Anasayfa / Kariyer ve İş / İşsizlik de var kalifiye işçi sıkıntısı da

İşsizlik de var kalifiye işçi sıkıntısı da




İşsizlik de var kalifiye işçi sıkıntısı da

issizlik sikintisiİşsizlik gelişmiş, gelişmemiş bütün ülkelerin en önemli sorunu. Oysa iş dünyası kalifiye eleman bulmakta zorluk çekiyor. Gelecekte nitelikli eleman açağının daha da büyüyeceğinden korkuluyor…

AVRUPA ülkelerinin büyük bölümü işsizlik sorunuyla uğraşırken bazı ülkeler de kalifiye eleman sıkıntısı çekiyor. Ingiliz Financial Times gazetesine göre AvrupalI sanayiciler, artan kalifiye işçi açığı nedeniyle alarm vermeye başladı. Uluslararası alanda faaliyet gösteren büyük şirketlerin yöneticileri, üretimlerini artırabilmek ve rekabet etme gücüne sahip olabilmek için yeterli sayıda mühendis bulamadıklarından yakınıyor.

Bu durum, şirketlerin özellikle araştırma geliştirme departmanlarını, Çin ve Hindistan gibi yeterli sayıda mühendisin bulunduğu ülkelere kaydırmasına neden oluyor. Dünyanın en güvenli otomobillerini yapan, aynı zamanda ikinci büyük kamyon üreticisi konumunda olan İsveç şirketi Volvo’nun Genel Müdürü Olof Persson, 2015 yılına kadar 500 bin mühendise ihtiyaç duyabileceklerini, ancak bu hedefin tutturulma ihtimalinin düşük olduğunu söylüyor. Avrupa’nın en büyük mühendislik şirketi Siemens’in yöncticisi Peter Löscher’in yakınması da şöyle:

“Özellikle Almanya’da, kalifiye eleman sıkıntısı çok büyük. Eğitim sistemimiz, kalifiye eleman yetiştirme potansiyelini neredeyse kaybetti. Açığı, Avrupa ülkelerine göçmen olarak gelen mühendislerle kapatmak bile çok zor. En büyük sorun ise 20-30 yaş arası işsizlik oranının yüzde 24 gibi çok yüksek bir seviyeye ulaşmış olması.”

DÜŞMESİ BEKLENMİYOR

Gençler arasında işsizlik oranının yüksek oluşu, özellikle Güney Avrupa’da çözülmesi hayli zor bir sorun. Genç işsizlerin oranı ortalama yüzde 26 düzeyinde.

Bu oranın 2015’ten önce düşmesi de beklenmiyor. Gençlerin yüzde 40’ı geçici sözleşmelerle çalışıyor. Bu bir iş güvencesi değil. En kötü durumda olan iki ülke İspanya ve Yunanistan.

Ispanya’da 25 yaş altı işsizlik yüzde 56 seviyesindeyken, Yunanistan’da bu oran yüzde 64.2. Dünyanın en büyük torna tezgahları üreticisi İtalyan şirketi Pietro Carnaghi’nin yöneticisi Flavio Radice, kalifiye eleman sıkıntısı kadar, finans ve enerjinin de büyük sorun olduğunu hatırlatıyor. Radice’ye göre, finansal kaynaklar bulmakta zorlanan pek çok küçük şirket varlığını fazla sürdüremiyor. Halbuki küçük şirketler, pek çok orta ölçekli şirketi besliyor, orta ölçekli şirketler de büyüklere yan sanayi ürünlerinin üretimiyle destek veriyor. Ortada küçüklü büyüklü çarkların döndüğü birbirine bağlı bir mekanizma var. Radice, Amerikan şirketlerinin enerji sorunu olmadığını, ancak Avrupa’da bu sorunun, üretimin genişlemesinin önünde bir engel olarak durduğunu kaydediyor.

YÜZDE 10’LUK GERİLEME

Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sanayi üretimi, 2008 yılı öncesine oranla yüzde 10 düşük seyrediyor. Bu yüzden, 35 milyon 400 bin olan işçi sayısı, 3 milyon 400 bin fire vermiş. Sanayiciler her şeye rağmen Avrupa’da endüstrinin, eski rakipler ABD ve Japonya ile yeni rakipler Çin ve Hindistan’a rağmen sapasağlam ayakta olduğunu düşünüyor. Fransız Schnei-der Electric’in yöneticisi Jean-Pascal Tricoire, “Şimdi kötümser olmayı bırakalım. Evet, www.myfikirler.com bir krizle karşı karşıyayız. Pek çok ülke sanayi tesislerini yeniden yapılandırıyor. Fakat Avrupa, yüksek kalitesini ve yenilikçiliğini her zaman koruyor.” diyor.

Sadece Almanya’da şu an 70 bin mühendis açığı var. Çin her yıl 400 bin, Hindistan ise 100 bin mühendis mezun ediyor.



Yetişmiş, kalifiye eleman sıkıntısı, yaşlanan nüfus ya da emeklilik nedeniyle daralan iş gücü, bir ülkenin ekonomik gelişmesini onlarca yıl engelleyebiliyor. Bir ülke ekonomisinde bu eksikliği ölçmek kolay değil. Ücret seviyeleri, kalifiye işgücü eksikliğinin ölçülmesinde belirleyici bir unsur olabilecek gibi görünüyor. Ama bu da sağlıklı bir yöntem değil. Ücretlere bakılarak bu ölçüm yapılsaydı, her açığı doktorlarla kapatmak gerekecekti. Çünkü doktorlar en çok kazanan kesim.

ÖLÇMEK KOLAY DEĞİL

Ölçüm zor olmakla birlikte çaresi, yabancı işgücüne başvurmak. 17’nci yüzyılda başlayan ve 19’uncu yüzyılda biten Atlantik köle ticaretinin de amacı buydu. Amerika’da, ucu bucağı görünmeyen geniş tarlalarda çalışacak yeterli eleman bulunamıyordu. Köle tacirleri, Afrika’dan gemiler dolusu köleyi Yeni Dünya’ya getirdi. Siyahi köleler, başta sıtma olmak üzere pek çok hastalığı da beraberlerinde Amerika’ya getirdiler. Bunlar kalifiye eleman değildi tabii ki.

Kalifiye eleman düşüncesi de önce ABD’de filizlendi. 1800’lerin ortalarında, kalifiye elemanlar ön plana çıkmaya başladı.

Hatta bunlar, iş dünyasının şövalyeleri olarak bilinen büyük sermaye gruplarıyla kol kola çalışıyordu. Öyle ki, ABD’de 1865-1900 arası döneme “Yaldızlı Çağ” adı verildi. Bu uyum çok sürmedi. Kalifiye elemanların sendikalaşması, şövalyelerin işine gelmedi. Kalifiye elemanların pazarlık gücünün artmış olması, sanayileşmenin mayınlanmasından başka bir şey değildi. O zamanın şartlarında şövalyeler, kısmen de olsa haklıydılar.

GELİRLERDE BÜYÜK FARK

1901-1925 arası dönemde ABD, Amerikan Sosyalist Partisi’nin yükselişine ve çöküşüne tanık oldu. Partinin tabanı, tamamen kalifiye elemanlardan oluşuyordu. Artık Amerika’da işçiler, kalifiye v< niteliksiz olmak üzere ikiye ayrılıyordu

Nazi Almanyası’nda da işçiler sınıfla diriliyordu. Tarım işçileri, nitelikli ve teliksiz işçilerden ayrı tutuluyordu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında manya Fransa’yı, nitelikli işçi alar geride bıraktı. Bunun sebebi, Al ya’daki eğitim sisteminin deyse mükemmele yakın siydi.

1950-1970 yılları arası manya’daki mühendis v yen sayısı, 160 binden çıktı.

Ödüllendirilmeyen beceriler

Kalifiye (nitelikli] eleman eksikliği, beyin göçünü akla getiriyor.

Beyin göçünün kısa tanımı şöyle: “Becerilerin finansal olarak ödüllendirilmediği ülkelerden, ödüllendirildiği ülkelere olan eleman akışı.” Beyin göçüne de, bu göçün engellenmesi çabalarına da tarih boyunca rastlamak mümkün. Krallıklar, fethettikleri topraklara giderken yanlarında bilim adamlarını ve sanatçılarını da götürürdü. Eskiden pek çok dükalık halinde olan İtalya bir zamanlar ekonomisini düzeltmek için yabancı bankerlere ihtiyaç duyardı. Göz alıcı mimari şaheserlere imza atmış olan mimarların, aynısını ya da daha güzelini başka bir yerde yapmaması için gözleri oydurulurdu. Venedik’te cam ustalarının kent dışına çıkması yasaktı. Cezası ölümdü.

Bugün bu kadar vahşi uygulamalar görülmüyor. Ama beyin göçü hala gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu. Bazı ekonomi uzmanlarının “beyin sirkülasyonu” ya da “beyin israfı” gibi değişik şekilde tanımladığı “beyin göçü” kavramı ilk İngiltere’de ortaya çıktı. Kuruluşu 1660’a kadar uzanan ve bilim adamlarını bünyesinde toplayan Londra Kraliyet Derneği, savaş sonrası Avrupa’dan Amerika’ya kaçan kalifiye elemanlar için bu tanımı buldu. 20’nci yüzyılın dahi bilim adamı Albert Einstein, psikanalizin babası Sigmund Freud, atom fizikçileri Enrico Fermi, Niels Bohr, havacılık mühendisi Theodore von Karman, bilgisayarın öncüsü John von Neumann, ABD’yi uzaya taşıyan roket bilimci VVernher von Braun, beyin göçünün en önemli isimleriydi. Alev Rigel / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir