Anasayfa / Ekonomi-Finans / Hızlı büyüme için yapısal reform şart

Hızlı büyüme için yapısal reform şart




2016 ekonomiye sağlanan desteğin önem kazandığı bir yıl oldu. Bankaların olağanüstü tedbirler almadan bu süreci yönettiğini söyleyen İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, “2017’de daha yapıcı davranarak güçlü bilançolarımızı Türkiye ekonomisi için kullanacağız” diyor. Bali, yeni dönemde hükümetten beklentilerini ekonomik reform vurgusuyla açıklıyor. Sektörün ise aktif kârlılığım korumaya odaklanacağım söylüyor.

Yakın coğrafyamızda yaşanan sorunlar, 15 Temmuz’daki darbe girişimi, hem yurtiçi hem de yurtdışı finansal piyasalardaki dalgalanmalar gibi olumsuz gelişmeleri düşündüğümüzde 2016 yılı, milli ekonomiye sağlanan desteğin daha da önem kazandığı bir yıl oldu.

Mali bünyelerimizin sağlamlığı, güçlülüğü, yönetme kalitemiz, kriz yönetme tecrübemizle darbe girişimine karşı fınans sektörü olarak çok sağlam bir duruş sergiledik. Yıl içinde, yönetim pratiği, kuralları, süreçleri açısından herhangi bir olağandışı değişikliğe başvurmak zorunda kalmadan bu süreci yönetebildik. Fakat şunun hakkını kesinlikle vermemiz lazım; bunu böyle yapabilmemiz sadece bize ait bir başarı, bize ait bir kazanım değil. Çünkü biz-lerin bu süreçleri yönetmesinde güçlük yaratacak ya da olağandışı tedbirlere başvurmaya bizi mecbur bırakacak bir müşteri davranışı değişikliği de görmedik. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Olağandışı bir mevduat çıkışı, nakit talebi veya kredi talebi olmadı. Fi-yatlama politikamızı değiştirmeye, daha açık ifade etmem gerekirse örneğin faiz oranlarımızı yükseltmeye dair bizi zorlayan herhangi bir unsurla karşılaşmadık.

DAHA YAPICI OLMALIYIZ

Bundan sonraki süreçte her dönemkinden daha fazla hassasiyetle ve yapıcı davranmalıyız. Büyük kurumlar olarak, sorumluluğu olan büyük kurumlar olarak bilançolarımızın, bu bilançoların sağladığı imkanların sadece kendi doğrumuz için değil, Türkiye’nin genel doğrusu için kullanılması gerekir. Eğer finansal kurumlann bilançoları bir şeye lazım olacaksa, işte bugünlere lazım. Hepimiz bütün öz kaynağımızı, bütün sermayemizi bu ülkeden kazandık.

Vatandaş, kurum olmak, sadece bir ülkenin refahını paylaşmak değildir. Onun zorluklarını da paylaşmak gerekir. Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız ve 2-3 nesilde zar zor bir araya getirilmiş Türk işletmelerinin değerlerini koruyacak şekilde davranmalı, asla acul kararlar alarak bunların çarçur edilmesine neden olmamalıyız.

Bu konuda sadece bankalara değil tabii ki kamuya, reel sektöre, bütün iş dünyasını temsil eden taraflara da roller düşüyor. Reel sektör hadiseye aynı olgunlukla, yapıcılıkla yaklaşmalı. Biz nasıl kredilendirme, ilave kredilendirme, kredi yapılandırma, teminat konuları, fıyatlama konularında bize sorumluluk düştüğünü ifade ediyorsak, bayi ağının, acente ağının tedarik zincirinin, durumu zora girenlerin, ödemelerin, vadelerin reel sektör tarafından da aynı olgunlukla ele alınması lazım.

YAPISAL REFORM ŞART



Orta vadede daha güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme performansının sağlanabilmesi için bir an önce yapısal reformlara odaklanılması gerektiği kanaatindeyiz. Yapısal reformlara yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı jeopolitik, siyasi ve ekonomik gerekçelerle 2017 yılında da odaklanılamaması ihtimali, orta vadeli büyüme perspektifi açısından gelecek yıla ilişkin en önemli risklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Ayrıca, bugüne kadar sistemik bir risk yaratmasa da özellikle son dönemde TL’deki değer kaybının ivme kazanmasının bazı firmaların mali yapılarında bozulmaya ve geri ödeme güçlüğü çekmelerine neden olabilmesi de 2017 yılına ilişkin öne çıkan riskler arasında. Söz konusu risklerin bankacılık sektörünün aktif kalitesinin korunması açısından da yakından takip edilmesi önem arz ediyor.

2017’DE ÖNCELİKLER

2017’de aktif kalitemizin “korunması öncelikli gündem maddelerimizden biri olmaya devam edecek. Kredi büyümesi açısından 2017 yılında tüketim eğiliminin devamı ve yatırım iştahındaki gelişmelerle birlikte, bankaların sermaye yeterlilik oranlarının seyrinin belirleyici olacağını düşünüyoruz.

Ülkemiz, genç nüfusun yoğun olduğu ve genel olarak yeni teknolojilere hızla adapte olabilen bir yapıya sahip. Dolayısıyla önümüzdeki yıl da bankacılık sektöründe büyümenin esas gücünü mobil bankacılığın oluşturacağını öngörüyoruz.

“2016 yılı mayıs ayında Silikon Va-disi’nde kurduğumuz iştirakimiz Ma-xitech; gelecek vaat eden finansal teknoloji girişimlerinin erken aşamalarda tespit edilmesine ve yıllardır yeniliklerin Türkiye’de öncüsü olan bankamızın bu konuda da Türkiye’de bankacılığa yön vermesine katkı sağlayacak. Ülkemizde finansal teknoloji girişimleriyle ortaklaşa çalışarak müşterilerimizin hayatına değer katacak yenilikçi çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.

BÜYÜME POTANSİYELİN ALTINDA

2017 yılında ekonomik büyümenin yüzde 3,3’e yükselebileceğini ancak potansiyelinin altında kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Mevcut riskler dikkate alındığında mali disiplinden taviz verilmemesiyle kamu mâliyesi tarafında uzun bir zamandır sergilenen olumlu performansın önümüzdeki dönemde kamu harcamalarının artırılması suretiyle ekonomik aktivitenin desteklenmesi açısından yeterli hareket alanı sağlayacağını öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönemde, petrol üreticisi ülkelerin üretimi kısma kararının ardından petrol fiyatlarında gözlenen artış eğiliminin yanı sıra ana ihraç pazarlarımızdaki belirsizliklerin devam etmesiyle turizm gelirlerindeki zayıf performansın cari açık üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede, cari açığın milli gelire oranının 2016 sonunda yüzde 3,9 düzeyinde gerçekleşeceğini, 2017 yılında ise söz konusu oranın yüzde 4’ün bir miktar üzerine çıkabileceğini tahmin ediyoruz.

2017 yılında da kamu harcamalarındaki artışın ekonomik aktiviteyi desteklemeye devam etmesini bekliyoruz. Bununla birlikte, 2016 yılındaki seviyelerinin bir miktar üzerine çıksa da bütçe açığının ve kamu borç stokunun milli gelire oranının uluslararası normlara kıyasla oldukça düşük düzeyde seyretmesi nedeniyle, söz konusu harcama artışının mali disiplin açısından önemli bir bozulmaya yol açmayacağını düşünüyoruz.

2017’de finansal sonuçları etkileyecek faktörler

  1. Global piyasalarda ABD’nin faiz Ikararlarına bağlı olarak beklenenin üzerinde dalgalanma yaşanması,
  2. Avrupa’daki yoğun seçim ve referandum gündeminin yaratabileceği siyasi riskler,
  3. Yakın coğrafyamızdaki siyasi-jeopolitik gelişmeler,
  4. Yasal düzenlemelerin sermaye yeterliliği üzerindeki etkisi ve rekabet ortamındaki gelişmeler.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir