Anasayfa / Haberler / İnsan Kaynakları Zirvesi

İnsan Kaynakları Zirvesi




Management Centre Türkiye tarafından gerçekleştirilen  İnsan Kaynakları Zirvesi 2011, 2 bine yakın profesyonelle dünyaca ünlü konuşmacıları bir araya getirdi

Salonun tam ortasında ’80’li yılların gazinolarını anımsatan bir sahne, masaları aydınlatan kırmızı abajurlar, canlı müzik yapan orkestra, ritm gösterileri, internet üzerinden oynanan oyunlar, futbol topuyla yeteneklerini sergileyen İK uzmanları… Bu anlattıklarımız size nasıl bir tablo çağrıştırdı bilinmez ama tüm bu aktiviteler geçtiğimiz hafta düzenlenen İnsan Kaynakları Zirvesi’nin birer parçası. Bu yıl ‘Performansı Ortaya Çıkarmak Ustalık İster’ temasıyla yola çıkan ve yaklaşık 2 bin profesyoneli dünyaca ünlü katılımcılarla buluşturan zirve, birbirinden ilginç sunumlara sahne oldu. Management Centre Türkiye tarafından gerçekleştirilen İnsan Kaynakları Zirvesi 2011, dünyanın önde gelen iş düşünürlerinin oturumlarının yanı sıra Türkiye’den başarı hikâyeleri, sektör dinamiklerinin tartışıldığı workshoplar ve imza günlerine ev sahipliği yaptı. Dünyaca ünlü iletişim uzmanı Peter Fisk’in yaptığı açılış konuşmasıyla başlayan zirvenin ilk günü, Management Centre Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Alper Utku’nun sunumuyla devam etti. Kongrenin temasını belirlerken İK’nın fonksiyonlarını düşündüklerini anlatan Utku, “Çalışmamıza, İK’nın kimliğini tanımlayarak başladık. İK’nın bu kimlikle kurumlarda somut katma değer yarattığı alanları belirleyerek bu yılki temayı yarattık” dedi.

Alain de Botton ve Claude Steiner fırtınası
Bu yılki zirvenin en çok ilgi çeken ismi School of Life’ın kurucusu, yazar ve televizyon programcısı Alain de Botton oldu. Yazdığı son kitabıyla da şu sıralar Heathrow Havaalanı’nın ilk kiracı yazarı olarak anılan Botton, konuşmasında çalışma yaşamı ve insan temasına odaklandı. “Modern çalışma hayatının mücadelesi” başlığını taşıyan oturumunda kaygı, statü, snopluk, rekabet, sakinlik arayışı ve statü endişesi gibi konulara değinen Botton, “Aşk ve iş birbirine benzer; eğer içinde tutku yoksa ikisi de yürümez” dedi. Sosyal yabancılaşma teorisiyle psikoterapi dünyasına yeni bir bakış açısı getiren Claude Steiner, 40 farklı ülkede 35 bin kişiyle yaptığı araştırmalar sonucunda entegrasyon, liderlik, kurum kültürü ve organizasyon yapılarını incelediği “Speed Leed” kitabıyla Kevan Hall ve kurumsal gelişim alanında uzmanlaşan David Whyte da beğeni toplayan diğer yabancı konuşmacılardandı.



“İşte Genç, İşte Usta”
Zirvenin ikinci gününde düzenlenen ve moderatörlüğünü Sabah Gazetesi Reklam Satış ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Başak Tecer’in üstlendiği “İşte Genç, İşte Usta” konulu oturum da hem İK profesyonelleri hem de zirveye katılan öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü. Nobel İlaç Genel Müdürü Metin Özgüner, Akbank Genel Müdür Yardımcısı – Bireysel Bankacılık A. Galip Tözge ve Avea Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Şahin’in katıldığı oturumda ayrıca 20 başarılı üniversite öğrencisi arasından seçilen üç yetenekli genç de usta – çırak ilişkisini genç neslin bakış açısıyla katılımcılara aktardı. Meslek seçiminde geçirilen aşamalara da değinilen oturumda üç farklı sektör temsilcisi kariyer hikayelerini katılımcılarla paylaştı. İş dünyasında bir anda karşı karşıya kalan bu iki neslin bir anlamda kozlarını paylaştığı oturum, gençlerin sektörlere ait gelecek öngörüleriyle son buldu.

“Potansiyelden Performansa”
Davranış Bilimleri Enstitüsü Kurucusu, Psikolog Emre Konuk’un yaptığı “Potansiyelden Performansa” konulu sunum özellikle İK profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi. Sunumunda, şirketlerin karlılıklarını artırma ve verimli bir işletmeye dönüşmesinde; çalışanların potansiyellerinin keşfedilmesi, geliştirilmesi yaklaşımı yani P2P hakkında bilgi veren Konuk, belirli bir gruptan yola çıkarak global bir değerlendirme yapmanın verimli sonuçlar vermediğine değindi. Bu tarz araştırmaların değerli bilgiler vermesine karşın eksik kaldığını anlatan Konuk, “Ancak zaman içinde araştırmacılar farklı düşünmeye başladı. Genel olmayan özellikler üzerinden sonuca gitmeye başladılar. Olumsuzlukları değil, bir işi başarıya götüren olumlu faktörleri araştırarak sonuca varmaya çalışıyorlar” dedi. Başarılı organizasyonların üstün yeteneği bulma konusunda uzmanlaştığını da anlatan Konuk, şu değerlendirmeyi yaptı: “Şirketlerde yöneticiler yeteneğe değil de hatalara baktığı zaman sorun çıkmaya başlıyor. Unutulmamalı ki, yetenek doğuştan gelen bir özelliktir. Yetkinlik sonradan kazanılabilir ama yetenek kazanılamaz”.

İşte insan





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir