Anasayfa / Kariyer ve İş / İşçileri Ev Sahibi Olabilsin Diye, 36 Milyon Lirayı Gözden Çıkardı

İşçileri Ev Sahibi Olabilsin Diye, 36 Milyon Lirayı Gözden Çıkardı




Önce derviş sonra patron, bu devirde böyle patron helal olsun, önce işçileri sonra marka eşittir başarı, Çalışanlarımız ve markamız dışında hiçbir şeyin önemi yok, işcilerini ev sahibi yapan patron, beş yılını tamamlayan her işçisi için 130 metrekarelik daireler

Babası fakirliğini bir fazilet olarak sakladı, inkar etmedi ve unutmadı. İbrahim Erdemoğlu da tıpkı babası gibi yaşıyor. İşçileri ev sahibi olabilsin diye, 36 milyon lirayı gözden çıkardı. 500 işçisine dairelerini teslim etti. 300 konutluk son etabı da hızla tamamlamaya çalışıyor.

Sanki sufiliğin dilini, girişimcilikten ve yöneticilikten yana bir dille birleştiriyor. 20 yılda dünyanın en büyük halı üreticisi oldu. Milyar dolar ciroya ulaştı. Hâlâ çözülmesi zor bir denklem gibi. Ve hızla fenomene dönüşüyor.

İbrahim Erdemoğlu, yaşadığı açlığa, yoksulluğa ve küçükken okul harçlığını çıkarmak için sokaklarda satıcılık yapma tecrübesine çok değer veriyor; bir girişimci olarak başarı kazanmak için ihtiyaç duyduğu azmi buradan aldığını söylüyor. Sekiz yaşından beri çalışıyor. 20 yıl önce bir karar verdi. Babasını ikna edip kilim tezgahlarını sattırdı ve yerlerine halı dokuyan makineler kurdu. 20 yıl sonra bugün Gaziantep, İzmir ve Rusya’da 5 bin 600 insan çalıştırıyor ve geçenlerde Mısırlı Oriental Weavers’ı yerinden edip, makine halısında dünyanın en büyük üreticisi konumuna yükseldi. Gaziantep’e dünyanın en büyük halı fabrikasını açtı. İki yıl önce Rostov’da Rusya’nın en büyük halı fabrikasını kurdu. Şimdi Çin’de yeni bir fabrika kurmaya hevesleniyor. Rusya’da TKEA, Amerika’da Wali Mart için üretim yapıyor. Merinos, Dinarsu ve Padişah markalarıyla Türkiye’de halı pazarının yüzde 50’sine sahip. Cirosunu 20 yılda 400 kat artırarak geçen yılı 757 milyon dolarla kapattı. Bu yılı 1.6 milyar lira ciro ile kapatacağını tahmin ediyor.

Üniversitede fizik okuyan İbrahim Erdemoğlu, “Her şey bir denklemdir. Maliyetler, yönetim, iş akışı, tedarikçiler denklemin parçasıdır. Asıl olan denklemi doğru kurabilmektir. Ama öncelikle pazarın ne istediğini bulacaksınız, sonrasında gereken yatırım ve üretim kolay” diyor. Başlangıçta kolay olabilir ama milyar dolar ciroya yaklaşan bir holding patronunun (böyle anılmaktan hiç hoşlanmıyor), kenar mahalleleri bile kusursuzca okuyabilmesi şaşılacak şey.

Gayet açık olan soru şu: Parlak ve yorulmak bilmez girişimcilerin diyarından, Adıyaman Besni’den çıkan biri, pazarı nasıl bu kadar kusursuz okuyabiliyor? Yetenek mi? Belki de. Cevabı Erdemoğlu’nun kendini keşfinde saklı.

Statüden arınmak

Birkaç ömürlük servet edinebilmiş girişimciler için asıl mesele, yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya düşünmek. Yıllardır girişimcilik faaliyetinin büyük kısmı, ekonomik kaygılardan arınmışların isteklerine odaklanıyor. Oysa gelir piramidinin alt basamaklarındaki milyonlarca insanın talepleri, tam aksi yönde duruyor.

Soru basit: Girişimcileri milyonlarca insanın taleplerini doğru şekilde anlamaktan alıkoyan, gerçek sebep ne? Erdemoğlıı’na göre, çoğunluğun ihtiyaçlarına odaklanmak isteyen bir girişimcinin, öncelikle statüsünün getirdiği yanlış fikirlerden arınması gerekiyor: “Çünkü insanlar genelde kendi zevkine ve yaşam standartlarına göre iş yaparlar. Servete kavuşanların çoğu dünyalarını daraltır. Belirli semtlerde oturur, belirli kişilerle sohbet eder, statüleri için uygun gördükleri bir gruba dahil olurlar. Aldıkları kararlar da dar bir çerçeveye mahkumdur.”

Erdemoğlu’nun farkı burada. Müslüman dindarlığı pahalı arabaların keyfiyle birleştiren Anadolu kaplanlarından değil. Derviş gibi yaşıyor. Statüden arınmışlığın avantajını sonuna kadar kullanıyor ve oyunun kurallarını değiştiren koııseptler ve yenilikler ortaya koyabiliyor. Bursa Orhangazi’de eski bir PTT emekçisi ve bekçiyle okey oynayabiliyor, İstanbul’un kenar mahallelerinde cirit atıyor. Tüketicilerin zevklerine ve tercihlerine dair öğrendiklerini de rakiplerine meydan okumak yönünde kullanıyor.

Mutlak gücünün yegane simgesi

Milyonların taleplerini doğru anlamak iyi bir başlangıç olabilir ama tek başına yeterli değil. Girişimcilerin, fikirlerini büyüyebilen gerçek işlere dönüştürmesine yardımcı olan şey, sadece vizyon ya da yetenek değil, sürekli işbirliği ve sistematik ilişki ağları.



Erdemoğlu Holding’in birçok rakibi ticari pazarda son derece cılız ilişki ağlarına sahip ve elbette bu, onlar için daimi bir köstek oluşturuyor. Kazanan tarafta ise 200 kadar mağazayı ve 7 binin üzerinde satış noktasını yöneten 40 kadar toptancı bayii var. İçlerinden bazıları 20 yıldır Erdemoğlu Holding’in başarısına hizmet ediyor. Sadakatlerine karşılık, aidiyet bağlarını pekiştiren, paylaşımcı ve adilane bir tavır görüyorlar. Merinos Pazarlama ve Satış Koordinatörü Ömer Bakar, “Ekonomik kriz dönemiydi. Toptancı bayilerimizden biri finansman sıkıntısına girdiğinden, ödemesiyle ilgili 15 günlük ek süre vermiştik. Sonra diğer 39 bayimizi de tek tek arayıp, durumu anlattık ve ihtiyacı olsun olmasın her birine aynı kolaylığı gösterdik” diyor.

Yine de eksik kalan bir parça var. Hanedanlığın mutlak gücünün yegane simgesi: İşçiler. Erdemoğlu’nun ticari macerasının en dokunaklı kısmı burası. Çok mu abartılı geliyor kulağa? Belki de değil. İşte sebebi: “2002 yılıydı. Gaziantep’in üst gelir grubuna yönelik bir konut sitesi inşa ediliyordu. Bizim de almamız için çok ısrar edilmişti. Dört kardeş almaya niyetlendik. Evliliğimin üzerinden 12 yıl geçmişti, 120 metrekarelik bir evde yaşıyordum. Ve şimdi 600 metrekarelik örnek bir villayı geziyordum. Salonu oturduğum ev kadardı, mutfağı da evimin salonu kadar…”

Kafası karışmış, sorular sormuş kendine İbrahim Erdemoğlu: “Ben burada oturmayı hak edecek ne yaptım? Bir tek benim mi bu başarı? ” Müdürünü, Erdoğan Şeker’i aramış hemen, “Bir konut projem var, bana yarın hatırlat.”

Konu işçileriyse Marksist gibi davranıyor

Büyük bir arazi satın almış hemen, beş yılını tamamlayan her işçisi için 130 metrekarelik daireler yapacağını duyurmuş: “500’ünü teslim ettik, 300 dairelik son bir etap kaldı. Yakında onu da teslim etmiş oluruz. 800 dairenin bugünkü fiyatlarla toplam değeri 72 milyon lira civarında. Yarısını biz karşılıyoruz, kalanını maaşının dörtte birini geçmeyecek şekilde çalışanlarımıza taksitlendiriyoruz.”

Konut projesinin hayata geçtiği 2002 yılından önce de işçilere olan tavrı benzermiş. 20 yıl boyunca birlikte çalıştığı, yönetim kurulu eski üyesi Erdoğan Şeker anlatıyor: “1996 yılıydı. Merinos’un atölyeden çıkıp, fabrika üretimine geçtiği dönemdi. İstihdamımız da gelirimiz de artıyordu. 25 araçlık üstü kapalı bir otopark yaptırmıştık. Otoparkın kapalı kısmı sabahın erken saatlerinde dolduğundan, İbrahim Bey gibi mesaiye geç başlayanların arabaları bahçede, açıkta ve güneşin altında kalıyordu. Gaziantep’in havası malum, sıcaklık gölgede 40 derecenin üstündedir.”

Ama fabrikanın sosyal işler müdürü işgüzarlık edip, kendince parlak bir çözüm geliştirince, tüm şimşekleri üzerine çekmiş. Kapalı otoparkta özel bir alan tahsis edip, üzerlerine de yöneticilerin araç plakalarını yazdırmış. Erdoğan Şeker devam ediyor: “İbrahim Bey’in beni otoparkta beklediğini söylediler. Bu işi kimin yaptırdığını sordu. Sesindeki öfke yüzüne de yansımaya başlamıştı. Plakaların yazılı olduğu levhalar sökülene kadar otoparkta bekledi.”

Öfkesi bir türlü durulmayan Erdemoğlu şöyle devam etmiş: “Biz istediğimiz zaman otomobil alabiliriz. Ama çalışanlarımız zor şartlarda, çok çabalayarak araç sahibi olabiliyorlar. Onların otomobilleri çok değerli, bu yüzden gölgede duracaklar, bizimkiler de açıkta. Ayrıcalık düşünüyorsanız, bunu çalışanların lehine yapacaksınız.”

Bu olaydan bir yıl önce de işçileri hastane kapılarında kuyrukta beklemesin diye Gaziantep’teki Amerikan Hastanesi ile anlaşmış, Erdemoğlu. 14 yıl boyunca Merinos çalışanları tedavilerini burada yaptırmış. 700 işçisini beş yıldızlı otele tatile gönderdiğinden bahsediyor, Erdoğan Şeker: “Bu insanların yüzde 90’ına yakını hayatlarında ilk kez tatile çıkıyorlardı.”

Çalışanları ve markalarının dışında hiçbir şeyin önemi yok

İzmir’deki Merinos Mobilya Fabrikası’nın genel müdürü Feza Çiftçi de profil bölümündeki bir çalışanın elini kestiğini ve apar topar özel hastaneye götürdüklerini anlatıyor “Hastaneye gelip doktorla bizzat görüştü. Neyse ki sinirler zarar görmemiş ve birkaç dikiş atılarak tedavisi yapılmıştı. İbrahim Bey, bunu öğrenince estetik ameliyat için ne kadar beklenmesi gerektiğini sordu. Uç ay cevabını aldı, çalışanının elinde dikiş izi bile kalsın istememişti.” Satış ve Pazarlama Koordinatörü Hakan Unsal da geçen ay tanık olduğu bir olaydan bahsediyor: “Bütün çalışanlarımızda İbrahim Bey’in cep telefonu numarası vardır. Bir işçimiz haksız yere priminin kesildiğine dair bir mesaj göndermiş. Araştırdığını, eğer doğruysa vardiya amirinden bunun hesabını soracağını söylüyordu. Bu konuda çok hassastır. İşçinin parasının alın teri soğumadan ödenmesi gerektiğini savunur.” Böyle onlarca örnek var ve hepsi aynı yere, holdingin kurumsal ilişkiler sorumlusu Güler Eruğur’un sözlerine bağlanıyor: Sürekli, “Çalışanlarımız ve markamız dışında hiçbir şeyin önemi yok. Bunlar oldukça nerede olsa başarılı olurum” der. İbrahim Erdemoğlu, önümüzdeki yıl şirketlerini halka açmaya hazırlanıyor. Ama öncesinde şirket anayasasına her yıl kârın yüzde 10-15’lik kısmının çalışanlara paylaştırılmasına öngören bir madde ekleneceğini söylüyor.





2 Yorumlar

  1. ibrahim abi ben diyarbakırlıyım ve benim evim harebeye dündü ben cok zordurumdayım allah icin banada yardım edin benim cocuklarım cok zordurumdalar benim cok acil işe ihtiyacım var allah aşkına ben şuanda istanbuldayım ve iş bulamıyorum ne olur abim banada yardım et cünkü ben kütü yola düşmek istemiyorum şu anda ben dışarıda yatıyorum benim cocuklarım cok zordurumda 05315860749 allah icin bunu ibrahim abiye iletin

  2. Allah böyle yöneticeleri başımzdan eksik etmesin. Başarılarının devamını diliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir