Anasayfa / Şirket Haberleri / Karacabey toprağından yeni bir Sütaş doğuyor

Karacabey toprağından yeni bir Sütaş doğuyor




Karacabey toprağından yeni bir Sütaş doğuyor

Bursa’nın bereketli Karacabey topraklarından büyük bir gıda grubu daha doğuyor, Matlı Yem. Köklerinde Makedonya’dan başlayarak Selanik üzerinden Muradiye, Trabzon ve nihayet Karacabey’de noktalanan bir göç dramı olan Matlı Ailesi’nin bir asra yaklaşan tanın ve hayvancılıkla ilişkisi, üçüncü kuşakta dev bir gruba dönüştü. Matlı Gıda Grubu, 400 milyon lirayı bulan cirosu üe bugün yemden yumurtaya, Türkiye’deki gıda zincirinin en güçlü halkası olmak için yol alıyor.

karacabey sutas

Toprak bağlamından koparılmış bir ‘bereket’ tanımı kuşkusuz zayıf kalır. Bursa’nın Karacabey ilçesi ‘toprak-bereket’ kavramlarının belki de birbirini en iyi tamamladığı ilçelerden biri. Aklınıza gelebilecek her türlü tarım yapılır Karacabey’de. Hem de en verimlisinden. Buğdaysa buğday, mısırsa mısır, domatesse domates, soğansa soğan, şeftali ise şeftali… Uzayıp gider liste…

Tabii ki Türkiye bu anlamda birçok vaha ile dolu. Fakat yaklaşık 80 bin nüfuslu Karacabey’i bu vahalardan ayıran bir özelliği var. Karacabeyliler sahip oldukları bu doğal zenginliğin nimetlerinden faydalanırken, ilçelerinden bu tarımsal güce dayanarak çıkardıkları dev sanayi tesisleriyle de övünüyor.

KARACABEY’İN DEVLERİ

işte Sütaş… Bugün Türkiye’nin en güçlü süt ürünleri markası olmanın yanında, bu gücünü artık sınır dışına da taşımaya başladı. Nestle… Yıllardır bu bölgenin tarımsal alt yapısını kullanarak Türkiye’deki en büyük üretim tesislerinden birini orada konumlandırmış bulunuyor. Ülker, Golfün bir kısım üretimini ve lojistiğini orada yapıyor. Marmara Birlik’in en büyük tesisi boşuna bu ilçede değil.

Karacabey’de tarımın gücüne dayanarak, onu endüstriye dönüştüren ve bugüne kadar hiç ön plana çıkmamış bir dev daha var. O da Matlı Yem ve Gıda Grubu…

Matlı’nın hikayesi Karacabey’in küçük bir köyü olan Cambaz Köy’de Cumhuriyet’in mübadele yıllarında başlıyor. Grubun bugün yarattığı ve hiç de mütevazı denemeyecek ekosis-temine geçmeden önce, biraz o göç dramının yaşandığı yıllara gitmek gerekiyor.

MEKADONYA VE GÖÇ YOLLARI

Makedonya’da yaşayan dede Mustafa Matlı, Balkanların karışması üzerine Anadolu topraklarına biraz daha yakın olmak ister. Ailesini toplayıp Se-lanik’e yerleşir. Fakat 1920’li yılların başında buranın da giderek yaşanmaz olacağını düşünerek mübadele kapsamında dokuz çocuğuyla Anadolu’ya göçer, ilk yerleştirildikleri yer Van Muradiye’dir. Orada, aile mesleği olan hayvancılığı yapamayacaklarını düşünürler. Sonra Trabzon’a giderler hep birlikte. Orada da yapamazlar.

1920’lerin ortalannda Marmara’ya, Karacabey’e gelirler. Küçük bir köye yerleşirler. Bir süre sonra köy, adını bu ailenin mesleği olan hayvan ticaretinden alacaktır, işte böyle başlar Mat-lı’nın hikayesi….

SÜTAŞ’IN KURUCULARI

Dede Mustafa Matlı bir yandan hayvan ticareti ile uğraşırken, diğer yandan kalabalık ailesini geçindinnek için küçük bir mandıra da kurar Karacabey’de. ikinci Dünya Savaşı sonrasında, o zamanlar su kanallanndan taşımacılığın yapıldığı Karacabey Boğa-zı’ndan birçok tarımsal ürün deniz yolu ile hem İstanbul’a, hem de dış ülkelere gönderilmektedir. Dede Matlı bu ticareti yapan en büyük tüccarlardan biridir.

Çok ortaklı bir şirket olarak Sü-taş’ın ilk tohumlarının atıldığı yıllardır bu yıllar aynı zamanda. Matlı Ailesi de sonradan ayrılacakları bu yapıya ortak olur. Diğer yandan çocuklar da hem kendi mandıraları ile ve hem de artık yavaş yavaş Rusya ile ticaretin getirdiği fırsatla yem işiyle ilgilenmeye başlarlar.

TİCARETTEN ENDÜSTRİYE

Matlı’nın dokuz çocuğundan biri olan Ömer Matlı ailenin en girişimci isimlerinden biridir. Ticareti bir noktadan sonra büyük boyutlara taşır. Öyle ki 1970’li yıllara gelindiğinde Rusya’ya giden soğanın yüzde 80’ini neredeyse tek başına Karacabey’den kendisi göndermektedir. Matlı, yavaş yavaş aileden farklı işlere koyulur. Önce un, sonra çeltik, mandıra derken, 1980’li yılların başında bugünkü grubun asıl omurgasını oluşturan yem işine 1988 yılında girilir.

Grubun bugün başında olan Özer Matlı o zamanlar daha lise çağındadır. Fakat babasının gölgesi gibidir aynı zamanda. Çeltik fabrikasından aldığı pirinci daha o yaşta Bursa’nın pirinç bor-sasına götürüp bizzat satmaktadır. Bu arada yeme olan aşırı talep nedeniyle baba oğul kendilerine ait un fabrikasını yem fabrikasına çevirme kararı alırlar. Yem üretimi de bu şekilde başlar.

Tüccar Ömer Matlı, oğlunun sanayi işindeki becerisini görünce ailenin tüm endüstri işlerini gönül rahatlığıyla büyük oğlu ÖzerMatlı’ya bırakır. 1988 yılından itibaren, ailenin endüstri kolu daha 20’li yaşlarına dahi gelmemiş olan Özer Matlı üzerinden gitmeye başlar.

YEME ODAKLANDI

Başlarda büyükbaş hayvan yemiyle başlayan üretimin yanında devam eden mandıracılık işi, 1997 yılında baba Ömer Matlı’nın yaşamını yitirmesinin ardından yaşanan odaklanma so-runlan yüzünden tümüyle bırakılır. Artık tüm konsantrasyonunu yem üretimine veren Ömer Matlı için 2000’li yıllar ile birlikte büyük bir sıçrama dönemi başlar.



Gerçi 2001 yılındaki o büyük ekonomik krizden onlar da nasiplerini alır. Tüm endüstri ve iş kollan için olduğu gibi Matlı için de çok durgun ve zor bir dönemdir o yıllar. Fakat 2002 yılında büyük bir kırılma yaşanır. O zamanlar Karacatey’deki tek fabrikasında 40 kişi ile ayda 3 bin ton yem üreten Matlı, dış pazarlardan yem hammaddesi kanallarını açınca grup için de hızlı büyüme süreci başlar.

Bütün bu hikayeyi, Karacabey’de grubun yem ve yumurta tesisleri ile hayvancılık akademisini dolaşırken dinlediğimiz Özer Matlı o yılları şöyle anlatıyor: “Karadeniz ülkelerinden yem hammaddesi almaya başladık. Hem meslektaşlanmıza sattık bu ürünleri hem biz kullandık. Bu büyüme sürecimizi tetikledi.”

ARDI ARDINA FABRİKALAR

2005’e gelindiğinde İzmir’de bir fabrika yeri satın alınır. Karacabey’de tevsii yatırımlarla üretim 100 bin tonlara çıkmıştır ama yine de bazı bölgelerde talebe yetişmek sorun olur, ikinci fabrika İzmir’de açılacak diye düşünülürken bir anda Konya potaya girer ve 2007 yılında Konya yem fabrikası devreye alınır. İzmir 2009’da Konya’yı izler ve sonrasında 2010 yılında da Çorlu fabrikasında üretim başlar.

Halen dört fabrikasında yılda 920 bin ton hayvan yemi üretme kapasitesine sahip olan grup, 2013 yılında biri Samsun diğeri de Gaziantep’te açılacak iki fabrikasını daha devreye sokarak yıllık yem üretim kapasitesini 1 milyon 320 bin tona çıkaracak. Matlı, bu kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük yem üreticisi olan Denizlili Abalıoğlu Yem’in ardından ikinci sırada yer alıyor.

BÜYÜK HEDEFLERİ VAR

2012 yılında 508 bin ton büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yemi üreten Matlı Gıda Grubu’nun üretim hedefi, 2015’te 1 milyon ton, 2020’de de 2 milyon ton yem üretmek.

Madı Gıda Grubu bugün 550 kişiye istihdam sağlarken 2 bin tedarikçi ile de ticaret yapıyor. Grubun yem bayilerinin sayısı ise 400.

Madı Gıda Grubu 2012 yılında toplam 398 milyon TL ciro elde etti. Bu ciroda yem 300 milyon TL ile ilk sırayı alırken onu 50 milyon TL ile yumurta, 48 milyon TL ile de hammadde ticareti ve tarımsal üretim izliyor.

Grup halen yem üretimi, gıda üretimi, tam yağlı soya üretimi, mısır kurutma ve hammadde ticareti alanlarında faaliyet gösteriyor. Grubun ana şirketi Matlı A.Ş., İstanbul Sanayi Odası’nın 2012 yılında, 2011 yılı verileriyle yaptığı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmasında, 283 milyon 563 bin liralık net üretimden satış ile 276’ncı sırada yer aldı. Matlı A.Ş., bu listeye giren 33 Bursa şirketi arasında da 13’üncü sırada bulunuyor.

Özer Madı, grubun hedeflerini şöyle açıklıyor: “Biz Matlı olarak, orta vadede beyaz et ve kırmızı et ile süt ve süt ürünleri üretimine de başlayarak Türkiye’nin protein ihtiyacını karşılayan bir gıda gaıbu olacağız. Matlı Gıda Grubu hem hayvanları, hem de insanlan besleyerek, Türkiye’de besin zincirinin en güçlü halkası haline gelecek.”

3 YILDA 300 MİLYON LİRALIK YATIRIM, 5 BİN İSTİHDAM 

Matlı için önümüzdeki üç yıl tam bir yatırım dönemi olacak. Özer Matlı bunları şöyle sıralıyor:

■ “Yumurta ile ilgili viyöl tesisi kuracağız. Büyük tüketici olduğumuz için kendi viyolümüzü kendimiz üreteceğiz.

■ İkincisi; Matlı ile ilgili kendi enerjimizi karşılamak için rüzgar enerjisi yatırımı yapacağız.

■ Üçüncüsü yumurta ile ilgili gelişmeleri yakından izliyoruz. Otelcilik, catering geliştiğinden dolayı likit yumurta ile ilgili önemli bir yatırımı gündemimize alacağız.

■ Dördüncüsü süt fabrikası işimiz var. Dede mesleği bu işe geri döneceğiz. Bunu ya sıfırdan kendimiz yapacağız ya da bir satın alma ile bu işe geri döneceğiz. Karacabey’de süt fabrikası ile ilgili yerimiz hazır.

■ Bütün bu yatırımları üç yıl içinde realize edeceğiz ve yaklaşık 300 milyon liralık bir bütçe ayırdık bu işler için. Bütün bu yatırımların gerçekleşmesi halinde istihdamımız da 5 bin kişiye yaklaşacak.”

YUMURTANIN YENİ MARKASI: BURDAN

12 KÜMESTE GÜNDE 1.5 MİLYON YUMURTA: Matlı Gıda Grubu Nisan 2010’dan bu yana ‘Burdan Yumurta’ markası ile yumurta üretimine de girdi.

Grubun kurucusu Ömer Matlı’nın köyü Canbaz’da üst düzey üretim teknolojileri ve biogüvenlik tedbirleri ile toplam 300 bin metrekare arazi üzerinde kurulan modern tesislerde, 12 kümeste günde 1.5 milyon adet, yılda yaklaşık 500 milyon adet yumurta üretiliyor. 2013 yılı sonuna kadar iki kümes daha eklenecek olan tesisler böylelikle günlük 1 milyon 750 bin adet yumurta üretim kapasitesine ulaşacak. Nihai hedef ise 2015’de yılda 1 milyar adet, 2020’de de yılda 2 milyar adet yumurta üretmek.

YUMURTANIN YÜZDE 25İNİ İHRAÇ EDİYOR:Burdan Yumurta ihracatta da önemli bir aktör. İran ve Türkmenistan pazarları ile başlayan ve 2012 yılında 14 milyon TL düzeyinde gerçekleşen Burdan Yumurta’nın ihracatı bugün; Irak, Umman ve Azerbaycan pazarları ile sürüyor. Burdan Yumurta, üretiminin yüzde 25’ini ihraç ediyor. 2013 yılının ikinci yarısında Gaziantep’te yeni bir yem fabrikasını faaliyete geçirecek olan Matlı Gıda Grubu, bu tesis devreye girdikten hemen sonra yanına ikinci yumurta üretim tesisini kuracak. En geç 2014 yılında devreye girmesi planlanan ikinci yumurta üretim tesisi, tamamen Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetler’e ihracata dönük üretim yapacak. Burdan Yumurta’nın bir diğer ihracat pazarı hedefi ise AB ülkeleri olacak.

Asım Aslan / Ekonomist





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir