Anasayfa / İş Fikirleri / İtalyan Restoranı Açmak

İtalyan Restoranı Açmak




İstanbul’da birbiri ardından açılan İtalyan restoranları, işadamlarından yabancı ülke temsilcilerine, turistlerden beyaz yakalılara toplumun birçok kesiminden yoğun ilgi görüyor. Bu ilgiden cesaret alan zincirler, İstanbul dışına da yayılmaya başladı…

İSTANBUL, dünyaca ünlü restoran zincirlerinin gözde yatırım merkezlerinden biri. Sayısı artan yabancı zincirler arasında son 10 yıldır İtalyan mutfağının ağırlığı iyiden iyiye hissedilir oldu. Kullandıkları taze malzeme ve yalın sunumlarıyla İtalyan mutfağının dünyada da her zaman iyi bir itibara sahip olduğu herkesin malumu…

Ancak bu konseptin Türk insanının gönlünde ayrı bir yeri var. Ne de olsa iki Akdeniz ülkesinin kültürü, alışkanlıkları ve gelenekleri birbiriyle örtüşüyor. Konseptleri ve farklı mönüleriyle ön plana çıkan ünlü İtalyan restoranları ele aldık. Büyüteç altına aldığımız bu restoranların dışında, Gina, Emporio Armani Cafe, Kanyon Carluccio’s, Elio, Mica, Mia Mensa, Vapiano, Pizzetta gibi İtalyanların da bu listede önemli yer tuttuğunu belirtelim…

CIPRIANI
CEO’ların uğrak noktası

Venedik’ten New York’a, Hong Kong’dan Londra’ya dünyanın en ünlü restoranlarından biri olan Harry’s Bar’ın kurucusu Guiseppe Cipriani tarafından 2010’da açıldı. Venedik mutfağından yemekler sunan restoran, dünyadaki 15 Cipriani’de aynı mönüyü koruyor.

Müşterilerini genellikle iş dünyasından patronlar, CEO’lar, politikacılar, milletvekilleri,bakanlar, konsoloslar ve turistler oluşturuyor.

Cipriani franchise vermiyor. Bütün şubelerinde şef aşçısını ve restoran müdürünü hazır bulunduruyor. Böylece lezzet ve işletme standartlarında herhangi bir değişikliğin önüne geçmiş oluyor.

DA MARIO
Anadolu Yakası’na da açılıyor

İstanbul Doors Group bünyesinde yer alan Da Mario, grubun yönetim kurulu üyesi Levent Büyükuğur ve ortağı tarafından 1993’te açıldı.

2013 yılında 20’nci yaşını kutlayacak olan restoran özellikle Türkiye’de yaşayan yabancılar, turistler ve yabancı misafirlerini ağırlayan işadamları tarafından tercih ediliyor.

Da Mario’nun mönüsünde, taze ev yapımı makarnalar, salatalar, odun fırınında pişen pizzalar ve içecek seçenekleri yer alıyor. Bir yıl içinde bir kış bir de yaz olmak üzere iki mönü sunuluyor. Bunun haricinde şefin tavsiyesi bölümü var.

Da Mario, 1993 yılında açıldığı günden beri tek şubeyle butik restoran olarak hizmet veriyor. Bu yıl itibariyle bu durum değişiyor ve Anadolu Yakası’nda oturan İstanbullularla da buluşuyor. Yeni şube kasım ayında Kalamış’ta Wyndham Hotel’in altında hizmete girecek. Da Mario’da 36 kişi çalışıyor.

DA VITTORIO
Bistro açacak

Şişhane’de hizmet veriyor. Da Vittorio, daha önce bir başka ünlü İtalyan restoran olan Papermoon’da genel müdürlük yapmış olan ve NewYork’ta kendi restoranını işleten Vittorio Sindo tarafından açıldi. Da Vittorio nun müşterileri a’asında yoğunluğu iş dünyasının üst düzey Türk ve İtalyanları oluşturuyor. Restoran, zengin bir mönüye sahip.

2013’te bir Italyan bistro daha açmayı planladığını belirten Vittorio Sindo, İstanbul’da insanların makarna, balık, et ve tiramisu gibi İtalyan kuzinini diyetlerinin bir parçası olarak görmeye başladığını ifade ediyor. Da Vittorio bünyesinde 12 kişi görev yapıyor.

FRATELLI LA BUFALA
“İtalya’nın Gaziantep’i”

Manda çiftliği sahibi babaları vefat edince dünyaya çeşitli mes-löklerde dağılan üç Napolitan kardeşin öyküsü Fratelli La Búfala… Bugün dünya üzerinde 130’a yakın restoranıyla İtalya’nın yurt dışındaki en büyük restoran zincirlerinden biri.

2009’da Levent’teki Loft binası girişinde Giuseppe Marotta ve yerli ortaklarla açılan ilk Fratelli La Bufala’yı Trump Tovvers Mail ve şimdi de Bahçeşehir’deki Akbatı AVM şubeleri izliyor.

Fratelli La Bufala’da Napoli’nin 400 yıllık tarifleri kullanılarak yapılan orijinal pizzalar sunuluyor. Pizzada manda sütünden yapılmış orijinal mozzarella kullanılıyor. El yapımı makarna çeşitlerinden bonfileye, risottodan tatlı çeşitlerine kadar tamamen Napoliten lezzetlere yer veriliyor.

Restoran zinciri daha çok işadamlarını, spor ve basın camiasını ağırlıyor. Şu anda 50 kişinin çalıştığı zincir, yeni şubelerle 20 kişiyi daha işe almaya hazırlanıyor.

Kendilerini “İtalya’nın ıziantep’i” olarak değerlendiren Fratelli La Bufala Türkiye Temsilcisi ve Ortağı Kemal Okan, Türkiye’de verecekleri franchi-se’larla beş yıl içinde 15 restorana ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Türkiye’de bir “Fratelli La Bufala ailesi” kuracaklarını anlatan Okan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Franchising başvurularını değerlendiriyoruz. Yeni başvuruları almaya da devam ediyoruz. Şu anda İstanbul Anadolu Yakası ilk hedefimiz. Ankara ve İzmir de sırada bekliyor. Türkiye’nin sorumluluğunda olan Rusya, Azerbaycan, Ukrayna, KKTC ve Irak gibi ülkelerden gelen talepleri de inceliyoruz.”

LA MİA LUCE
Tiramisuda iddialı

Bu yaz İstanbul Anadolu yakasında, Suadiye’de kapılarını açtı.

Berrin Şimşek tarafından kurulan La Mia Luce, kış bahçesinin keyfini süren ailelere, ve toplantı yemeği düzenleyen iş gruplarına hitap ediyor.



Mönüde farklı çeşitte makarnalar, et yemekleri ve pizzalar dikkat çekiyor. 20 kişinin çalıştığı La Mia Luce ailesine altı kişi daha almayı planlıyor.

Berrin Şimşek, diğer Italyan restoranlardan kendilerini ayıran özellikleri şöyle tanımlıyor: “Restoran işletmelerinde fiyat, lezzet ve hizmet analizinin çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Deniz mahsullü pizzamız, makarna ve salatalarımız, tiramisumuz favori lezzetlerimiz arasında.”

MAMA
İtalyan tatları uygun fiyata sunuyor

İstanbul Doors Group tarafından hayata geçirildi. Özellikle kaliteli pizza ve taze, ev yapımı makarna konusunda sektördeki açıktan yola çıkan Mama’nın en büyük stratejisi müşterilere İstanbul’da yiyebilecekleri en lezzetli İtalyan tatlarını uygun fiyatlara sunmak.

Mönüde pizza dışında, calzone, schiacciata, taze makarna, fırınlanmış makarna, salatalar, pa-nini, kahvaltı seçenekleri ve ev yapımı tatlılar yer alıyor.

Şu anda Nişantaşı ve Rumelihisarı’nda olmak üzere 2 şubesi var.

Grubun, Mama için de farklı şubeler açma planları bulunuyor. Bunun için lo-kasyon belirleme çalışmaları devam ediyor. Mama markasının ana stratejisi yiye-cek-içecek sektöründe tutarlı bir biçimde ilerlemek.

Henüz genç bir marka olan Mama için yurtiçindeki şubeleşme belli bir noktaya geldikten sonra yurt dışında da başarılı olacak bir konsept yaratılması düşünülüyor. Mama’da 50 kişi görev yapıyor.

MEZZALUNA
Express konseptini yayacak

Türkiye’de Italyan restoranı denilince akla gelen ilk markalardan biri Mezzaluna. 1995 yılında İstanbul’da “casualdining” alanında bir boşluk görerek Nişantaşı’ndaki ilk restoranını Mezzaluna açan marka, son olarak Nişantaşı’nda “Ristoran-te” konseptini oluşturdu. Bu konseptin en fazla bir ya da iki lokasyonda olması öngörülüyor. Üçüncü konsept olan Mezzaluna Express de günlük hayatta hızlı yaşayan ancak iyi bir yemekten ödün vermek istemeyenlere sesleniyor. Mezzaluna Express, klasik Mezza-luna tatlarının yanı sıra mönüsündeki İtalyan mutfağının her yöresinden hızlı atıştırılabilen dilim pizzalar, fırın makarnalar gibi tatlarla farklılaşıyor. Kanyon AVM’den sonra Buyaka’da da açılan Express konseptinin 2013’de yayılması hedefleniyor. Mezzaluna, önümüzdeki yıl üç-dört yeni restoran daha açarak gelişmeye devam etmeyi ve yaklaşık 100 kişi daha istihdam etmeyi planlıyor.

PİOLA
Pizza mönüsü çok geniş

Merkezi İtalya’da bulunan Piola, 1986 yılında Carııiato kardeşler tarafından Venedik’e 50 km uzaklıktaki Treviso kentinde kuruldu. Uluslararası marka zincirinin bugün Arjantin’den Şili’ye, Brezilya’dan kede 40’a yakın restoranı bulunuyor. Türkiye’de şu anda İstanbul ve Ankara olmak üzere iki şubesi olan marka, önümüzdeki dönemde İstanbul Anadolu yakasında yeni açılacak alışveriş merkezlerinde ve Avrupa yakasında büyümeyi planlıyor.

Piola, öğle saatlerinde çalışan kesimin, akşamları pizza seven ve İstanbul’da iyi yemek yemeyi arzulayan kitlenin, hafta sonları da çocukların rağbet ettiği bir Italyan restoranı olarak dikkat çekiyor. Pizza çeşidi konusunda oldukça geniş bir mönüye sahip olan restoran, başlangıçlar, makarnalar, tavuk ve et yemekleri de sunuyor.

Piola’da 70 kişi çalışıyor ve yeni şubelerle birlikte ekibin büyümesi planlanıyor.

CAFFE İL GUSTO RISTORANTE
Butik restoran konsepti

Haziran ayında faaliyete geçen Gusto, Sezener ailesinin üyeleri, ristorante Rejans Restaurant’ın işletmecileri Erdal Sczcner ve Aliye Sezener tarafından kuruldu.

üst düzeyde ağırladıklarını anlatan Erdal Sezener, “Yemeğe gelenler sadece yemek için geliyorlar ve bu anlamda ince zevke sahipler. Gösterişli bir mekanda gözükme niyetiyle gelen yok” diyor. Restoranın mönüsü tamamen İtalyan karaktere sahip. Pizza ve makarnaların yanında et yemeklerinin de ağırlığı var. Mönüde birçok kalemde Rejans’ın efsanevi yemeği olan ördek eti kullanılıyor. Bu durum zaten pek çok yemeğinde ördek eti kullanan i talyan yemeklerine de güzel bir yorum katmış oluyor.

Gusto, butik bir restoran olarak kalmayı hedefliyor. Restoranda 10 kişi çalışıyor.

TRATTORIA DA ROSARIO
Canlı İtalyan müziği var

Ortaçağdaki antik Italyan hanlarının atmosferini, konukseverliğini ve geleneksel tatlarını yaşatabilmeyi hedefleyen restoran, İtalyan şef Rosario Costa tarafından kuruldu. Rosario Restaurant, Sicilya mutfağına konuk olup klasik Italyan sıcaklığını yaşamak isteyenlere Akdeniz ve İtalyan mutfağının örneklerini sunuyor. Kurucusu şef Rosario Costa tarafından “han” olarak tanımlanan Rosairo’da rüstik bir kır lokantası atmosferini yansıtan taş döşeli zemin ve duvarlar, ahşap masa ve sandalyeler var. Sicilya folklorik giysileri içinde hizmet veren garsonlar ve cuma, cumartesi akşamları canlı İtalyan müziğiyle gerçek bir ttalyan restoranı atmosferi yaşatılıyor. Şef Rosario’nun öğrettiği formüllerle yapılan antipastiler, pizzalar, taze makarna ve erişte çeşitleri, fümeler, İtalyan tatlıları, sorbeler, kahveleri, şaraplarıyla İtalyan mutfak kültürünü ve damak tadını satıyor. Toplam 20 kişinin çalıştığı restoranın 2013 yılında yine İstanbul’da bir şube daha açma hedefi var.

Girişimcilere öneriler

En önemli noktalardan biri, tek bir uzmanlık alanına odaklanabilmek. Örneğin Mezzaluna’nın başarısında İtalyan restoranı çizgisinden hiç ödün vermemesi yatıyor. Garsonundan şefine, satın almasından operasyonuna İtalyan mutfağına tamamen hakim bir ekip görev yapıyor. Sektörde heyecanlı, vizyoner ve atak olmak son derece hayati özellikler olarak görülüyor. Girişimci eğer sadece yatırım yapmayacak, sonrasında İşletmeyi de kendisi üstlenecekse öncelikle iyi bir ekip oluşturması tavsiye ediliyor. Başta şef olmak üzere, satın almadan pazarlamaya, servis elemanına kadar ancak sağlam bir ekibin işin başarısı için olmazsa olmazlar arasında olduğunu belirtelim…

Yine yatırımcıların sadece kısa vadede mali başarı elde etme hesaplarına dayanarak gerçekleştirdiği yatırımlar restoran sektöründe genellikle başarısızlıkla sonuçlanıyor. Marka büyüme fırsatı bulamadan erozyona uğruyor, ihtiyatlı ve sağlıklı büyümeyse markanın uzun vadede kalıcılığını perçinliyor.

Tuğçe Altınsoy / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir