Anasayfa / Kariyer ve İş / İşsizlik sigortasında yanlış bilinenler

İşsizlik sigortasında yanlış bilinenler




İşsizlik sigortasında yanlış bilinenler

Bu yazımızın asıl amacı, işsizlik sigortası ile ilgili olarak yanlış bilinen hususlara dikkat çekerek ileride yaşanabilecek olan hak kayıplarının bir nebze de olsa önüne geçebilmek.

Kimi zaman bilgi eksikliğinden ötürü ürün yanlış algılanmakta ve sigortacı ile sigortalı arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmekte.

Yeni bir ürün olmasına karşın, uygulamaya sokulduğu 2008 yılı başlarında küresel mali krizin etkisiyle çalışanların işten çıkarılmasının daha fazla gündeme gelmesi nedeniyle, hem çalışanlar hem de kredi veren finans şirketleri tarafından işsizlik sigortasına (ya da borç ödeme sigortası) yoğun bir ilgi gösterildi. İşsizlik sigortasında amaç, sigortalının mevcut hayat standardını yeni bir iş bulana kadar geçici bir süre için sürdürebilmesini sağlamak, hem de finansman şirketinin kredi riskini azaltmaktır.

Tüm sigorta ürünleri gibi işsizlik sigortası da üzerimizde taşımakta olduğumuz bir riski üzerimizden atmamıza imkan tanır. Durum böyle olmakla birlikte kimi zaman bilgi eksikliğinden ötürü ürün yanlış algılanmakta ve sigortacı ile sigortalı arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmekte. İşsizlik sigortası insanların en zor anlarından birinde, işsiz kaldıklarında yardımlarına koşarken 2010 yılında 56 milyon lira tutarında bir tazminatı yüklendi. Şubat 2008’de uygulamaya giren Borç Ödeme Sigortası, işsiz kalma ya da kaza veya hastalık nedeniyle geçici iş göremezlik hâllerinin gerçekleşmesi sonucunda, sigortalının poliçede belirtilen ve sözleşmeye istinaden yapması gereken ödemelerini azami tazminat tutarı ve süresi ile sınırlı olmak üzere teminat altına alıyor.

Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere Borç Ödeme Sigortası iki ayrı riski teminat altına alır. Bunlardan biri sigortalının geçici olarak iş göremez hale gelmesi durumunda sözleşmeye istinaden yapması gereken ödemelerin karşılandığı geçici iş görmezlik teminatı; diğeri ise sigortalının işsiz kalması durumunda, sözleşmeye istinaden yapması gereken ödemelerin karşılandı ğı işsizlik teminatıdır.

Sigortalının işsiz kalması hâlinde, azami tazmine süresi ile sınırlı olmak kaydıyla, sigortalı yeni bir işe başlayana kadar işsizliğin devam ettiği her bir tam ay için aylık tazminat tutarı kadar ödeme yapılır. Bir aydan eksik süreler için, her bir gün başına aylık tazminat tutarının 1/30’una eşit bir tutar hesaplanır ve ödenir.

Sigortalı, en fazla gelir güvencesine rağbet ediyor



İşsizlik sigortasında farklı tipte poliçeler mevcut En çok talep gören işsizlik sigortası ürünü banka ların da teşviki nedeniyde bireysel krediler ve ara. kredileri kullanılırken yaptırılan poliçelerdir.

Sigorta şirketi, sigortalı işsiz kaldığında poliçede belirtilen dönem boyunca kredi ödemelerini yapar. Bunun dışında sabit ödemeler ya da kredi kartı ödemeleri için yaptırılan ve işsizlik durumunda sigortalının telefon, elektrik, su gibi aylık sabit ödemlerinin karşılandığı ya da kredi kartı borçlarının ödendiği bir ürün de bulunuyor ancak biz bu yazımızda işsiz kalan sigortalılara gelir sağlayan işsizlik sigortalarını ele alıyoruz.

Sigortalının en fazla rağbet ettiği de, gelir güvencesi sigortası adı verilen bu üründür. Bu poliçede işsizlik durumunda sigortalı, maaşı tutarındaki ödemeyi, poliçede belirtilen vade kadar almaya devam eder.

Bu yazımızın asıl amacı, işsizlik sigortası ile ilgili olarak yanlış bilinen hususlara dikkat çekerek ileride yaşanabilecek olan hak kayıplarının bir nebze de olsa önüne geçebilmektir. Bu hususları şöyle sıralamak mümkün;
1.    Sigortalı, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) kayıtlı olarak çalışmalıdır aksi halde işsiz kaldığını ispatlayamaz.

2.    Sigorta sözleşmesi yapılırken, sigortalı tarafından bilinen işsizlik halleri bu sigorta ile teminat altına alınmaz. Örneğin, mevsimsel olarak ara verilen iş kollarında ücretsiz geçirilen bu dönemlere ilişkin tazminat ödenmez.

3.    Haklı bir nedene dayanılarak işten çıkarılan; işverenle anlaşarak işten ayrılan veya istifa ederek işten ayrılan sigortalılara tazminat ödenmez.

4.    işsizlik sigortasında bir bekleme süresi vardır ve poliçede daha kısa bir süre belirtilmemişse bu süre 6 aydır. Diğer bir deyişle poliçe aldıktan sonra, altı ay doldurmadan işsiz kalınırsa sigorta şirketi tazminatı ödeyemez.

5.    Tazminata hak kazanılmışsa, poliçede belirtilmiş olan aylık tazminat tutarı poliçede belirtilen süre boyunca (genelde altı ay) ödenir.

6.    Sigortalı 2 ay tazminat aldıktan sonra tekrar işe girerse arta kalan 4 ayın tazminatını talep edemez ve yeniden tazminata hak kazanır hale gelmek için 6 aylık bekleme süresini tekrar doldurmak zorundadır.

7.    Sigortalı 2 ay tazminat aldıktan sonra askere giderse arda kalan 4 ayın tazminatını alamaz, çünkü sigortalı askere gittiğinde işyerinden maaş alamayacağı için sigortadan da tazminat alamaz.

Yukarıda yer alan açıklamalar kapsamında; SGK’ya tabi olarak çalışan kişiler kendi iradeleri dışında, öngörülemeyen bir nedenle işsiz kalmaları ve bu poliçeye sahip olup sigortalı olarak 6 ayı doldurmaları durumunda, poliçede belirtilen aylık tazminat tutarını yine poliçede belirlenen süre boyunca alırlar. Bu sigorta ile amaçlanan, kişilerin işsiz kalmaları durumunda, yeni bir iş bulana kadar geçecek makul bir süreyi (6 ay) sıkıntıya düşmeden atlatmalarını sağlamaktır.

Sigortalı, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) kayıtlı olarak çalışmalıdır aksi halde işsiz kaldığını ispatlayamaz.

Mehmet Kalkavan/TSRŞB Genel Sekreter Yardımcısı






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir