Anasayfa / Makaleler / İnovasyonun Temelinde Ne Var?

İnovasyonun Temelinde Ne Var?




inovasyonun temeliİş dünyasında pek bilinmeyen gerçek: Kurulu düzen kaosu, kaos yeni düzeni yaratıyor! Yeni kurama göre yaratıcılık kaostan, taklit ise kurulu düzenden besleniyor…

YENİLİK deyince akla hemen ürün ya da hizmet geliyor. İcatlar da buna dâhil… Yenilik kavramının ifade ettiği alan oldukça geniş. Değişim de öyle. Yemlik ve değişimin iş dünyası jargonundaki tarifi sıradanlığa karşı çıkmak. Yaratıcılık ise Theadore Levitt’in dediği gibi uçuşan düşüncelerden yeni bir şeyler üretmek.

İşin elbette psikolojik boyutu da var. Bizde ‘eski köye yeni adet’le başlayıp, ‘eskiye rağbet olsa’ özdeyişleriyle nemalanan lafların birbiriyle bağlantısını bir düşünün. Tablo kaos gibi görünse de psikolojik bir çatışma olduğunu fark edeceksiniz. Bir bakıma koşullanma yoluyla düzen oluşturma taktiği…

YENİLİĞİN ANLAMI

Oysa yenilik, değişim dendiğinde hep ileriye yönelik onlarca şey geliyor akla: Reform, iyileştirme, devrim, çare, özgünlük, ilerleme, gelişim, çözüm, keşif, evrim, atılım, buluş, hamle… Bunlar aksiyonu ifade eden, birbirini teyit eden tanımlar. Bu tür düşüncelerde sınır olmadığı kesin.

Geçmişte de günümüzde de klasik yargılar pek değişmedi. Batılı için ‘reform’, doğulu içinse ‘gelenekçilik’ anlamını korumaya devam ediyor. Biri ileriye bakıyor; diğeri geriye! Reform hiç de korkulacak bir şey değil aslında. Mevcut düzene rağmen geleceğe yeni bir hamle demek…

Düzene körü körüne bağlı olanlar ne reform yapabiliyor ne de yenilik. Çünkü yaşanan korku geleceğin kaotik bilinmezliği!

Her şey tam aksi hâlbuki… Bir kitapta rastladığım Amerikalı yazar Henry Brook Adams’m vurguladığı gerçek kaosun bu yeni anlamına gönderme yapıyor: “Kurulu düzen alışkanlıkları besler, kaos ise yaşamı!”

İşin sırrı şurada: Yaratıcı anlamda kaotik düşünce olmadan yeni şeyler yapmak mümkün değil. Yaratıcılığın temelinde sadece kaotik düşünce var. Fikirler uçuşuyor, sezgiler çarpışıyor, kurallar alt üst oluyor ve sonunda yeni bir düzen ortaya çıkıyor.

Aslında ‘kaos’ insan beyninin algılayamadığı karışık gibi görünen bir düzenlilik hali. Tek farkla ki kaos anarşiden değil ‘yenilenme’ (reform) geleneğinden besleniyor. Düzen düzensizliği yaratıyor, düzensizlik de düzeni. Bu böyle sürüp gidiyor.

Felsefi içerikliymiş gibi görünen iddia aslında iş dünyası için de geçerli. Düzenden geriye kalan her şey taklit ve alışılmışın (düzenin) tekrarından başka bir şey değil.

Oysa problemler, arzular, istekler, özlemler, ihtiyaçlar kendi içinde parçalanıyor, parçalardan bütüne doğru gidiliyor. Felsefe ekollerinde ‘tüme varım’m esası da bu zaten. ‘Tümden gelim’ gelenekçi; ‘tüme varım’ reformcu. Önemli olan, kaotik düşünce egzersizleriyle yeni bir bütün oluşturmak. Çünkü küçük değişiklikler büyük sonuçlar doğuruyor.

HAYAL GÜCÜMÜZ KADAR YENİLİKÇİYİZ

Bir nokta çok önemli: Burada vurgulanan kaos bilinen anlamı itibariyle kargaşa, karışıklık, hercümerç, başma buyrukluk değil; ufkun ötesindeki sonsuz imkanların hayal evreni demek.

Einstein’m ortaya koyduğu prensip burada çok anlamlı: “Hayal etmek bilgiden daha önemlidir. Bu nedenle bilgi sınırlıdır hayal ise sonsuz!”

işte değişim odaklı dediğimiz insanların başarı sırrı burada. Hayal etmek ve onun kaotik sınırları içinden bir şeyler çıkarmak! Hayal, kaosun insan beynindeki oyun sahnesi. Burada yenilikçi imgelere yer var. Kurmaca taklit hülyalara değil!

Üstelik yenilikçilikten beslenenler otoriteyi pek kabul etmiyor. Onlar her an özgürce yeni şeyler yaratma peşinde. Ve ne yazık ki günümüzde çoğu şirketin sıradan ‘vizyon misyon’ ifadeleri de böylece anlamını yitiriyor.



Sadece iş dünyasında popülerleşen moda olmuş bir edebiyatın taklit türevleri bunlar.

Tam bu noktada ‘inovasyon’ dediğimiz şeye geliyorum:

İnovasyon hem kişisel hem de toplumsal bir olgu. Daha önce de söyledim; ‘novus’ kökünden Latince orijinli bir sözcük. ‘Novus’ yeni / yenileşim demek.

İnovasyon buradan türemiş.

Mevcut düzeni reddedip yapıcı kaotik düşünce denizi içinden gerekli parçaları yakalayanlar bu işin ustaları. Bu tür kişilerin bulunduğu şirket ve topluluklar ise reformcu kurumlar.

YARATICI KAOS

yaraticilikİnovasyon karakterine sahip birey ve reformcu topluluklar ünlü bir önermeyi anımsatıyor bize: ‘Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkıyor?’ Bu ‘causalite’ (illiyet) prensibi evrensel gerçeği ortaya koyuyor. Batılı toplumlar kaostan (aslında kaos gibi görünen sonsuz düzenden) beslendikleri için sanayi devrimini ve insanlığa yön veren buluşları yarattılar; doğulular ise otorite adı verilen sınırlı bir sahada geleneği tekrar ettikleri için zamanın gerisinde donup kaldılar.

Ve tekrar başa dönelim: Yenilik deyince akla hep ürün ya da hizmet mi gelmeli? Yoksa daha ötesi de var mı? Yenilik hemen her şeyde geçerli olabilir. Önemli olan ‘tekrar’ı otoriteye bağlı bir düzen haline getirmemek! Çünkü yıllar boyu yaptığınızı tekrar edip durursanız yerinizde sayarsınız.

Ürün ve hizmetlerde görülen yeni şeyler de aslında reformcu bir anlayışın yansımasından başka bir şey değil. Örneğin, özgün buluşların kaynağı modern Japon şirketleri… Otoritenin egemen olduğu bir toplumdan yaratıcı bir ulus çıktı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra düşüncede otoriter vesayetlerden kurtulup batılı bir toplum oldular.

İddia edilebilir ki küresel dünyada rekabet dediğimiz şey artık sadece klasik değerler arasında değil; yaratıcı kaosun da bir düzen olduğunu anlayıp ondan yenilik üretenler arasında olacak.

Aşağıdaki anlamlı ifadeleri Sistem Yayıncılık’ın yayınladığı Nurdoğan Arkış tarafından çok başarılı şekilde dilimize çevrilen ‘Kaliteli Sözler’ isimli kitaptan aldım. Yüzlerce etkileyici aforizmanın yer aldığı orijinal kitabın yazarı Helio Gomes. iş dünyasına yönelik bir ders kitabı gibi olan bu eseri hararetle tavsiye ederim.

• Kaliteyi devrimci bir hızda iyileştirmeye artık iyi yönetim denmeye başlandı.

Godfrey

• Doğru yolda olsanız bile, eğer orada sadece oturursanız sizi geçerler.

Will Rogers

• Teknoloji kendi başına gelişme için gerekli bir strateji değildir. Teknolojinin ne yapmak istediği önemlidir.

Murgatroyd ve Morgan

• Yeni çareler uygulamayan yeni belalar beklemelidir; çünkü zaman en büyük yenilikçidir.

Francis Bacon

• Ilımlı olmak ölümcül bir şeydir. Hiçbir şey aşırı olmak kadar başarı getirmez

Oscar Wilde

• Şimdi kanıtlanan şey, bir zamanlar hayal ediliyordu.

VVilliam Blake

• Büyük gerçekler başlangıçta küfür olarak kabul edilmiştir. Bernard Shaw

• İmkânsız denen şeye karşı sağlıklı bir saygısızlık geliştirin. Gene Hoffman

• Geçmiştekiler önsözdür.

VVilliam Shakespeare

• Bazı insanlar her şeyi olduğu gibi görürler ve ‘neden’ diye sorarlar. Ben ise her şeyi asla olmadığı biçimde hayal ederim ve ‘neden olmasın1 diye sorarım. Bernard Shaw

• Hayal edilmedikçe hiçbir şey olmaz.

Cari Sandbfurg

• Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.

Peter Drucker

• Bir kelimeyi yalnızca bir şekilde kullanabilen kişi salaktır.

W.C. Fields

• Düzen alışkanlıkları beslerken kaos yaşamı besler.

Henry Brook Adams

Nur Demirok





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir