Anasayfa / Ekonomi-Finans / İthal Araçların Toplam İç Satışlara Oranı

İthal Araçların Toplam İç Satışlara Oranı




otomobil ekonomiOTOMOBİL üretim üssü konumunda bulunan ülkelerden hiçbirinde, ithal araçların toplam iç satışlara oranı Türkiye’deki kadar yüksek düzeyde değil.

Yüzde 70 dolayında bulunan bu oran cari açığın düşürülmesini önleyen nedenlerin ilk sıralarında yer alıyor. Hükümet bu oranı makul düzeylere düşürmek için üç yıldır çeşitli stratejiler hazırlıyor.

İlerleme raporlarına bakıldığında otomotiv sanayisi için hazırlanan Yeni Sanayi Strateji Belgesi’nde belirtilen önlemlerin yalnız bir bölümünün hayata geçirildiği görülüyor. Sektör yetkilileri tarafından düzenlenen toplantı ve çalıştaylardan bugüne kadar somut bir sonuç alınamadı. Dünyanın büyük otomotiv şirketlerinin yöneticileri ile yapılan görüşmeler bir yatırım kararı ile sonuçlandırılamıyor.

Bugüne kadar yabancı otomobil şirketlerinin yöneticileri, iç pazar yılda 1 milyon otomobil satılacak düzeye geldikten sonra yeni bir otomobil fabrikası kurmayı düşünebileceklerini belirtmişlerdi. Örneğin 2003 yılında iç satışlar 350 bin dolayında kaldığı için 1 milyonluk pazar çok uzakta görünüyordu. Günümüzde ise bu hedefe iyice yaklaştık.

İç satışların 2003 ile 2012 arasında olduğu gibi gelecek dönemde de yılda ortalama yüzde 7.5 dolayında artacağı varsayımına göre yaptığım bir hesap, 2018 yılında 1 milyonluk satış miktarına yaklaşılacağını gösteriyor. Büyük çaplı bir otomobil üretimi projesinin tamamlanması zaten beş yıl alacağı için, bu yıl içinde başlanacak bir yatırımın kurdelesi kesildiğinde belki de önemli bir satış sorunu yaşanmayacak.

Projedeki yavaşlığın bir nedeni olarak gecikmeler gösteriliyor. Yeni stratejilere en geç 2007’de başlansaydı, sorun bugüne kadar çoktan çözülmüş olacaktı. Oysa bu gecikme yüzünden otomotivdeki atılım çabaları, tam kriz sürecinin ortasında ve dünyada yatırım iştahı azalırken başlatılmış oldu.

Aşağıdaki nedenlerle “yerli otomobil” çalışmalarında bugüne kadar önemli bir mesafe alınamadı:



■ Avrupa otomobil şirketlerinin toplam üretimi, geçen yıl 2007 düzeyinin altında kaldı. Şirketler talep arttığında mevcut atıl kapasiteleri kullanma eğiliminde olduğu için yeni yatırımlara sıcak bakmıyor.

■ Gelecek yıllarda talebin bir bölümünün elektrikli veya hib-rit otomobillere yönelebileceğini dikkate alan büyük otomotiv şirketleri yalnız akaryakıtla çalışan otomobiller için yeni tesis kurma konusunda çekingen davranıyor.

■ Dünyadaki olumsuz gidiş yerli şirketlerin de yeni yatırım projelerini ertelemelerine yol açıyor.

YALNIZ TEŞVİKLE OLMAZ

Bir otomobilin Türkiye’deki üretimi, örneğin Fransa’ya göre bin 300 euro daha ucuza mal oluyor. Teşviklerle bu avantajın 2 bin, hatta 2 bin 500 euro’nun üstüne çıkabileceği hesaplanıyor. Ancak yerli ve yabancı yatırımcılar, bugünkü ortamda yalnız teşvik düzeylerine bakarak yatırıma geçecek gibi görünmüyor. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın, teknokratlara ve sektörün önde gelenlerine aşağıdaki unsurları içeren dört dörtlük bir proje hazırlatması da gerekiyor:

■ Ürünün farklılaşmasını, içeride ve dışarıda farklı tüketici segmentlerine hitap edilmesini sağlayacak bir “üretim platformu” konsepti geliştirilmeli.

■ Avrupa’da durgunluğun uzun sürmesi ihtimali dikkate alınarak düşük maliyetli (low cost) bir otomobil prototipi oluşturulmalı. Bu tür otomobillerin, Rusya ile Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde ilgi görebilecek modelleri de tasarlanmalı.

■ Otomobil satışlarındaki yüksek vergi oranlan özellikle düşük maliyetli otomobillerde makul düzeylere indirilmeli.

■ Proje, yılda 6 milyar doları bulan motor ithalatını zaman içinde azaltacak bir yol haritası da içermeli.

■ Projeye otomotiv yan sanayisinin üretim ve ihracat konusundaki potansiyelini ortaya koyan bir envanter ve “benchmarking” çalışması eklenmeli.

■ Bir otomobilin maliyetindeki payı giderek artan sensör ve benzeri cihazların tedarikinin ve gerekirse üretiminin en düşük maliyetle sağlanması konusunda çalışmalar yapılmalı.

■ Sektörde Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynakları artıracak bir program hazırlanmalı.

■ İç ve dış pazarlar için yapılacak analizlerde, sosyal ve psikolojik unsurlar da dikkate alınmalı.

Faruk Türkoğlu / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir