Anasayfa / Kariyer ve İş / Kadın Olarak İş Aramanın Zorlukları

Kadın Olarak İş Aramanın Zorlukları




is-arayan-kadinTürkiye’nin çalışma hayatı, kendi içinde çok değişik dinamikler içeriyor. Şirketler, sektörler, yöneticiler, çeşit çeşit… Hürriyet İK’da siz, her zaman kurumsallaşmış, ciddi şirketlerin ve yöneticilerin haberlerini okuyorsunuz. Ama Türkiye’nin basına pek yansımayan bazı gerçekleri de var, bunları göz ardı edemeyiz. Bugün size bir okurdan gelen bir mektubu özetleyerek aktarıyoruz. B. 37 yaşında yalnız yaşayan bir kadın. Şartları elvermemiş, sağlam bir eğitimi yok. Ama epey bir iş tecrübesine sahip. İşçi olarak başladığı çalışma hayatını, farklı şirketlerde yönetici asistanı, idari işler sorumlusu olarak yükselerek sürdürmüş. Son çalıştığı yerden, kendisine pek de inandırıcı gelmeyen ‘küçülme’ gerekçesiyle çıkarılmış. 2 aydır (gene) iş arıyor, ama bulamıyor. Acil işe ve paraya ihtiyacı var.

Herkesi aynı kefeye koymadan, tacizi ve istismarı genellemeden, aşağıda, Türk çalışma hayatının ‘karanlık yüzü’nü sergileyen B.nin uzun e-postasından alıntılar bulacaksınız. Mektup, günümüz Türkiye’sinde kadın olarak iş aramanın ne anlama gelebileceği konusunda üzücü ipuçları içeriyor.

Ben şimdi ne yapayım?

“Umarım bu mailimi okursunuz çünkü gerçekten ne yapacağımı bilemez oldum; belki fiilen yardımcı olamayabilirsiniz ama en azından sesimi duyurabilirsiniz. Hiç konuyu uzatmadan size çok aleni bir şekilde yaşadıklarımı anlatmak istiyorum. Sadece kendi adıma şahsi bir ricada bulunmuyorum, benim bu yaşadıklarıma maruz kalan binlerce yalnız kadın var, lütfen bizim sesimiz olun…”

(B. özel hayatında yaşadığı sorunları özetledikten sonra iş arama sürecine getiriyor konuyu ve yaşadıklarını özetle şöyle anlatıyor:)

Taciz

“Mülakatı yapan yöneticiler 10 kişiden 6’sı sözlü tacizde bulundu. Hatta psikolojimi bozacak kadar sözlü tacizde… Serdar Bey, bunu sadece ben yaşamıyorum onun için zaten sizle paylaşıyorum; iş arama sürecinde olan tüm arkadaşlarım en az üç kez bu duruma maruz kaldılar. Bunu hiç kimse deşifre edemiyor ama bu iş hayatının kanayan yarası.”

‘Aptalca’ iş ilanları

“Aptalca iş ilanlarına artık bir son verilsin lütfen biraz mantık diyorum lütfen. Bu konu ile ilgili örnek vermek istiyorum: Öncelikli olarak şu kavram kargaşasını ortadan kaldıralım. Sekreter demek yöneticinin yardımcısı demektir yani eski terim doğrudur yönetici asistanlığı sonradan oluşmuş süslü adıdır. Firma santral operatörü arıyor sekreter ilanı veriyor, bir taraftan da çay kahve servisi yapacak diyor, ama İNGİLİZCE de bilecek diyor!!! Allah aşkına sorarım size ben İNGİLİZCE biliyor olsam neden çay kahve servisi yapayım? Çok büyük bir holding olmadığı sürece neden santral operatörlüğü yapayım? Ha bu arada verdiği para da asgari ücret!!!”



CV’mi okumadımız mı?

“Firma sizin CV’nizi okuyor ve mülakat davetinde bulunuyor değil mi? Ama hayır öyle değil işte! Kaç vesaitle bir sürü yol gidiyorsunuz kar kış yağmur çamur üşüme demiyorsunuz en ücra fabrikalara mülakat için gidiyorsunuz tek başınızasınız bayansınız ve mülakat esnasında ‘Ama biz İngilizce bilen istiyoruz’ … E siz benim CV’mde İngilizce seviyemi görmediniz mi? Beni niye buralara kadar çağırıyorsunuz o zaman? Hadi bakalım bir sürü hayal kırıklığı, yorgunluk, umutsuzluk duygularıyla geri dönüyorsunuz… Bir de mülakat esnasında e ne kadar çok iş değiştirmişsiniz!!! E adam sen benim CV’mi görüp çağırmadın mı, neyi yargılıyorsun? (Bu arada B.nin 18 yılda biri hastalık gerekçesiyle 5 iş değiştirdiğini, en kısa çalışma süresinin 2,5 yıl olduğunu bilmekte fayda var.)

Ücret asgari, mesai azami

“Siz de biliyorsunuzdur muhtemelen: Tüm maaşlar asgari ücret üzerinden ödeniyor ve şimdiye kadar çalışmış olduğum iki firma hariç hepsi SGK’mı asgari ücretten yatırmıştır. İtiraz etme şansınız yok malesef o zaman işe almıyorlar çünkü. Çalışma saatleri deseniz özel sektörde hiçbir firma 45 saat çalıştırmıyor. Cumartesi günleri tam gün fazladan çalıştırıyorlar ve bunları denetleyen hiçbir merci yok… Denetlense bile bi şekilde (anladınız sanırım) üstü kapatılıyor.”

‘Bakımlı bayan’

“Artık insanlıktan çıkmış robotlar ordusu gibi sadece iş var kendi hayatlarımız yok oldu. Biyonik hayatlar sürüyoruz bırakın eşimize dostumuza ailemize zaman ayırmayı çalışma saatlerinden dolayı kendimize bile zaman ayıramıyoruz ama yine de işverenlerimiz iş ilanı verirken ‘BAKIMLI BAYAN’ arıyorlar: Ne zaman bakacaksak kendimize! Bir gününüzün 8 saatini uyuyarak, 10 saatini işyerinde, 2 saatini işe gidip gelmelerde (serviste) harcıyorsunuz size kalıyor 4 saat yaşamınızda kendinize ait sadece 4 SAAT!!! Beni üzen asıl şey ne biliyor musunuz? Çalıştığınız ömrünüzü verdiğiniz o 10 saat için aldığınız ücret sadece faturalar için, kendinize kalan 4 saat için harcayacak paranız yok! Ve ne büyük bir İRONİ’dir ki bütün bunları bilmeme rağmen çok acil İŞE ihtiyacım var ve bütün şartları yine kabul edeceğim…”

Ve en büyük sorun

“En büyük sorunu yazıyorum şimdi: YAŞ. Dikkat ediniz bayan eleman ilanlarında mutlaka şu madde vardır: 35 YAŞINI AŞMAMIŞ! Ben şimdi 37 yaşındayım; emekliliğime 1,5 yıl var, bu 1,5 yılı doldursam bile devlet beni emekli etmiyor, bana diyor ki emekliliğini hakedeceksin, ama 50 yaşından önce emekli olamazsın! E peki benim 50 yaşıma daha 13 yıl var, bu 13 yılda işveren 35 yaşımı geçtiğim için iş vermiyor! Devlet de 20 yılımı doldurmama rağmen emekli etmiyor…”

Hürriyet İK





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir