Anasayfa / Haberler / Her şey, daha “informatıf” bir dünya için

Her şey, daha “informatıf” bir dünya için




Aslında bu teknolojilerin hepsini bir ölçüde günlük hayatımızda kullanmaya başladık. Ama henüz yolun başındayız.

Birkaç yıl içinde hayatın hemen her alanında yaygın olarak kullanılmayi başlayacaklar. O zaman her şey değişecek…

CEBIT fuarı geçen hafta, Almanya’nın Hannover kentinde elektronik şirketlerinin gövde gösterisine sahne oldu. 450’si ticari hayatına yeni başlayan üç bin kadar şirket, 200 bin kadar ziyaretçisine son hünerlerini sergiledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin konuşmalarıyla açılan fuar, “dijital” bağımlılarının ilgi odağı haline geldi. Merkel bu etkinliği, Almanya ile Japonya arasında, yüksek teknoloji ve yenilik alanlarında ikili işbirliğini güçlendirecek bir araç olarak gördüğünü söylerken esprili başbakan Abe, CeBIT’i Japon toplumunun adeta 5.0. sürümünü (!) tanıtma fırsatı olarak değerlendirdi.

Japonlar, eğitimde, günlük yaşamda, çalışma hayatında ve hatta emeklilik döneminde, dijitalleşmenin avantajlarını sonuna kadar kullanıyor. Japonya Dış Ticaret Teşkilatı’ndan Hitoshi Mauda, Euronevvs haber ajansına bu durumu şöyle açıklıyor: “Japonya, yıllardır bir imalat ülkesi olarak tanınmıştır. Bu, çok önemlidir. Ama daha da önemlisi, imalatın gerçek dünyası ile enformasyon teknolojisinin sanal dünyasını başarıyla birleştirmektir.”

Fuarda sergilenen binlerce kalem ürünü, tek tek tanıtmak mümkün değil. Ama bazı konulara genel hatlarıyla bir göz atabiliriz:

5G

Artık “Uzun Süreli Evrim” anlamında kullanılan LTE (Long Term Evolu-tion) kavramı tarihe karışıyor. LTE, mobil iletişimde kullanılan 4G hızının biraz gelişmiş, sınırları biraz zorlanmış modeliydi.

Şimdi tam kapasiteli 5G teknolojisiyle slogan: “Daha büyük, daha hızlı, daha uzağa”.

Büyük kentlerde oturmayanlar, yakın geçmişe kadar saniyede 50 MB (megabyte) veri aktarım hızıyla internet kullanıyordu. LTE teknolojisiyle bu rakam 150 MB’a kadar çıkmıştı. Altı yıllık bir bekleyişten sonra nihayet 5G hızı, kullanıcıların imdadına yetişti. Veri aktarım hızı yüz kat, kapasite ise bin kat arttı. Enerji tüketimi, LTE teknolojisinde gereken enerjinin binde birine düştü.

Bu rakamlara bakıldığında 5G’nin yapabilecekleri, sınırsızmış gibi görünüyor. Çünkü sürekli bilgi toplayan “algılayıcılar” (sen-sors), bu algılayıcılardan gelen bilgilerle üç boyutlu modelleme-ler yapan “dijital ikizler” (digital twins) ve insanlarla fiziksel olarak etkileşim içinde olan “cobot”lar (collaborative ro-bots – işbirlikçi robotlar) sürekli olarak bir-birleriyle haberleşiyor. Hızlı bilgi paylaşımı yarın, bugünkünden çok daha fazla önem kazanacak. Çünkü bir fabrikada kendini kontrol edebilen robotlar arasındaki veri aktarımının yavaşlığı, felaketle sonuçlanabilecek. Yine de 5G’nin tam kapasite kullanımının, 2020 yılı ortalarını bulacağı tahmin ediliyor. Japonların hedef yılı bu. Yani 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları. Güney Kore’nin hedef tarihi ise 2018 Kış Olimpiyatları.

YAPAY ZEKÂ

“Makineler, insan zekâsını ne zaman geçecekler, ne zaman insandan daha zeki olacaklar?” Dijital uygulamaların giderek daha karmaşık ve becerikli olduğundan kimse şüphe duymuyor. Sanayileşmiş ülkelerde doktorlar, önemli hastalıkların teşhisinde akıllı makinelerden yardım alıyor. Bu alanları genişletmek mümkün. Yapay zekâ, sadece teşhis koymakla, çocuklarımızın ev ödevlerine yardım etmekle, şirkete eleman alımmda danışmanlık yapmakla, otomobilimizi sürmekle yetinmeyecek. İnsanların hücre yapılarını inceleyerek gelecekte hangi hastalıklara eğilimli olduğunu bile söyleyebilecek. Yakında karşımıza otel resepsiyoncusu, banka danışmam, yatırım uzmanı, psikolog, sağlığımızın koruyucusu vs. olarak çıkabilecek. (Her ne kadar Japonya’da robot otel resepsiyon görevlisi varsa da, otel müşterileri bunun bir fantezi olmaktan öteye geçmediğini kabul ediyor. Şimdilik…)



BULUT (CLOUD) TEKNOLOJİSİ

Bu, internet tabanlı bir bilgisayar kullanım şekli. Bilgisayar şebekelerini, server’ları, depolama alanlarını, uygulamaları ve hizmetleri, ortaklaşa kullanma imkanı sunuyor. Basitçe anlatmak gerekirse internet, sizin sabit bilgisayarınızın yerini alıyor. Bilgisayar şebekenizi, “outsourcing” (dışarıdan tedarik) yöntemiyle kullanıyorsunuz gibi bir şey. Bu hizmeti veren şirketler size donanım, yazılım ve gerekli verileri temin ediyor. Böylece bilgisayarınızdan, sadece bir kontrol ünitesi olarak yararlanıyorsunuz. Pahalı yazılımları, paylaşımlarla düşük ücrete elde edebiliyor, güncellemeleri kolayca yapıp hizmetlerin maliyetlerini düşürebiliyor, sınırsız depolama alanlarından yararlanabiliyorsunuz.

Bilgisayarınızın hard disk’ine bile gerek yok. Günümüzde şirketlerin yüzde 50’si bu teknolojiyi kullanıyor. Basit bir yöntem olmakla birlikte suları bulandıran bazı tanımlamalar da yok değil. Örneğin bulut teknolojisini SaaS (Software as a Service genel hizmet olarak yazılım) diye adlan-dıranlar da var. SaaS, bulut teknolojisinin, alt kümesi gibi bir şey. Bulut teknolojisinden pek farkı yok. Bulutlar için de “kamu alanı bulutları”, “özel alan bulutları” ve her ikisinin karışımı “melez (hibrid) alan bulutları” şeklinde sınıflamalar yapılıyor. Yine de farklılıklar, göründüğü kadar önemsiz değil.

NESNELERİN İNTERNETİ

Yarın her şey, “online” olacak. Bir başka deyişle internete bağlı olmayan hiç bir şey kalmayacak. 2020 yılında 20-50 milyar arası elektronik cihazın, birbirine bağlı olacağı, veri alışverişinde bulunacağı tahmin ediliyor. CeBIT’te sergilenen ürünlerin çoğu, bu amaçla kullanılacak cihazlar. Nesnelerin interneti (Internet of Things) denilen kavram, bu iletişim ağını sembolize ediyor.

Peki, bu trend ne işe yarayacak? Odadan çıkarken kendi kendine lambanın kapanmasını sağlayacak ve enerji tasarrufuna katkıda bulunacak kadar basit bir mekanizmadan, bir fabrikanın gelecekteki ürünlerinin neler olabileceğine dair fikirler veren karmaşık sistemlere kadar günlük hayatımızı şekillendirecek bir teknoloji bu. Gelecekteki evlerimiz, bizden daha akıllı olacak ve yaşantımızı düzene sokacak. Yaşadığımız kentin ekolojik olarak sürdürülebilirliğini sağlayacak, trafiği akıcı hale getirecek. Ne yiyip içmemiz gerektiği konusunda tavsiyede bulunacak, sağlığımızın bekçisi olacak, iş yaşantımızı kolaylaştıracak. Tek sorun: Nesnelerin internetine ne kadar güveneceğiz?

En çevreci yenilik: Kağıt çevrim makinesi

CeBIT’te, çoğu fantezi sayılabilecek ürünün yanı sıra son derece faydalı, üstelik çevre için ideal sayılabilecek ürünler de sergilendi. Bunların en ilginç olanı, dünyanın ilk “kağıt çevrim makinesi” idi. Bu makineye bir yandan kullanılmış hurda kağıt dolduruyorsunuz, diğer yandan temiz, yepyeni kağıtlar alıyorsunuz. Hem de standart ölçüler olan A3 ya da A4 boyutunda. İhtiyaç duyacağınız tek şey, biraz su.

Cihaz bir yıl önce, Japon Epson firması tarafından yapıldı. Denemeleri uzun sürdü. CeBIT’te ilk kez müşterilerin beğenisine sunuldu. Kağıt Laboratuvarı (PaperLab) olarak bilinen makine, ofisinizde bir ekosistem yaratacak kadar önemli işleve sahip. Sudan tasarruf edilecek, karbondioksit salımı ve kırtasiye masrafları azalacak, imha etmeniz gereken gizli belgeleriniz üzerinde casusluk yapılması ihtimali sıfırlanmış olacak. Üstelik kağıda renk ve güzel koku eklenebilecek. “Sudan da tasarruf edilecek” diyoruz çünkü kağıtların fabrikalarda geleneksel yöntemlerle çevrime sokulmasında çok miktarda su kullanılıyor. PaperLab’de hurda kağıt önce buharla yumuşatılarak liflerine ayrılıyor, parçalar bir araya getiriliyor, bir form oluşturuluyor ve hammadde sıkıştırılarak yeni kağıt olarak makineden çıkıyor. Cihaz, bir dakikada 14 adet A4 kağıdı üretebiliyor. Çok az miktarda su, sadece buharı için gerekli. Teknoloji haberleri başlıklı kategorimizdeki yazılarıda okumayı ihmal etmeyiniz.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir