yükünü hafifletiyor

Hekimlerin, mesleklerini ifa ederken üçüncü şahıslara vereceği zararlardan doğan sorumluluklarını devrettiği Hekim Sorumluluk Sigortası, mağdur olan hastanın tazminat taleplerini karşılıyor.

AMELİYAT sırasında hastanın içinde makas unutmak veya hastaya yanlış teşhis koyarak ciddi sonuçların ortaya çıkmasına sebep olmak gibi hekim hatalarıyla çok sık karşılaşıyoruz. Artık klişeleşmiş bu tür olaylar, basında da sık sık yer buluyor. Yaşanan olaylarda, hekimlerin eksik, kusurlu veya yetersiz hizmetleri sebebiyle üçüncü şahısların bedeni veya manevi zarara uğradığı görülüyor. Peki, hekimlerin mesleklerini ifa ederken zarar verdiği üçüncü şahısların mağduriyetleri nasıl gideriliyor?

ameliyat

30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren zorunlu hale gelen ve tam adı ‘Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’ olarak değiştirilen Hekim Sorumluluk Sigortası, sigortalı hekimin mesleğini ifa ederken üçüncü şahıslara, kasten olmayacak şekilde, vereceği zararlardan doğan tazminat taleplerini karşılıyor. Hastaların, hekim hatası yüzünden maruz kalacağı zararları teminat altına alan ürün ile birlikte sigortali hekim de ilgili tazminatlardan doğan ekonomik yükten kurtulmuş oluyor.

Sözleşme bittikten iki yıl sonrasına kadar güvence

Ürün, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemde (30 Temmuz 2009 tarihinden başlamak üzere) veya sözleşme süresi içinde hekimlerin mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine teminat sağlıyor.

Bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için ise sigorta koruması geçerli olmuyor. Ayrıca sigortalının mesleki faaliyete son vermesi halinde, son sigorta sözleşmesi dönemindeki mesleki faaliyetlerinden dolayı sözleşmenin bitiş tarihinden iki yıl sonrasına kadar ortaya çıkabilecek taleplere karşı da teminat sunuluyor.

Ürün, hekime mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine ve bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolu-nacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlıyor.

Teminat miktarı 1 milyon 800 bin TL’yi aşamıyor

Söz konusu poliçe, kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar sigorta ettiren sıfatıyla kendileri tarafından; özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların her biri için ayrı ayrı, sigorta ettiren sıfatıyla kurumlan tarafından; mesleklerini serbest olarak icra eden tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ile sözleşmeli aile hekimleri için kendileri tarafından yaptırılıyor.

Poliçede her bir olay için azami teminat tutarı olarak 400 bin TL sunulurken, her durumda sözleşme kapsamında ödenecek tazminat miktarı ise 1 milyon 800 bin TL’yi aşamıyor. Teminat tutarı; maddi, manevi tazminat, yargılama giderleri ve hükmolunacak faiz tutarları için geçerli bulunuyor.

Teminat dışında kalan haller

■ Sigortalının, poliçede belirlenmiş ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile tespit edilen mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri

■ Mesleki faaliyetin ifası sırasında sigortalı tarafından kasten sebep olunan her tür olay ile davranışları

■ Sigortalı veya çalıştırdığı kişilerin, poliçede belirtilen mesleki faaliyeti ifa ederken alkol, uyuşturucu ya da narkotik maddelerin tesiri altında bulunması sonucunda meydana gelen olaylar

■ İnsani görevin yerine getirilmesi hariç, sigortalının, sigorta primine destek veren kuruluşların sorumluluk alanı dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri

■ İdari ve adli para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar,

■ Her türlü deneyden kaynaklanan tazminat talepleri.

Kadının karnında makas unuttular

Uşak’ta yaşayan 75 yaşındaki bir kadın hasta, geçtiğimiz şubat ayında, kalçasında dayanılmaz hale gelen acı nedeniyle İzmir’deki oğlunu arayıp yardım istedi. Oğlu, kente getirdiği annesini hastaneye götürdü. Burada çekilen röntgende, yaşlı kadının kalçasının sol kısmına yakın bir yerde, bir ucu kırık bir makas olduğu görüldü. Önce, röntgen çekilirken cebinde makas olduğu sanılan yaşlı kadınla yapılan görüşme sonrası gerçek ortaya çıktı. Makasın, kadının 11 yıl önce geçirdiği ameliyat nedeniyle karnında unutulduğu belirlenince büyük şok yaşandı. Aradan geçen yıllara rağmen bedeninde bir makasla yaşadığının farkına varmayan kadın, “11 yıl önce fıtık ameliyatı oldum. Yaklaşık 15 gün yoğun bakımda kaldım. 2005 yılında solunum yetmezliğinden yine 15’er gün yattım. Tüm bu hastanelerde geçen sürelerde bu makasın farkına varmadılar. Ben de herhangi bir rahatsızlık hissetmedim. Ancak ağrılarım başladı ve dayanılmaz hale geldiğinde oğlumla başka bir hastaneye gittim ve bedenimde makas unutulduğu söylendi. Röntgen filmlerini görünce çok şaşırdım. Fıtık ameliyatı sırasında unutulmuş. Makasın ucu kırılıp kemiğe dayanınca ağrılarım oluşmuş” dedi.



Gaz sancısı dediler, kangren çıktı

Samsun’da özel bir hastanede 9 Nisan’da yaptığı sezaryen doğumun ardından iki gün hastanede kalan kadın, bebeğiyle birlikte evine gitti. Ancak 1.5 saat sonra şiddetli karın ağrısı başlayan kadın, aynı hastanenin acil servisine başvurdu. İddialara göre, kadını kontrol eden doğumu yaptıran doktoru, karın ağrısının nedeninin ‘gaz sancısı’ olduğunu belirterek, bir sağlık sorununun olmadığını söyledi. Ağrılarının artması üzerine özel hastaneden sekiz saat sonra kendi isteğiyle ayrılan kadın, eşi tarafından başka bir hastaneye götürüldü. Burada yapılan kontrollerde genç kadının şişen ve birbirine dolanan ince bağırsağının ‘kangren’ olduğu saptandı. Hemen ameliyata alınan genç kadının, ince bağırsağının 1 metre 20 santimetrelik bölümü alındı. Yapılan ameliyatın ardından sağlıklı bir şekilde evine dönen genç kadın, daha sonra Cumhuriyet Savcısı’na giderek, özel hastanede kendisini kontrol eden ve hiçbir şeyinin olmadığını söyleyen doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. Özel hastanenin başhekimi ise hastanın karnındaki ağrının araştırılması için genel cerrahi servisine yatırıldığını belirterek, hastanın daha sonra kendi isteğiyle hastaneden ayrılmış olduğunu, ameliyat ve sonrasında herhangi bir ihmalin olmadığını ifade etti.

Hekimler aleyhine açılan tazminat davalarına örnekler

Sulhen sonuçlanmış örnek dosya

Hasta U.K. baş ağrısı şikâyetiyle davalı hekime başvurmuş ve hekim tarafından geniz eti teşhisi konmuştur. 17.09.2009 tarihinde geniz eti operasyonu yapılmıştır. Operasyon sonrası geniz eti parçası patolojiye gönderilmemiştir. Hastanın şikâyetleri devam etmiş ve hasta 04.12.2009 tarihinde E. Tıp Fak. Has-tanesi’ne başvurmuş ve yapılan tetkikler sonucu hastaya nazo-farenks kanseri teşhisi konulmuştur. Davacı tarafından 17.09.2010 tarihinde tazminat davası açılmıştır.

Davacı taraf, baş ağrısı şikâyeti olan hastanın hemen öncesinde çekilen BT ile davalı hekime götürüldüğünü, davalı hekimin dikkatsiz ve özensiz davranarak hastaya geniz eti tanısı koyduğunu, 17.09.2009 tarihinde ameliyatını yaptığını, bu BT ile hemen ameliyat yapmanın hata olduğunu, çıkan parçanın patoloji tetkikinin yapılmamasının hata olduğunu, ameliyat sonrası şikâyetlerinin geçmemesi üzerine defalarca gittikleri hekimin özensiz davrandığını, daha sonra gittikleri E. Tıp Fak. Hastanesi’nde na-zofarenks kanseri tanısı konduğunu, tanıda gecikmeye davalı hekimin hatalı yaklaşımının sebep olduğunu iddia etmiştir.

Davalı taraf, ameliyatı yapan hekimin 36 yıllık tecrübeli bir hekim olduğunu, geniz eti ameliyatı ile hastanın kanser hastalığına yakalanmasına ve hastalığın ilerlemesine sebep olmadığım, bu yaşta (14) hastadan geniz eti ameliyatında alman parçanın patolojik tetkikinin yapılmasının teamül olmadığını iddia etmiştir.

Bilirkişi raporuna göre, literatürde tüm çocukluk çağı kanserleri arasında nazofarenks kanserleri yüzde l’e yakm oranda yer almaktadır. BT’de ve muayenede farklılık gösteren geniz içi kitlelerin patolojik tetkikinin yapılması uygun olur. Yine ameliyat sonrası rutinin dışında şikayetleri olan hastada daha özenli olup ek tetkikler yapmak gereklidir. Hekim, farklı bir geniz içi kitleyi ameliyatla aldıktan sonra patolojiye göndermemesi ve ameliyat sonrası iyileşmesi tam olmayan hastada gerekli özen ve dikkati göstermemesi nedeniyle hatalıdır. Bu nedenlerle 8/8 kusurlu olarak değerlendirilmiştir.

Bilirkişi raporu doğrultusunda kusur tespit edildiğinden, yukarıda bahsi geçen dosya, karşı taraf ile yapılan protokol doğrultusunda sulh yapılarak neticelendirilmiştir.

Mahkeme kararı ile sonuçlanmış örnek dosya

Davacı hasta, 25.08.2010 tarihinde bacak ağrısı şikayeti ile davalı T. G. Hastanesi’ne başvurmuş, diğer davalı doktor M. H. tarafından muayene edilmiş ve üç ayrı ilaçtan oluşan bir karışımın hastaya enjekte edilmesinden sonra hastanın bacağının hissizleştiği ve tarifsiz acılar çektiği, bunun sebebinin yanlış ilaç ve yanlış uygulama olduğu, şikayetlerinin arttığı, nörolog ise sağ bacakta aşırı tahribat tespit ederek sinirlerin yenilenmesinin 3 yılı alacağını söylemiştir. Davacı hasta, fizik tedavi giderlerinin davalı hastane tarafından karşılanmasını istemiş ancak olumsuz cevap almıştır. 5 bin TL maddi, 75 bin TL manevi toplam 80 bin TL tazminat talep etmiştir.

Davalı doktor ve hastane ise davanın haksız olduğunu, hastadaki şikayetlerin sübjektif nitelikte olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Yapılan yargılamada tüm hastane evrakları ve tedavi belgeleri incelenmiş, Adli Tıp Kurumu X. İhtisas Kurulu’na göre, hastadaki bulguların enjeksiyon nöropatisiyle uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış yere uygulandığına dair kayıt bulunamadığı, enjeksiyonun doğru bölgeye uygulanması durumunda da ödem, hematom, toksit etki, siyatik sinirin anatomik lokasyon farkı gibi nedenlerle nöropatinin gelişebileceği, nöropatinin enjeksiyonun beklenebilir komplikasyonu olduğu, komplikasyon olmasından ötürü maluliyet oranı tayinine mahal bulunmadığı ve davalıların kusurlu bulunmadıkları kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir