Anasayfa / Teknoloji / KOBİ’ler bulut teknolojisiyle nasıl büyür?

KOBİ’ler bulut teknolojisiyle nasıl büyür?




kobilere bulut teknolojisiMicrosoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray’ın katılımıyla gerçekleşen Microsoft Türkiye’nin düzenlediği “İşinizde Bulut Zirvesi” açılış panelinde bulut bilişimin sektöre katkıları ele alındı. Üç yönetici, KOBİ’lerin bulut teknolojisini kullanarak nasıl büyüdüğü ve büyüyebileceği üzerine değerlendirmeler yaptı.

Microsoft İşinizde Bulut Zirvesi, “Bulut Çağı’na Hazır mısınız?” sloganıyla 2 Nisan Salı günü Microsoft temsilcileri, iş ortakları ve iş dünyasının katılımıyla gerçekleşti. Gün boyu süren oturumlarda bilişim dünyası hızla ‘Bulut Çağı’na geçerken, Bulut Çağı’nın en güçlü temsilcilerinden Microsoft da Office 365, Windows Azure ve Windows Intune ürünlerini tanıttı.

Program çerçevesinde gerçekleştirilen açılış panelinde ise Microsoft Türkiye, Akbank ve Vodafone Türkiye yöneticileri, bilişim sektörünü ve ekonomiye katkılarını anlattı. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray’ın katılımlarıyla gerçekleşen panelde işletmeleri teknoloji ile büyütecek vizyon üç sektör açısından değerlendirildi.

Moderatörlüğünü NTV Ekonomi Müdürü Gökay Otyam’ın yaptığı panelde şunlar konuşuldu:

• Gökay Otyam (Moderatör): Microsoft Türkiye İşinizde Bulut Zirvesi’ne hepiniz hoş geldiniz. İzledik; eskiden bilim kurgu vardı. Artık bilim kurdu, biz de yaşıyoruz. Öncelikle bugün burada ne yapacağımızdan bahsetmek istiyorum. Bugün burada Türkiye ekonomisinin bel kemiği, sadece Türkiye değil, naçizane, ben de kendi ekonomi bilgime bağlı olarak şunu söyleyebilirim ki; biz Amerika ‘da,

Avrupa ’da, aslında büyük şirketleri belki biliyoruz ama ekonomiyi ekonomi yapan KOBİ’lerdir. Yani bir ekonominin can damarı kesinlikle KOBİ’lerdir. KOBİ’lerin nasıl büyüyeceğini ya da nasıl büyüdüğünü ele alacağız. Öncelikle panelde nelerimiz var, akışı sizlere bir aktarayım.

Burada bir güç birliğinden bahsedeceğiz. Bir panelimiz olacak ve çok değerli isimlerimiz var. Biraz önce de söylediğimiz gibi, KOBİ’lerin bulut teknolojisini kullanarak nasıl büyüdüğünü ve büyüyebileceğini burada sizlere anlatmaya çalışacağız. Ev sahipliğini yapan Microsoft Genel Müdürü Sayın Tamer Özmen, Vodafone Türkiye CEO’su Sayın Serpil Timuray ve Akbank Genel Müdürü Sayın Hakan Binbaşgil birazdan burada olacak ve kendileri konuyla ilgili bizleri bilgilendirecek. Daha sonra Microsoft ekibinden Microsoft bulut yaklaşımı ve müşterilerin başarı hikayelerine; hani burada bazı şeyler anlatılacak, biraz da teoride kalacak gibi ama işin pratik kısmını da sizlerle paylaşmış olacağız. Neler yaptılar, nasıl işlerini büyüttüler? Bu hikayeleri kendilerinden dinleyeceğiz. Bizim de tabii ki bazı sorularımız olacak.

Bugün burada güçlü bir birliktelikten bahsettik. Dünyanın en büyük yazılım ve servis şirketi Microsoft burada. Hemen onları da sizlerle paylaşalım. Biraz evvel de anons ettiğim gibi Türkiye’nin en güçlü bankalarından bir tanesi Akbank. Benim babam bir Osmanlı Bankası emeklisi ama biz küçükken hep Akbank’ın tiyatrolarına giderdik. O yüzden ayrıca bir sempatimizin olduğu bir banka ve Türkiye’ye gelmeden önce çok iyi bildiğimiz bir kurum,

Vodafone. Vodafone da dünyada telekom liderlerinden bir tanesi ve Vodafone’un CEO’su Sayın Serpil Hanım da bizlerle beraber olacak. Ben öncelikle günün ev sahibi Microsoft Genel Müdürü Sayın Tamer Özmen’i buraya davet edeyim. Tamer Bey yerinize geçmeden kısa bir şey söylemek ister misiniz?

• Tamer Özmen: Öncelikle buraya geldiğiniz için çok teşekkür etmek istiyorum. Bugün bizim için çok güzel bir gün. Gökay’ın da söylediği gibi Vodafone ve Akbank ile bugün bir ilki gerçekleştiriyoruz ve gün içinde şirketlerinizi nasıl daha da farklılaştırabilirsiniz; bu konuda çok ilginç şeyler öğreneceksiniz gibime geliyor. Tekrar teşekkürler, hoş geldiniz.

• Gökay Otyam (Moderatör): O zaman ben sizi yerinize alayım. Şimdi çok zarif ve başarılı bir hanımefendiyi buraya davet edelim. Vodafone Türkiye CEO’su Sayın Serpil Timuray. Ve Akbank Genel Müdürü Sayın Hakan Binbaşıgil’i de yerine alıyoruz. Tamer Bey, sizinle başlayalım. Ev sahibi olarak çok kısa bir girizgah yaptınız ama burada daha çok KOBİ’lerden değerli katılımcılarımız var. Türkiye’nin büyümesinde, işletmelerin oynadığı rolle başlayalım isterseniz.

Tamer Özmen: Öncelikle ben, şu KOBİ lafına bir değineyim. Benim kız kardeşimin eşinin bir şirketi var. 150 milyon dolar ciro yapıyor. Biz ona KOBİ diyoruz ve çok bozuluyor KOBİ dediğim zaman. “Ben KOBİ değilim, 150 milyon dolar ciro yapıyorum” diyor. Onun için ben KOBİ lafını kullanmaktan çok hoşlanmıyorum. İşletmeler diyeceğim; büyük ve küçük işletmeler. İki konu çok önemli bir hale geldi. Birincisi dünya, son 10 yıl içerisinde çok ciddi şekilde değişti. Teknoloji hayatımızı farklı bir yere getirdi. Biraz sonra Serpil Hanım ve Hakan Bey de bahsedecektir; hayatımızda çok önemli dört tane trend olmaya başladı. Bunlardan bir tanesi mobil telefonlar. Mobilite dediğimiz kavram. Artık herkesin bir mobil telefonu var ve bu mobil telefonlar sadece mobil telefonlar olmakla kalmıyor, akıllı telefon dediğimiz, neredeyse bilgisayarın telefona indiği telefonlar haline geliyor.



İkincisi sosyal medya. Sosyal medya da hayatımızı çok değiştirdi. Sabah kalktığımızda artık elimiz ilk olarak telefona gidiyor. Hemen telefonda haberleri sosyal medyada okuyoruz. Ondan sonra sosyal ağların içerisindeyiz. Bununla beraber muazzam bir veri patlaması oldu. Buna büyük veri diyoruz. Artık rakamlarla tarif edemeyeceğimiz derecede, trilyonlarca büyüklükte bir büyük veriden bahsediyoruz ve bunların hepsinin arkasında ‘bulut’ var. Bulut, bir orkestra şefi gibi bunların hepsini yönetiyor. Şimdi böyle değişen bir dünyada müşterilerimiz de değişmeye başladı. Müşterilerimiz de artık bugün her şeye çok farklı bir şekilde ulaşıyor. Bizim de şirketler olarak, bu değişen şirketlerin beklentilerini karşılamamız lazım. O açıdan, müşterilerimiz değişiyor. Müşterilerimizin değişmesi bizi değişmeye zorluyor. Bunun için işletmeler için en önemli konulardan bir tanesi o. Müşterilerim benden ne bekliyorlar? Bu soruya çok iyi cevap vermek lazım. İkinci konu rekabet. Biliyorsunuz Türkiye’nin çok önemli hedefleri var. Bunlardan bir tanesi, diyoruz ki önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünyanın ilk 10 ülkesinden biri haline geleceğiz. Bu çok büyük bir hedef ve 10 ülke dediğiniz zaman konuştuğumuz ülkeler ABD, İngiltere,

Rusya, Çin, Brezilya gibi şu anda burada sıralaması bizden daha yukarıda olan ülkeler. Bizim çok büyük bir atılım yaparak bu 10 ülke arasına girmemiz lazım. Çok fazla bir zamanımız yok.

10 yıl var önümüzde ve bunu yapabilmek için teknoloji olmazsa olmazlardan bir tanesi. Artık teknolojinin en yenisi değil en iyisi olması gerekiyor ve şirketlerin teknolojiyi çok iyi kullanması gerekiyor. Bunu kullanabilirlerse ne yapıyorlar? Rekabet edebilmeye başlıyorlar. Çünkü bugün Brezilya’ya baktığımız zaman, Brezilya’nın bilişim teknolojileri sektörü Türkiye’nin altı katı büyüklüğünde gayrisafi milli hasılaları karşılaştırırsanız. Rusya’ya baktığımızda Rusya’nınki dört katı büyüklükte. Buradaki şirketler bilişim teknolojilerine bizden daha fazla yatırım yapıyor. Bunu yaptıkları zaman ne oluyor? Daha iyi kalitede malları daha iyi bir şekilde üretip, rekabet edebilmeye başlıyorlar.

Şimdi şirketlerimiz için burada iki tehdit var. Bir iç pazar tehdidi var çünkü Türkiye artık çok gelişen bir ülke oldu. İç pazarda da çok farklılık yaratmak gerekiyor. Çünkü herkes aynı şekilde rekabet ediyor. İç pazardan dış pazara çıktığımız zaman daha da farklı bir rekabete girmek gerekiyor. Burada sıradanlık ekonomisi dediğimiz bir ekonomi var. Yani siz herkesin ürettiği malı üretiyorsanız bir şekilde fiyatınız gittikçe düşmeye başlıyor. Bir şekilde sıradanlık ekonomisinden katma değer ekonomisine çok iyi geçmek lazım. Onun için teknoloji de burada en önemli konulardan bir tanesi. Şimdi baktığımız zaman değişen müşteriler, rekabet eden bir Türkiye, burada teknolojinin önemi çok farklı bir yere geliyor ve Türkiye’deki orta ve küçük boylu işletmeler, Türkiye’deki istihdamın çok büyük bir kısmını teşkil ediyorlar.

İstihdamın çok büyük bir kısmını teşkil ettikleri için Türkiye ekonomisine katkıları çok fazla. Bu şirketler büyüdükleri zaman Türkiye’nin ekonomisi de çok fazla büyüyecek. Bulut ve bizim bugün anlatacağımız Office 365 ürünüyle biz bu şirketleri tamamıyla buluta taşıyoruz ve bunu yaparken de bu hem çok kolay oluyor hem şirket arasındaki çalışma çok verimli hale geliyor. Aynı zamanda bu çok düşük bir maliyetle yapılmaya başlıyor. Ayda 7 TL 20 kuruştan başlayan kişi başı paketler var. Günde bir çay fiyatına geliyor. Bununla teknolojinin en yenisine ulaşabiliyorsunuz. Bugün bütün Türkiye’deki en büyük şirketlerin, büyük yatırım yaparak kurdukları sistemlere siz Office 365 ve Bulut sayesinde çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Bunu yaparken de şirketiniz çok farklı bir yere geliyor. Ben bir örnek kullanıyorum; Türkiye’ye üç yıl önce dünyanın en büyük telekom operatörlerinden birinden transfer oldum. Onlar Microsoft’un 10 yıl önce çıkardığı bir işletim sistemini kullanıyorlardı XP adlı. Microsoft’ta, o zaman geldiğimde Windows 7 ürünlerini kullanıyorduk. Bir anda o 10 yıl, sanki 25 yıl fark gibi geldi bana. Yani şirket içinde çalışma ve verimin artması anlamında. Bu ancak bir şekilde dokununca, el değince, görünce yaşanan bir konu. Umarım bugün şirketlere bir “teknolojiden korkmanıza gerek yok” kavramını anlatabileceğiz. İki, teknoloji artık bu programlar sayesinde çok iyi bir maliyetle alınacak duruma geldi. Rekabet edebilmek için siz kendi işinize odaklanın, teknolojiyi bilmek zorunda değilsiniz ama bu sistemler bir şekilde sizi çok daha farklı bir yere getiriyor.

• Gökay Otyam (Moderatör): Başka sorularım da olacak. Ev sahibi olarak yine sizden devam edersem, bu üç büyük değerli şirket neden burada bir arada şu anda?

• Tamer Özmen: Microsoft olarak Türkiye’deki bilişim teknolojileri sektörü 10 milyar dolarlık bir sektör. Microsoft bu sektörün 4,5 milyar dolarlık bir ekosistemini yönetiyor. Türkiye’de 150 bin tane iş ortağı ile çalışıyor. Neredeyse bütün sektörün yarısı Microsoft tarafından bir şekilde yönlendiriliyor. Bu anlamda biz Microsoft olarak bize çok büyük bir sorumluluk düştüğünü düşünüyoruz. Türkiye gelişmesine, farklı teknoloji ile gelecekse bizim bu algıyı yerleştirmemiz lazım. Şirketleri buraya hazırlamamız lazım.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir